bugün
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- arkadaşlar bdsm bitti ise ben gidiyorum8
- sabahları sevilen şeyler11
- fake yazar anlama kılavuzu5
- g i l d e d l i l y3
- kızla buluşmaya yanında erkek getiren erkek3
- bir bela geliyor9
- fransada büyük iç savaş çıkarsa olacaklar7
- eski sevgiliye dönmek mantıklı mı sorunsalı6
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri17
- hiç uykum yok amk3
- the odyssey4
- iyi geceler6
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi8
- izmir'in mis gibi kokması10
- eski sevgilisine dönenlerden tavsiyeler9
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi10
- alfa romeo4
- fransa6
- yüksek enflasyon4
- aslan burcu erkeği aslan burcu kadını ilişkisi6
- müslüman ülkelerde ahlaksızlık neden yaygın5
- özelden alet fotosu atan erkek yazar7
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- salat namaz değildir12
- fall 23
- trump'ın iran savaşına dair açıklaması2
- arkadaşlar çüş6
- meksika açmazı macerası15
- bir gün herkes ak partili olacak14
- kaslı erkeklerin çükü kısa olur4
- tombik döner dünyanın en iyi sandviçi5
- okul saldırısı7
- yuki hammer 50 cc2
- akp nin izmir i ele gecirme politikasi2
- cemil tugay7
- mezut barzani nin yahudi olması18
- enayimiknatisi9
- bu durumda ne yapardınız9
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması9
- anın görüntüsü31
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- fakirlere yardım etmek2
- kuran allah kelamı olarak ezeli mi5
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- antalya2
- tekrar izlenebilecek diziler4
- çocuğa israil diye isim koymak17
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- izmir in fethi3
Kur'an-ı Kerim'in 56. suresidir.Mekke döneminde inmiştir. 96 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen el-vâkıa kelimesinden almıştır. Vâkıa, gerçekleşen, meydana gelen olay demektir. Burada kıyameti ifade etmektedir. Sûrede başlıca, kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir.
Hadîs-i serîflerde buyuruldu ki:
;Her kim, Vâkia sûresini her gece bir defa okumayi âdet haline getirirse, ömründe fakirlik görmez.
Vâkia sûresi zenginlik sûresidir. Onu okuyunuz ve kadinlariniza ve çocuklariniza ögretiniz.
Abdullah b. Mesûd'u, ölüm hastaliginda ziyâret eden Hz. Osman (r.a): "Sana bir bagista bulunulmasini emredeyim mi?" dedi. Abdullah, buna ihtiyaci olmadigini söyledi. Hz. Osman; "Senden sonra kizlarina kalir" dedi. O zaman Abdullah onu su cevabi verdi: "Sen kizlarimdan korkma. Ben onlara Vâkia sûresini okumalarini emrettim." Ben, Peygamber (s.a.s)'in söyle dedigini isitmistim:
"Her kim her gece Vâkia sûresini okursa, ona fakirlik dokunmaz"
(Ibn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim, Beyrut 1969, IV, 282)
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
l.Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,
2.Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.
3.O aşağılatıcı, yücelticidir.
4.Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,
5.Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,
6.Derken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu,
7.Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;
8.işte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene".
9."Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme".
10.Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.
11.işte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
12.Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde;
13.Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
14.Birazı da sonrakilerden.
15.'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler.
16.Karşılıklı yaslanmışlardır.
17.Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;
18.Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,
19.Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.
20.Arzulayıp-seçecekleri meyveler,
21.Canlarının çektiği kuş eti.
22.Ve iri gözlü huriler,
23.Sanki saklı inciler gibi;
24.Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);
25.Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma.
26.Yalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam."
27."Ashab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin."
28.Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları),
29.Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,
30.Yayılıp-uzanmış gölgeler,
31.Durmaksızın akan su(lar);
32.Ve (daha) birçok meyveler arasında,
33.Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler).
34.Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler).
35.Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık.
36.Onları hep bakireler olarak kıldık,
37.Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,
38."Ashab-ı Yemin" olanlar için.
39.(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
40. Birçoğu da sonrakilerdendir.
41."Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal."
42.Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,
43.Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.
44.Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).
45.Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.
46.Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
47.Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"
48."Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?"
49.De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de."
50."Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
51.Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,
52.Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.
53.Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız.
54.Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.
55.Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz.
56.işte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.
57.Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?
58.Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?
59.Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz?
60.Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir;
61.(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda.
62. Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?
63.Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?
64.Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?
65.Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız.
66.(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık."
67."Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık."
68.Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?
69.Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz?
70.Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?
71.Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
72.Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz?
73.Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.
74.Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
75.Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.
76.Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
77.Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir.
78.Saklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır.
79.Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz.
80.Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
81.Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz?
82.Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?
83.Hele can boğaza gelip dayandığında,
84.Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,
85.Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz
86.işte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz,
87.Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.
88.Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise,
89.Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur).
90.Ve eğer "Ashab-ı Yemin"den ise,
91.Artık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana.
92.Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise,
93.Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.
94.Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.
95.Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin).
96.Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
Hadîs-i serîflerde buyuruldu ki:
;Her kim, Vâkia sûresini her gece bir defa okumayi âdet haline getirirse, ömründe fakirlik görmez.
Vâkia sûresi zenginlik sûresidir. Onu okuyunuz ve kadinlariniza ve çocuklariniza ögretiniz.
Abdullah b. Mesûd'u, ölüm hastaliginda ziyâret eden Hz. Osman (r.a): "Sana bir bagista bulunulmasini emredeyim mi?" dedi. Abdullah, buna ihtiyaci olmadigini söyledi. Hz. Osman; "Senden sonra kizlarina kalir" dedi. O zaman Abdullah onu su cevabi verdi: "Sen kizlarimdan korkma. Ben onlara Vâkia sûresini okumalarini emrettim." Ben, Peygamber (s.a.s)'in söyle dedigini isitmistim:
"Her kim her gece Vâkia sûresini okursa, ona fakirlik dokunmaz"
(Ibn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim, Beyrut 1969, IV, 282)
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
l.Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,
2.Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.
3.O aşağılatıcı, yücelticidir.
4.Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,
5.Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,
6.Derken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu,
7.Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;
8.işte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene".
9."Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme".
10.Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.
11.işte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
12.Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde;
13.Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
14.Birazı da sonrakilerden.
15.'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler.
16.Karşılıklı yaslanmışlardır.
17.Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;
18.Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,
19.Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.
20.Arzulayıp-seçecekleri meyveler,
21.Canlarının çektiği kuş eti.
22.Ve iri gözlü huriler,
23.Sanki saklı inciler gibi;
24.Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);
25.Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma.
26.Yalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam."
27."Ashab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin."
28.Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları),
29.Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,
30.Yayılıp-uzanmış gölgeler,
31.Durmaksızın akan su(lar);
32.Ve (daha) birçok meyveler arasında,
33.Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler).
34.Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler).
35.Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık.
36.Onları hep bakireler olarak kıldık,
37.Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,
38."Ashab-ı Yemin" olanlar için.
39.(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
40. Birçoğu da sonrakilerdendir.
41."Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal."
42.Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,
43.Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.
44.Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).
45.Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.
46.Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
47.Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"
48."Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?"
49.De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de."
50."Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
51.Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,
52.Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.
53.Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız.
54.Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.
55.Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz.
56.işte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.
57.Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?
58.Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?
59.Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz?
60.Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir;
61.(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda.
62. Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?
63.Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?
64.Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?
65.Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız.
66.(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık."
67."Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık."
68.Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?
69.Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz?
70.Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?
71.Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
72.Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz?
73.Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.
74.Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
75.Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.
76.Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
77.Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir.
78.Saklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır.
79.Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz.
80.Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
81.Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz?
82.Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?
83.Hele can boğaza gelip dayandığında,
84.Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,
85.Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz
86.işte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz,
87.Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.
88.Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise,
89.Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur).
90.Ve eğer "Ashab-ı Yemin"den ise,
91.Artık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana.
92.Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise,
93.Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.
94.Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.
95.Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin).
96.Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
Gündemdeki Haberler