bugün
- havanın kapalı olması2
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- odanın içine baykuş girmesi9
- yeni parti39
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- sözlük kezoları7
- meyveli soda içen erkek7
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor8
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- yorgun mermi9
- erkeklerin biraz şey olması7
- parmak patates vs elma dilim patates7
- gece mutfaktan gelen kahkaha sesleri6
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- sözlükteki mendebur suratlılar6
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- gece mutfakta pasta yapan yorgun mermi görmek5
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- arkadaşlar ben uyumaya gidiyorum5
- en güzel sevişme13
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- soğan salatası6
- nervio35
- gece yatağın altından uzanan el5
- cinleri olan sözlük kızı5
- güne bir şarkı bırak14
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- türkler barbar ve köpektir7
- iştahın kapanması7
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- hiç ufak tefek mükremin olmaması4
- bu koyden olsam ne olacak18
- cin mısır kabilesi5
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- kasiyer kıza nasıl açılırım23
- hogwarts cadılık büyücülük okuluna davet mektubu4
- velvet53
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı12
- havanın buz gibi olması4
- gece yatağın altından sözlük yazarı çıkması4
- enayimiknatisii10
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- gece mezarda erkekle sevişen travesti görmek4
- zall'ın sözlükte bir kızla sevgili olması10
- göbeği açık bırakıp göbek piercingi takmak3
ilk fosilleri ile 2008 yılında Sibirya’daki bir mağarada karşılaştığımız Denisova insanları, o günden bu yana insan ağacının en esrarlı dalı olmaya devam ediyor.
Bu insanlar da tıpkı Neandertaller gibi Homo sapiens döneminde yaşıyorlardı; ancak on binlerce yıl önce yok oldular. Neredeyse on yıl boyunca Denisovalıların varlığını tek bir alanda, kırık bir parmak kemiği, 4 kişiye ait dişler ve kalıntılardan elde edilen DNA ile tanıdık. 2019 yılında ise ardı ardına gelen birkaç keşif sayesinde eski akrabalarımıza ait çok daha fazla detaya kavuştuk. Bu detaylar sayesinde bazı sorular yanıt bulsa da yenileri ortaya çıktı. Kesin olan tek şey, Denisovalıların düşündüğümüzden çok daha karmaşık bir yaşam sürdükleri idi: Asya’da büyük bir alana yayılmış, son derece çetin ve değişik koşullarda yaşamışlardı. Mart ayında araştırmacılar iki ufak kafatası parçası bulunduğunu açıkladılar. Bunlar, Güney Sibirya’nın Altay Dağlarındaki Denisova mağarasında yeni keşfedilen beşinci kişiye aitti. Ancak esrarlı kuzenlerimize dair en şaşırtıcı haber bu mağaranın dışından geldi.
Mayıs ayında Nature dergisinde yayınlanan bir yazıda, araştırmacıların Tibet platosundaki bir mağarada, Denisova insanına ait olduğu ortaya çıkan bir çene kemiği parçası bulunduğu müjdelendi. Böylece ilk defa, Denisova mağarası dışında bir Denisovalıya rastlanmış oldu. 160 bin yıl yaşında ve deniz seviyesinden 3200 metre yükseklikte bulunan bu kemik, yaşayan eski insanların bizim türümüze nazaran çok daha çetin koşullarda ve soğuklarda yaşayabildiklerini kanıtladı. Bu keşif aynı zamanda modern bir esrarı da aydınlatmış oldu: Bilim insanları günümüzde Tibetlilerin Denisova insanlarına ait genler taşıdıklarını düşünüyorlardı. EPAS1 adı verilen bu gen, vücutta oksijen taşıyan kırmızı hücrelerde bulunan bir protein olan hemoglobin üretimini değiştiriyor ve yüksek rakımlarda yaşayabilmeye olanak tanıyor. Ancak Denisova mağarası yüksek rakımda olmadığı için, araştırmacılar orada yaşayanların neden yüksek yaşama uyum sağlamış olduklarını çözememişlerdi. Tibet’te bulunan çene kemiği işte bu sırrı çözmüş oldu; Denisovalıların bilinen yaşam alanını da en az 1600 kilometre genişletti; aynı zamanda bir-iki soruya daha açıklık getirdi. Bilim insanları henüz Çin’de ortaya çıkarılmış birkaç kemiği tanımlayamamışlardı. Denisova kemiklerinin neye benzediği anlaşıldıktan sonra bunların sınıflandırılması da kolaylaştı.
Denisova insanlarına ait fosiller hem sayıca az, hem de parçalanmış halde bulundu. Ancak bilimin elinde en az o kadar değerli birşey daha vardı: DNA. ilk Denisova genomu 2010 yılında, yeni keşiflerle neredeyse eşzamanlı olarak yayınlandı. Bu sayede bilim insanları bu türün tarihini farklı bir perspektiften görme şansı elde ettiler. Birçok araştırmacı tarafından kısa süre önce yapılan çalışmalar, Denisova ve modern insan genomlarını karşılaştırarak Tibet EPAS1 geni gibi bağlantıları ortaya çıkardılar. Diğer çalışmalarda, Güneydoğu Asya ve Okyanusya’da yaşayan insanların Denisovalılar ile çok ufak genetik farklılıklara sahip oldukları öğrenildi. Nisan ayında Cell’de yayınlanan bir makalede, Denisova tarihine ait yeni bir bulgu ortaya atıldı: Endonezya ve Papua-Yeni Gine’de yaşayan 161 kişinin genomları taranarak Denisova DNA’sının modern insanda hala yaşayan kırıntıları ile karşılaşıldı. Araştırmayı yapan ekip, Denisovalı olarak tanıdığımız türün, aslında eski insanların Sibirya’dan Güneydoğu Asya’ya kadar yayılan 3 belirgin türü olabileceğini öne sürüyor. Bulgulara göre Endonezya ve Papua-Yeni Gine’deki çalışmalarda elde edilen DNA’larda, Sibirya’dakinden farklı iki Denisova topluluğuna ait izler mevcut. Bu gruplardan biri, Denisovalılardan en az Neandertaller kadar farklı. Bu da, tamamen farklı bir alt tür olabileceğini gösteriyor. Öyle ki, Yeni Zelanda Massey Üniversitesi’nden Murray Cox, “Denisovalılara ve Neandertallere ayrı ayrı isim veriyorsak –ki veriyoruz-, bu gruba da farklı bir isim vermemiz gerekir” diyor.
Bu insanlar da tıpkı Neandertaller gibi Homo sapiens döneminde yaşıyorlardı; ancak on binlerce yıl önce yok oldular. Neredeyse on yıl boyunca Denisovalıların varlığını tek bir alanda, kırık bir parmak kemiği, 4 kişiye ait dişler ve kalıntılardan elde edilen DNA ile tanıdık. 2019 yılında ise ardı ardına gelen birkaç keşif sayesinde eski akrabalarımıza ait çok daha fazla detaya kavuştuk. Bu detaylar sayesinde bazı sorular yanıt bulsa da yenileri ortaya çıktı. Kesin olan tek şey, Denisovalıların düşündüğümüzden çok daha karmaşık bir yaşam sürdükleri idi: Asya’da büyük bir alana yayılmış, son derece çetin ve değişik koşullarda yaşamışlardı. Mart ayında araştırmacılar iki ufak kafatası parçası bulunduğunu açıkladılar. Bunlar, Güney Sibirya’nın Altay Dağlarındaki Denisova mağarasında yeni keşfedilen beşinci kişiye aitti. Ancak esrarlı kuzenlerimize dair en şaşırtıcı haber bu mağaranın dışından geldi.
Mayıs ayında Nature dergisinde yayınlanan bir yazıda, araştırmacıların Tibet platosundaki bir mağarada, Denisova insanına ait olduğu ortaya çıkan bir çene kemiği parçası bulunduğu müjdelendi. Böylece ilk defa, Denisova mağarası dışında bir Denisovalıya rastlanmış oldu. 160 bin yıl yaşında ve deniz seviyesinden 3200 metre yükseklikte bulunan bu kemik, yaşayan eski insanların bizim türümüze nazaran çok daha çetin koşullarda ve soğuklarda yaşayabildiklerini kanıtladı. Bu keşif aynı zamanda modern bir esrarı da aydınlatmış oldu: Bilim insanları günümüzde Tibetlilerin Denisova insanlarına ait genler taşıdıklarını düşünüyorlardı. EPAS1 adı verilen bu gen, vücutta oksijen taşıyan kırmızı hücrelerde bulunan bir protein olan hemoglobin üretimini değiştiriyor ve yüksek rakımlarda yaşayabilmeye olanak tanıyor. Ancak Denisova mağarası yüksek rakımda olmadığı için, araştırmacılar orada yaşayanların neden yüksek yaşama uyum sağlamış olduklarını çözememişlerdi. Tibet’te bulunan çene kemiği işte bu sırrı çözmüş oldu; Denisovalıların bilinen yaşam alanını da en az 1600 kilometre genişletti; aynı zamanda bir-iki soruya daha açıklık getirdi. Bilim insanları henüz Çin’de ortaya çıkarılmış birkaç kemiği tanımlayamamışlardı. Denisova kemiklerinin neye benzediği anlaşıldıktan sonra bunların sınıflandırılması da kolaylaştı.
Denisova insanlarına ait fosiller hem sayıca az, hem de parçalanmış halde bulundu. Ancak bilimin elinde en az o kadar değerli birşey daha vardı: DNA. ilk Denisova genomu 2010 yılında, yeni keşiflerle neredeyse eşzamanlı olarak yayınlandı. Bu sayede bilim insanları bu türün tarihini farklı bir perspektiften görme şansı elde ettiler. Birçok araştırmacı tarafından kısa süre önce yapılan çalışmalar, Denisova ve modern insan genomlarını karşılaştırarak Tibet EPAS1 geni gibi bağlantıları ortaya çıkardılar. Diğer çalışmalarda, Güneydoğu Asya ve Okyanusya’da yaşayan insanların Denisovalılar ile çok ufak genetik farklılıklara sahip oldukları öğrenildi. Nisan ayında Cell’de yayınlanan bir makalede, Denisova tarihine ait yeni bir bulgu ortaya atıldı: Endonezya ve Papua-Yeni Gine’de yaşayan 161 kişinin genomları taranarak Denisova DNA’sının modern insanda hala yaşayan kırıntıları ile karşılaşıldı. Araştırmayı yapan ekip, Denisovalı olarak tanıdığımız türün, aslında eski insanların Sibirya’dan Güneydoğu Asya’ya kadar yayılan 3 belirgin türü olabileceğini öne sürüyor. Bulgulara göre Endonezya ve Papua-Yeni Gine’deki çalışmalarda elde edilen DNA’larda, Sibirya’dakinden farklı iki Denisova topluluğuna ait izler mevcut. Bu gruplardan biri, Denisovalılardan en az Neandertaller kadar farklı. Bu da, tamamen farklı bir alt tür olabileceğini gösteriyor. Öyle ki, Yeni Zelanda Massey Üniversitesi’nden Murray Cox, “Denisovalılara ve Neandertallere ayrı ayrı isim veriyorsak –ki veriyoruz-, bu gruba da farklı bir isim vermemiz gerekir” diyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar