bugün
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği9
- ismail kartal6
- pazar günü klasikleri2
- fenerbahçe11
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj3
- sözlükteki fenerbahçeliler10
- 16 ağustos 20263
- asimilasyon harika bir şey5
- 16 ağustos 2026 amed erzurumspor maçı2
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması14
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı8
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı18
- evliliğin anlamı5
- hakkı yenen türkler de dağa çıksın3
- uludağ sözlük evreni11
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey13
- yatırım fonu3
- tayyip in yakın korumaları2
- kadın olmanın avantajları16
- askerde 200 metre atışı yapmak15
- nervio22
- günaydın4
- saraca finch house2
- düşük zeka belirtisi3
- gençlerbirliği6
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler15
- g i l d e d l i l y18
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- yaşamak istenilen şeyler10
- hayatın kuralları9
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler11
- türkiye'ye geldim11
- kurtar bizi müsavat16
- ağlayarak 31 çekmek2
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- geceye bir şarkı bırak10
- hangi manifest kızı ile sevişmek isterdin6
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- fotoğraflarda bir türlü gülemeyen insan6
- penisi seks objesi olarak görmek7
- her şeyi açıklayan en kısa cümle8
- hiçbir hobisi olmayan düz insan5
- kankadan sevgili olur mu5
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- damarsız tüysüz manisa yaprağı25
- alevi kızların alev alev yanması13
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- fırçaya takılıp gelen tuvalet deliği kapağı4
- iremga31
- okan buruk9
osmanlı askerinin düşman tarafından en keskin izahatlerinden birini en büyük düşmanlarından birisi olan t.e lawrence yazmaktadır:
"köylerden çeşitli cepheler de savaşmak için askere alınan gençler, kaderlerine itiraz filan etmeden razı oluyorlardı; türklerin vatanlarını savunma geleneklerinden ötürü bu gençler, askere alınmalarını tevekkülle karşılıyorlardı. koyun gibi insanlardı bunlar: hiçbir kötü ya da iyi özellikleri yoktu. tek başlarına bırakıldıklarında bir şey yapabilmeleri olanaksızdı ya da belki de savaş meydanında ağır ve sönük bir performans gösteriyorlardı. nezaketli olmaları ve acele etmemeleri emredildiğinde, bir çırpıda dost ve cömert düşmanlar oluveriyorlardı. babalarına hakaret etmeleri ya da analarının bağırsaklarını deşmeleri emredildiğinde, sanki hiçbir şey olmamış gibi ya da çok iyi bir şey yapıyorlarmış gibi soğukkanlılıkla kendilerine emredilen şeyleri yerine getiriyorlardı. bir ümitsizlik ve ateşli heyecanlı bir girişim eksikliği vardı osmanlı askerlerinde; bu, onları dünyadaki askerlerin içerisinde en yumuşak başlı, en dayanıklı ve en az ruhsuz askerleri yapmıştı.
bu zavallı askerler, şan-şöhret ve gösteriş düşkünü şarklı subayların doğal kurbanıydılar; körü körüne ölüme sürükleniyorlar ya da bu şarklı subaylar tarafından savaş meydanlarında hiç umursamadan yapayalnız bırakılıyorlardı. gerçekten de biz osmanlı askerlerinin, başlarındaki komutanlarının iğrenç tutkuları nedeniyle bir savaş meydanından başka bir savaş meydanına sürüklendiğini görmüştük. başlarındaki komutanlar, emirleri altındaki askerlere hiç mi hiç değer vermiyorlardı. bununla ilintili bir başka nokta da, askerlerinin canlarını korumak için en basit önlemleri bile alma gereğini duymuyorlardı. esir alınan osmanlı askerlerinin bazıları ağızlarından tıbbi muayeneden geçirildiğinde, pek çoğunun zührevi hastalıklardan kıvrandıklarını görmüştük. frengi ve benzeri hastalıklar türkiye'de henüz bilinmiyordu bile. bu tür hastalıklar, yedi sekiz yıl askerlik yapılan taburlarda hızla yayılıyor ve askerlikleri bitene kadar da tedavi filan edilmiyordu. eğer uzak memleketlerden buralara gelmişlerse, memleketlerine böylesi bir hastalıkla dönmekten utandıklarından ya jandarma olarak orduda kalıyorlar ya da dünyaları büsbütün yıkıldığı için kentlerde ve kasabalarda hammaliye işlerinde çalışıyorlardı; bu nedenle türklerdeki doğum oranları gün gittikçe azalıyordu. sürekli süren savaşlar nedeniyle anadolu köylüsü kırılıyordu adeta."
"köylerden çeşitli cepheler de savaşmak için askere alınan gençler, kaderlerine itiraz filan etmeden razı oluyorlardı; türklerin vatanlarını savunma geleneklerinden ötürü bu gençler, askere alınmalarını tevekkülle karşılıyorlardı. koyun gibi insanlardı bunlar: hiçbir kötü ya da iyi özellikleri yoktu. tek başlarına bırakıldıklarında bir şey yapabilmeleri olanaksızdı ya da belki de savaş meydanında ağır ve sönük bir performans gösteriyorlardı. nezaketli olmaları ve acele etmemeleri emredildiğinde, bir çırpıda dost ve cömert düşmanlar oluveriyorlardı. babalarına hakaret etmeleri ya da analarının bağırsaklarını deşmeleri emredildiğinde, sanki hiçbir şey olmamış gibi ya da çok iyi bir şey yapıyorlarmış gibi soğukkanlılıkla kendilerine emredilen şeyleri yerine getiriyorlardı. bir ümitsizlik ve ateşli heyecanlı bir girişim eksikliği vardı osmanlı askerlerinde; bu, onları dünyadaki askerlerin içerisinde en yumuşak başlı, en dayanıklı ve en az ruhsuz askerleri yapmıştı.
bu zavallı askerler, şan-şöhret ve gösteriş düşkünü şarklı subayların doğal kurbanıydılar; körü körüne ölüme sürükleniyorlar ya da bu şarklı subaylar tarafından savaş meydanlarında hiç umursamadan yapayalnız bırakılıyorlardı. gerçekten de biz osmanlı askerlerinin, başlarındaki komutanlarının iğrenç tutkuları nedeniyle bir savaş meydanından başka bir savaş meydanına sürüklendiğini görmüştük. başlarındaki komutanlar, emirleri altındaki askerlere hiç mi hiç değer vermiyorlardı. bununla ilintili bir başka nokta da, askerlerinin canlarını korumak için en basit önlemleri bile alma gereğini duymuyorlardı. esir alınan osmanlı askerlerinin bazıları ağızlarından tıbbi muayeneden geçirildiğinde, pek çoğunun zührevi hastalıklardan kıvrandıklarını görmüştük. frengi ve benzeri hastalıklar türkiye'de henüz bilinmiyordu bile. bu tür hastalıklar, yedi sekiz yıl askerlik yapılan taburlarda hızla yayılıyor ve askerlikleri bitene kadar da tedavi filan edilmiyordu. eğer uzak memleketlerden buralara gelmişlerse, memleketlerine böylesi bir hastalıkla dönmekten utandıklarından ya jandarma olarak orduda kalıyorlar ya da dünyaları büsbütün yıkıldığı için kentlerde ve kasabalarda hammaliye işlerinde çalışıyorlardı; bu nedenle türklerdeki doğum oranları gün gittikçe azalıyordu. sürekli süren savaşlar nedeniyle anadolu köylüsü kırılıyordu adeta."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar