bugün
- türklerin ileri olduğu konular21
- en gey özelliğiniz9
- burçlara inanan erkek15
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dinsize inanır mısın17
- bir kadının en güzel bölgesi8
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- dünyanın en güzel tatlısı8
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- eski seni özlüyor musun6
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- abd vizesi5
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- arkadaşlar bakar mısınız11
- vantilatörü kendine çevirmek6
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- bir gün öleceğini unutmak10
- mohamed salah'ın beşiktaş'a transferi2
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- salak yazarlar7
- deri ceketli serseri4
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak3
- kültürün bireyi boğması4
- gocu pandela barışı4
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- ioçke'nin elleri4
- ayak sevecek kadar abaza olmak3
- pandela6
- film izlerken ağlayanlara gülmek3
- nasuh mahruki2
- kasiyer kızdan hoşlanmak4
- geceye bir şarkı bırak23
- sevgiliyle karşılıklı ağlamak3
- gocu31
- kültür seviyesi yüksek esprilerin havada kalması4
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- kuran da neden namaz yok8
yavuz turgul un yazıp yönettiği, şener şen ve uğur yücel in başrol oynadığı, erkan oğurun müziğini bestelediği klasikleşerek hafızalara yer edinmiş 1996 yapımı türk filmidir. eşkiya (baran) zamanında en yakın arkadaşının eşkiyayı onun sevdiceğini elde edebilmek için polise ihbar ettiği ve bunun üzerine 30 yıl hapis yatan bir adamdır. hapisten çıktıktan sonra ilk işi hem kendini hapse attıran eski dostunu hem de sevdicegini bulmak olan eşkiya istanbula gelir. burada yolları kesişen cumali ile başlarından türlü olaylar geçer. filmin geri kalanını izlemeniz burada okumanızdan emin olun daha iyi olacaktır. peki filmi bu kadar güzel yapan nedir? burada siralamamiz gereken çok şey çıkıyor. öncelikle tiplemeler çok orjinal. cumali klâsik bir sokak delikanlısı. sert duruşlu ama sevmesini biliyor, paylaşmasını biliyor, arkadaşlığı biliyor. ayrı bir samimiyeti var. tatlı sert bir adam. eşkiya ya baktigimizda ilkeleri olan, bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı, sözünün eri, sevdiğine sonuna kadar bağlı, insanlara değer veren, saf ve babayiğit bir adamı görüyoruz. ikinci şey ise oyunculuklar. öyle bir oynuyorlar ki şener şenin hafızalarimizda yer edindiği o komedi oyunculuklarına, uğur yücel in aslında o sıralar bir stand up yaptığına aklınız ermiyor. üçüncü şey ise hikayesi. evet tema olarak bir aşk söz konusu fakat hikayeyi işleyiş yönüyle özgün bir yeri var. cumali babasının yolundan gidip hayatın ayakları altında ezilmeye karşı çıkmaya çalışsa da kader onu babasının kaderine mahkûm ediyor. eskiya tövbe etmesine rağmen kader onun da yakasını bırakmıyor ve onu tekrar kendi geçmişini yaşamaya sürüklüyor. bu sefer dağlara değil evlerin çatısına kaçıyor ve bir yıldız daha kayıyor en sonunda gökyüzünden.
bunu da yazmadan geçemeyeceğim ki maalesef filmde göze çarpar bir eksiklik var. aslında bu eksiklik sadece bu filme ait değil. neredeyse o zamanlara ait olan tüm türk filmlerinde mevcut olan ve benim de hayli canımı sıkan bir eksiklik : yabancı sinemanin 1960 lardaki teknolojisi ile filmin çekilmis olmasi. biraz film izlemiş herkes anlar ki gerek kamera hareketleri gerek kurgu zamanına göre acemice yapılmış. görüntü kalitesi de aynı şekilde vasat.***spoiler**** örnek vermek gerekirse cumalinin ölüm sahnesinin oradaki atmosferi iyi yansıtmadığını düşünüyorum. ayni zamanda filmin son sahnesindeki havai fiseklerin sonradan montajla eklendigi çok belli oluyor. kurşun yaralarının 1970 yapmımi türk filmlerinden hiçbir farkı yok****. eğer gereken uğraş verilip böyle sahneler daha doğal ve etkileyici bir şekilde tasarlansaydi emin olun dört dörtlük bir film olmuş olurdu. ve emin olun ki o zaman eski türk sinemasına daha da fazla değer veren bir genç nesile sahip olurduk. tabi bu özellik dahi böyle bir filmi kötü yapamayacaktir, bu filmin türk sinemasindaki yerini böyle sebeplerle görmezden gelmek ahmaklık olur.
(biliyor muydunuz? eskiyanin ve keje(eşkiyanın sevdicegi) yi canlandiran şener şen ve sermin hürmeric o film çekildiği sıra evliydiler.)
***spoiler***yazımı eşkiyanın cumalinin ölürken söylediği o efsane repliği ile bitirmek isitiyorum: " korkma sadece toprağa gideceksin, sonra toprak olacaksın, sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin. oradan özüne ulaşacaksın. çiçek özüne bir arı konacak, belki belki o arı ben olacağım."
bunu da yazmadan geçemeyeceğim ki maalesef filmde göze çarpar bir eksiklik var. aslında bu eksiklik sadece bu filme ait değil. neredeyse o zamanlara ait olan tüm türk filmlerinde mevcut olan ve benim de hayli canımı sıkan bir eksiklik : yabancı sinemanin 1960 lardaki teknolojisi ile filmin çekilmis olmasi. biraz film izlemiş herkes anlar ki gerek kamera hareketleri gerek kurgu zamanına göre acemice yapılmış. görüntü kalitesi de aynı şekilde vasat.***spoiler**** örnek vermek gerekirse cumalinin ölüm sahnesinin oradaki atmosferi iyi yansıtmadığını düşünüyorum. ayni zamanda filmin son sahnesindeki havai fiseklerin sonradan montajla eklendigi çok belli oluyor. kurşun yaralarının 1970 yapmımi türk filmlerinden hiçbir farkı yok****. eğer gereken uğraş verilip böyle sahneler daha doğal ve etkileyici bir şekilde tasarlansaydi emin olun dört dörtlük bir film olmuş olurdu. ve emin olun ki o zaman eski türk sinemasına daha da fazla değer veren bir genç nesile sahip olurduk. tabi bu özellik dahi böyle bir filmi kötü yapamayacaktir, bu filmin türk sinemasindaki yerini böyle sebeplerle görmezden gelmek ahmaklık olur.
(biliyor muydunuz? eskiyanin ve keje(eşkiyanın sevdicegi) yi canlandiran şener şen ve sermin hürmeric o film çekildiği sıra evliydiler.)
***spoiler***yazımı eşkiyanın cumalinin ölürken söylediği o efsane repliği ile bitirmek isitiyorum: " korkma sadece toprağa gideceksin, sonra toprak olacaksın, sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin. oradan özüne ulaşacaksın. çiçek özüne bir arı konacak, belki belki o arı ben olacağım."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar