bugün
- apo piçtir piç kalacak8
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak5
- skoda fabia alınır mı5
- filenin sultanları yarı finalde8
- akrabalardan nefret etme sebepleri3
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- pornonun zararları3
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu7
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var6
- hep kaybeden tarafı savunmak5
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- motorine 8 24 tl zam gelmesi10
- gecenin nostaljik şarkısı2
- dededen beri aynı partiyi desteklemekle övünmek2
- devlet bahçeli8
- habire1221
- sarapci koala'nın radikalkemalist'e aktroll demesi4
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar4
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- batının ahlaksızlığı safsatası3
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- ağır hasarlı araç satmak2
- uçan adam sabri'ye ne oldu5
- bir bela geliyor8
- ellerim bos gonlum hos29
- bugün kaç para harcadınız2
- kız arkadaşı kerhaneye götürmek3
- kolları façalı bir kıza aşık olmak4
- sarapci koala64
- arif kocabıyık16
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- suşiyi sadece kadınların çok sevmesi5
- lahmacun9
- samed agirbas4
- ilker canikligil2
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı6
- bel fıtığı olmasına rağmen 5 posta atabilen erkek2
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- seksin zevk vermediği an2
- kedilerin ruh hastası olması4
- trakyalı yazarlar6
- kılıçdaroğlunun kılıcı nerede sorunsalı2
- ay diyen erkek9
- kaan sezyum7
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- torpille bir yerlere gelenler5
- halkın umudu kılıçdaroğlu3
- silvermist9
- basmane tren garı7
- boşnak olmak ister miydiniz5
100 yılı aşkın bir sürede edebiyat dünyasından sinema dünyasına geçmiş bir klişeyi nasıl yeniden yorumlarsınız?
işte bu sorunun cevabını aldım dün gece... Geçen Aralık dünyanın muhtelif yerlerinde gösterime giren isveç yapımı bu film, özellikle Holywood'un ekmeğine yağ süren büyük bir "korku" klişesini yıkıyor. Holywood bunun üzerine nasıl geçeck acaba? şeklinde düşüncelerin lüzumu yok zannımca. Keza kendileri ya filmi alır daha güzel efektlerle yeniden gösterime sokar ya da benzer bir konuyu farklı bir isimle piyasaya sürer. Bu film hakkında sanırım kendileri pek birşey yapamayacaklar, özel efektlerden gerçekçiliğe ve hatta oyunculuğa tam anlamıyla bir şaheserle karşı karşıya kalmış durumdalar çünkü.
Oskar'ın hayatı hergün okul arkadaşlarından işkence görmek ve odasında yalnızlığıyla cebelleşmek gibi rutin meselelerle geçmektedir. Bu sırada yan dairesine yeni taşınmış olan kendisinden birkaç yaş büyük (12 yaşındaki) Eli'yle tanışır. Ve aralarında duygusal bir yakınlaşma başlar.
Tam buraya kadar klasik bir dram /romantik filmin işleyişini özetleyebilmiş oluruz. Ancak film türdeşlerinden burada kopuyor. Çünkü küçük Eli bir vampirdir. Hem de Bram Stoker'ı depresyona sürükleyecek cinsten bir vampir...
Film, isveç sinemasının soğuk, gerçekçi ve katı havasına eklediği korku öğelerini aynı gerçekçilikle yansıtıp tırım tırım tırsıtırken aynı zamanda insanın dudağına sıcak kanlı bir öpücük konduruveriyor dersem radikal gazetesi haftasonu eki yazarları gibi kolpa bir izlenim bırakmış olurum sanırım. Ama konu hakkında daha güzel bir ifade cümlesi gelmiyor aklıma.
Özellikle başroldeki çocuk oyuncuların (Kåre Hedebrant ve Lina Leandersson) mükemmel oyunuyla bağlılık, aşk gibi konuları anlatırken toplumsal cinsiyet gibi bir konuya da inceden değinen film; vampir klişelerini de oldukça güzel işleyerek Stoker'ın kemiklerini sızlatıyor alenen.
John Ajvide Lindqvist in aynı adlı romanından uyarlanan film şimdiye kadar izlediğim en farklı, en sürükleyici, en ağız burun uyuşturan filmler arasına girdi bile.. Hatta bazı kısımlarda Ondskan' ı hatırlattı. En az üç kere daha izlerim ben.. Siz bir kez de olsa bir göz atın bakalım..
işte bu sorunun cevabını aldım dün gece... Geçen Aralık dünyanın muhtelif yerlerinde gösterime giren isveç yapımı bu film, özellikle Holywood'un ekmeğine yağ süren büyük bir "korku" klişesini yıkıyor. Holywood bunun üzerine nasıl geçeck acaba? şeklinde düşüncelerin lüzumu yok zannımca. Keza kendileri ya filmi alır daha güzel efektlerle yeniden gösterime sokar ya da benzer bir konuyu farklı bir isimle piyasaya sürer. Bu film hakkında sanırım kendileri pek birşey yapamayacaklar, özel efektlerden gerçekçiliğe ve hatta oyunculuğa tam anlamıyla bir şaheserle karşı karşıya kalmış durumdalar çünkü.
Oskar'ın hayatı hergün okul arkadaşlarından işkence görmek ve odasında yalnızlığıyla cebelleşmek gibi rutin meselelerle geçmektedir. Bu sırada yan dairesine yeni taşınmış olan kendisinden birkaç yaş büyük (12 yaşındaki) Eli'yle tanışır. Ve aralarında duygusal bir yakınlaşma başlar.
Tam buraya kadar klasik bir dram /romantik filmin işleyişini özetleyebilmiş oluruz. Ancak film türdeşlerinden burada kopuyor. Çünkü küçük Eli bir vampirdir. Hem de Bram Stoker'ı depresyona sürükleyecek cinsten bir vampir...
Film, isveç sinemasının soğuk, gerçekçi ve katı havasına eklediği korku öğelerini aynı gerçekçilikle yansıtıp tırım tırım tırsıtırken aynı zamanda insanın dudağına sıcak kanlı bir öpücük konduruveriyor dersem radikal gazetesi haftasonu eki yazarları gibi kolpa bir izlenim bırakmış olurum sanırım. Ama konu hakkında daha güzel bir ifade cümlesi gelmiyor aklıma.
Özellikle başroldeki çocuk oyuncuların (Kåre Hedebrant ve Lina Leandersson) mükemmel oyunuyla bağlılık, aşk gibi konuları anlatırken toplumsal cinsiyet gibi bir konuya da inceden değinen film; vampir klişelerini de oldukça güzel işleyerek Stoker'ın kemiklerini sızlatıyor alenen.
John Ajvide Lindqvist in aynı adlı romanından uyarlanan film şimdiye kadar izlediğim en farklı, en sürükleyici, en ağız burun uyuşturan filmler arasına girdi bile.. Hatta bazı kısımlarda Ondskan' ı hatırlattı. En az üç kere daha izlerim ben.. Siz bir kez de olsa bir göz atın bakalım..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar