bugün
- arkadaşlar hesabı silicem14
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan11
- yılmaz güney7
- tai lung33
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız18
- açık eksi oy4
- velvet23
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- gocu'nun gerçekten komik biri olması4
- aleksey batrakov5
- rafael leao27
- habire123
- öldükten sonra arkada bırakılacaklar2
- başbirader bey3
- türkiye22
- koala'nın tahammülsüz tipleri ifşalaması olayı4
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı2
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı4
- hilal yelekçi2
- sarapci koala71
- seçim akşamı chp genel merkezi5
- akepenin imamoğlu ndan bu kadar korkma nedeni4
- sosyal demokrat3
- önüne gelene faşist demek3
- saygıdeğer yazarlar saygıdeğer biraderdirler2
- kapadokya26
- günün sözü23
- antipanik9
- bir şey söyle3
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak6
- saat3
- hewal ebo2
- ümit özdağ4
- idris naim şahin3
- sözlüğün mal gibi olması2
- memduh bashgan2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı2
- aktroller5
- sözlük yazarlarının saatleri8
- sabah namazına kalkmayı unutan ateist3
- yüksek enflasyon3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
- kulak çınlaması2
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar3
- akp seçimi kazanınca kalp krizi geçirecek yazarlar4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- çaresizliği iliklere kadar hissetmek3
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye5
"keşke doğmamış olsaydım" hissinin, insanın daha çok doğum günlerinde vuku bulması tesadüf müdür, bilmiyorum.
acaba ben olmasaydım çevremde neler değişirdi, ya da değişir miydi mesela... benim eksikliğim çevreye ne katardı ya da çevreden ne götürürdü... ailem, dostlarım, sevdiğim ve beni seven insanlar... herhalde çok bir şey kaybetmezlerdi diyorum kendi kendime, ne kaybedecekler?!
hiç olmamış birinin eksikliğini ne kadar hissedebilirsiniz ki yani?
* * *
çok!
o hiç olmayan birisi gelse de dertleri bölüşsek, leylak kokulu bahçemiz olsa, pazar kahvaltılarımıza sezen aksu eşlik etse, sokak hayvanlarını beraber doyursak diye beklemedim dersem yalan söylemiş olurum.
ama insan, kader denen beyaz kağıda sütle yazılmış o yazının önüne geçemiyor galiba, uğraşsa da geçemiyor. değiştirdim sandığımız şeylerin bile tarafımızca değiştirileceği kaderimizde evveliyattan yazılı iken, alın yazısı dediğimiz o şeye insan sadece boyun eğebiliyor, tahammül edebiliyor. daha doğrusu bundan başka bir çıkar yolun olmadığını kabulleniyor.
hak ettiğini düşündüğün şeyleri yaşayamadığın yerde, hak etmediklerinden ise kafa kaldıramıyor duruma gelebiliyorsun ama elinde sabırdan başka bir şey bulamıyorsun bazen.
* * *
neyse... insanların ekseriyetinin mutluluğu tattığı, sevenlerince de mutlu edildiği bu özel günler nedense bende bir boşluk gibi... ve hep olduğu gibi...
sosyal medya platformlarının hatırlatmaları vesilesiyle kutlanan doğum günleri, her tarafından samimiyetsizlik akan o matbu evrak gibi mesajlar...
tabi madem samimiyetsizlikten bahsettim, samimiyetsiz doğum günü dileğinde bulunmasam olmaz! an itibariyle bir yaş daha yaşlandım, sanırım yeni yaşımdan isteğim hep olduğu gibi yalnız ve sadece köpeğimle geçireceğim bir hayat... aslında bir kız çocuğum olsun isterdim ama sadece o olsun, annesi hayatımıza hiç müdahil olmasın isterdim herhalde!*
* * *
yukarıda yazdığım depresif hezeyanlara taban tabana zıt olan şu notu hayatımın bir köşesine (her ne olursa olsun) bırakmak geldi içimden; ne kadar bıkkın olsa da dünya, sevgi denen şeyden hiç vazgeçmemek lazım.
ömrüm bunu görmeye vefa eder mi bilmiyorum ama; maskeler düşecek ve gerçek sevgi bir gün mutlaka kazanacak. umarım!
acaba ben olmasaydım çevremde neler değişirdi, ya da değişir miydi mesela... benim eksikliğim çevreye ne katardı ya da çevreden ne götürürdü... ailem, dostlarım, sevdiğim ve beni seven insanlar... herhalde çok bir şey kaybetmezlerdi diyorum kendi kendime, ne kaybedecekler?!
hiç olmamış birinin eksikliğini ne kadar hissedebilirsiniz ki yani?
* * *
çok!
o hiç olmayan birisi gelse de dertleri bölüşsek, leylak kokulu bahçemiz olsa, pazar kahvaltılarımıza sezen aksu eşlik etse, sokak hayvanlarını beraber doyursak diye beklemedim dersem yalan söylemiş olurum.
ama insan, kader denen beyaz kağıda sütle yazılmış o yazının önüne geçemiyor galiba, uğraşsa da geçemiyor. değiştirdim sandığımız şeylerin bile tarafımızca değiştirileceği kaderimizde evveliyattan yazılı iken, alın yazısı dediğimiz o şeye insan sadece boyun eğebiliyor, tahammül edebiliyor. daha doğrusu bundan başka bir çıkar yolun olmadığını kabulleniyor.
hak ettiğini düşündüğün şeyleri yaşayamadığın yerde, hak etmediklerinden ise kafa kaldıramıyor duruma gelebiliyorsun ama elinde sabırdan başka bir şey bulamıyorsun bazen.
* * *
neyse... insanların ekseriyetinin mutluluğu tattığı, sevenlerince de mutlu edildiği bu özel günler nedense bende bir boşluk gibi... ve hep olduğu gibi...
sosyal medya platformlarının hatırlatmaları vesilesiyle kutlanan doğum günleri, her tarafından samimiyetsizlik akan o matbu evrak gibi mesajlar...
tabi madem samimiyetsizlikten bahsettim, samimiyetsiz doğum günü dileğinde bulunmasam olmaz! an itibariyle bir yaş daha yaşlandım, sanırım yeni yaşımdan isteğim hep olduğu gibi yalnız ve sadece köpeğimle geçireceğim bir hayat... aslında bir kız çocuğum olsun isterdim ama sadece o olsun, annesi hayatımıza hiç müdahil olmasın isterdim herhalde!*
* * *
yukarıda yazdığım depresif hezeyanlara taban tabana zıt olan şu notu hayatımın bir köşesine (her ne olursa olsun) bırakmak geldi içimden; ne kadar bıkkın olsa da dünya, sevgi denen şeyden hiç vazgeçmemek lazım.
ömrüm bunu görmeye vefa eder mi bilmiyorum ama; maskeler düşecek ve gerçek sevgi bir gün mutlaka kazanacak. umarım!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar