bugün
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- kolye142
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- mesihin inişi4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı4
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- ısmet gurbuz parise gitti mi sorunsalı4
- kadın yazar nickleri4
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- hayrına karpuz dağıtmak4
- ayağı olan kadının amacı4
- bir sigaradan çıkan siyah pislik4
- fransa11
- karton toplayan çocuğun aslında zengin olması4
- türk esnafı4
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- eskişehir de motosikletliye 258 bin lira ceza2
- ayak fetişizmini kötü bir şey sanmak3
- coşkuyla sabunlanan pipi2
- türk kahvesi olması kürt kahvesi olmaması2
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- bik bik'in kraliçe olması10
- buz denizine dökülen foseptik2
- doğu türkistan4
- hz isa ve havarileri2
- sarı tekerin yazar olamaması9
- kahve içmeden ayılamam terör örgütü2
- engineer283
- yahudi2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- usualsuspects'in ayağı6
- cep telefonu22
- kafein2
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi7
- misafir gelince odaya kacmak4
- erkek aslan3
- nokia20
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlük resim problemi3
- hacker saldırısı gazileri8
- columbia3
- peynir dolgulu jalapeno5
- usualsuspects aslan parçası4
- ford mondeo vs volkswagen passat3
- futbol20
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
amacının, "yolsuzluğu kim yapıyor?", "yolsuzluk yapılıyor mu?" gibi soruların cevabının verilmesinin olduğu yüzleşmedir.
sadece bir konu üzerine konuşulup bitmek zorunda kalmıştır ama görünüyor ki, yolsuzluk vardır ve bunu tek taraf yapmamıştır. ankara'dan(diğer kentlerde tabii) gelmiş geçmiş belediyelerin çoğu(hatta tümü) yolsuzluğu çeşitli yöntemlerle, hatta hatta bazen aynı yöntemlerle yapmışlardır. bunu nereden anlıyoruz? bunu, iki tarafında cevapsız kalan onlarca sorusundan anlıyoruz.
sorular hep cevapsız kaldı ama inanıyorum ki, her zaman olduğu gibi halk yanıtları görmüştür. ancak şöyle bir değerlendirme yapmak gerekirse, bu tür vs.li diyaloglarda genelde kazanan, ön plana çıkan bir kimse gösterilir. bu da halkın gözünde kesinliklikle kılıçdaroğlu olmuştur. sebebi de, melih gökçek'in tartışma kültüründen uzak oluşu ve soruları engellemesidir.
melih gökçek diyor ki; "sorularıma cevap verin."
peki gökçek, kılıçdaroğlunun yönelttiği soruların kaçına yanıt verebildi. yaptığı tek şey, cevap veremediği soruların fazlalaşmasını engellemekti ve bunu, oturumu yarıda kestirerek başarmış oldu.
yine gökçek diyor ki; "konunun başka yerlere gelmesine izin vermem."
madem böyle bir şeyi uygun görmüyordu gökçek, o zaman yanında belge olarak neden o kadar konu dışı iddaa getirdi. kılıçdaroğlu'nun da dediği gibi, neden diğer sorulardan korktu. hatta sorular, "diğer soru" niteliğinde bile değilken.
melih gökçek, herşeyden yoksun olduğu gibi tartışma kültüründen de yoksun olduğu için bu oturum yarıda kalmıştır ama bunu gökçek'in izlemiş olduğu bir strateji olarakta görebiliriz. normal şartlar altında soru sorulur ve cevap gelmezse, cevap veremiyorsunuz der geçilir ve uğur dündar'ın da dediği gibi bu soru ve cevabın veya cevapsız sorunun yorumunu halk yapacaktır ve önemli olan da zaten halkın yapacağı yorumdur. neden 1-2 soru da bu kadar takılma oldu merak içerisindeyim doğrusu.
sorular cevapsızdı, ne kılıçdaroğlu'nun ne de gökçek'in vereceği cevap vardı. somut örnekle açıklamak gerekirse; futbol'da bir altın kural vardır. hücumunuz çok iyi olabilir ama defansınız kötüyse, kaybedersiniz. bugün iki tarafta iyi saldırdı lakin ikisinin de müdafaası eksikti. yalnız 2-3 sorunun cevabını yarım yamalak verme şansı buldular. evet bu bir şanstı, çünkü melih gökçek'in susması, allah'ın bir lütfu gibiydi adeta. kafamı dinledim o sıralarda.
uzun lafın kısası, chp ve akp hükümetlerinin daima yolsuzluk yaptığını ve melih gökçek'in adını koyduğu şerefsizlik kelimesinin ikisine de yapıştırılması gerektiğini gösteren bir tartışma oldu. ama dediğim gibi elbet bir ön planda duran kimse olur. ve o da, halkın gözünde kılıçdaroğlu olacaktır.
ancak bir belediye başkanının böyle bir üslup içermesi beni üzüyor. artık kasımpaşa üslubu mu deriz ne deriz bilmem ama, baş kimseler böyle bir üslup takınırken halktan ne beklenir, beni üzüyor doğrusu. kadın programlarındaki tartışmalar gibiydi. belediyeler halkı beceriyor ve bunun üzerine bir tartışma dönüyordu. dönemedi...
sadece bir konu üzerine konuşulup bitmek zorunda kalmıştır ama görünüyor ki, yolsuzluk vardır ve bunu tek taraf yapmamıştır. ankara'dan(diğer kentlerde tabii) gelmiş geçmiş belediyelerin çoğu(hatta tümü) yolsuzluğu çeşitli yöntemlerle, hatta hatta bazen aynı yöntemlerle yapmışlardır. bunu nereden anlıyoruz? bunu, iki tarafında cevapsız kalan onlarca sorusundan anlıyoruz.
sorular hep cevapsız kaldı ama inanıyorum ki, her zaman olduğu gibi halk yanıtları görmüştür. ancak şöyle bir değerlendirme yapmak gerekirse, bu tür vs.li diyaloglarda genelde kazanan, ön plana çıkan bir kimse gösterilir. bu da halkın gözünde kesinliklikle kılıçdaroğlu olmuştur. sebebi de, melih gökçek'in tartışma kültüründen uzak oluşu ve soruları engellemesidir.
melih gökçek diyor ki; "sorularıma cevap verin."
peki gökçek, kılıçdaroğlunun yönelttiği soruların kaçına yanıt verebildi. yaptığı tek şey, cevap veremediği soruların fazlalaşmasını engellemekti ve bunu, oturumu yarıda kestirerek başarmış oldu.
yine gökçek diyor ki; "konunun başka yerlere gelmesine izin vermem."
madem böyle bir şeyi uygun görmüyordu gökçek, o zaman yanında belge olarak neden o kadar konu dışı iddaa getirdi. kılıçdaroğlu'nun da dediği gibi, neden diğer sorulardan korktu. hatta sorular, "diğer soru" niteliğinde bile değilken.
melih gökçek, herşeyden yoksun olduğu gibi tartışma kültüründen de yoksun olduğu için bu oturum yarıda kalmıştır ama bunu gökçek'in izlemiş olduğu bir strateji olarakta görebiliriz. normal şartlar altında soru sorulur ve cevap gelmezse, cevap veremiyorsunuz der geçilir ve uğur dündar'ın da dediği gibi bu soru ve cevabın veya cevapsız sorunun yorumunu halk yapacaktır ve önemli olan da zaten halkın yapacağı yorumdur. neden 1-2 soru da bu kadar takılma oldu merak içerisindeyim doğrusu.
sorular cevapsızdı, ne kılıçdaroğlu'nun ne de gökçek'in vereceği cevap vardı. somut örnekle açıklamak gerekirse; futbol'da bir altın kural vardır. hücumunuz çok iyi olabilir ama defansınız kötüyse, kaybedersiniz. bugün iki tarafta iyi saldırdı lakin ikisinin de müdafaası eksikti. yalnız 2-3 sorunun cevabını yarım yamalak verme şansı buldular. evet bu bir şanstı, çünkü melih gökçek'in susması, allah'ın bir lütfu gibiydi adeta. kafamı dinledim o sıralarda.
uzun lafın kısası, chp ve akp hükümetlerinin daima yolsuzluk yaptığını ve melih gökçek'in adını koyduğu şerefsizlik kelimesinin ikisine de yapıştırılması gerektiğini gösteren bir tartışma oldu. ama dediğim gibi elbet bir ön planda duran kimse olur. ve o da, halkın gözünde kılıçdaroğlu olacaktır.
ancak bir belediye başkanının böyle bir üslup içermesi beni üzüyor. artık kasımpaşa üslubu mu deriz ne deriz bilmem ama, baş kimseler böyle bir üslup takınırken halktan ne beklenir, beni üzüyor doğrusu. kadın programlarındaki tartışmalar gibiydi. belediyeler halkı beceriyor ve bunun üzerine bir tartışma dönüyordu. dönemedi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar