bugün
- aklınıza gelen şarkı sözü9
- taşaklardan birinin kayıp olması7
- erdal beşikçioğlu11
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri3
- çay içen kız11
- isana2
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek5
- iş hayatı2
- galatasaray9
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum3
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- anın fotoğrafı14
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- dönmek istenilen yıl2
- uludağ sözlük çeteleri9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- duyulan en ilginç isim5
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- oralet içen erkek5
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- çaya şeker atan erkek5
- en boktan on yıl7
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- bir şeyler söyle4
- kalem4
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- mutsuz olmak3
- red flag erkek listesi9
- menemen9
- yıkık yazarlar4
- latte içen erkek4
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- gocu bak bi5
- hırvatistan14
- yunanistan29
- patates kızartması4
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- ona bir şey söyle13
- ayrılık8
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- yerinde dur3
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
Atatürk için söylene gelen bir söz vardır: o olmasaydı da kurtuluş savaşı yapılırdı, şeklinde.
Öncelikle bu söz doğru. Bakıldığında o dönemde Anadolu'da direniş hareketi söz konusu. Osmanlı'nın genç yaşta çok iyi yetişmiş vatanperver subayları ki bunlar on yıl boyunca cephe cephe dolaşmış fedakar kişilerdir, bu hareketin içindeler. Atatürk de bunlardan birisi.
Lakin kurtuluş Savaşı'nın yapılması demek onun kazanılması demek değildir. Atatürk dışında bir komutan, tarihe şimdiki zamandan bakmak ve olsaydı etseydi ile konuşmak doğru değil ama, yine de Atatürk dışında bir komutan böylesi bir savaşı başarıya ulaştırmakta muvaffak olamazdı.
Atatürk'ü çevresindeki tüm subaylardan daha farklı daha özel yapan kendisinin son derece realist ülkelere sahip olmasıdır. Bunun en iyi örneği izmir'de düşmanı mağlup ettikten sonra ömrü boyunca hasreti ile yaşayacak olsa da misakı milli içinde yer alsa da Selanik'e ordusunu yürütmemiş olmasıdır.
O anda Atatürk Selanik'te kazanacağı hiçbir şey olmadığını fark etmiş olmalı. Çevresindeki herkes, her subay ilk defa tek ağızdan bir galibiyete inanıp Selanik için hemfikir olurken Atatürk durmayı seçti. Bu büyük bir irade ve kuvvetli bir bilincin göstergesidir. Atatürk ömrü boyunca Selanik hasreti ile yaşadı son gününde dahi Selanik'i afet inan'a anlattı ama oraya ordusunu sürmedi.
Oysa Yunan ordusu tüm kuvvetleri ile son bir savunma savaşı için orada Türk ordusunu bekliyordu. Peki gerçekten kazanmış olsaydık ne olurdu?
Bu sefer belki de tarihi bir mirası uyandırır ve Türkler Avrupa'da korkusu ile zaten kendi içinde münakaşa halinde bulunan batılı devletleri kısa süreliğine de olsa bir birlik anına sürüklerdik. Sonucunda zaten hali yıllarca savaşmaktan (15 seneyi buluyordu neredeyse) ordu ne kadar direnebilirdi? Meçhul.
Kaybedilse zaten Ankara'ya kadar bir yol Yunan kuvvetleri için açılmış olurdu.
Atatürk'ü büyük yapan işte durması gereken, ilerlemesi gereken, çekilmesi gereken noktaları tayin etmedeki bu kuvvetli irade ve büyük bilinçtir. Kişisel özlemlerini, bir acıya dönüştürme pahasına milleti ön plana alan bu kişiye karşın ister sevin ister sevmeyin ama bir devlet büyüğü olarak kendisine Atatürk'e saygı duymak her devletini seven insanın yerine getirmesi gereken bir vefa borcudur.
Öncelikle bu söz doğru. Bakıldığında o dönemde Anadolu'da direniş hareketi söz konusu. Osmanlı'nın genç yaşta çok iyi yetişmiş vatanperver subayları ki bunlar on yıl boyunca cephe cephe dolaşmış fedakar kişilerdir, bu hareketin içindeler. Atatürk de bunlardan birisi.
Lakin kurtuluş Savaşı'nın yapılması demek onun kazanılması demek değildir. Atatürk dışında bir komutan, tarihe şimdiki zamandan bakmak ve olsaydı etseydi ile konuşmak doğru değil ama, yine de Atatürk dışında bir komutan böylesi bir savaşı başarıya ulaştırmakta muvaffak olamazdı.
Atatürk'ü çevresindeki tüm subaylardan daha farklı daha özel yapan kendisinin son derece realist ülkelere sahip olmasıdır. Bunun en iyi örneği izmir'de düşmanı mağlup ettikten sonra ömrü boyunca hasreti ile yaşayacak olsa da misakı milli içinde yer alsa da Selanik'e ordusunu yürütmemiş olmasıdır.
O anda Atatürk Selanik'te kazanacağı hiçbir şey olmadığını fark etmiş olmalı. Çevresindeki herkes, her subay ilk defa tek ağızdan bir galibiyete inanıp Selanik için hemfikir olurken Atatürk durmayı seçti. Bu büyük bir irade ve kuvvetli bir bilincin göstergesidir. Atatürk ömrü boyunca Selanik hasreti ile yaşadı son gününde dahi Selanik'i afet inan'a anlattı ama oraya ordusunu sürmedi.
Oysa Yunan ordusu tüm kuvvetleri ile son bir savunma savaşı için orada Türk ordusunu bekliyordu. Peki gerçekten kazanmış olsaydık ne olurdu?
Bu sefer belki de tarihi bir mirası uyandırır ve Türkler Avrupa'da korkusu ile zaten kendi içinde münakaşa halinde bulunan batılı devletleri kısa süreliğine de olsa bir birlik anına sürüklerdik. Sonucunda zaten hali yıllarca savaşmaktan (15 seneyi buluyordu neredeyse) ordu ne kadar direnebilirdi? Meçhul.
Kaybedilse zaten Ankara'ya kadar bir yol Yunan kuvvetleri için açılmış olurdu.
Atatürk'ü büyük yapan işte durması gereken, ilerlemesi gereken, çekilmesi gereken noktaları tayin etmedeki bu kuvvetli irade ve büyük bilinçtir. Kişisel özlemlerini, bir acıya dönüştürme pahasına milleti ön plana alan bu kişiye karşın ister sevin ister sevmeyin ama bir devlet büyüğü olarak kendisine Atatürk'e saygı duymak her devletini seven insanın yerine getirmesi gereken bir vefa borcudur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar