bugün
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i15
- gocu28
- çomar sürüsü3
- yazarların benzedikleri ünlüler5
- s'i l v'e r m'i s t35
- nasıl birisiniz7
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir10
- kuşburnu marmelatı3
- sürekli geçmişe dönmek isteyen insan5
- faiz yer misiniz ya da yiyor musunuz2
- al bundy2
- doğru kişiyle yanlış zamanda karşılaşmak6
- dün fetöcu olanlar bugün bize fetöcü diyor2
- enayimiknatisii34
- muslettin amca10
- her gördüğü yeşillikte mangal yakan insan2
- bugünkü halinden memnun olan insan3
- true koş2
- bir anda gelen temizlik perileri2
- lan birak ayak yapmayi2
- uzungöl2
- modern dünyanın en büyük sorunu2
- kızılcık marmelatı2
- yazarlar 70 lerde yaşasaydı nasıl görünürdü3
- al sözlükteki bütün amlar senin olsun2
- makarna ve kömüre oy satan insan2
- gelecek seçimlerde akepenin beklentisi2
- tuvalette nasıl görünürdün trendi2
- her şeyi hatırlayan insan4
- fenerbahçe14
- serhat kılıç24
- ansızın gelen benim burada ne işim var hissi3
- sürekli gelen trollerle uğraşmamız4
- anın görüntüsü24
- yeralti edebiyatcisi2
- davar tereyağı4
- bazı insanların sizi değiştirmesi4
- yörük kızı15
- uludağ sözlük size ne kattı23
- ben bu yazıyı seri eksicime yazdım4
- kız düşürmenin kısa yolu15
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- pum pum çorbası7
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- mercimek çorbası içen kadın14
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür8
- fusya semsiyeli yabanci26
- calmernow ai anxiety and calm2
- sözlüğün en masum yazarları16
Necip Fazıl’ın 1939 senesinde yazdığı bir fıkra.
KOLAY CÜMLE
Bazı dostlarım bana demiştir ki:
-Yazılarını kolaylıkla anlıyamıyoruz. Bazı cümleleri birkaç kere okumak lazım. Biraz daha hafif yazamaz mısın?
Bazı düşmanlarım da şöyle buyurmuştur:
-Ne dediği anlaşılmıyan adam! Muvaffakiyetini anlaşılmamakta arayan, zikzaklı, dolambaçlı, çetrefil cümlelerde kıymet vehmeden yazıcı!
Demek ki, bazı dostlarımla bazı düşmanlarım arasında yalnız nezaket farkı var...
Bir Fransız papazın (Poesie püre- Saf şiir ) isimli kitabı vaktiyle bütün dünyada bir sanat hadisesi kabul edilmişti. Bu kitabın ilk sayfasını açalım. Kainatı tek cümleye hapsetmiş bir vecize kadar güzel bir söze rastgeliriz:
"Dümdüz, çırçıplak, apaydınlık bir vuzuhla konuşan insanlara dikkat ettim. Her defasında karşımda bir APTAL vardı."
Akıl hastalıklarına dair bir kitapta da, bir delinin ağzından çıkmış şöyle bir cümle gördüm:
"Mavi hattın üstündeki sebep"
Papazın sevdiği girift cümle acaba bu muydu?
içi hayat dolu cümleyle, illetli bir kafanın deprenişi arasındaki fark inceliğini sezmek, o kadar zor olmasa gerek...
Bir odada ışıkları kıstıkça mesafeler ebedîleşir, ışık büsbütün söndürülünce mesafe kalmamıştır; aynı fark...
Dik bir yokuş karşısında dizlerimizin, ağır bir hindi dolması önünde midemizin, çıkacağı kapıyı bulamıyan şaşkınlar arasında sinirlerimizin yorgunluk hakkını kim teslim etmez? Fakat fikrin yorduğu insanları ister istemez mazur görürken için için ağlıyorum.
Bu zavallılara bütün bir kainattan mahrum oldukları söylense acaba anlaşılır mı?
Necip Fazıl
(1939)
KOLAY CÜMLE
Bazı dostlarım bana demiştir ki:
-Yazılarını kolaylıkla anlıyamıyoruz. Bazı cümleleri birkaç kere okumak lazım. Biraz daha hafif yazamaz mısın?
Bazı düşmanlarım da şöyle buyurmuştur:
-Ne dediği anlaşılmıyan adam! Muvaffakiyetini anlaşılmamakta arayan, zikzaklı, dolambaçlı, çetrefil cümlelerde kıymet vehmeden yazıcı!
Demek ki, bazı dostlarımla bazı düşmanlarım arasında yalnız nezaket farkı var...
Bir Fransız papazın (Poesie püre- Saf şiir ) isimli kitabı vaktiyle bütün dünyada bir sanat hadisesi kabul edilmişti. Bu kitabın ilk sayfasını açalım. Kainatı tek cümleye hapsetmiş bir vecize kadar güzel bir söze rastgeliriz:
"Dümdüz, çırçıplak, apaydınlık bir vuzuhla konuşan insanlara dikkat ettim. Her defasında karşımda bir APTAL vardı."
Akıl hastalıklarına dair bir kitapta da, bir delinin ağzından çıkmış şöyle bir cümle gördüm:
"Mavi hattın üstündeki sebep"
Papazın sevdiği girift cümle acaba bu muydu?
içi hayat dolu cümleyle, illetli bir kafanın deprenişi arasındaki fark inceliğini sezmek, o kadar zor olmasa gerek...
Bir odada ışıkları kıstıkça mesafeler ebedîleşir, ışık büsbütün söndürülünce mesafe kalmamıştır; aynı fark...
Dik bir yokuş karşısında dizlerimizin, ağır bir hindi dolması önünde midemizin, çıkacağı kapıyı bulamıyan şaşkınlar arasında sinirlerimizin yorgunluk hakkını kim teslim etmez? Fakat fikrin yorduğu insanları ister istemez mazur görürken için için ağlıyorum.
Bu zavallılara bütün bir kainattan mahrum oldukları söylense acaba anlaşılır mı?
Necip Fazıl
(1939)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar