bugün
- sözlükte ki türk düşmanları9
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması12
- fon dolandırıcılığı haberlerine kısıtlama4
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek5
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler3
- türkiye'deki koyun sayısı 49 milyona yükseldi3
- ecevit denince akla gelen şeyler5
- platon un mağara alegorisi2
- karpuzcu libos panda2
- devletin bekası5
- rte denince akla gelen seyler4
- istanbul finans merkezi2
- paradox interactive4
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı8
- 0 0 716
- zorunlu nöbetin felsefi temelsizliği3
- nabersiniz geçler2
- acı gerçekler16
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- yaşamak üzerine2
- demagoji yaparak üste çıktığını sanan mallar2
- güne başlarken3
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi5
- kale3112'deki kale hangi kale10
- arda güler7
- buz gibi bira8
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- 24 eylül 2026 norveç danimarka maçı2
- en lezzetli balık24
- demir çelik5
- en iyi pizza içeriği10
- sözlükte flört etmemek9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- sabah alarm çaldığı anda hissedilenler2
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- karşı cinsteki en itici özellik16
- bursa6
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- sıcak şarap4
- köy9
- sabahları nefret edilen şeyler6
- anın görüntüsü22
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- arkadaşlar lütfen4
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- cedidacer3
- gece vardiyası3
Ölümü, doğuştan bir kusur olarak, anlamıyorum. Yani beynin içinde ölümü anlayabilen bir yer varsa, benim beynimde o bölüm hasarlı ya da yok. Bunu bir otizmlinin mecazı anlamaması şeklinde algılamak mümkün. Anlamadığım için nasıl anlatacağım onu da bilmiyorum.
Yaz ayında, hani şu istanbul depremi sırasında, yavru kediye araba çarptı. Kardeşleri ve annesi ile yürüyüşe çıkmıştı ve onların bu görüntüden etkilenmemesi için kediyi hemen alayım dedim. Ben kediye yaklaşırken, kedi metrelerce havalanıp yere vuruyordu. Böyle anlarda çözüm odaklı davranmaya odaklı olduğum için o an üzülemedim bile. Odaklandığım tek konu kediyi poşete alıp gözden kaybetmekti. Çünkü bana göre hiçbir anne yavrusunun ölümünü görmemeli. Hatta yavru annesini daha çok görmemeli. Beynim doğru bildiği konuya odaklı ve makina gibiydim o an.
Kedi son nefesini posetin içinde avucumun içinde verdi. Ben bunu hem kedinin fiziksel değişiminden hem de bilmiyorum ama içsel bir şekilde hissettim. O an ölüm böyle bir şeymiş dedim. Ölmek bu. Normalde kedinin öldüğünü anlamayacağım için tanıdık tanımadık kaç kişi varsa bir yere toplayacak, kedi ölmüş dedirtecek ve bir şekilde saatlerce kedinin tekrar canlanma ihtimalini oturup bekleyecek olan ben, kediyi o an ilk kez ölümü anlamış olmanın verdiği şokla çöpe bıraktım. Ancak bunu sanırım biraz sert bir şekilde yaptım çünkü kedinin bedeni çöp kutusunda pat diye ses çıkardı. Normalde kediyi arkadaşlarım gömerdi,onu da akıl edemedim.
Ve ben o günden beri kedinin canını yakıp yakmadığımı düşünüyorum. Bu sebeple oturup ağladığım oldu. Aklımdan sürekli ya kedi ölü değilse düşüncesi geçiyor. Ya hâlâ yaşıyorken attıysam? Ya kedi hâlâ canlıysa ve günlerce orada can çekiştiyse? Annesine miyavladıysa? Bu düşünce beni o kadar rahatsız ediyor ki, hayatım boyunca ilk kez ölümü anlayabilmek için bir hekim yardımı almaya karar verdim. Çünkü yaşadığım bu belirsizlik beni öldürüyor. Kedinin ölü olduğundan emin olsam her şey düzelecekmiş gibi geliyor.
Ben anlamadığım şeyler nedenli kendimi yarı yarıya deli olarak görürüm. Deli olmakla ilgili problemim yine yok. Ancak şu deprem olayından dolayı asıl akıllı ben ve benim gibiler mi diye düşünmeye başladım.
Birileri ölümü anlayabiliyor, kendileri yüzünden, hiçbir önlem almadıkları için binlerce insanın deprem sırasında öleceğinin farkında, o insanların önlem alınsın diye harcadığı parayı o insanlar için kullanmadı ve rahatlar. Vicdanı bir hesaplaşma içinde değiller. Uyuyorlar, yemek yiyorlar, sohbet ediyorlar ve gülüyorlar. Şu rahatlığı sağlayan şeyin ne olduğunu anlamıyorum. Anlamak istiyor muyum, onu da bilmiyorum. Bu hayat bana göre değil ama, bir süredir onun farkındayım.
Benim deprem ile ilgili, kendimi korumakla ilgili aldığım önlemler var. Her zaman vardı. Ölümü anlamayınca kader kavramı oluşmuyor, o da oluşmayınca insan sürekli bir kaza yaşanır diye hazır bekliyor.
Size verilen bilgilerden biri yanlış. Kendi adıma onu düzeltebiliyorum.
- ağır eşyaların yanına çöküp kendini korumaya alma mevzusu çok riskli. Beynimin içinde bununla ilgili bir ton senaryo kurguladım, çoğunda eşyanın altında kaldım. Çünkü göçük oluşması sırasında eşya yer değiştirecek, kayacak. Yani sığındığın eşya nedenli öleceksin.
Haliyle araştırdım. Yapilan çalışmalar beynimi haklı çıkarıyor. Bu doğru bir korunma yöntemi değil. Eğer evdeyseniz şu yöntemi deneyin ki düşündüklerim arasında en etkilisi buydu.
Yatağın yanına deprem çantası koyun. Bunu göçük altında kalacakmış mantığı ile hazırlayın. Ben hiç olmazsa 2 hafta yetecek şekilde su, besin ve ilaç koydum. Ses çıkaracak bir şeyler. Bilmem ne. Bi de kapının yanında dışarıya kaçarken alacağım var. içinde soğuktan koruyacak eşyalar var.
Yatağın yanında yataktan daha yüksek eşya var. Çok fazla koruyacağını sanmıyorum ama başka çare bulamadım.
Deprem sırasında yatağa uzanın, Cenin pozisyonu alın, deprem cantasına uzanın, yastığınızı başınızın üstüne koyun, yorganı ise vücudunuza, özellikle yüzünüzü kapatacak şekilde örtün. O panikle kusursuz örtme ihtimali yok. Ancak deneyin.
Deprem sırasında tek sorun kafaya alınan darbe değil. Toz bulutu kalkacak. Tahminlerime göre de onu hayvan gibi yutacağız. Yorgan hem soğuktan hem de hiç olmazsa bu toza fazla şekilde maruz kalmaktan koruyor.
Ve deprem bitene kadar merdivenlere yönelmeyin. Önce merdivenler çöker. En zor merdivenlere ulaşılır.
Diyeceksiniz ki, deprem sonrası inerken merdiven çökemez mi?
Göçük altında kalırsam sarıldığım deprem çantasını şöyle bir açacak kadar alan bulamazsam ne olacak?
Hadi diyelim evim sağlam, duruyor, kaçarken komşunun evinin altında kalamaz mıyım?
Onunla ilgili de bulduğum tek çözüm tüm binaların yıkılıp tekrar yapılmasıydı. Mümkün değil. Haliyle benim beynim kımıl kımıl sorular içinde. Böyle giderse bu ihtimaller beni tam delirtir gibi geliyor.
Yaz ayında, hani şu istanbul depremi sırasında, yavru kediye araba çarptı. Kardeşleri ve annesi ile yürüyüşe çıkmıştı ve onların bu görüntüden etkilenmemesi için kediyi hemen alayım dedim. Ben kediye yaklaşırken, kedi metrelerce havalanıp yere vuruyordu. Böyle anlarda çözüm odaklı davranmaya odaklı olduğum için o an üzülemedim bile. Odaklandığım tek konu kediyi poşete alıp gözden kaybetmekti. Çünkü bana göre hiçbir anne yavrusunun ölümünü görmemeli. Hatta yavru annesini daha çok görmemeli. Beynim doğru bildiği konuya odaklı ve makina gibiydim o an.
Kedi son nefesini posetin içinde avucumun içinde verdi. Ben bunu hem kedinin fiziksel değişiminden hem de bilmiyorum ama içsel bir şekilde hissettim. O an ölüm böyle bir şeymiş dedim. Ölmek bu. Normalde kedinin öldüğünü anlamayacağım için tanıdık tanımadık kaç kişi varsa bir yere toplayacak, kedi ölmüş dedirtecek ve bir şekilde saatlerce kedinin tekrar canlanma ihtimalini oturup bekleyecek olan ben, kediyi o an ilk kez ölümü anlamış olmanın verdiği şokla çöpe bıraktım. Ancak bunu sanırım biraz sert bir şekilde yaptım çünkü kedinin bedeni çöp kutusunda pat diye ses çıkardı. Normalde kediyi arkadaşlarım gömerdi,onu da akıl edemedim.
Ve ben o günden beri kedinin canını yakıp yakmadığımı düşünüyorum. Bu sebeple oturup ağladığım oldu. Aklımdan sürekli ya kedi ölü değilse düşüncesi geçiyor. Ya hâlâ yaşıyorken attıysam? Ya kedi hâlâ canlıysa ve günlerce orada can çekiştiyse? Annesine miyavladıysa? Bu düşünce beni o kadar rahatsız ediyor ki, hayatım boyunca ilk kez ölümü anlayabilmek için bir hekim yardımı almaya karar verdim. Çünkü yaşadığım bu belirsizlik beni öldürüyor. Kedinin ölü olduğundan emin olsam her şey düzelecekmiş gibi geliyor.
Ben anlamadığım şeyler nedenli kendimi yarı yarıya deli olarak görürüm. Deli olmakla ilgili problemim yine yok. Ancak şu deprem olayından dolayı asıl akıllı ben ve benim gibiler mi diye düşünmeye başladım.
Birileri ölümü anlayabiliyor, kendileri yüzünden, hiçbir önlem almadıkları için binlerce insanın deprem sırasında öleceğinin farkında, o insanların önlem alınsın diye harcadığı parayı o insanlar için kullanmadı ve rahatlar. Vicdanı bir hesaplaşma içinde değiller. Uyuyorlar, yemek yiyorlar, sohbet ediyorlar ve gülüyorlar. Şu rahatlığı sağlayan şeyin ne olduğunu anlamıyorum. Anlamak istiyor muyum, onu da bilmiyorum. Bu hayat bana göre değil ama, bir süredir onun farkındayım.
Benim deprem ile ilgili, kendimi korumakla ilgili aldığım önlemler var. Her zaman vardı. Ölümü anlamayınca kader kavramı oluşmuyor, o da oluşmayınca insan sürekli bir kaza yaşanır diye hazır bekliyor.
Size verilen bilgilerden biri yanlış. Kendi adıma onu düzeltebiliyorum.
- ağır eşyaların yanına çöküp kendini korumaya alma mevzusu çok riskli. Beynimin içinde bununla ilgili bir ton senaryo kurguladım, çoğunda eşyanın altında kaldım. Çünkü göçük oluşması sırasında eşya yer değiştirecek, kayacak. Yani sığındığın eşya nedenli öleceksin.
Haliyle araştırdım. Yapilan çalışmalar beynimi haklı çıkarıyor. Bu doğru bir korunma yöntemi değil. Eğer evdeyseniz şu yöntemi deneyin ki düşündüklerim arasında en etkilisi buydu.
Yatağın yanına deprem çantası koyun. Bunu göçük altında kalacakmış mantığı ile hazırlayın. Ben hiç olmazsa 2 hafta yetecek şekilde su, besin ve ilaç koydum. Ses çıkaracak bir şeyler. Bilmem ne. Bi de kapının yanında dışarıya kaçarken alacağım var. içinde soğuktan koruyacak eşyalar var.
Yatağın yanında yataktan daha yüksek eşya var. Çok fazla koruyacağını sanmıyorum ama başka çare bulamadım.
Deprem sırasında yatağa uzanın, Cenin pozisyonu alın, deprem cantasına uzanın, yastığınızı başınızın üstüne koyun, yorganı ise vücudunuza, özellikle yüzünüzü kapatacak şekilde örtün. O panikle kusursuz örtme ihtimali yok. Ancak deneyin.
Deprem sırasında tek sorun kafaya alınan darbe değil. Toz bulutu kalkacak. Tahminlerime göre de onu hayvan gibi yutacağız. Yorgan hem soğuktan hem de hiç olmazsa bu toza fazla şekilde maruz kalmaktan koruyor.
Ve deprem bitene kadar merdivenlere yönelmeyin. Önce merdivenler çöker. En zor merdivenlere ulaşılır.
Diyeceksiniz ki, deprem sonrası inerken merdiven çökemez mi?
Göçük altında kalırsam sarıldığım deprem çantasını şöyle bir açacak kadar alan bulamazsam ne olacak?
Hadi diyelim evim sağlam, duruyor, kaçarken komşunun evinin altında kalamaz mıyım?
Onunla ilgili de bulduğum tek çözüm tüm binaların yıkılıp tekrar yapılmasıydı. Mümkün değil. Haliyle benim beynim kımıl kımıl sorular içinde. Böyle giderse bu ihtimaller beni tam delirtir gibi geliyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar