bugün
- en son aldığınız iltifat11
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı6
- bir ayın daha bitmesi3
- nebiye salat ve resule itaat3
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin21
- sevişirken video çekmek5
- dekolteye bakar mısınız15
- adalet ve kalkınma partisi4
- yunanistan24
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- bütün gün topladığın gazı gece yatakta çıkarmak3
- salat vakitleri2
- cem küçük8
- arkadaşlar burada ne yazıyor2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- ben uyuyorum ulan var mı2
- irmik helvası vs un helvası18
- evli bir kadın neden süslenir3
- daş göprü sarmsağ geldih4
- hayvan gibi acı salça yemek5
- fake hesap kullanan yazarlar uçurulsun5
- meme çapını ölçmek3
- aşka düşmek4
- mazot2
- üşüyen erkek12
- 80 dogumlu olmak2
- japonya23
- başkalarına haset etmeye başlamanın dönüşü yok2
- sifonu çekince gitmeyen bok3
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- istanbul da tutuklu chp'li başkan sayısı 162
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- hayat her şeye rağmen güzel insanı4
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- gocu12
- gays for gaza2
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor6
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- gotcu jeans2
- zenginlik hayatı3
- memati baş2
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- fırın poşetinde tavuk patates4
- adanalı ateist10
- ketçap aromalı ruffles10
- bizim derdimiz kimseyle uğraşmak değil2
- özgür özel2
- aylık 416 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
bayılıyoruz komplo teorilerini dinlemeye, çünkü hikâye gibi, film gibi geliyor bize, ama en önemlisi vicdan yükümüzü azaltıyor. "vaay, demek amerika’nın işiymiş hepsi!" diyorsun ki ben mağdurum. ya da “çinliler yüzünden oldu bunlar, allah hepsinin belasını versin!” diyorsun ki ben masumum. değilsin kardeşim, ben de değilim.
yunus parkları var mesela, kocaman denizlerdeki yunusları avlayıp havuza tıkıyor, sonra da müzik açıp alkışlar eşliğinde onlara çember çevirttiriyoruz. kısa bir süre sonra 10 yunustan 9’u ölüyor.
yunus 'parkı' , hayvanat 'bahçesi' bunlar hep kelime oyunu. hayvanat bahçesi dediğin şey hayvan hapishanesidir aslında. aptal turistler selfie çeksin diye kaplanları uyuşturucuyla bayıltıyorlar orada. ya da sirkleri bir düşün, filleri sopayla döverek 'terbiye' eden, ayıları ateş üstünde dans ettiren ya da 'kültür' ayağına boğaları şişleyerek "olley!" diye bağıran, horoz dövüştüren, köpek dövüştüren biz değil miyiz?
bir laf vardı, “şayet hayvanların bir dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde tahayyül ederdi.” diye. işte aynen öyle!
fotoğraflara bakıyorum, kanada'da geyikler caddelerde dolanmaya başlamış ya da venedik'te gondolların istila ettiği kanallarda balıklar ve kuğular görünmeye başlamış. mevzu sadece hayvanlar da değil, uzay ajansları'nın çektiği uydu fotoğrafları var, çin’de herkes eve çekilince hava kirliliği %25 oranında azalmış. önümüzde ise hala küresel ısınma tehditi var.
velhasıl, insanoğlu olarak dokunduğumuz her yeri kuruttuk. ekosistemi tükettiğimiz gibi hayvanların da doğasını bozduk. bu yüzden hazır bütün dünya eve kapanmışken, “şimdi n’apacağız?” diye düşündüğümüz kadar “dün n’apmıştık?” diye de düşünmeliyiz.
hepimiz birbirimize bağlıyız. o meşhur afrika'da kanat çırpan kelebeğin, kuzey amerika'da yarattığı kasırgayı yaşıyoruz. ‘evde sıkılıyorum yeaa’ diye söylenirken evsizleri düşünün, karantinadayken yıllardır abluka altında olan filistin’i düşünün. sevdiklerinizden ayrıyken, riske atmamak için onlara sarılamazken mültecileri, depoladığınız yemekleri pişirirken afrika’daki çocukları düşünün. hepimiz birbirimize bağlıyız ve bu yüzden bütün bu olanların tek bir suçlusu yok. hiçbirimiz masum değiliz ve ya birlikte yaşamayı öğreneceğiz ya da hep beraber yok olacağız.
entryi biraz da güzel şeylerden bahsetmek adına kathleen o’meara'nın 156 yıl önce yazdığı bir şiirle bitirmek istiyorum:
"ve insanlar evde kaldılar,
kitap okudular, dinlendiler.
sanat yaptılar, oyun oynadılar
ve yeni varoluş yollarını öğrendiler.
durdular.
daha derinden dinlediler.
biri meditasyon yaptı,
biri dua etti,
biri dans etti,
diğeri kendi gölgesini keşfetti.
insanların düşünceleri değişti.
iyileştiler.
cahilce, tehlikeli, anlamsız ve vicdansızca yaşayan insanların yokluğunda
dünya iyileşmeye başladı.
ve tehlike sona erdiğinde
insanlar ölüleri için ağladılar.
ve yeni kararlar aldılar,
yeni bir dünya hayal ettiler,
yeni yaşam biçimleri yaratıp
dünyayı tamamen iyileştirdiler.
tıpkı kendilerini iyileştirdikleri gibi."
kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=HOXEqebFGXk
arakçı yazardan ekşi'den jz'ye selam!
yunus parkları var mesela, kocaman denizlerdeki yunusları avlayıp havuza tıkıyor, sonra da müzik açıp alkışlar eşliğinde onlara çember çevirttiriyoruz. kısa bir süre sonra 10 yunustan 9’u ölüyor.
yunus 'parkı' , hayvanat 'bahçesi' bunlar hep kelime oyunu. hayvanat bahçesi dediğin şey hayvan hapishanesidir aslında. aptal turistler selfie çeksin diye kaplanları uyuşturucuyla bayıltıyorlar orada. ya da sirkleri bir düşün, filleri sopayla döverek 'terbiye' eden, ayıları ateş üstünde dans ettiren ya da 'kültür' ayağına boğaları şişleyerek "olley!" diye bağıran, horoz dövüştüren, köpek dövüştüren biz değil miyiz?
bir laf vardı, “şayet hayvanların bir dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde tahayyül ederdi.” diye. işte aynen öyle!
fotoğraflara bakıyorum, kanada'da geyikler caddelerde dolanmaya başlamış ya da venedik'te gondolların istila ettiği kanallarda balıklar ve kuğular görünmeye başlamış. mevzu sadece hayvanlar da değil, uzay ajansları'nın çektiği uydu fotoğrafları var, çin’de herkes eve çekilince hava kirliliği %25 oranında azalmış. önümüzde ise hala küresel ısınma tehditi var.
velhasıl, insanoğlu olarak dokunduğumuz her yeri kuruttuk. ekosistemi tükettiğimiz gibi hayvanların da doğasını bozduk. bu yüzden hazır bütün dünya eve kapanmışken, “şimdi n’apacağız?” diye düşündüğümüz kadar “dün n’apmıştık?” diye de düşünmeliyiz.
hepimiz birbirimize bağlıyız. o meşhur afrika'da kanat çırpan kelebeğin, kuzey amerika'da yarattığı kasırgayı yaşıyoruz. ‘evde sıkılıyorum yeaa’ diye söylenirken evsizleri düşünün, karantinadayken yıllardır abluka altında olan filistin’i düşünün. sevdiklerinizden ayrıyken, riske atmamak için onlara sarılamazken mültecileri, depoladığınız yemekleri pişirirken afrika’daki çocukları düşünün. hepimiz birbirimize bağlıyız ve bu yüzden bütün bu olanların tek bir suçlusu yok. hiçbirimiz masum değiliz ve ya birlikte yaşamayı öğreneceğiz ya da hep beraber yok olacağız.
entryi biraz da güzel şeylerden bahsetmek adına kathleen o’meara'nın 156 yıl önce yazdığı bir şiirle bitirmek istiyorum:
"ve insanlar evde kaldılar,
kitap okudular, dinlendiler.
sanat yaptılar, oyun oynadılar
ve yeni varoluş yollarını öğrendiler.
durdular.
daha derinden dinlediler.
biri meditasyon yaptı,
biri dua etti,
biri dans etti,
diğeri kendi gölgesini keşfetti.
insanların düşünceleri değişti.
iyileştiler.
cahilce, tehlikeli, anlamsız ve vicdansızca yaşayan insanların yokluğunda
dünya iyileşmeye başladı.
ve tehlike sona erdiğinde
insanlar ölüleri için ağladılar.
ve yeni kararlar aldılar,
yeni bir dünya hayal ettiler,
yeni yaşam biçimleri yaratıp
dünyayı tamamen iyileştirdiler.
tıpkı kendilerini iyileştirdikleri gibi."
kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=HOXEqebFGXk
arakçı yazardan ekşi'den jz'ye selam!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar