bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu20
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır7
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler7
- boyumun 2 cm kısalması21
- sözlük yazarlarına güvenmek13
- otelde sevişmek8
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek6
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- fazla samimiyet5
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- gece gece gelen kaşarlı sucuklu tost kokusu3
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- hiçbir zaman gönlü alınan biri olmamak4
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- nev10
- fazla düşünceli olmak4
- midye tava4
- arkadaşlar bakar mısınız6
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- elidor3
- sözlük yazarlarının doğum tarihleri3
- 65 yaş üstü yazarlar3
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- mal mıyım sorunsalı13
- teoman'ın 60 yaşına girmesi4
- duymak istediğin şeyleri söyleyen falcı2
- beni sevdiniz mi4
- küt saçlı hatun12
- ona bir şey söyle8
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- açgözlü bencil ikiyüzlü kibirli insan5
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- kiraz cicegi kolonyasi41
- chatgpt'ye dizi karakteri benzerliğini sorma3
- online listesi7
- prenses gibi büyüyen kızlar2
- sözlüğün troll mekanı haline gelmesi4
- sözlük yazarlarının saatleri8
- hiç bir şey hissetmemek4
- natisii mik'yi ena4
- seks yapmama şartıyla ölümsüz olmak5
- mandalina8
- geceye bir tespit bırak5
- haberin yok ben ölüyorum2
- ay da am olsaydı ilk türkler çıkardı5
- neyse ya2
- ilk sevgili3
iş hayatım başta olmak üzere gündelik yaşantım ile bağlantı kurabildiğim filmleri izlemeyi seviyorum, belirttiğim tanıma uyan bir filmdir öncelikle. çözümlemesini yapmaya çalıştığım hayatıma bir başkası bakıyormuş gibi hissettiğim için, filmin senaryosu ile ilgili sürprizbozana girmeden bende yarattığı etkiyi anlatacağım.
yoğun çalışma hayatı olan bir insanın yaşarken hissettiği buhran dolu yaşantıyı yansıttığını düşünüyorum. yukarıda uçan kuşa borcu olan diye belirtmiş bir yazar. haklılık payı var, howard borçluluk nedeniyle aşırı sıkıntı hissediyor, neye elini atsa kuruyormuş gibi düşünüyorsa, acaba benim de mi uçan kuşa borcum var? Bu mudur bizi en fazla sıkan? borçlu olmak, illa parasal anlamdakini mi almalıyım? Örneğin bankalara olan borçları kapatsam, bitmeyen işlerim konusunda kendimi daha dingin hissedebilir miyim acaba?haldır haldır çalışıp cumartesi sabahtan gün sonuna mesai yaptığım halde pazar günü yağan kontrol talepleri, zorunlu pazartesi hazırlıkları ve ekstra iş taleplerine yanıt verip vermemek tek sıkıntım olur muydu bu durumda, bu kadar kafaya takar mıydım acaba?
ya da yolu var mı, bu taleplerinin sonu gelmeyen veya kendi talepleri için seni ailenle takılacağın 1-2 saatte bile yalnız bırakmayan lanet olası anlayıştakiler sonsuza kadar üzerimize gelecek mi? çocuklar, eşin olduğu hayatta baba olarak sürekli gelen talepleri yapan, en küçük boşluğunda eline çöpler tutuşturulan sürekli howard mı olacak ya? Şu adam bir süre huzur bulamayacak mı yani, bu mudur modern yaşantının özü?
howard'ın yaşadığı o kısa süreli mutluluk anı; şu karşıdaki insanda emeğin geçen bir iş karşısında oluşan takdir hissi, bundan keyfe gelen karşı tarafın yaptığından benim de fayda görmem. tabii paragöz bir yahudi kuyumcu için mutlaka parasal karşılığı olabilir ama ben bunu yalnız parasal karşılığı olan bir durum olarak pek görmedim. daha çok, yüzyüze tanıştığı basketbol süperstarının üzerine bahis oynamak gibi benim de örneğin bir oyunculuk kariyeri hayali kurmam, işini gördüğüm bir oyunu aracılığı ile sahnelere adım atma hayali ve bunun üzerine yaşantımı kurmam neden bu kadar zor olsun ki? ve genel o huzursuzluk; dükkanın var çalışanların rutini yürütmek dışında ekstraları halletmez, yoldan geçen gelip sana işini halledip halletmediğini sorar, eve gidecek olursun orada zaten huzur yok. tamam howard ın huzur alacak hali kalmamış ve evliliği komple bitmiş; hatta kendisi ahlaksız terbiyesiz bir herif ve karısını boynuzlamış aleni! anladık da, karısı olacak tip adama bir sefer bile, sadece o iyi hissetsin diye gülümsemiş midir?
yani ben de howard gibi düşünüyorum bu gaddar dünya ile nasıl başa çıkarım? biliyorum işte, o borç aldığın tiplerden az hoşgörü bekledikçe daha kötü davranırlar, sanki şerefsizlerin tüm parasına çökmüşsün, kuruş geri ödememişsin gibi davranırlar ve karşı güç gösterisinin birazına bile toleransları olmaz. filmin sonunda olanları bilen biliyor, ipucu vermeyeceğim de, şerefsiz evladı az bekleyip parasını alıp siktir olup gitmiyor. olacak aşa iki kere su katmaktan çekinmiyor. bir kere de adama neler ettik bir dursak mı diye düşüneceğine, kendine yapılanı şahsi alıp hırs yapıyor köpoğlusu! o yüzden, madem bu hayat sürekli harekete zorlayıp az duraladığında kafana kafana vuruyor. o zaman sen de durmayacaksın kardeş. tamamladığını en fazla tamamlanır hale getireceksin ve kapatacaksın tükanı. durmayacaksın, duranı beceriyorlar bir güzel. durmamak demek kendini başka alemlerde uyuşturmak değil; mesela bir metres tutmak değil. kendini alışverişe, abur cubura, oyun oynamaya, sigara ve/veya alkole vurmak da değil. yutub videosu izlemek, netflix e takılmak falan, bunlar ve önce saydıklarım hareketi erteleyen unsurlar. eyleme geçeceksin kardeşim, beyan edeceksin, ilerleyip durmayacaksın. ilerlememekten kaynaklı stres yapmayacaksın, buhrana sokmayacaksın kendini.
senin kimliğin var evet, özel zevkleri olan bir insansındır, kıymetlisindir, esprilisindir falan tamam. ama.. öncelikle yaşadığın hayatın sorumluluğunu taşıyacaksın. çoluk çocuk, ev hayatın varsa ona göre yaşa, başka alemlere aktıysan ona göre. howard ın geleceği ondan aydınlanmıyor, ikiye bölünmüş yaşantı nasıl toparlanacak, iki kefe de kendince ağır basarken?? sorumulukların var, zamanın ve imkanın var ve yerine getirmen gerekenler varsa yerine getirmen gerekenleri getir kardeşim! seni borcundan dolayı sıkıştıranı al karşına de ki kardeşim öyleyken böyle. borcum borç, şu zaman ancak öderim de. uzlaşma hemen olacak diye bir garantin elbette yok, ama en azından salak saçma muameleye kurban gitmez daha ciddiye alınırsın, ona göre davranırlar sana. önemli büyük gün bekliyorsun ya, o gün bugün ve şu an. biriktirdiğin ne varsa yapmaya başla. herşey yolunda gözüküyorsa durma, kilo vereceksen kalk biraz yürü en azından,bilgi edineceksen kitap oku, o derse otur çalış. imkanın yoksa imkanı nasıl elde edeceğine biraz kafa yor.
yoğun çalışma hayatı olan bir insanın yaşarken hissettiği buhran dolu yaşantıyı yansıttığını düşünüyorum. yukarıda uçan kuşa borcu olan diye belirtmiş bir yazar. haklılık payı var, howard borçluluk nedeniyle aşırı sıkıntı hissediyor, neye elini atsa kuruyormuş gibi düşünüyorsa, acaba benim de mi uçan kuşa borcum var? Bu mudur bizi en fazla sıkan? borçlu olmak, illa parasal anlamdakini mi almalıyım? Örneğin bankalara olan borçları kapatsam, bitmeyen işlerim konusunda kendimi daha dingin hissedebilir miyim acaba?haldır haldır çalışıp cumartesi sabahtan gün sonuna mesai yaptığım halde pazar günü yağan kontrol talepleri, zorunlu pazartesi hazırlıkları ve ekstra iş taleplerine yanıt verip vermemek tek sıkıntım olur muydu bu durumda, bu kadar kafaya takar mıydım acaba?
ya da yolu var mı, bu taleplerinin sonu gelmeyen veya kendi talepleri için seni ailenle takılacağın 1-2 saatte bile yalnız bırakmayan lanet olası anlayıştakiler sonsuza kadar üzerimize gelecek mi? çocuklar, eşin olduğu hayatta baba olarak sürekli gelen talepleri yapan, en küçük boşluğunda eline çöpler tutuşturulan sürekli howard mı olacak ya? Şu adam bir süre huzur bulamayacak mı yani, bu mudur modern yaşantının özü?
howard'ın yaşadığı o kısa süreli mutluluk anı; şu karşıdaki insanda emeğin geçen bir iş karşısında oluşan takdir hissi, bundan keyfe gelen karşı tarafın yaptığından benim de fayda görmem. tabii paragöz bir yahudi kuyumcu için mutlaka parasal karşılığı olabilir ama ben bunu yalnız parasal karşılığı olan bir durum olarak pek görmedim. daha çok, yüzyüze tanıştığı basketbol süperstarının üzerine bahis oynamak gibi benim de örneğin bir oyunculuk kariyeri hayali kurmam, işini gördüğüm bir oyunu aracılığı ile sahnelere adım atma hayali ve bunun üzerine yaşantımı kurmam neden bu kadar zor olsun ki? ve genel o huzursuzluk; dükkanın var çalışanların rutini yürütmek dışında ekstraları halletmez, yoldan geçen gelip sana işini halledip halletmediğini sorar, eve gidecek olursun orada zaten huzur yok. tamam howard ın huzur alacak hali kalmamış ve evliliği komple bitmiş; hatta kendisi ahlaksız terbiyesiz bir herif ve karısını boynuzlamış aleni! anladık da, karısı olacak tip adama bir sefer bile, sadece o iyi hissetsin diye gülümsemiş midir?
yani ben de howard gibi düşünüyorum bu gaddar dünya ile nasıl başa çıkarım? biliyorum işte, o borç aldığın tiplerden az hoşgörü bekledikçe daha kötü davranırlar, sanki şerefsizlerin tüm parasına çökmüşsün, kuruş geri ödememişsin gibi davranırlar ve karşı güç gösterisinin birazına bile toleransları olmaz. filmin sonunda olanları bilen biliyor, ipucu vermeyeceğim de, şerefsiz evladı az bekleyip parasını alıp siktir olup gitmiyor. olacak aşa iki kere su katmaktan çekinmiyor. bir kere de adama neler ettik bir dursak mı diye düşüneceğine, kendine yapılanı şahsi alıp hırs yapıyor köpoğlusu! o yüzden, madem bu hayat sürekli harekete zorlayıp az duraladığında kafana kafana vuruyor. o zaman sen de durmayacaksın kardeş. tamamladığını en fazla tamamlanır hale getireceksin ve kapatacaksın tükanı. durmayacaksın, duranı beceriyorlar bir güzel. durmamak demek kendini başka alemlerde uyuşturmak değil; mesela bir metres tutmak değil. kendini alışverişe, abur cubura, oyun oynamaya, sigara ve/veya alkole vurmak da değil. yutub videosu izlemek, netflix e takılmak falan, bunlar ve önce saydıklarım hareketi erteleyen unsurlar. eyleme geçeceksin kardeşim, beyan edeceksin, ilerleyip durmayacaksın. ilerlememekten kaynaklı stres yapmayacaksın, buhrana sokmayacaksın kendini.
senin kimliğin var evet, özel zevkleri olan bir insansındır, kıymetlisindir, esprilisindir falan tamam. ama.. öncelikle yaşadığın hayatın sorumluluğunu taşıyacaksın. çoluk çocuk, ev hayatın varsa ona göre yaşa, başka alemlere aktıysan ona göre. howard ın geleceği ondan aydınlanmıyor, ikiye bölünmüş yaşantı nasıl toparlanacak, iki kefe de kendince ağır basarken?? sorumulukların var, zamanın ve imkanın var ve yerine getirmen gerekenler varsa yerine getirmen gerekenleri getir kardeşim! seni borcundan dolayı sıkıştıranı al karşına de ki kardeşim öyleyken böyle. borcum borç, şu zaman ancak öderim de. uzlaşma hemen olacak diye bir garantin elbette yok, ama en azından salak saçma muameleye kurban gitmez daha ciddiye alınırsın, ona göre davranırlar sana. önemli büyük gün bekliyorsun ya, o gün bugün ve şu an. biriktirdiğin ne varsa yapmaya başla. herşey yolunda gözüküyorsa durma, kilo vereceksen kalk biraz yürü en azından,bilgi edineceksen kitap oku, o derse otur çalış. imkanın yoksa imkanı nasıl elde edeceğine biraz kafa yor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar