bugün
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı40
- ölüm9
- enayimiknatisii36
- iş kazasında ölen işçiye tali kusur2
- dansöz izleme keyfi12
- flört uygulaması eşleşme algoritması2
- aziz yıldırım12
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- insan olmaya ceyrek kala26
- kumral erkek2
- hangi renksiniz17
- yarın kpssye girecek yazarlar9
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- serhat kılıç13
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- ismail kartal9
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- ölümün delilinin olmadığı gerçeği4
- yeğen4
- saraca finch house2
- online listesinden manita beğenmek7
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- kerem aktürkoğlu8
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- fusya semsiyeli yabanci8
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- gocu50
- uzak durulası insan modelleri5
- tai lung42
- sözlükteki şer çetesi12
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak6
- geceye bir söz bırak8
- bik bik dondurma yapsın da görelim6
- öylesine bir şeyler yaz3
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- sözlükte herkesin avcı olması12
- sözlükteki zorbalar12
- anın görüntüsü24
- s'i l v'e r m'i s t29
- evde dondurma yapmak5
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- flat white4
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- milan skriniar5
- sürekli ilgi bekleyen erkek9
- ragnarın memeleri5
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
Malcolm Little, 1925'te yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Anne ve babası, siyah özgürlük hareketinin efsanevi lideri Marcus Garvey'in örgütünde çalışan militan insanlardır. Bu nedenle Malcolm'un çocukluğu, ailesine yönelen (bkz: Ku Klux Klan) terörüyle geçer. Evleri yakılır, anne ve babası sürekli saldırıya uğrar. Ergenliğin sonuna doğru Malcolm, Harlem'e gider. ilk dönem ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık gibi işlerle uğraşsa da, kısa süre sonra ABD kapitalizminin ürettiği suç çemberinin içerisinde bulur kendini, 19 yaşında hapse girer.
Hapishane'de, Wallace D. Fard tarafından kurulan islam Milleti adlı örgütle tanışır ve dindar bir Müslüman olur. Dini kitapların yanı sıra dilbilim ve retorik üzerinde de çalışarak kendisini geliştirir.Köle sahiplerinin atalarına verdiği ismi reddetmek için Little soyismini X ile değiştirir. Hapishaneden çıktığında kendisini tamamen islam Milleti'nin faaliyetlerine adar. Söylev yeteneği ve karizmatik kişiliğiyle kısa sürede örgütün lideri Elijah Muhammed'in sağ kolu olur. Özellikle 50'lerin sonunda Malcolm X'in etkisi, Muhammed'i aşmaya başlar. Bu dönem bir ayrışma ortaya çıkar. Malcolm, daha sert ve daha politik bir mücadele hattını savunur ve vaaz ederken, Muhammed politikadan uzak durmaya çalışır, ırkçı şiddet karşısında artan radikalizmi dizginlemek için çabalar.
Malcolm otobiyografisinde bu dönemi şöyle anlatır: "Şu müslümanlar sert konuşuyorlar, ama işin ucu Müslümanlara dokunmadıkça bir şey yapmıyorlar." Kennedy suikasti sonrasında Muhammed yas ilan edip, örgüte sessizlik emri verirken, Malcolm, Kennedy'nin ettiğini bulduğunu demeye getirir ve örgüt tarafından ceza alır, bunun üzerine islam Milleti'nden istifa eder. Yaklaşık 1 yıl sonra ise, islam Milleti üyeleri tarafından, FBI'ın ve polisin sistemli göz yummasıyla katledilir. Öldürüldüğünde 39 yaşındadır.
Malcolm Little'in Malcolm X olmasında islam Milleti'nin ve islam'ın etkisi çok büyüktür. Ancak islam Milleti'nin islam anlayışı, "heretik" olarak tanımlanabilecek düzeyde, islam'ın birçok mezhebinden tamamen farklıdır. Örgüt'ün kurucusu Fard'ın ortaya koyduğu, ardından Muhammed'in geliştirdiği bu anlayışa göre, siyahlar Allah'ın seçkin kullarıdır ve beyazlardan üstündürler. Bazı kafir bilimadamlarının (Yakup) günahları sonucu ortaya çıkan beyaz şeytanlara karşı mücadele eden siyah Müslümanlar, tamamen siyahlardan oluşan bir ülke kurmak zorundadırlar. Elijah Muhammed, sadece bir örgüt lideri değil, bir peygamberdir.
islam'ın bu özgün yorumunun temel nedeni dinin hayattan çıkmasıdır. Siyahlar, beyaz egemenliğe karşı verdikleri mücadelede, dini alanı da dönüştürmüştür. Siyah isa'nın keşfedildiği, Hristiyanlığın benzer bir özgünlükle yorumlandığı siyah kiliselerden, Etiyopya imparatoru Haile Selassie'nin (Ras Tafari) peygamber ilan edildiği, Hristiyanlıkla Musevilikten birçok temayı aynı potada eriten Rastafaryanizme kadar birçok cemaat ya da başlı başına din, siyah mücadelesinin dinamikleri sonucu ortaya çıkmıştır. islam Milleti de, beyaz ve sömürgeci güçlerle özdeşleşen Hristiyanlığa karşı islam'ın tercih edildiği, ancak siyah bir islam'ın da icat edildiği bir örnektir.
Bizim yerli ve milli islamcılarımızın anlatmayı sevdiği hikaye, Malcolm'un bu heretik islam'a karşı Sünni islam'ı savunduğu için örgütten ayrıldığı, sonrasında Hacca giderek ümmetin evladı olduğu yönündedir. Oysa, Malcolm'un örgütten ayrılmasının başat nedeni, radikal, şiddet kullanmaktan imtina etmeyen ve politik bir siyah hareketini savunması, Muhammed'in bunun karşısında durmasıdır. Yani ayrım dini değil politiktir.
Malcolm'un örgütten ayrıldıktan sonra Hacca gittiği bir gerçektir. Ancak bu tarihten itibaren Malcolm rotasını tamamen Afrika'ya yönlendirmiş, ümmetçilik değil Pan-Afrikanizm doğrultusunda politikasını şekillendirmiştir. islam Milleti gibi güçlü bir örgütten ayrıldıktan sonra islam içi bir arayışa girmek politik bir tercihtir. Malcolm, ayrılık sonrası kurduğu Müslüman Cami Hareketi'ni değil, bundan sonra kurduğu Afro-Amerikan Birlik Örgütü'nü büyütmeye çalışmış, başta sivil haklar hareketi ve Marksist yapılar olmak üzere diğer hareketlerle işbirliği geliştirmiştir. Onun bu dönemini dini arayışları değil, politk arayışları belirlemiştir.
"Bana bir kapitalist gösterin, size kan emicinin kim olduğunu göstereyim" diyen Malcolm, ingiltere'deki Asyalılar gibi, Müslüman olmayan, ancak ırkçılığın muhattabı olan herkesle dayanışma göstermiştir. Irkçılığın kapitalizmle olan kan bağına vurgu yapan Malcolm, bu nedenle devlet için büyük bir tehlike arz etmeye başlamış, FBI'ın sıkı gözetiminde olmasına rağmen konuşma yaparken, kalabalık bir salonda katledilmiştir. Malcolm'un mirası da, ABD'de Sünni bir Müslüman hareketinde değil, Kara Panterler Partisi gibi radikal siyasi oluşumlarda cisimleşmiştir. Kara Panter Partisi'nin militanlarından Mumia Ebu-Cemal'in dediği gibi, bu gençler kendilerini Marksist-Leninist ve Malcolmist olarak tanımlamıştır. (Biz Özgürlük istiyoruz, çev. Mehmet Harmancı, Agora Kitap, 2004, syf.77)
George Floyd'un ırkçı bir polis tarafından katledilmesinin ardından ırkçılığa karşı sokağa çıkanlar dünyanın birçok yerinden vicdanlı insanlar tarafından desteklenirken, kendi siyasi çıkarlarına bir malzeme sağlamadığı sürece bu tür eylemlere ilgisiz olan AKP cenahı da, eylemler henüz dünyanın diğer ülkelerine yayılmadan, eylemlere destek sunan bir söylem geliştirdi. AKP'liler tarafından yazılan yazıların ve yapılan paylaşımların temel figürü ise Malcolm X oldu.
Dünyadaki olayları kendi siyasetine yaradığı noktada destekleyip, lanetleyen yerli ve milli islamcılığımız için Malcolm X, neredeyse baştan kurgulanmış, ABD'li bir müslüman imgesidir. Oysa Malcolm, beyaz üstünlükçü bir sisteme kafa tutarken, diğer yandan dini kullanarak kendisini zengin
eden, siyahları ekonomik ve cinsel olarak sömüren dinbazlara karşı da mücadele etmiştir. Onun sözleri "selam ve dua ile" değil "adalet, eşitlik ve özgürlük" sloganlarıyla son bulmuştur.
AKP'lilerin ABD'deki ırkçılığa, baskıya, adaletsizliğe karşı başlayan eylemleri desteklemesi tamamen araçsal, gündelik siyasal bir söylem geliştirmek amacıyladır. On kişilik basın açıklamalarının bile polis şiddetiyle dağıtıldığı, ifade özgürlüğünün tutuklama silahıyla darmadağın edildiği, seçilmiş belediye başkanlarının idari kuvvetle makamlarından alınıp hapse atıldığı, KHK'lar ile yüz bini aşkın insanın apartheid benzeri bir sistemle sivil ölü haline getirilmek istendiği, polis şiddetinin açıkça teşvik edildiği bir ülkenin muktedirleri, bu tür eylemleri kendi suçlarını meşrulaştıran, normalleştiren, aklayan bir fırsat olarak görmektedirler.
Eylemlerin arkasında dış güçleri ve komplocu örgütleri arayan, toplumun kültürel kutuplaşmasını derinleştirmek için elinden geleni yapan, eline incil'i alıp kilise önünde poz veren, destekçilerini sokaklara davet eden Trump'ın mı, yoksa "nerede eşitlik, adalet ve özgürlük için mücadele eden varsa onların yanındayım" diyerek isyan kuşağına ilham olan Malcolm X'in mi iktidar mahfillerinin yakınına düştüğü, cevabı çok zor olmayan bir sorudur.
Dünyanın dört bir yanında, çıkarlar değil ilkeler doğrultusunda sokaklara çıkanların yoldaşlığı, kanlı bıçaklı görünenler dahil, bütün muktedirleri tek bir kampta toplayacaktır, er ya da geç.
(07.06.2020, Gazete Pencere, Emre Tansu Keten)
Hapishane'de, Wallace D. Fard tarafından kurulan islam Milleti adlı örgütle tanışır ve dindar bir Müslüman olur. Dini kitapların yanı sıra dilbilim ve retorik üzerinde de çalışarak kendisini geliştirir.Köle sahiplerinin atalarına verdiği ismi reddetmek için Little soyismini X ile değiştirir. Hapishaneden çıktığında kendisini tamamen islam Milleti'nin faaliyetlerine adar. Söylev yeteneği ve karizmatik kişiliğiyle kısa sürede örgütün lideri Elijah Muhammed'in sağ kolu olur. Özellikle 50'lerin sonunda Malcolm X'in etkisi, Muhammed'i aşmaya başlar. Bu dönem bir ayrışma ortaya çıkar. Malcolm, daha sert ve daha politik bir mücadele hattını savunur ve vaaz ederken, Muhammed politikadan uzak durmaya çalışır, ırkçı şiddet karşısında artan radikalizmi dizginlemek için çabalar.
Malcolm otobiyografisinde bu dönemi şöyle anlatır: "Şu müslümanlar sert konuşuyorlar, ama işin ucu Müslümanlara dokunmadıkça bir şey yapmıyorlar." Kennedy suikasti sonrasında Muhammed yas ilan edip, örgüte sessizlik emri verirken, Malcolm, Kennedy'nin ettiğini bulduğunu demeye getirir ve örgüt tarafından ceza alır, bunun üzerine islam Milleti'nden istifa eder. Yaklaşık 1 yıl sonra ise, islam Milleti üyeleri tarafından, FBI'ın ve polisin sistemli göz yummasıyla katledilir. Öldürüldüğünde 39 yaşındadır.
Malcolm Little'in Malcolm X olmasında islam Milleti'nin ve islam'ın etkisi çok büyüktür. Ancak islam Milleti'nin islam anlayışı, "heretik" olarak tanımlanabilecek düzeyde, islam'ın birçok mezhebinden tamamen farklıdır. Örgüt'ün kurucusu Fard'ın ortaya koyduğu, ardından Muhammed'in geliştirdiği bu anlayışa göre, siyahlar Allah'ın seçkin kullarıdır ve beyazlardan üstündürler. Bazı kafir bilimadamlarının (Yakup) günahları sonucu ortaya çıkan beyaz şeytanlara karşı mücadele eden siyah Müslümanlar, tamamen siyahlardan oluşan bir ülke kurmak zorundadırlar. Elijah Muhammed, sadece bir örgüt lideri değil, bir peygamberdir.
islam'ın bu özgün yorumunun temel nedeni dinin hayattan çıkmasıdır. Siyahlar, beyaz egemenliğe karşı verdikleri mücadelede, dini alanı da dönüştürmüştür. Siyah isa'nın keşfedildiği, Hristiyanlığın benzer bir özgünlükle yorumlandığı siyah kiliselerden, Etiyopya imparatoru Haile Selassie'nin (Ras Tafari) peygamber ilan edildiği, Hristiyanlıkla Musevilikten birçok temayı aynı potada eriten Rastafaryanizme kadar birçok cemaat ya da başlı başına din, siyah mücadelesinin dinamikleri sonucu ortaya çıkmıştır. islam Milleti de, beyaz ve sömürgeci güçlerle özdeşleşen Hristiyanlığa karşı islam'ın tercih edildiği, ancak siyah bir islam'ın da icat edildiği bir örnektir.
Bizim yerli ve milli islamcılarımızın anlatmayı sevdiği hikaye, Malcolm'un bu heretik islam'a karşı Sünni islam'ı savunduğu için örgütten ayrıldığı, sonrasında Hacca giderek ümmetin evladı olduğu yönündedir. Oysa, Malcolm'un örgütten ayrılmasının başat nedeni, radikal, şiddet kullanmaktan imtina etmeyen ve politik bir siyah hareketini savunması, Muhammed'in bunun karşısında durmasıdır. Yani ayrım dini değil politiktir.
Malcolm'un örgütten ayrıldıktan sonra Hacca gittiği bir gerçektir. Ancak bu tarihten itibaren Malcolm rotasını tamamen Afrika'ya yönlendirmiş, ümmetçilik değil Pan-Afrikanizm doğrultusunda politikasını şekillendirmiştir. islam Milleti gibi güçlü bir örgütten ayrıldıktan sonra islam içi bir arayışa girmek politik bir tercihtir. Malcolm, ayrılık sonrası kurduğu Müslüman Cami Hareketi'ni değil, bundan sonra kurduğu Afro-Amerikan Birlik Örgütü'nü büyütmeye çalışmış, başta sivil haklar hareketi ve Marksist yapılar olmak üzere diğer hareketlerle işbirliği geliştirmiştir. Onun bu dönemini dini arayışları değil, politk arayışları belirlemiştir.
"Bana bir kapitalist gösterin, size kan emicinin kim olduğunu göstereyim" diyen Malcolm, ingiltere'deki Asyalılar gibi, Müslüman olmayan, ancak ırkçılığın muhattabı olan herkesle dayanışma göstermiştir. Irkçılığın kapitalizmle olan kan bağına vurgu yapan Malcolm, bu nedenle devlet için büyük bir tehlike arz etmeye başlamış, FBI'ın sıkı gözetiminde olmasına rağmen konuşma yaparken, kalabalık bir salonda katledilmiştir. Malcolm'un mirası da, ABD'de Sünni bir Müslüman hareketinde değil, Kara Panterler Partisi gibi radikal siyasi oluşumlarda cisimleşmiştir. Kara Panter Partisi'nin militanlarından Mumia Ebu-Cemal'in dediği gibi, bu gençler kendilerini Marksist-Leninist ve Malcolmist olarak tanımlamıştır. (Biz Özgürlük istiyoruz, çev. Mehmet Harmancı, Agora Kitap, 2004, syf.77)
George Floyd'un ırkçı bir polis tarafından katledilmesinin ardından ırkçılığa karşı sokağa çıkanlar dünyanın birçok yerinden vicdanlı insanlar tarafından desteklenirken, kendi siyasi çıkarlarına bir malzeme sağlamadığı sürece bu tür eylemlere ilgisiz olan AKP cenahı da, eylemler henüz dünyanın diğer ülkelerine yayılmadan, eylemlere destek sunan bir söylem geliştirdi. AKP'liler tarafından yazılan yazıların ve yapılan paylaşımların temel figürü ise Malcolm X oldu.
Dünyadaki olayları kendi siyasetine yaradığı noktada destekleyip, lanetleyen yerli ve milli islamcılığımız için Malcolm X, neredeyse baştan kurgulanmış, ABD'li bir müslüman imgesidir. Oysa Malcolm, beyaz üstünlükçü bir sisteme kafa tutarken, diğer yandan dini kullanarak kendisini zengin
eden, siyahları ekonomik ve cinsel olarak sömüren dinbazlara karşı da mücadele etmiştir. Onun sözleri "selam ve dua ile" değil "adalet, eşitlik ve özgürlük" sloganlarıyla son bulmuştur.
AKP'lilerin ABD'deki ırkçılığa, baskıya, adaletsizliğe karşı başlayan eylemleri desteklemesi tamamen araçsal, gündelik siyasal bir söylem geliştirmek amacıyladır. On kişilik basın açıklamalarının bile polis şiddetiyle dağıtıldığı, ifade özgürlüğünün tutuklama silahıyla darmadağın edildiği, seçilmiş belediye başkanlarının idari kuvvetle makamlarından alınıp hapse atıldığı, KHK'lar ile yüz bini aşkın insanın apartheid benzeri bir sistemle sivil ölü haline getirilmek istendiği, polis şiddetinin açıkça teşvik edildiği bir ülkenin muktedirleri, bu tür eylemleri kendi suçlarını meşrulaştıran, normalleştiren, aklayan bir fırsat olarak görmektedirler.
Eylemlerin arkasında dış güçleri ve komplocu örgütleri arayan, toplumun kültürel kutuplaşmasını derinleştirmek için elinden geleni yapan, eline incil'i alıp kilise önünde poz veren, destekçilerini sokaklara davet eden Trump'ın mı, yoksa "nerede eşitlik, adalet ve özgürlük için mücadele eden varsa onların yanındayım" diyerek isyan kuşağına ilham olan Malcolm X'in mi iktidar mahfillerinin yakınına düştüğü, cevabı çok zor olmayan bir sorudur.
Dünyanın dört bir yanında, çıkarlar değil ilkeler doğrultusunda sokaklara çıkanların yoldaşlığı, kanlı bıçaklı görünenler dahil, bütün muktedirleri tek bir kampta toplayacaktır, er ya da geç.
(07.06.2020, Gazete Pencere, Emre Tansu Keten)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar