bugün
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- kolye142
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması9
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi9
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod5
- konya denilince akla gelenler4
- pizza bira ikilisi6
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver12
- sözlük elden gidiyor4
- asla evlenilmeyecek erkekler7
- boykot dedektifi2
- cep telefonu17
- erlik5
- nokia16
- chatgpt'nin sorunu ne2
- fuck bahçeli tişörtü2
- günün sözü6
- rüzgar12
- 13 cuma'nın köklerine dönüş2
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- bal10
- lale14
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları4
- var olmak için ne yaptınız13
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması2
- pazar günleri ekmek almak3
- pazar günü erken kalkmak3
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- evi ev yapan şeyler14
- kaplan17
- bileklik19
- yogartiksen39
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- fil9
- aslan15
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- kader4
- billie eilish'in memeleri7
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- kuş5
- at6
- sevgili nedir7
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- kim kimi neden sevmiyor14
- gül7
esra özkan yazmış. kim yönetmiş bilmem;
Onu ilk gördüğümde oldukça çirkin gelmişti gözüme.
Küçücük bir et yumağı gibiydi. Henüz birkaç haftalıktı.
Biraz büyüyüp palazlanınca bizim olacaktı.
Şimdi annesine ihtiyacı vardı. Babası ve annesi inanılmaz
güzellikte mavi tüylere sahiptiler. Ondan önceki yavru ise
müthiş bi eflatun renginde idi. Meraklanıyorduk. Acaba
bizim muhabbet kuşumuz ne renk olacaktı...
Karbeyazdı. Doğduğunda aylardan Ağustos'tu.
Bize geldiğinde ise Ekim. Eşime doğum günü
armağanıydı o. Oldum olası severdi kuşları.
Hemen kafeslerin en güzeli, yemlerin en kalitelisi
bulundu, alındı. Ben özgür bir ruhun hapsedilmesine
karşıydım hep. Bu, kuş bile olsa, salarım diyordum.
Salarsan ölür, kargalara yem olur. Hayatta kalması için
bu gerekli deyip ikna ettiler. Erkek dedi, bize onu
veren arkadaşımız bizde ona isimler aramaya başladık.
Her ismi söylüyor tepkisini bekliyorduk.
Karbeyazdı. Albino imiş cinsi. Pamuk dedik yok,
kardelen dedik yok. Yusuf dedi eşim. Tepki verdi.
Ben, olamaz derken yeniden ve yeniden.
Adı Yusuf oldu kuşumuzun. Koca Yusuf.
Bir kuşa verilecek en garip ad.
Aylar geçtikce onu konuşturmaya uğraştık durduk
Sonunda oldu. ilk sözü cici babacık, ardından
aşkım, canım ve şimdi hatırlayamadığım bir çoğu.
Bize öyle alışmıştı ki, cam açık bile olsa uçmaz
gezinirdi evde. O bizim akıllı kuşumuzdu.
iki yıl olmuştu evimize neşe katalı, bir gün ben
hamile olduğumu öğrendim. Her türlü riske karşı
onunla aynı ortamda bulunmamalıydım.
Anneme gönderdik içimiz acıyarak. Doğumdan
sonra ise dayım istedi onu. Dayım yalnız yaşardı.
Bana arkadaş olur. demişti. Öyle de oldu.
Kelimelerine bir de dayıcık eklenmisti şimdi.
Dayım mutlu, o mutlu Çınarcık'ta yaşıyorlardı.
Bir gün beni arayıp Yusuf ile marketten geldik dedi.
Hem kafes, hem alış-veriş zor değl mi dedim.
Ne kafesi Yusuf gömlek cebimde gittik geldik. Biz
aylardir böyle dolaşıyoruz. O benim oğlum dedi.
Mutlu olmuştum. Eşim de ben de oğlumuzun
doğumuyla pek aramaz olmustuk Yusuf'u.
O geceye kadar iyiydi herşey. O gece 03:02'ye kadar.
Açık olan pencereden kaçabilecekken buna
imkânı varken kaçmayan o kuş sarsıntı ile harabeye
dönen evde ölümü seçmişti yeni sahibi ile.
Bu cins kuşların depremi çok önceden hissettiklerini
öğrendim sonradan. Son görüşmemizde Dayım
Yusuf bugün deli gibi bir içeri bir dışarı uçup uçup
duruyor demişti. Anlamış sahibini uyarmak istemişti.
Ama kim depremi düşünüyordu ki, kimin aklina geliyordu.
Ve Yusuf gitmemişti, bırakmamıştı sahibini.
Koyun koyuna buldular onları sonra.
Dayım ve cebinde Yusuf.
Onu ilk gördüğümde oldukça çirkin gelmişti gözüme.
Küçücük bir et yumağı gibiydi. Henüz birkaç haftalıktı.
Biraz büyüyüp palazlanınca bizim olacaktı.
Şimdi annesine ihtiyacı vardı. Babası ve annesi inanılmaz
güzellikte mavi tüylere sahiptiler. Ondan önceki yavru ise
müthiş bi eflatun renginde idi. Meraklanıyorduk. Acaba
bizim muhabbet kuşumuz ne renk olacaktı...
Karbeyazdı. Doğduğunda aylardan Ağustos'tu.
Bize geldiğinde ise Ekim. Eşime doğum günü
armağanıydı o. Oldum olası severdi kuşları.
Hemen kafeslerin en güzeli, yemlerin en kalitelisi
bulundu, alındı. Ben özgür bir ruhun hapsedilmesine
karşıydım hep. Bu, kuş bile olsa, salarım diyordum.
Salarsan ölür, kargalara yem olur. Hayatta kalması için
bu gerekli deyip ikna ettiler. Erkek dedi, bize onu
veren arkadaşımız bizde ona isimler aramaya başladık.
Her ismi söylüyor tepkisini bekliyorduk.
Karbeyazdı. Albino imiş cinsi. Pamuk dedik yok,
kardelen dedik yok. Yusuf dedi eşim. Tepki verdi.
Ben, olamaz derken yeniden ve yeniden.
Adı Yusuf oldu kuşumuzun. Koca Yusuf.
Bir kuşa verilecek en garip ad.
Aylar geçtikce onu konuşturmaya uğraştık durduk
Sonunda oldu. ilk sözü cici babacık, ardından
aşkım, canım ve şimdi hatırlayamadığım bir çoğu.
Bize öyle alışmıştı ki, cam açık bile olsa uçmaz
gezinirdi evde. O bizim akıllı kuşumuzdu.
iki yıl olmuştu evimize neşe katalı, bir gün ben
hamile olduğumu öğrendim. Her türlü riske karşı
onunla aynı ortamda bulunmamalıydım.
Anneme gönderdik içimiz acıyarak. Doğumdan
sonra ise dayım istedi onu. Dayım yalnız yaşardı.
Bana arkadaş olur. demişti. Öyle de oldu.
Kelimelerine bir de dayıcık eklenmisti şimdi.
Dayım mutlu, o mutlu Çınarcık'ta yaşıyorlardı.
Bir gün beni arayıp Yusuf ile marketten geldik dedi.
Hem kafes, hem alış-veriş zor değl mi dedim.
Ne kafesi Yusuf gömlek cebimde gittik geldik. Biz
aylardir böyle dolaşıyoruz. O benim oğlum dedi.
Mutlu olmuştum. Eşim de ben de oğlumuzun
doğumuyla pek aramaz olmustuk Yusuf'u.
O geceye kadar iyiydi herşey. O gece 03:02'ye kadar.
Açık olan pencereden kaçabilecekken buna
imkânı varken kaçmayan o kuş sarsıntı ile harabeye
dönen evde ölümü seçmişti yeni sahibi ile.
Bu cins kuşların depremi çok önceden hissettiklerini
öğrendim sonradan. Son görüşmemizde Dayım
Yusuf bugün deli gibi bir içeri bir dışarı uçup uçup
duruyor demişti. Anlamış sahibini uyarmak istemişti.
Ama kim depremi düşünüyordu ki, kimin aklina geliyordu.
Ve Yusuf gitmemişti, bırakmamıştı sahibini.
Koyun koyuna buldular onları sonra.
Dayım ve cebinde Yusuf.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar