bugün
- sinek as'ın sözlüğe vedası13
- salçalı makarna6
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek9
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler8
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek4
- uludede ile kafayı çekmek3
- yaşlıların folklifte portif demesi7
- kramp3
- kainat neyin içerisinde büyüyor3
- kol saati12
- filistin3
- mekan sınırsız mıdır2
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek13
- balık yanına en yakışan çorba9
- yuzırların yumrukları2
- sizin seksten başka derdiniz yok mu aq4
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın16
- ürdün2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak20
- şaka maka bir ayda kilo vermek3
- ulus3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak5
- açlık kan şekeri2
- mutfakta eldiven takmak2
- keşke atatürk hiç doğmasaydı diye düşünen yobaz5
- çin3
- nasreddinhoca2
- süleyman soylu3
- 40 yaşında halen sürpriz yumurta alan insan5
- nakliyat2
- arkadaşlar öldünüz mü10
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum7
- kim jong'un bir türlü ölmemesi5
- anal ilişki yaparsak hemoroid olur muyuz10
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri15
- nemlendirici krem20
- müslüm gürses'i herkesin sevmesi6
- askerde özlenen şeyler11
- devletin galatasaray a stad yapması2
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak3
- nev19
- kaçak çay19
- kedi eti3
- arkadaşlar ben tekele gidiyorum bir şey lazım mı2
- ismail kartal vs okan buruk2
- 43 bin yaşlının ölümünde ağır ihmal4
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın6
- electronic arts2
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- gocu nerede gocu9
Eveeet. Epeydir bu başlığa yazmak istiyorum, çünkü; beni oldukça heyecanlandıran şeylerden bahsedeceğim, kitapların insanı nasıl büyüleyebileceğinden.
Okuyacaklar için şimdiden oldukça subjektif bir entry olacağını söylemeliyim.
Çocukluğumun çok küçük yaşlarından beri, gördüğüm her şeyi okumaya ve kalemle yapılan her türlü faaliyete yoğun ilgim olduğunu düşünüyorum. Annemden öğrendiğim ilk insana benzeyen çizimlerimi yapmak, kardeşimle kavgalarımızı ve günlük dert tasalarımı (!) yazmak için günlük tutmak ve istediğim -o döneme göre ve bir çocuğa göre- pahalı eşyalara sahip olmak için babamın teşvikleriyle beraber kitap okumaya başlamak hep ilk çocukluk dönemlerimde kendini göstermeye başladı. Sınıftaki hızlı okuma yarışmaları ve okulun kitap okuma yarışmaları beni her zaman cezbetti, aynı zamanda hırslandırdı. Şimdi düşündüğüm zaman evde televizyon izlemek yerine anne-babamın elindeki kitapların daha ön planda olması beni bu yola sokan faktörlerden olabilir.
Henüz yaşlarımız küçükken annemin hastalığı bendeki duygusal yoğunluğı oldukça arttırdı ve henüz on yaşlarındayken kalemle boş bir deftere başladığım isyan dolu bir kitap yazma çabamı, tuttuğum sayısız "günlük" devam ettirdi. Yaklaşık 7 yıl önce içimi dökebileceğim ve küçük yazılarımı, türlü şekillerde, hayatımdan habersiz kişilere okutmak için yeni yeni keşfettiğim bu siteye aktardım.
Sevdiğim şeylerde yapıcı da olsa eleştiri almaya çok açık biri olmadığım için, kötü düşüncelerini belli oranda göz ardı edebileceğim okurlardan oluşan bu siteye yazmaya başlamak benim için güzel bir olaydı.
Çok güzel yorumlar aldım, çok güzel insanlar tanıdım ve burası hayatımın sadece yazılarıma ait köşesi olmaktan çıktığı zaman benim için yazdıklarımı biriktirebileceğim bir yer olmaktan da çıkmıştı.
içimdeki bir şeylere dair yıpranmışlıklar yazı yazma hevesimi de yavaş yavaş söndürdü..
Kafamdan geçtiğinde aklıma oğuz atay'ın tarzını hatırlattığı için onun kitaplarından birinde karşılaşmış olabileceğim benzeri bir yazı gibi "yanlış yapmaktan korktuğum için, hiçbir şey yapmadım."
Duygu ve düşüncelerimin olaylarla harmanlanmış hallerini yazıyordum ve yanlış şeyler yazmaktan korktuğum için zamanla hiçbir şey yazmadım.
Bütün güzel insanlar yazarlar ve şairler değildi ve onlarla ölüp gitmediler biliyorum ama, insanlar kendilerini bir yazarın kendini kitaplarında açtığı gibi kolay kolay açmadığı için, insanlardan kaçtığım tüm zamanlarda kitaplara sığındım.
Ne zamandan beri en büyük hayallerimden birinin harika bir kitaplığımın olması olduğunu hatırlamıyorum. Fakat çivileri asla çakılmamış o kitaplığın içindeki kitapları yavaş yavaş biriktirmeye başladım yıllardır. Koyacak yerlerim azaldıkça kolilere koyduğum kitaplarımı sararmalarını önleyerek saklamanın yollarını aradım. Bulmuş değilim bu arada. Yani hayalim hâlâ, asla tozlanmasına izin vermeyeceğim büyük bir kitaplığımın olması.
Zamanla, bir kitap okuyorsam üç kitap edinmeye başladım. Paramın olmadığı zamanlarda bile kitap satın alma aşkımın altında yatan düşünceyi merak etmekteyim hâlâ. Bu durumdan hoşlanmasam da elimdeki kitaba baktıkça kalbimin hızlanmasına engel olamıyorum. Kitap okumak benim için harika bir duygu olsa da en az bunun kadar güzel bir duygu olan kitap edinme sevdasına tutuldum.
Aslında başlarken neler yazmayı planladığımı hatırlayamıyorum o yüzden amaçlarımın tamamlanıp tamamlanmadığından bihaberim. Bu yüzden yazının sonunu nasıl getireceğimi de bilmiyorum çünkü ne yazsam yarım kalacakmış hissi şu an yanımda bağdaş kurmuş beni izliyor.
Sanırım kaybettiğim yazı yazma hevesi bunun gibi sonlanmıştı. Fakat dinlemek ve okumak (yani, bir yazarı dinlemek) isteğim hiçbir zaman solmadı.
.
Yazıyı bitirebileceğim güzel bir bağlama noktam olsun isterdim, sonu insanı şok eden romanlar ya da filmlerdeki gibi. Kafalardaki tüm taşların yerine oturuşu gibi...
Eğer kitap saklamayı sevmeyen biriyseniz, bana bir hatıra yollayabilirsiniz. Emin olun hayatınızı bilmek ve içine girmek istemiyorum. Sadece kitabı okurken, bunun bir önceki okuyucusunun kimi paragrafları kafasını sallayarak ya da hayallere dalarak okumuş olacağını bileceğim. That's all folks!
Okuyacaklar için şimdiden oldukça subjektif bir entry olacağını söylemeliyim.
Çocukluğumun çok küçük yaşlarından beri, gördüğüm her şeyi okumaya ve kalemle yapılan her türlü faaliyete yoğun ilgim olduğunu düşünüyorum. Annemden öğrendiğim ilk insana benzeyen çizimlerimi yapmak, kardeşimle kavgalarımızı ve günlük dert tasalarımı (!) yazmak için günlük tutmak ve istediğim -o döneme göre ve bir çocuğa göre- pahalı eşyalara sahip olmak için babamın teşvikleriyle beraber kitap okumaya başlamak hep ilk çocukluk dönemlerimde kendini göstermeye başladı. Sınıftaki hızlı okuma yarışmaları ve okulun kitap okuma yarışmaları beni her zaman cezbetti, aynı zamanda hırslandırdı. Şimdi düşündüğüm zaman evde televizyon izlemek yerine anne-babamın elindeki kitapların daha ön planda olması beni bu yola sokan faktörlerden olabilir.
Henüz yaşlarımız küçükken annemin hastalığı bendeki duygusal yoğunluğı oldukça arttırdı ve henüz on yaşlarındayken kalemle boş bir deftere başladığım isyan dolu bir kitap yazma çabamı, tuttuğum sayısız "günlük" devam ettirdi. Yaklaşık 7 yıl önce içimi dökebileceğim ve küçük yazılarımı, türlü şekillerde, hayatımdan habersiz kişilere okutmak için yeni yeni keşfettiğim bu siteye aktardım.
Sevdiğim şeylerde yapıcı da olsa eleştiri almaya çok açık biri olmadığım için, kötü düşüncelerini belli oranda göz ardı edebileceğim okurlardan oluşan bu siteye yazmaya başlamak benim için güzel bir olaydı.
Çok güzel yorumlar aldım, çok güzel insanlar tanıdım ve burası hayatımın sadece yazılarıma ait köşesi olmaktan çıktığı zaman benim için yazdıklarımı biriktirebileceğim bir yer olmaktan da çıkmıştı.
içimdeki bir şeylere dair yıpranmışlıklar yazı yazma hevesimi de yavaş yavaş söndürdü..
Kafamdan geçtiğinde aklıma oğuz atay'ın tarzını hatırlattığı için onun kitaplarından birinde karşılaşmış olabileceğim benzeri bir yazı gibi "yanlış yapmaktan korktuğum için, hiçbir şey yapmadım."
Duygu ve düşüncelerimin olaylarla harmanlanmış hallerini yazıyordum ve yanlış şeyler yazmaktan korktuğum için zamanla hiçbir şey yazmadım.
Bütün güzel insanlar yazarlar ve şairler değildi ve onlarla ölüp gitmediler biliyorum ama, insanlar kendilerini bir yazarın kendini kitaplarında açtığı gibi kolay kolay açmadığı için, insanlardan kaçtığım tüm zamanlarda kitaplara sığındım.
Ne zamandan beri en büyük hayallerimden birinin harika bir kitaplığımın olması olduğunu hatırlamıyorum. Fakat çivileri asla çakılmamış o kitaplığın içindeki kitapları yavaş yavaş biriktirmeye başladım yıllardır. Koyacak yerlerim azaldıkça kolilere koyduğum kitaplarımı sararmalarını önleyerek saklamanın yollarını aradım. Bulmuş değilim bu arada. Yani hayalim hâlâ, asla tozlanmasına izin vermeyeceğim büyük bir kitaplığımın olması.
Zamanla, bir kitap okuyorsam üç kitap edinmeye başladım. Paramın olmadığı zamanlarda bile kitap satın alma aşkımın altında yatan düşünceyi merak etmekteyim hâlâ. Bu durumdan hoşlanmasam da elimdeki kitaba baktıkça kalbimin hızlanmasına engel olamıyorum. Kitap okumak benim için harika bir duygu olsa da en az bunun kadar güzel bir duygu olan kitap edinme sevdasına tutuldum.
Aslında başlarken neler yazmayı planladığımı hatırlayamıyorum o yüzden amaçlarımın tamamlanıp tamamlanmadığından bihaberim. Bu yüzden yazının sonunu nasıl getireceğimi de bilmiyorum çünkü ne yazsam yarım kalacakmış hissi şu an yanımda bağdaş kurmuş beni izliyor.
Sanırım kaybettiğim yazı yazma hevesi bunun gibi sonlanmıştı. Fakat dinlemek ve okumak (yani, bir yazarı dinlemek) isteğim hiçbir zaman solmadı.
.
Yazıyı bitirebileceğim güzel bir bağlama noktam olsun isterdim, sonu insanı şok eden romanlar ya da filmlerdeki gibi. Kafalardaki tüm taşların yerine oturuşu gibi...
Eğer kitap saklamayı sevmeyen biriyseniz, bana bir hatıra yollayabilirsiniz. Emin olun hayatınızı bilmek ve içine girmek istemiyorum. Sadece kitabı okurken, bunun bir önceki okuyucusunun kimi paragrafları kafasını sallayarak ya da hayallere dalarak okumuş olacağını bileceğim. That's all folks!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar