bugün
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması11
- sözlük yazarlarına bir şey söyle4
- sözlüğün kırbacı5
- tavuk pilav4
- arkadaşlar nasılsınız3
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- kafamın içindeki sesler5
- bazı boklar yenildi2
- bana gel film izleriz diyen erkek10
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- insan sevmemek4
- cennette cehenneme gitmek isteyen cennetlik2
- muzlu süt içen erkeğin namusu3
- pkklı anaları2
- simko317
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi15
- kek yiyen erkek3
- victor osimhen9
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- hewal ebo9
- samsunspor4
- sarapci koala7
- en sevdiği şehir istanbul olan insan3
- günlük tutan erkek13
- gemini2
- ümit özdağ6
- bir bela geliyor2
- öldükten sonra hiçbir şey olmama inancı3
- nick vermeden bir yazara seslen2
- futbol24
- netanyahu'dan trump'ın gazze planına ret2
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- ipek erdem2
- cansever16
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- tai lung16
- ismeti kandırmaları2
- kamos5
- günde iki paket sigara içmek3
- kosova da başbakana yumurta atılması2
- mohamed salah ghaly14
- tatlı yemenin feminen bir aktivite olması2
- 36 yaş3
- bir fenerbahçeli ile tartışmak5
- her haltı yapıp mağdur edebiyatı yapmak3
- 9 ağustos 2026 arsenal dortmund maçı2
- hesaplama2
- hababam sınıfının uyanması2
- kemalizmin yıkılması4
- gocu6
senaryo yazımında aslında yazılı olmayan bi kural vardır, seyirciyi ilk dakikalarda tavlamak gerekir, işte bu kuralı mükemmel bi şekilde uygulayan filmdir bu. o ilk baştaki satan's alley fragmanı seyirciyi o kadar havaya sokuyor ki ondan sonra film isterse sıçsın seyirci yine de filmi o kadar kötü eleştirmez. zaten fazla gülmediklerini ifade eden insanlar bile filme müsamahalı yaklaşıyorlar, çünkü o fragmanı seyredip de havaya girmemek mümkün değil.
bunu belirtme gereği hissetmemin en büyük sebebi de aslında filmin en büyük esprisinin robert downey jr'ın zenci tiplemesi ve aksanı olması. bu tipin söylediği her şey altyazıda kayboluyor ve filmi seyreden insanların büyük yüzdesi aslında bu espriye uzak kalıyor. "what do you mean you people" lafını bile altyazıyla çevirmek mümkün değil, çünkü tamamen o kültüre ait ve onların ırkçı olarak etiketledikleri bi ifade "you people". jr'ın bunu demesindeki komikliği türkçe altyazıyla görmek imkansız.
orta hazırlıktan beri yirmi sene geçti neredeyse ve bu yirmi senedir ingilizce öğrenir dururum, hala bitmedi anasını sattığımın dili. ne iş anlamadım. yirmi senede bi dil öğrenilmez mi yahu.. filmde vietnam'da savaşan amerikalı askerlerin kullandıkları dille komiklik yaratılan her an benim için de kayıp oldu mesela. anadili ingilizce olmayan birinin filmden alacağı keyif ne yazık ki eksik kalıyor illa ki.
ben stiller'ın bi zamanlar kendisiyle aynı kulvarda sayılan adam sandler'dan fersah fersah ilerlemiş olduğunun belgesidir tropic thunder. satan's alley'nin de yardımıyla bütün filmi suratta bi gülümsemeyle seyrettiren, göndermelerinden ziyade kendi hikayesi ve esprileriyle ayakta durmayı bilen gayet iyi bi film bu. stiller'ın yeni filmi için beklentilerimizi yükseklere çıkartan, stiller'ın bizi hayal kırıklığına uğratmamasını umduğumuz bi başlangıç noktası diyebiliriz kısaca.
bu arada, göndermelerden laf edilirken jr'ın stiller'ı kurtarmak isterken stiller'ın yakın plan yüzünü görüp adamın gelmeyeceğini söylediği an apocalypse now'daki marlon brando'ya bi gönderme değil midir, kimse bundan bahsetmiyor. acaba ben mi yanlış yorumladım yahu..
bunu belirtme gereği hissetmemin en büyük sebebi de aslında filmin en büyük esprisinin robert downey jr'ın zenci tiplemesi ve aksanı olması. bu tipin söylediği her şey altyazıda kayboluyor ve filmi seyreden insanların büyük yüzdesi aslında bu espriye uzak kalıyor. "what do you mean you people" lafını bile altyazıyla çevirmek mümkün değil, çünkü tamamen o kültüre ait ve onların ırkçı olarak etiketledikleri bi ifade "you people". jr'ın bunu demesindeki komikliği türkçe altyazıyla görmek imkansız.
orta hazırlıktan beri yirmi sene geçti neredeyse ve bu yirmi senedir ingilizce öğrenir dururum, hala bitmedi anasını sattığımın dili. ne iş anlamadım. yirmi senede bi dil öğrenilmez mi yahu.. filmde vietnam'da savaşan amerikalı askerlerin kullandıkları dille komiklik yaratılan her an benim için de kayıp oldu mesela. anadili ingilizce olmayan birinin filmden alacağı keyif ne yazık ki eksik kalıyor illa ki.
ben stiller'ın bi zamanlar kendisiyle aynı kulvarda sayılan adam sandler'dan fersah fersah ilerlemiş olduğunun belgesidir tropic thunder. satan's alley'nin de yardımıyla bütün filmi suratta bi gülümsemeyle seyrettiren, göndermelerinden ziyade kendi hikayesi ve esprileriyle ayakta durmayı bilen gayet iyi bi film bu. stiller'ın yeni filmi için beklentilerimizi yükseklere çıkartan, stiller'ın bizi hayal kırıklığına uğratmamasını umduğumuz bi başlangıç noktası diyebiliriz kısaca.
bu arada, göndermelerden laf edilirken jr'ın stiller'ı kurtarmak isterken stiller'ın yakın plan yüzünü görüp adamın gelmeyeceğini söylediği an apocalypse now'daki marlon brando'ya bi gönderme değil midir, kimse bundan bahsetmiyor. acaba ben mi yanlış yorumladım yahu..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar