bugün
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- dizi sektöründeki maliyet krizi12
- askerde özlenen şeyler9
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak6
- centilmen dizisi2
- hatay usülü soslu döner2
- xiaomi iphone samsung huawei oppo vivo realme2
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor4
- okan buruk5
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi18
- türk dizilerinin en büyük sorunu3
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek4
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı4
- kız bulmak için scout ekibi kurmak2
- 90lar türkçe pop2
- basketbol maçlarında molalarda reklama gidilmesi2
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi8
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- ceren ayruk2
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- yazarların işlediği günahlar15
- uludede3
- hayat bilgisi ürperi3
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- burun karıştırmak5
- terhis oluyorum sözlük25
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- abdullah öcalan2
- bir önceki entryi devam ettir4
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- gammaz mesaisi3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- şarkılarda geçen mükemmel sözler3
- amedspor27
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- pazar günü aktiviteleri3
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu4
- adana limanı nın çıplak fotoğrafları3
- iran füzeleri ateşlemiş2
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- helin elveren3
- 8 kasım 2026 elazığspor şanlıurfaspor maçı2
- kene hatun3
- kürt lastikçi2
iki masa, internete bağlanmanın mümkün olmadığı iki bilgisayar, gerekli gereksiz evraklar, ışık ve üzerinde Amy Winehouse fotoğrafı bulunan ve fotoğrafın altında "Back to Black" yazan nescafe bardağımı barındıran küçük bir oda. Burası Ankara'nın bir askeri kışlası. Amy Winehouse ve içimdeki ben'ler buranın tüm ciddiyetini bozmaya yetse de bunu benden başka kimse fark etmiyordu.
Ocak ayında (2017) bir gün akşam üzeri tüm işlerimi bitirdikten sonra odadan çıktım ve beni 22 çift ayak kokusuyla karşılayacak olan koğuşa doğru yürümeye başladım.
Hava aşırı soğuk olduğundan dışarıda kimse yoktu. Yürürken çok sevdiğim bir şarkıyı söylemeye başladım:
"Ver bana düşlerimi ver bana gülüşlerimi... Yanarsın, ah yanarsın. Verirsen bana kendini."
Kantinin önünden geçerken yan yana dizilmiş otomatlar gözüme çarptı ve bir içecek almak istedim. Bilirsiniz ki Tropicana'nın vişne suyu inanılmaz lezzetli olur. Şundan bir tane alayım da içe içe gideyim, dedim.
Bu otomatlar bozuk 1 para ile çalışır ve 1 lira atan kutu pepsi veya Tropicana'nın çeşitli meyve sularından bir tanesini alır. Elimi cebime atıp şıngırdayan paralar arasından büyüklüğünü ölçerek 1 lirayı seçtim ve makineye attım. Tropicana vişne yazan düğmeye dokunduğumda birbirini takip eden dört harika sesi duyarak irkildim: Duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lop, duru lu lopp.
Evet, 1 liraya 4 tane meyve suyu düşmüştü ve bu "duru luu lopp" sesi, askerde duyduğum en güzel, en etkileyici sesti. Bir daha olur mu düşüncesiyle hemen 1 lira daha yerleştirdim ve heyecanla itekledim. Kapattım gözlerimi. Gözlerimde yanan zafer ışığıyla birlikte o tanrısal sesi yeniden duydum: Duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lopp. Ah, nasıl mutluyum, nasıl kendimden geçiyorum anlatamam. Bu sesi duyarken çikolata şelalesine dalıp zevk içinde yüzüyormuşum gibi hissediyordum. Söylediğim şarkıdaki düşlerimi ve gülüşlerimi bu makine veriyordu sanırım. Ama artık Rihanna, o seksi şarkısıyla eşlik ediyordu bana: "Shine bright like a diamond..."
Hemen cebimdeki tüm bozuk paraları çıkardım. Nefesimi tutup atıyordum otomatın içine. Attıkça o sesi duymanın sarhoşluğunu yaşıyordum. Sivil hayatımda böyle bir şey yaşasam bu derece etkilenmem ama askerde küçücük şey bile bir anda maceraya dönüşüyordu. Doğal olarak ben de bu macerayı sürdürmek istiyordum. Vişne suyu bitince diğer içeceklere geçtim. Param da bitmişti bu arada. Önümde 32 tane kutu meyve suyu duruyordu. Kumarhanelerde üç ifadeyi yan yana getirince markalar önümüze yığılır ya öyle yığılmışlardı önüme.
Koğuşa gittiğimde herkes şaşkınlık içinde meyve sularına bakıyordu. Herkese dağıttım, bana hiç kalmadı. Ama olsun, onlar içtikçe ben mutlu oluyordum zaten. Tabii hiç kimse, tek tek 32 lira atıp bunları aldığımı düşünecek kadar aptal değildi. Olayı anlattım, "Gidin, bitirin o makineleri." dedim. Hava soğuk diye kimse gitmek istemedi. Ben de yanıma bir arkadaşı aldım, gittik ve makineleri bitirdik.
Birkaç gün sonra yine o kantinin önünden geçerken görevli birinin o otomatlara içecek yüklediğini gördüm. Adamın yanına gittim.
+Merhaba, bu otomatlar birçok kişinin parasını almış; ama içecek vermedikleri gibi parayı geri de vermemişler.
-Evet, sıkışma olmuş ama ben o paraların hepsini komutana verdim.
+Tanrılar aşkına! Abi bizim paraları niye komutana veriyorsun?
-Kardeşim ben nerden bileyim kimin parası olduğunu.
+Neyse ben zaten hakkımızı fazlasıyla aldım bu otomatlarlardan.
-Ha evet, ünitelerde arıza olmuş, fazladan içecek vermiş ama düzelttim, bir daha fazladan alamazsınız.
Yarım saat sonra tekrar geçtim otomatların karşısına. Etrafıma göz attım, 1 lira çıkardım ve heyecanla içine fırlattım. Tropicana vişneyi seçtim ve... Duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lopp.
Hemen arkadaşları aradım ve bozuk para getirmelerini istedim. Bir anda 7-8 kişi olduk. "Beyler, herkes parayı bana versin, ben düşüreceğim, siz içecekleri alırsınız." dedim ve o inanılmaz dakikaları tekrar yaşadım.
Ertesi gün makineleri kaldırmışlardı.
Şimdi o dört sesi söyleyip bir parça mutlu olabiliriz.
Kadınlar: Duru luu lopp
Erkekler: Duru luu lopp
Şimdi sevgili çocuklar: Duru luu lopp
Hep beraber: Duru luu lopp
Teşekkürler.
Ocak ayında (2017) bir gün akşam üzeri tüm işlerimi bitirdikten sonra odadan çıktım ve beni 22 çift ayak kokusuyla karşılayacak olan koğuşa doğru yürümeye başladım.
Hava aşırı soğuk olduğundan dışarıda kimse yoktu. Yürürken çok sevdiğim bir şarkıyı söylemeye başladım:
"Ver bana düşlerimi ver bana gülüşlerimi... Yanarsın, ah yanarsın. Verirsen bana kendini."
Kantinin önünden geçerken yan yana dizilmiş otomatlar gözüme çarptı ve bir içecek almak istedim. Bilirsiniz ki Tropicana'nın vişne suyu inanılmaz lezzetli olur. Şundan bir tane alayım da içe içe gideyim, dedim.
Bu otomatlar bozuk 1 para ile çalışır ve 1 lira atan kutu pepsi veya Tropicana'nın çeşitli meyve sularından bir tanesini alır. Elimi cebime atıp şıngırdayan paralar arasından büyüklüğünü ölçerek 1 lirayı seçtim ve makineye attım. Tropicana vişne yazan düğmeye dokunduğumda birbirini takip eden dört harika sesi duyarak irkildim: Duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lop, duru lu lopp.
Evet, 1 liraya 4 tane meyve suyu düşmüştü ve bu "duru luu lopp" sesi, askerde duyduğum en güzel, en etkileyici sesti. Bir daha olur mu düşüncesiyle hemen 1 lira daha yerleştirdim ve heyecanla itekledim. Kapattım gözlerimi. Gözlerimde yanan zafer ışığıyla birlikte o tanrısal sesi yeniden duydum: Duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lopp. Ah, nasıl mutluyum, nasıl kendimden geçiyorum anlatamam. Bu sesi duyarken çikolata şelalesine dalıp zevk içinde yüzüyormuşum gibi hissediyordum. Söylediğim şarkıdaki düşlerimi ve gülüşlerimi bu makine veriyordu sanırım. Ama artık Rihanna, o seksi şarkısıyla eşlik ediyordu bana: "Shine bright like a diamond..."
Hemen cebimdeki tüm bozuk paraları çıkardım. Nefesimi tutup atıyordum otomatın içine. Attıkça o sesi duymanın sarhoşluğunu yaşıyordum. Sivil hayatımda böyle bir şey yaşasam bu derece etkilenmem ama askerde küçücük şey bile bir anda maceraya dönüşüyordu. Doğal olarak ben de bu macerayı sürdürmek istiyordum. Vişne suyu bitince diğer içeceklere geçtim. Param da bitmişti bu arada. Önümde 32 tane kutu meyve suyu duruyordu. Kumarhanelerde üç ifadeyi yan yana getirince markalar önümüze yığılır ya öyle yığılmışlardı önüme.
Koğuşa gittiğimde herkes şaşkınlık içinde meyve sularına bakıyordu. Herkese dağıttım, bana hiç kalmadı. Ama olsun, onlar içtikçe ben mutlu oluyordum zaten. Tabii hiç kimse, tek tek 32 lira atıp bunları aldığımı düşünecek kadar aptal değildi. Olayı anlattım, "Gidin, bitirin o makineleri." dedim. Hava soğuk diye kimse gitmek istemedi. Ben de yanıma bir arkadaşı aldım, gittik ve makineleri bitirdik.
Birkaç gün sonra yine o kantinin önünden geçerken görevli birinin o otomatlara içecek yüklediğini gördüm. Adamın yanına gittim.
+Merhaba, bu otomatlar birçok kişinin parasını almış; ama içecek vermedikleri gibi parayı geri de vermemişler.
-Evet, sıkışma olmuş ama ben o paraların hepsini komutana verdim.
+Tanrılar aşkına! Abi bizim paraları niye komutana veriyorsun?
-Kardeşim ben nerden bileyim kimin parası olduğunu.
+Neyse ben zaten hakkımızı fazlasıyla aldım bu otomatlarlardan.
-Ha evet, ünitelerde arıza olmuş, fazladan içecek vermiş ama düzelttim, bir daha fazladan alamazsınız.
Yarım saat sonra tekrar geçtim otomatların karşısına. Etrafıma göz attım, 1 lira çıkardım ve heyecanla içine fırlattım. Tropicana vişneyi seçtim ve... Duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lopp, duru luu lopp.
Hemen arkadaşları aradım ve bozuk para getirmelerini istedim. Bir anda 7-8 kişi olduk. "Beyler, herkes parayı bana versin, ben düşüreceğim, siz içecekleri alırsınız." dedim ve o inanılmaz dakikaları tekrar yaşadım.
Ertesi gün makineleri kaldırmışlardı.
Şimdi o dört sesi söyleyip bir parça mutlu olabiliriz.
Kadınlar: Duru luu lopp
Erkekler: Duru luu lopp
Şimdi sevgili çocuklar: Duru luu lopp
Hep beraber: Duru luu lopp
Teşekkürler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com