bugün
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- karton toplayan çocuğa cin kabilesi göndermek4
- queen ravenna adlı yazar10
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- ne kadar yaşlısın16
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- kendisiyle övünen insanlar12
- birinin seni hiçbir şey bilmiyor sanması3
- almancı mehdi3
- türkiye31
- nokia 3310 denince akla gelenler11
- futbol16
- trt tarafsız olmalı13
- italya15
- seni yok sayacaklar sen daha çok var olacaksın2
- fatma betül sayan kaya50
- saçmalamak2
- uefa uluslar ligi6
- istanbul şu an hafif yağmurlu 18 derece5
- geç kalmışlık hissi2
- abd'nin ırak'tan çekilmesi2
- gokyuzunun silinen rengi2
- ihtiyacı olmadığı halde alışveriş yapan insan4
- piyangosu bile şaibeli ülkede borsa oynamak2
- muhallebi kıvamı3
- leblebi kurabiyesi3
- asansör2
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- asrın soygunu21
- allbea'ya albela diyen hadsiz3
- damla sakızlı muhallebi3
- rastgele bir yazar seçip sataşmak2
- özelden küfür eden sözlük kızı4
- kfc2
- fon olaylarında adı geçen şahıslar4
- ziyan2
- bu nasıl hava lan7
- rastgele yazarlara mesaj atıp küfretmek4
- yolda yürürken traverten görmek2
- nahl suresi 1 ayet2
- ismet gurbuz2
- eti üç harfli portakal jöleli bisküvi4
- nokia 6600 denince akla gelenler5
- teoman çamaşır3
- sevgili6
- frankyfourfingers4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- sonbahardaki yaprak dökülmesi3
- nahl suresi 10 ayet2
- sigara böreği5
“o bana aşıktı, ben onu seviyordum. hikayemiz bu şekilde başladı.
yanyana otururken bakışmalarımızda, gözlerimizi delercesine bakışmalarımızda, bakışmadığımız anlarda kalbimizin ritmini dinlememizde ve sevişmelerimizde bir sorun yoktu. sorun, sevişmediğimiz ve artık konuşmak istediğimiz zamanlarda başlardı hep. ve çözümü olmazdı. onu sevmediğimi hiç söylemedim bu yüzden, sevdiğime inandım. konuşurken bağırmazdık birbirimize, ama kızardık çok. küserdik bazen. kırılganlığımız bazen birkaç gün sürerdi, ki delice bir aşk için ne kadar uzun bir zamandır: birkaç gün. boşuna geçmiş günler.. uzak günler.. şimdi, tam da tahmin ettiğim gibi, geriye dönüp bakınca göremiyorum o günleri, yok olmuş gibiler. en kötü tartışmalarımız, ayrılığı getiren anlarımız, beraber çekirdek yeyişimiz bile aklımda; ama o küs geçen günlerde yaptıklarım/yapmadıklarım unutulmuş çoktan.
aşık olmadığım bir kadınla evlenmek istemedim. sorunumuz bu şekilde başladı. yüzük, bir başkasına "benden uzak dur" deme ihtimalidir çoğu zaman. onu aldatmayacağımdan daha çok emin olmak isterdi, bilirdim ki bütün telaşı bundan. sabahları nasıl bir hevesle uyanırım, nasıl kahvaltı hazırlarım görmek isterdi işte. bir ömür boyu aynı tabloyu seyretmekten nasıl bıkmaz insan? ben bunu anlamadım hiç. kendimden sıkılırdım, aynı şarkıyı mırıldanarak domatesleri doğradığım sabahlarda. onun sıkılma ihtimali daha da büyüktü. kıyamadım. ki, uzağında olduğu kadar seni özler sevgili. aşık olmayan bütün adamlar gibi davrandım işte, davranışlarımla uzaklaştırdım onu: "beni özle, daha çok özle" "git yanımdan. yanıma gelmek iste"
onun olup olmayacağımı anlamadı ve bıktı, usandı bu anlamsızlıktan. ayrılığımız bu şekilde başladı. "bir başkası ile olamam" dedi başlarda. ki, bu cümle bir tehdit biçimidir. ayrılıktan ilk bahsettiğiniz an, aşkla dolu yemin sözleridir aslında. "bir başkası" ne kadar masum olursa olsun, bir cümle ile zikredildiyse, aşk gider, başkasının ihtimali gelir yerleşir aranıza. düşünürdüm. "bir başkası ile olamaz, benden başkası ile olamayacağını söylüyor, kıyaslamış belli ki. bir başkasının ona mutluluk vermeyeceğini fark etmiş." kıyaslanmış ve galip gelmiş bir aşkın ikinci kahramanı olarak yorulurdum. yorgun halim ne zamana kadar galip gelirdi ki başkasına?
aşık olmaya çalışıp, olamadığımda yorulduk. bitti aşk. o bana aşıktı, bense onu seviyordum sadece. yanımda olsun istiyordum, yanında olmaktan daha çok. bu da bir sevgi biçimiydi. sadece sevgiliyi düşünmekle sadece kendini düşünmek arasındaki ince çizgide ayrıldık. ayrılırken sarıldı bana. ağladı. bir vapur dolusu insan önünde ağladı. paltomu ilikledi yine. ona hiç aşık olmamak o gün çok üzdü beni. ağlamak isteyip de ağlamamak. beni öptüğünde, başka birisinin öpüşüne hazırlanmak mesela. "o gidecek, kaybolacak birazdan, ben susarak eve doğru gideceğim. evde ekmek olmadığını hatırlayıp da markete yöneldiğimde, artık ayrılmış bir çift olacağız"
susarak eve doğru gittim. Ayrılırken ağlamadı. hâlâ aşıktı. marketten bir paket de sigara aldım. evde onun paketi yoktu ve canım sıkkındı.
aradan zaman geçti ve o başkasıyla oldu. bir daha hiç bakışmadık, hiç karşıma çıkmak istemedi. çıktığında ise sıkıntılı merhabalar yaşandı daha çok. klasik bir hikayenin fon müziği oldu yaşadıklarımız. ben, onun arkasından çok zaman sonra ağladım.
bir yaz gecesiydi. tatilimin ortasında, aniden o akşamki planımı iptal edip, odama kapandım ve ağladım. bazen bir insana uzak olmak büyütüyor insanı. hem o insanı, hem de bizi. büyüdüm ama hep çocuk kaldım.
bu bizim hikayemizdi. olabilecek en klasik sonlu hikaye, ve en basit hücreli.
yaşanan ne güzellik varsa ondan, ne kötülük varsa bendendi.”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar