bugün
- göz teması kuramama5
- sabahları nefret edilen şeyler6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- kız troller12
- akp seçmeni4
- true'ya özgürlük5
- kalabalığı seviyor musunuz13
- yalnızlık2
- mustafa sandal'ın gündemde olması4
- aile2
- maaş için birbirine katlanan insanlar4
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka9
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması8
- kedilerin yedigi ilginc seyler17
- aliyev'in türkiye'ye gönderme yapan sözleri4
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- tekerlek toplayan cocuk14
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- trump'ın süper zeka zirvesinin sonuçları3
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum14
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- pazar günü kahvaltı gazete ve kovboy filmi üçlüsü2
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- ona bir şey söyle6
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- yazarların anlık durumları9
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- galatasaray büyüklüğü14
- arkadaşlar bakar mısınız14
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- avokado yiyen insan8
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- özel sektör de çalışmak11
- çocuklar niye sünnet edilir7
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- fiziği güzel sözlük kızları56
- ellerim bos gonlum hos14
- şeker hastalığı9
- morning2
- mafya kızı olma isteği6
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı17
- brad pitt2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- boğaz ağrısı7
osmanlı askerinin düşman tarafından en keskin izahatlerinden birini en büyük düşmanlarından birisi olan t.e lawrence yazmaktadır:
"köylerden çeşitli cepheler de savaşmak için askere alınan gençler, kaderlerine itiraz filan etmeden razı oluyorlardı; türklerin vatanlarını savunma geleneklerinden ötürü bu gençler, askere alınmalarını tevekkülle karşılıyorlardı. koyun gibi insanlardı bunlar: hiçbir kötü ya da iyi özellikleri yoktu. tek başlarına bırakıldıklarında bir şey yapabilmeleri olanaksızdı ya da belki de savaş meydanında ağır ve sönük bir performans gösteriyorlardı. nezaketli olmaları ve acele etmemeleri emredildiğinde, bir çırpıda dost ve cömert düşmanlar oluveriyorlardı. babalarına hakaret etmeleri ya da analarının bağırsaklarını deşmeleri emredildiğinde, sanki hiçbir şey olmamış gibi ya da çok iyi bir şey yapıyorlarmış gibi soğukkanlılıkla kendilerine emredilen şeyleri yerine getiriyorlardı. bir ümitsizlik ve ateşli heyecanlı bir girişim eksikliği vardı osmanlı askerlerinde; bu, onları dünyadaki askerlerin içerisinde en yumuşak başlı, en dayanıklı ve en az ruhsuz askerleri yapmıştı.
bu zavallı askerler, şan-şöhret ve gösteriş düşkünü şarklı subayların doğal kurbanıydılar; körü körüne ölüme sürükleniyorlar ya da bu şarklı subaylar tarafından savaş meydanlarında hiç umursamadan yapayalnız bırakılıyorlardı. gerçekten de biz osmanlı askerlerinin, başlarındaki komutanlarının iğrenç tutkuları nedeniyle bir savaş meydanından başka bir savaş meydanına sürüklendiğini görmüştük. başlarındaki komutanlar, emirleri altındaki askerlere hiç mi hiç değer vermiyorlardı. bununla ilintili bir başka nokta da, askerlerinin canlarını korumak için en basit önlemleri bile alma gereğini duymuyorlardı. esir alınan osmanlı askerlerinin bazıları ağızlarından tıbbi muayeneden geçirildiğinde, pek çoğunun zührevi hastalıklardan kıvrandıklarını görmüştük. frengi ve benzeri hastalıklar türkiye'de henüz bilinmiyordu bile. bu tür hastalıklar, yedi sekiz yıl askerlik yapılan taburlarda hızla yayılıyor ve askerlikleri bitene kadar da tedavi filan edilmiyordu. eğer uzak memleketlerden buralara gelmişlerse, memleketlerine böylesi bir hastalıkla dönmekten utandıklarından ya jandarma olarak orduda kalıyorlar ya da dünyaları büsbütün yıkıldığı için kentlerde ve kasabalarda hammaliye işlerinde çalışıyorlardı; bu nedenle türklerdeki doğum oranları gün gittikçe azalıyordu. sürekli süren savaşlar nedeniyle anadolu köylüsü kırılıyordu adeta."
"köylerden çeşitli cepheler de savaşmak için askere alınan gençler, kaderlerine itiraz filan etmeden razı oluyorlardı; türklerin vatanlarını savunma geleneklerinden ötürü bu gençler, askere alınmalarını tevekkülle karşılıyorlardı. koyun gibi insanlardı bunlar: hiçbir kötü ya da iyi özellikleri yoktu. tek başlarına bırakıldıklarında bir şey yapabilmeleri olanaksızdı ya da belki de savaş meydanında ağır ve sönük bir performans gösteriyorlardı. nezaketli olmaları ve acele etmemeleri emredildiğinde, bir çırpıda dost ve cömert düşmanlar oluveriyorlardı. babalarına hakaret etmeleri ya da analarının bağırsaklarını deşmeleri emredildiğinde, sanki hiçbir şey olmamış gibi ya da çok iyi bir şey yapıyorlarmış gibi soğukkanlılıkla kendilerine emredilen şeyleri yerine getiriyorlardı. bir ümitsizlik ve ateşli heyecanlı bir girişim eksikliği vardı osmanlı askerlerinde; bu, onları dünyadaki askerlerin içerisinde en yumuşak başlı, en dayanıklı ve en az ruhsuz askerleri yapmıştı.
bu zavallı askerler, şan-şöhret ve gösteriş düşkünü şarklı subayların doğal kurbanıydılar; körü körüne ölüme sürükleniyorlar ya da bu şarklı subaylar tarafından savaş meydanlarında hiç umursamadan yapayalnız bırakılıyorlardı. gerçekten de biz osmanlı askerlerinin, başlarındaki komutanlarının iğrenç tutkuları nedeniyle bir savaş meydanından başka bir savaş meydanına sürüklendiğini görmüştük. başlarındaki komutanlar, emirleri altındaki askerlere hiç mi hiç değer vermiyorlardı. bununla ilintili bir başka nokta da, askerlerinin canlarını korumak için en basit önlemleri bile alma gereğini duymuyorlardı. esir alınan osmanlı askerlerinin bazıları ağızlarından tıbbi muayeneden geçirildiğinde, pek çoğunun zührevi hastalıklardan kıvrandıklarını görmüştük. frengi ve benzeri hastalıklar türkiye'de henüz bilinmiyordu bile. bu tür hastalıklar, yedi sekiz yıl askerlik yapılan taburlarda hızla yayılıyor ve askerlikleri bitene kadar da tedavi filan edilmiyordu. eğer uzak memleketlerden buralara gelmişlerse, memleketlerine böylesi bir hastalıkla dönmekten utandıklarından ya jandarma olarak orduda kalıyorlar ya da dünyaları büsbütün yıkıldığı için kentlerde ve kasabalarda hammaliye işlerinde çalışıyorlardı; bu nedenle türklerdeki doğum oranları gün gittikçe azalıyordu. sürekli süren savaşlar nedeniyle anadolu köylüsü kırılıyordu adeta."
Gündemdeki Haberler