bugün
- laik teyzelerin fenotipi34
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu12
- recep tayyip erdoğan12
- z kuşağı kitap okuyor mu10
- yeni parti10
- dem partili yazar7
- mhp akp iyi anahtar bbp ittifakı5
- kadınların o güzel ciğerleri3
- 3 numara saç kirli sakal6
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- ey insan2
- beşiktaş11
- geceye bir şiir bırak5
- yavuz ağıralioğlu7
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- ekrem imamoğlu8
- milliyetçi hareket partisi4
- honore de balzac4
- mansur yavaş11
- mhp dem kardeştir ayrım yapan kalleştir4
- gece geç saatte ışığı yanan evler2
- islam barış dinidir13
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı6
- kalp ritmini hızlandıran şeyler5
- selahattin demirtaş4
- 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri6
- davranışlardaki küçük ayrıntıları kafaya takmak5
- bir insanı hayatının merkezine koymak7
- seçime 40 gün kala ayakkabı ile seccadeye basmak3
- yeni başlayanlar için soruşturma4
- cumhuriyet halk partisi6
- ediz barlas2
- günün yazar kavgası bahisleri3
- osuruktan şiirler67
- amın arasına giren mayo3
- kitap okumaya geç başlamak4
- haydi güzelim şeker ezelim4
- yazarların favori oyun karakteri15
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- vincenzo italiano5
- 2 dünya savaşı'na katılmış yazarlar4
- hangi sözlük kızıyla ne yapmak isterdin3
- huzursuz insan4
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- şarapçı koala'nın denemediği ideoloji3
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
- futbol15
- müzikten soğumak3
- anahtar partisi büyük birlik partisi ittifakı7
- unutulmaz twitler2
Bildiğimiz canlıların çoğunda ruh vardır, insan da ruh ve organizmanın birleşimidir. Her gece uykuda ruh bedenden kısmen ayrılır, çağrıldığında geri döner. Ruhun varlığını kavrama, ayrılığı anlamak için kolaylıktır.
Etle tırnak gibi bütünleşen bedenle ruh, birgün ayrılmaya mahkumdur. Çünkü beden, çürümeye mahkum bir organizmadır. Ruh ise basittir, bozulma ve çürümeye uğramaz. Beden bir evdir, ruh ise onun misafiridir. Ev yıkıldığı zaman misafir de kendine başka bir yer bulur. Ölüm, ruhun bedeni terk etmesidir (yılanın kabuk değiştirmesi, tırtılın bedenini bırakması gibi). Yeni evimiz, ruhlar alemi nasıl olacak, şu an bilmiyoruz.
Ayrılık bazen acıdır bazen tatlı. Sevdiklerinden ayrılıyorsan acı verir, sevdiklerinin yanına gidiyorsan tatlıdır.
"Küllü nefsin zâikatül mevt." - "Her nefis ölümü tadacaktır." <Âl-i imran/185> ayetindeki tatmak ifadesi, canlılığı devam eden bir ruhu ifade etmektedir. Çünkü tatmak için, canlılığın devam etmesi gerekir. Acı veya tatlı, ölümü tatmak ifadesi, ruhun beden misafirliğinden sonra da canlılığını sürdüreceği vaadi ve ihtarıdır.
Korkunun sebeplerini ise şöyle sıralayabiliriz: Ölüm sonrasını bilmemek, iman zayıflığı veya Allah'ı inkar, dünya sevgisi, dünyada elde edilen her türlü sermaye (mal-mülk-çevre-sevgi-itibar vs.).
insanın içinde ebedi yaşama hissi ve isteği vardır. Dünyada kişi, ömür boyu hapiste bile olsa yaşamak ister. Hücrede dahi olsa yaşamak ister. Kişinin ruhuna duyurulan hisleri, karşılığı olmayacak olsa yerleştirilmezdi. Kişide aşk duygusu varsa, bir karşı cins olmalıydı ve oldu. Kişide binlerce yıldır özgürce uçma hissi varsa, bu bir gün gerçekleşecekti ve gerçekleşti. Tüm duyguları ruhumuza işleyen, bunların karşılığını da yaratmıştır. Sonsuzluk hissi de böyledir ve yaratılmıştır. Ölüm kapısıyla sonsuzluğa açılacaktır.
Ölüm kapısının ardını bilmemek, korkunun sebeplerinden biridir. Anne karnında bir sıvı içinde yaşayan insan, kordon vasıtasıyla göbeğinden beslenen insan, aklı erseydi muhtemelen diyecekti ki; "Yaşamımı sürdüren bu kordon kesilirse ve bu nefes aldığım sıvı atmosferden çıkarsam, nasıl yaşamaya devam ederim? Burdan ötesi yok, bu benim sonum olur!" Aklımız olsaydı ve dış dünyayı bilmeseydik, muhtemelen böyle bir çığlığımız olabilirdi. Aslında bir süre ana rahminde yaşamamız, hem de şu an yapamayacağımız şekilde su içinde ağız yerinde göbekten beslenerek yaşamamız, imkansız sandığımız şeylerin aslında bizi yaratan ve ruh veren için hiç de zor olmadığını göstermektedir.
Matematikte hipotezler vardır. Örneğin; "x=1 iken, y pozitiftir. x=2 için y pozitiftir. .... O zaman x=n için de y pozitiftir" sonucuna ulaşılır. Ölümden sonra da yaşamın devam edeceğine dair dünyada ipuçları vardır: Ana rahminde ölümi tadıp dünya alemine gelmek, her uykuda ruhun ayrılıp uyandığımızda geri gelmesi, kışın aylarca buz içinde yaşam fonksiyonları durup baharda buzun çözülmesiyle yaşama dönen kurbağa türü, kışın yapraklarını döküp yaşam fonksiyonları kısmen durup baharda tekrar canlanan ağaçlar, kış ve baharın bizzat kendisi vs. Bunların hepsi, bize sunulmuş ipuçlarıdır.
Son olarak şunu tekrar edeyim; dünyada nice ölüm ve yeniden doğuş örnekleri vardır. Bunların hepsi, Yaratıcının bizzat verdiği ve kendisine bunlarla ulaşmamızı istediği, aklederek perde arkasını anlamaya çalışmamızı istediği ipuçlarıdır. En büyük alem olarak bildiğimiz kainattan, en küçük alem olarak bildiğimiz hücreye kadar muntazam ve karmaşık nice alemi yaratan Allah'a ulaştığımızda, sekülerlikten ve korkularımızdan da kurtulacağız.
Etle tırnak gibi bütünleşen bedenle ruh, birgün ayrılmaya mahkumdur. Çünkü beden, çürümeye mahkum bir organizmadır. Ruh ise basittir, bozulma ve çürümeye uğramaz. Beden bir evdir, ruh ise onun misafiridir. Ev yıkıldığı zaman misafir de kendine başka bir yer bulur. Ölüm, ruhun bedeni terk etmesidir (yılanın kabuk değiştirmesi, tırtılın bedenini bırakması gibi). Yeni evimiz, ruhlar alemi nasıl olacak, şu an bilmiyoruz.
Ayrılık bazen acıdır bazen tatlı. Sevdiklerinden ayrılıyorsan acı verir, sevdiklerinin yanına gidiyorsan tatlıdır.
"Küllü nefsin zâikatül mevt." - "Her nefis ölümü tadacaktır." <Âl-i imran/185> ayetindeki tatmak ifadesi, canlılığı devam eden bir ruhu ifade etmektedir. Çünkü tatmak için, canlılığın devam etmesi gerekir. Acı veya tatlı, ölümü tatmak ifadesi, ruhun beden misafirliğinden sonra da canlılığını sürdüreceği vaadi ve ihtarıdır.
Korkunun sebeplerini ise şöyle sıralayabiliriz: Ölüm sonrasını bilmemek, iman zayıflığı veya Allah'ı inkar, dünya sevgisi, dünyada elde edilen her türlü sermaye (mal-mülk-çevre-sevgi-itibar vs.).
insanın içinde ebedi yaşama hissi ve isteği vardır. Dünyada kişi, ömür boyu hapiste bile olsa yaşamak ister. Hücrede dahi olsa yaşamak ister. Kişinin ruhuna duyurulan hisleri, karşılığı olmayacak olsa yerleştirilmezdi. Kişide aşk duygusu varsa, bir karşı cins olmalıydı ve oldu. Kişide binlerce yıldır özgürce uçma hissi varsa, bu bir gün gerçekleşecekti ve gerçekleşti. Tüm duyguları ruhumuza işleyen, bunların karşılığını da yaratmıştır. Sonsuzluk hissi de böyledir ve yaratılmıştır. Ölüm kapısıyla sonsuzluğa açılacaktır.
Ölüm kapısının ardını bilmemek, korkunun sebeplerinden biridir. Anne karnında bir sıvı içinde yaşayan insan, kordon vasıtasıyla göbeğinden beslenen insan, aklı erseydi muhtemelen diyecekti ki; "Yaşamımı sürdüren bu kordon kesilirse ve bu nefes aldığım sıvı atmosferden çıkarsam, nasıl yaşamaya devam ederim? Burdan ötesi yok, bu benim sonum olur!" Aklımız olsaydı ve dış dünyayı bilmeseydik, muhtemelen böyle bir çığlığımız olabilirdi. Aslında bir süre ana rahminde yaşamamız, hem de şu an yapamayacağımız şekilde su içinde ağız yerinde göbekten beslenerek yaşamamız, imkansız sandığımız şeylerin aslında bizi yaratan ve ruh veren için hiç de zor olmadığını göstermektedir.
Matematikte hipotezler vardır. Örneğin; "x=1 iken, y pozitiftir. x=2 için y pozitiftir. .... O zaman x=n için de y pozitiftir" sonucuna ulaşılır. Ölümden sonra da yaşamın devam edeceğine dair dünyada ipuçları vardır: Ana rahminde ölümi tadıp dünya alemine gelmek, her uykuda ruhun ayrılıp uyandığımızda geri gelmesi, kışın aylarca buz içinde yaşam fonksiyonları durup baharda buzun çözülmesiyle yaşama dönen kurbağa türü, kışın yapraklarını döküp yaşam fonksiyonları kısmen durup baharda tekrar canlanan ağaçlar, kış ve baharın bizzat kendisi vs. Bunların hepsi, bize sunulmuş ipuçlarıdır.
Son olarak şunu tekrar edeyim; dünyada nice ölüm ve yeniden doğuş örnekleri vardır. Bunların hepsi, Yaratıcının bizzat verdiği ve kendisine bunlarla ulaşmamızı istediği, aklederek perde arkasını anlamaya çalışmamızı istediği ipuçlarıdır. En büyük alem olarak bildiğimiz kainattan, en küçük alem olarak bildiğimiz hücreye kadar muntazam ve karmaşık nice alemi yaratan Allah'a ulaştığımızda, sekülerlikten ve korkularımızdan da kurtulacağız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar