bugün
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını22
- diktatör erdoğan13
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı81
- kankam dediğiniz için entryniz silinmiştir5
- arkadaşlar size bi soru sorucam44
- hala yağmur yağması4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak2
- arkadaşlar dediğiniz niçin entryiniz silinmiştir2
- işteyken sohbet için yanına yanlayan eleman4
- konyalıların özellikleri2
- özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir2
- sözlükteki galatasaraylılar12
- şahsım dahil kimse eleştirilemez değildir5
- victor osimhen12
- istanbul havalimanı2
- brent petrolün varili 106 10 dolar2
- kendini sevmek6
- almanya da taciz iddiasıyla robota el konulması3
- marksizm bu topraklarda biterse dünyada biter5
- dem terör partisi11
- beyoğlu5
- gece nöbetten çıkınca eve gidip uyumak4
- herkes istediği yazarı yazsın19
- erkeği karizmatik gösteren şeyler17
- kısa boylu olmak7
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- göbeklitepeyi uzaylıların yaptığı gerçeği5
- s'i l v'e r m'i s t16
- silvermist10
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- simko329
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- kedi öldürmek suçsa sinek öldürmek de suçtur4
- halk tv'ye tmsf kayyımı ve 11 gözaltı2
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- ilham aliyev28
- sözlükteki sivassporlu yazarlar2
- trump'ın erdoğan'dan yemen için asker istemesi5
- yüksek enflasyon17
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum12
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- ofsaytımsı vol 220
- çok azdım porno izliyorum4
- yavuz sultan selim16
- keşke benim olsa denilen yazarlar9
- bekar erkeklerin en büyük neşesi8
- beni neden sevmediniz8
- sözlük kızlarının kombinleri43
- herkesin tavsiye verdiği insan5
- evladım şu tc'yi girsene3
"keşke doğmamış olsaydım" hissinin, insanın daha çok doğum günlerinde vuku bulması tesadüf müdür, bilmiyorum.
acaba ben olmasaydım çevremde neler değişirdi, ya da değişir miydi mesela... benim eksikliğim çevreye ne katardı ya da çevreden ne götürürdü... ailem, dostlarım, sevdiğim ve beni seven insanlar... herhalde çok bir şey kaybetmezlerdi diyorum kendi kendime, ne kaybedecekler?!
hiç olmamış birinin eksikliğini ne kadar hissedebilirsiniz ki yani?
* * *
çok!
o hiç olmayan birisi gelse de dertleri bölüşsek, leylak kokulu bahçemiz olsa, pazar kahvaltılarımıza sezen aksu eşlik etse, sokak hayvanlarını beraber doyursak diye beklemedim dersem yalan söylemiş olurum.
ama insan, kader denen beyaz kağıda sütle yazılmış o yazının önüne geçemiyor galiba, uğraşsa da geçemiyor. değiştirdim sandığımız şeylerin bile tarafımızca değiştirileceği kaderimizde evveliyattan yazılı iken, alın yazısı dediğimiz o şeye insan sadece boyun eğebiliyor, tahammül edebiliyor. daha doğrusu bundan başka bir çıkar yolun olmadığını kabulleniyor.
hak ettiğini düşündüğün şeyleri yaşayamadığın yerde, hak etmediklerinden ise kafa kaldıramıyor duruma gelebiliyorsun ama elinde sabırdan başka bir şey bulamıyorsun bazen.
* * *
neyse... insanların ekseriyetinin mutluluğu tattığı, sevenlerince de mutlu edildiği bu özel günler nedense bende bir boşluk gibi... ve hep olduğu gibi...
sosyal medya platformlarının hatırlatmaları vesilesiyle kutlanan doğum günleri, her tarafından samimiyetsizlik akan o matbu evrak gibi mesajlar...
tabi madem samimiyetsizlikten bahsettim, samimiyetsiz doğum günü dileğinde bulunmasam olmaz! an itibariyle bir yaş daha yaşlandım, sanırım yeni yaşımdan isteğim hep olduğu gibi yalnız ve sadece köpeğimle geçireceğim bir hayat... aslında bir kız çocuğum olsun isterdim ama sadece o olsun, annesi hayatımıza hiç müdahil olmasın isterdim herhalde!*
* * *
yukarıda yazdığım depresif hezeyanlara taban tabana zıt olan şu notu hayatımın bir köşesine (her ne olursa olsun) bırakmak geldi içimden; ne kadar bıkkın olsa da dünya, sevgi denen şeyden hiç vazgeçmemek lazım.
ömrüm bunu görmeye vefa eder mi bilmiyorum ama; maskeler düşecek ve gerçek sevgi bir gün mutlaka kazanacak. umarım!
acaba ben olmasaydım çevremde neler değişirdi, ya da değişir miydi mesela... benim eksikliğim çevreye ne katardı ya da çevreden ne götürürdü... ailem, dostlarım, sevdiğim ve beni seven insanlar... herhalde çok bir şey kaybetmezlerdi diyorum kendi kendime, ne kaybedecekler?!
hiç olmamış birinin eksikliğini ne kadar hissedebilirsiniz ki yani?
* * *
çok!
o hiç olmayan birisi gelse de dertleri bölüşsek, leylak kokulu bahçemiz olsa, pazar kahvaltılarımıza sezen aksu eşlik etse, sokak hayvanlarını beraber doyursak diye beklemedim dersem yalan söylemiş olurum.
ama insan, kader denen beyaz kağıda sütle yazılmış o yazının önüne geçemiyor galiba, uğraşsa da geçemiyor. değiştirdim sandığımız şeylerin bile tarafımızca değiştirileceği kaderimizde evveliyattan yazılı iken, alın yazısı dediğimiz o şeye insan sadece boyun eğebiliyor, tahammül edebiliyor. daha doğrusu bundan başka bir çıkar yolun olmadığını kabulleniyor.
hak ettiğini düşündüğün şeyleri yaşayamadığın yerde, hak etmediklerinden ise kafa kaldıramıyor duruma gelebiliyorsun ama elinde sabırdan başka bir şey bulamıyorsun bazen.
* * *
neyse... insanların ekseriyetinin mutluluğu tattığı, sevenlerince de mutlu edildiği bu özel günler nedense bende bir boşluk gibi... ve hep olduğu gibi...
sosyal medya platformlarının hatırlatmaları vesilesiyle kutlanan doğum günleri, her tarafından samimiyetsizlik akan o matbu evrak gibi mesajlar...
tabi madem samimiyetsizlikten bahsettim, samimiyetsiz doğum günü dileğinde bulunmasam olmaz! an itibariyle bir yaş daha yaşlandım, sanırım yeni yaşımdan isteğim hep olduğu gibi yalnız ve sadece köpeğimle geçireceğim bir hayat... aslında bir kız çocuğum olsun isterdim ama sadece o olsun, annesi hayatımıza hiç müdahil olmasın isterdim herhalde!*
* * *
yukarıda yazdığım depresif hezeyanlara taban tabana zıt olan şu notu hayatımın bir köşesine (her ne olursa olsun) bırakmak geldi içimden; ne kadar bıkkın olsa da dünya, sevgi denen şeyden hiç vazgeçmemek lazım.
ömrüm bunu görmeye vefa eder mi bilmiyorum ama; maskeler düşecek ve gerçek sevgi bir gün mutlaka kazanacak. umarım!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar