bugün
- izmirde bok kokusunun kaybolması6
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- nervioya talip olmak5
- kayseri ceosu olan yazarlar4
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması4
- kız sanılan yazarlar11
- hilafetin türklere faydası18
- çerkezköy kapıkule tren hattı4
- öleceğin günü bilmek3
- iki elin doluyken burnun kaşınması3
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- arkadaşlar ben geri gelsem ayıp olur mu4
- istanbul da cirit atmak4
- kibarhergele14
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği3
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı3
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- gocu8
- george washington7
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- elektrik süpürgesinin kafasının güzel olması2
- sorusormayin7
- sözlüğün kırbacı10
- kütüphanelerde risale'i nurlar olmalı4
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- rahmi koç2
- masum sözlük kızları3
- fenerbahçe adası4
- ucan tekme atan hipopotam45
- hangi yazarla çift olursunuz28
- pavyonları dönüştürmek5
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı12
- alman mezarlığı2
- pforzheim2
- laptop a notebook ya da dizustu demek2
- cehennemde sigara içme yasağı5
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- sohbet eder gibi entry yazan yazar5
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- ismet gurbuz bey bey3
- kuz3
- unutulmayan anılar2
- yazarların sağlık sorunları7
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir4
- yogartiksen11
- lahana sarma turşusu3
- total war3
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
Az önce aldığım kitaptır. Açıkçası yıllardır alıntılarını görünce cidden bu çok can yakıcı bir kitap diye düşündüğüm kitaptır.
Oğuz Atay kanımca kafasının içerisinde fırtınalar kopan; ama belki de bunu etraftan özellikle suskunluğuna sığınarak saklayan biriydi. Bu bağlamda kendime çok benzetiyorum. Dolayısıyla bu kitapla ilgili ilk çekincem, kafamın içerisinde dönüp duran ama seslendirmeye cesaret edemediğim şeyleri dile getirmiş olması sebepliydi.
Genellikle son birkaç yıldır yazdığım yazıları okumuyorum mesela, hatta bazen yok ediyorum. Çoğu zaman yazdıklarımın ağırlığına dayanamayacağını düşündüğüm kalemim ise beni her defasında şaşırtıyor. Bu bakıma bana ne kadar da benziyor.
Konuyu çok dağıttım. ikinci çekincem ise kitabın okuyuşunu hiç rahat bulmayacak olmamı bilmem. Bazıları yalın bir dil kullanımı olmaması, kitabın uzun olması gibi sebeplerle benimkine benzer fikir belirtmiş olabilir; ama benim dile getirdiğim husus sadece kitap üzerine fazla kafa yoracağımı ve bu düşünmeler üzerine içsel bir hesaplaşmaya girişip; son zamanlarda büyük bir özenle kaçındığım gözden geçirmeleri yapacak olmamla ilgili.
Üçüncü ve bana göre en önemsiz çekincem ise oldukça az zamanım olan bu senede bu işe girişecek olmam.
Kitabı ilk defa elime neredeyse tam 1 yıl önce bu tarihlerde ve oldukça uygunsuz bir zamanda almıştım. Başından ve sonra da ortasından rastgele yaptığım okumalar ilk iki çekincemde ne kadar olduğumu kanıtlayıvermişti.
Neyse ne artık bu yola giriştik bir kere. Bir bakıma korktuğum ve kendime iyi gelmeyeceğini bildiğim bir yola...Objektif olarak taşıdığı edebi değerin haricinde, benim için taşıdığı bireysel değeri de bir hayli yüksek olan bu kitaptan sonsuza kadar kaçamazdım ne de olsa.
Dipnot: iletşim yayınlarından bir önceki kullanılan kapak fotoğrafı; bence hem eserin, hem de yazarın ruhuna çok daha uygun.
Oğuz Atay kanımca kafasının içerisinde fırtınalar kopan; ama belki de bunu etraftan özellikle suskunluğuna sığınarak saklayan biriydi. Bu bağlamda kendime çok benzetiyorum. Dolayısıyla bu kitapla ilgili ilk çekincem, kafamın içerisinde dönüp duran ama seslendirmeye cesaret edemediğim şeyleri dile getirmiş olması sebepliydi.
Genellikle son birkaç yıldır yazdığım yazıları okumuyorum mesela, hatta bazen yok ediyorum. Çoğu zaman yazdıklarımın ağırlığına dayanamayacağını düşündüğüm kalemim ise beni her defasında şaşırtıyor. Bu bakıma bana ne kadar da benziyor.
Konuyu çok dağıttım. ikinci çekincem ise kitabın okuyuşunu hiç rahat bulmayacak olmamı bilmem. Bazıları yalın bir dil kullanımı olmaması, kitabın uzun olması gibi sebeplerle benimkine benzer fikir belirtmiş olabilir; ama benim dile getirdiğim husus sadece kitap üzerine fazla kafa yoracağımı ve bu düşünmeler üzerine içsel bir hesaplaşmaya girişip; son zamanlarda büyük bir özenle kaçındığım gözden geçirmeleri yapacak olmamla ilgili.
Üçüncü ve bana göre en önemsiz çekincem ise oldukça az zamanım olan bu senede bu işe girişecek olmam.
Kitabı ilk defa elime neredeyse tam 1 yıl önce bu tarihlerde ve oldukça uygunsuz bir zamanda almıştım. Başından ve sonra da ortasından rastgele yaptığım okumalar ilk iki çekincemde ne kadar olduğumu kanıtlayıvermişti.
Neyse ne artık bu yola giriştik bir kere. Bir bakıma korktuğum ve kendime iyi gelmeyeceğini bildiğim bir yola...Objektif olarak taşıdığı edebi değerin haricinde, benim için taşıdığı bireysel değeri de bir hayli yüksek olan bu kitaptan sonsuza kadar kaçamazdım ne de olsa.
Dipnot: iletşim yayınlarından bir önceki kullanılan kapak fotoğrafı; bence hem eserin, hem de yazarın ruhuna çok daha uygun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar