bugün
- nickten isim tahmini yapmak32
- manyak mısınız nesiniz6
- enayimiknatisii16
- on üçüncü nesil yazarlara hoş geldin diyoruz3
- şeyh olmak için gerekenler3
- hashimoto tiroiditi4
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası7
- diamond bosphorus23
- sözlüğün kralı olmak2
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı8
- askerliğin mantığı2
- kavga etmekten korkan erkek8
- tai lung24
- faik öztrak4
- mikronezya da savaş çıksa türkiyenin etkilenmesi3
- habire12 adamdır37
- kuşların temiz arabalara sıçması6
- yunan adaları6
- insan kaynakları6
- habire1259
- balyoz ve ergenekon kumpasları2
- tai lung'un erkeklerden hoşlanması2
- az yakar diye dizel araba alan memur3
- en sevilen su markası7
- kacak elektrik kullanmayan bey2
- server'ın naneyi yemesi5
- ne olacak bu ülkenin hali4
- 5000 e yakın amerikan filmini özet geçmek2
- abberline3
- japon denince akla gelenler3
- sssilvermist19
- gel mel mele gel mele bitsin bu gurbet2
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- kan sırası4
- izmirli kızların verici olması17
- aldığınız en ilginç iltifat5
- ben geldim naneler13
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek6
- atatürk düşmanı it sürüsü5
- kirazın kilosunun 150 tl olması7
- gammazlığı alınan yazarın ilk söylemleri2
- fil8
- sözlük kızlarının kombinleri23
- yokuş aşağı yuvarlanmak3
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- kaplan7
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- tememda kenka nalaka6
- claudian clouds kadındır12
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
türk sinemasının kalburüstü yönetmeni çağan ırmak'sa daha katedecek çok yolumuz var.
bu film de bunun kanıtı aslında. şu senaryoyu bi senaryo doktoruna götürseniz baştan sona ufak dokundurmalarla filmi en az bi iki gömlek üstüne çıkartabilir ama hikayenin temel unsuru olan o masal tamamen değişmedikçe asla mükemmellik yakalanamaz. çünkü masal ilginç değil.
filmin hani ilk başında hiç bi sorun yaşamadığı bi köyde şen şakrak masalını bitirmiş halde görüyoruz ya zekeriya'yı, bunu mu anlattı da çocukları ve köyü tavladı diye soruyoruz kendi kendimize. ayrıca o ilk başta hiç de çocuklara ulak'ı tarif ettirmemişti. neyse..
pek çok eleştirecek noktası var ama sadece bi anına değinmek istiyorum. o ana kadar film gayet iyi gidiyordu çünkü ve o an geldiğinde şak diye bunun bi türk filmi olduğunu ve dökülecek bi sürü sahne seyredeceğimizi bize önden haber vermişti.
zekeriya ile ömer gayet sakin bi şekilde kahvede konuşurlarken ayağa kalktıklarında birden ömer zekeriya'nın koluna sarıldı ve masalın sonunu sordu, oysa masala herhangi bi ilgisi olduğunu görmemiştik. tam tersine zekeriya'yı susturup "dede bırak şimdi masalı falan" der halde zekeriya'yı kahveye sokmuştu oysa. neyse, sordu sormasına ya zekeriya da gaza geldi ve iki üst perdeden konuşmaya başladı. o an müzik de gaza geldi bunlara ayak uydurup. gitgide daha hızlı ve daha ateşli konuşmaya başladılar durduk yerde. ben de ekran başında "noooluyor lan" diye anlamazlık içindeydim. o sahne ırmak'ın kendi kafasındaki duyguları seyircinin de paylaştığını sandığı sayısız andan biriydi. tıpkı hep bir ağızdan konuşan havarilerin ne kadar etkileyici olduğunu sandığı ama bu sahnenin seyirciye aşırı derecede antipatik bayram kutlaması yapan ortaokul çocuklarını anımsatması gibi. ırmak'ın en büyük handikapı bu işte. seyircinin ne hissedeceğini bilmiyor, kendisi ne hissediyorsa seyirci de bunu paylaşır zannediyor. bunu sadece hüzünlü anlarda başarıyor -yalan yok, ne zaman bizi ağlatmak istese hep başarıyor- ama diğer anlarda hep saçmalıyor.
çağan ırmak kendi halinde filmler çekip duracak ve hiç bi zaman gerçekten iyi bi iş çıkaramayacak. o iyi işe hep teğet geçecek. işin kötüsü bunu hiç bilemeyecek çünkü kendisinden daha iyisi nerdeyse yok gibi zaten.
umut başka bahara.
bu film de bunun kanıtı aslında. şu senaryoyu bi senaryo doktoruna götürseniz baştan sona ufak dokundurmalarla filmi en az bi iki gömlek üstüne çıkartabilir ama hikayenin temel unsuru olan o masal tamamen değişmedikçe asla mükemmellik yakalanamaz. çünkü masal ilginç değil.
filmin hani ilk başında hiç bi sorun yaşamadığı bi köyde şen şakrak masalını bitirmiş halde görüyoruz ya zekeriya'yı, bunu mu anlattı da çocukları ve köyü tavladı diye soruyoruz kendi kendimize. ayrıca o ilk başta hiç de çocuklara ulak'ı tarif ettirmemişti. neyse..
pek çok eleştirecek noktası var ama sadece bi anına değinmek istiyorum. o ana kadar film gayet iyi gidiyordu çünkü ve o an geldiğinde şak diye bunun bi türk filmi olduğunu ve dökülecek bi sürü sahne seyredeceğimizi bize önden haber vermişti.
zekeriya ile ömer gayet sakin bi şekilde kahvede konuşurlarken ayağa kalktıklarında birden ömer zekeriya'nın koluna sarıldı ve masalın sonunu sordu, oysa masala herhangi bi ilgisi olduğunu görmemiştik. tam tersine zekeriya'yı susturup "dede bırak şimdi masalı falan" der halde zekeriya'yı kahveye sokmuştu oysa. neyse, sordu sormasına ya zekeriya da gaza geldi ve iki üst perdeden konuşmaya başladı. o an müzik de gaza geldi bunlara ayak uydurup. gitgide daha hızlı ve daha ateşli konuşmaya başladılar durduk yerde. ben de ekran başında "noooluyor lan" diye anlamazlık içindeydim. o sahne ırmak'ın kendi kafasındaki duyguları seyircinin de paylaştığını sandığı sayısız andan biriydi. tıpkı hep bir ağızdan konuşan havarilerin ne kadar etkileyici olduğunu sandığı ama bu sahnenin seyirciye aşırı derecede antipatik bayram kutlaması yapan ortaokul çocuklarını anımsatması gibi. ırmak'ın en büyük handikapı bu işte. seyircinin ne hissedeceğini bilmiyor, kendisi ne hissediyorsa seyirci de bunu paylaşır zannediyor. bunu sadece hüzünlü anlarda başarıyor -yalan yok, ne zaman bizi ağlatmak istese hep başarıyor- ama diğer anlarda hep saçmalıyor.
çağan ırmak kendi halinde filmler çekip duracak ve hiç bi zaman gerçekten iyi bi iş çıkaramayacak. o iyi işe hep teğet geçecek. işin kötüsü bunu hiç bilemeyecek çünkü kendisinden daha iyisi nerdeyse yok gibi zaten.
umut başka bahara.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar