bugün
- cansever8
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- gece sokakta freddy krueger ile karşılaşmak4
- gocu'nun solak olması4
- çirkef galatasaray2
- kupa kızı ve sinek valesi2
- dünyanın 10 da birinin solak olması4
- domdomusa3
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- galatasaray11
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- yorgun mermi19
- g o k u2
- dünyanın tersine dönmesi5
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- dinozor döner3
- favori diziniz2
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- ben geldim laleler3
- futbol7
- gece iki de tam ekmek tavuk döner ve bira yemek3
- sol elle osbir çekmek2
- tavuk sevmemek5
- öfkeli genç adamlar kuşağı3
- etek giyen erkek10
- para5
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- hangi manifest kızısın4
- 8 ağustos 2026 wolfsburg kaiserslautern maçı3
- sürekli dizi6
- gıyasettin nerede sorusu3
- oğlum o senin yengen yengen2
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı6
- superman ile venom birleşse3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- birader yazar beyler bay bey biraderdirler3
- 8 ağustos 2026 galatasaray villarreal maçı2
- yeni zelanda ya gitmek5
- fairuz3
- 9 ağustos uluslararası dünya yerli halklar günü2
- altın şafak hermetik cemiyeti2
- gece gece arayan dolandırıcı3
- bikbik hanfendi3
- hepinizin agzina biber surcem6
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- devalüasyon yakın mı9
- laptop4
- güzel kadın3
Ölümü, doğuştan bir kusur olarak, anlamıyorum. Yani beynin içinde ölümü anlayabilen bir yer varsa, benim beynimde o bölüm hasarlı ya da yok. Bunu bir otizmlinin mecazı anlamaması şeklinde algılamak mümkün. Anlamadığım için nasıl anlatacağım onu da bilmiyorum.
Yaz ayında, hani şu istanbul depremi sırasında, yavru kediye araba çarptı. Kardeşleri ve annesi ile yürüyüşe çıkmıştı ve onların bu görüntüden etkilenmemesi için kediyi hemen alayım dedim. Ben kediye yaklaşırken, kedi metrelerce havalanıp yere vuruyordu. Böyle anlarda çözüm odaklı davranmaya odaklı olduğum için o an üzülemedim bile. Odaklandığım tek konu kediyi poşete alıp gözden kaybetmekti. Çünkü bana göre hiçbir anne yavrusunun ölümünü görmemeli. Hatta yavru annesini daha çok görmemeli. Beynim doğru bildiği konuya odaklı ve makina gibiydim o an.
Kedi son nefesini posetin içinde avucumun içinde verdi. Ben bunu hem kedinin fiziksel değişiminden hem de bilmiyorum ama içsel bir şekilde hissettim. O an ölüm böyle bir şeymiş dedim. Ölmek bu. Normalde kedinin öldüğünü anlamayacağım için tanıdık tanımadık kaç kişi varsa bir yere toplayacak, kedi ölmüş dedirtecek ve bir şekilde saatlerce kedinin tekrar canlanma ihtimalini oturup bekleyecek olan ben, kediyi o an ilk kez ölümü anlamış olmanın verdiği şokla çöpe bıraktım. Ancak bunu sanırım biraz sert bir şekilde yaptım çünkü kedinin bedeni çöp kutusunda pat diye ses çıkardı. Normalde kediyi arkadaşlarım gömerdi,onu da akıl edemedim.
Ve ben o günden beri kedinin canını yakıp yakmadığımı düşünüyorum. Bu sebeple oturup ağladığım oldu. Aklımdan sürekli ya kedi ölü değilse düşüncesi geçiyor. Ya hâlâ yaşıyorken attıysam? Ya kedi hâlâ canlıysa ve günlerce orada can çekiştiyse? Annesine miyavladıysa? Bu düşünce beni o kadar rahatsız ediyor ki, hayatım boyunca ilk kez ölümü anlayabilmek için bir hekim yardımı almaya karar verdim. Çünkü yaşadığım bu belirsizlik beni öldürüyor. Kedinin ölü olduğundan emin olsam her şey düzelecekmiş gibi geliyor.
Ben anlamadığım şeyler nedenli kendimi yarı yarıya deli olarak görürüm. Deli olmakla ilgili problemim yine yok. Ancak şu deprem olayından dolayı asıl akıllı ben ve benim gibiler mi diye düşünmeye başladım.
Birileri ölümü anlayabiliyor, kendileri yüzünden, hiçbir önlem almadıkları için binlerce insanın deprem sırasında öleceğinin farkında, o insanların önlem alınsın diye harcadığı parayı o insanlar için kullanmadı ve rahatlar. Vicdanı bir hesaplaşma içinde değiller. Uyuyorlar, yemek yiyorlar, sohbet ediyorlar ve gülüyorlar. Şu rahatlığı sağlayan şeyin ne olduğunu anlamıyorum. Anlamak istiyor muyum, onu da bilmiyorum. Bu hayat bana göre değil ama, bir süredir onun farkındayım.
Benim deprem ile ilgili, kendimi korumakla ilgili aldığım önlemler var. Her zaman vardı. Ölümü anlamayınca kader kavramı oluşmuyor, o da oluşmayınca insan sürekli bir kaza yaşanır diye hazır bekliyor.
Size verilen bilgilerden biri yanlış. Kendi adıma onu düzeltebiliyorum.
- ağır eşyaların yanına çöküp kendini korumaya alma mevzusu çok riskli. Beynimin içinde bununla ilgili bir ton senaryo kurguladım, çoğunda eşyanın altında kaldım. Çünkü göçük oluşması sırasında eşya yer değiştirecek, kayacak. Yani sığındığın eşya nedenli öleceksin.
Haliyle araştırdım. Yapilan çalışmalar beynimi haklı çıkarıyor. Bu doğru bir korunma yöntemi değil. Eğer evdeyseniz şu yöntemi deneyin ki düşündüklerim arasında en etkilisi buydu.
Yatağın yanına deprem çantası koyun. Bunu göçük altında kalacakmış mantığı ile hazırlayın. Ben hiç olmazsa 2 hafta yetecek şekilde su, besin ve ilaç koydum. Ses çıkaracak bir şeyler. Bilmem ne. Bi de kapının yanında dışarıya kaçarken alacağım var. içinde soğuktan koruyacak eşyalar var.
Yatağın yanında yataktan daha yüksek eşya var. Çok fazla koruyacağını sanmıyorum ama başka çare bulamadım.
Deprem sırasında yatağa uzanın, Cenin pozisyonu alın, deprem cantasına uzanın, yastığınızı başınızın üstüne koyun, yorganı ise vücudunuza, özellikle yüzünüzü kapatacak şekilde örtün. O panikle kusursuz örtme ihtimali yok. Ancak deneyin.
Deprem sırasında tek sorun kafaya alınan darbe değil. Toz bulutu kalkacak. Tahminlerime göre de onu hayvan gibi yutacağız. Yorgan hem soğuktan hem de hiç olmazsa bu toza fazla şekilde maruz kalmaktan koruyor.
Ve deprem bitene kadar merdivenlere yönelmeyin. Önce merdivenler çöker. En zor merdivenlere ulaşılır.
Diyeceksiniz ki, deprem sonrası inerken merdiven çökemez mi?
Göçük altında kalırsam sarıldığım deprem çantasını şöyle bir açacak kadar alan bulamazsam ne olacak?
Hadi diyelim evim sağlam, duruyor, kaçarken komşunun evinin altında kalamaz mıyım?
Onunla ilgili de bulduğum tek çözüm tüm binaların yıkılıp tekrar yapılmasıydı. Mümkün değil. Haliyle benim beynim kımıl kımıl sorular içinde. Böyle giderse bu ihtimaller beni tam delirtir gibi geliyor.
Yaz ayında, hani şu istanbul depremi sırasında, yavru kediye araba çarptı. Kardeşleri ve annesi ile yürüyüşe çıkmıştı ve onların bu görüntüden etkilenmemesi için kediyi hemen alayım dedim. Ben kediye yaklaşırken, kedi metrelerce havalanıp yere vuruyordu. Böyle anlarda çözüm odaklı davranmaya odaklı olduğum için o an üzülemedim bile. Odaklandığım tek konu kediyi poşete alıp gözden kaybetmekti. Çünkü bana göre hiçbir anne yavrusunun ölümünü görmemeli. Hatta yavru annesini daha çok görmemeli. Beynim doğru bildiği konuya odaklı ve makina gibiydim o an.
Kedi son nefesini posetin içinde avucumun içinde verdi. Ben bunu hem kedinin fiziksel değişiminden hem de bilmiyorum ama içsel bir şekilde hissettim. O an ölüm böyle bir şeymiş dedim. Ölmek bu. Normalde kedinin öldüğünü anlamayacağım için tanıdık tanımadık kaç kişi varsa bir yere toplayacak, kedi ölmüş dedirtecek ve bir şekilde saatlerce kedinin tekrar canlanma ihtimalini oturup bekleyecek olan ben, kediyi o an ilk kez ölümü anlamış olmanın verdiği şokla çöpe bıraktım. Ancak bunu sanırım biraz sert bir şekilde yaptım çünkü kedinin bedeni çöp kutusunda pat diye ses çıkardı. Normalde kediyi arkadaşlarım gömerdi,onu da akıl edemedim.
Ve ben o günden beri kedinin canını yakıp yakmadığımı düşünüyorum. Bu sebeple oturup ağladığım oldu. Aklımdan sürekli ya kedi ölü değilse düşüncesi geçiyor. Ya hâlâ yaşıyorken attıysam? Ya kedi hâlâ canlıysa ve günlerce orada can çekiştiyse? Annesine miyavladıysa? Bu düşünce beni o kadar rahatsız ediyor ki, hayatım boyunca ilk kez ölümü anlayabilmek için bir hekim yardımı almaya karar verdim. Çünkü yaşadığım bu belirsizlik beni öldürüyor. Kedinin ölü olduğundan emin olsam her şey düzelecekmiş gibi geliyor.
Ben anlamadığım şeyler nedenli kendimi yarı yarıya deli olarak görürüm. Deli olmakla ilgili problemim yine yok. Ancak şu deprem olayından dolayı asıl akıllı ben ve benim gibiler mi diye düşünmeye başladım.
Birileri ölümü anlayabiliyor, kendileri yüzünden, hiçbir önlem almadıkları için binlerce insanın deprem sırasında öleceğinin farkında, o insanların önlem alınsın diye harcadığı parayı o insanlar için kullanmadı ve rahatlar. Vicdanı bir hesaplaşma içinde değiller. Uyuyorlar, yemek yiyorlar, sohbet ediyorlar ve gülüyorlar. Şu rahatlığı sağlayan şeyin ne olduğunu anlamıyorum. Anlamak istiyor muyum, onu da bilmiyorum. Bu hayat bana göre değil ama, bir süredir onun farkındayım.
Benim deprem ile ilgili, kendimi korumakla ilgili aldığım önlemler var. Her zaman vardı. Ölümü anlamayınca kader kavramı oluşmuyor, o da oluşmayınca insan sürekli bir kaza yaşanır diye hazır bekliyor.
Size verilen bilgilerden biri yanlış. Kendi adıma onu düzeltebiliyorum.
- ağır eşyaların yanına çöküp kendini korumaya alma mevzusu çok riskli. Beynimin içinde bununla ilgili bir ton senaryo kurguladım, çoğunda eşyanın altında kaldım. Çünkü göçük oluşması sırasında eşya yer değiştirecek, kayacak. Yani sığındığın eşya nedenli öleceksin.
Haliyle araştırdım. Yapilan çalışmalar beynimi haklı çıkarıyor. Bu doğru bir korunma yöntemi değil. Eğer evdeyseniz şu yöntemi deneyin ki düşündüklerim arasında en etkilisi buydu.
Yatağın yanına deprem çantası koyun. Bunu göçük altında kalacakmış mantığı ile hazırlayın. Ben hiç olmazsa 2 hafta yetecek şekilde su, besin ve ilaç koydum. Ses çıkaracak bir şeyler. Bilmem ne. Bi de kapının yanında dışarıya kaçarken alacağım var. içinde soğuktan koruyacak eşyalar var.
Yatağın yanında yataktan daha yüksek eşya var. Çok fazla koruyacağını sanmıyorum ama başka çare bulamadım.
Deprem sırasında yatağa uzanın, Cenin pozisyonu alın, deprem cantasına uzanın, yastığınızı başınızın üstüne koyun, yorganı ise vücudunuza, özellikle yüzünüzü kapatacak şekilde örtün. O panikle kusursuz örtme ihtimali yok. Ancak deneyin.
Deprem sırasında tek sorun kafaya alınan darbe değil. Toz bulutu kalkacak. Tahminlerime göre de onu hayvan gibi yutacağız. Yorgan hem soğuktan hem de hiç olmazsa bu toza fazla şekilde maruz kalmaktan koruyor.
Ve deprem bitene kadar merdivenlere yönelmeyin. Önce merdivenler çöker. En zor merdivenlere ulaşılır.
Diyeceksiniz ki, deprem sonrası inerken merdiven çökemez mi?
Göçük altında kalırsam sarıldığım deprem çantasını şöyle bir açacak kadar alan bulamazsam ne olacak?
Hadi diyelim evim sağlam, duruyor, kaçarken komşunun evinin altında kalamaz mıyım?
Onunla ilgili de bulduğum tek çözüm tüm binaların yıkılıp tekrar yapılmasıydı. Mümkün değil. Haliyle benim beynim kımıl kımıl sorular içinde. Böyle giderse bu ihtimaller beni tam delirtir gibi geliyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar