bugün
- romanya52
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi4
- karton toplayan çocuk16
- almanya25
- sözlük kızlarının ojeleri17
- sözlüğün meme platformuna dönmesi4
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- otel odası8
- fatma betül sayan kaya39
- sözlükteki ayakçılar9
- türkiye23
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis2
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- dünya61
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- kadınların sapık olması10
- nick vermeden bir yazara seslen14
- ona bir şey söyle3
- nikola tesla'nın kürt olması10
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir17
- hiçbir şeyin sarmaması10
- yunanistan12
- açılı nude5
- güzel memelerin öpülmeye değer olması4
- gilded ile yağan yağmuru izlemek4
- pencere açık uyumak3
- meksika açmazı macerası12
- meme yalarken düşünülen şeyler3
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- anın görüntüsü31
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- amerika birleşik devletleri31
- mehdinin en sevdiği balık7
- 8 dakikadır entry girilmiyor2
- hentbol5
- mal mısın sorusuna verilebilecek alternatifler3
- fon soruşturmasında tedbirlerin kaldırılması3
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı7
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı4
- butlancıların birbirine girmesi5
- iran dışişleri bakanı arakçi'nin açıklaması2
- çok uykum var3
- güne bir nostaljik şarkı bırak ulen9
- 2 hesap kullanan sözlük yazarları2
- offf çok sıkıldım sözlük4
- ermeni rum soykırımını inkar etmek16
- sözlüğün en iyi gammazı3
- ne yapsam iyi olur9
insanın "ne" olduğunu anlayanlar için garipsenecek bir durum yok aslında.
Bugün bilimin ve özellikle paleontolojinin* bizleri getirdiği noktada kabul etmeliyiz ki; insan tüm vasıflarından önce "düşünme yetisi diğer canlılardan daha hızlı evrimleşmiş bir hayvan türü"dür. Kabul edin ya da etmeyin bu böyle. Evet beynimiz mümkün olduğu kadar hayvani dürtülerimizle ve iç güdülerimizle mücadele ediyor ancak her bireyde bu mücadele istenilen başarıyla sürdürülemiyor. Doğanın kanunu bu. Herkes aynı değil maalesef. Evrimsel süreç her birey için farklı hızlarda işliyor.
Şimdi gelelim asıl konuya.
Dişinin iç güdüleri onu devamlı olarak "doğru eşi bulmaya" ve "doğurmaya" yönlendirir.
Doğru eş kimdir? Kadının iç güdülerine göre doğru eş; sağlıklı, dölleme gücü yüksek, yeni nesle güçlü genler aktarabilecek karşı cinstir. Günümüz koşullarında her ne kadar dişilerin bu iç güdüleri bizzat toplum, inançlar, adetler ve benzeri yollarla baskılanmaya çalışılsa da erişkinliğe ulaşan sağlıklı dişi için bu süreç istemsizce başlar ve devam eder.
Peki dişi nasıl o sağlıklı erkeği bulacak?
Yüzlerce erkek arasında en sağlıklı olanı seçmesi gerekiyor.
Evet işte tam da burada, karşı cinsi etkileyecek unsurlar devreye giriyor.
Taytlar, topuklu ayakkabılar, destekli sütyenler, kozmetik ürünleri, güzel kokular...
Bunların tamamı sağlıklı ve güçlü erkeği bulmak için.
(Kadınlar kendileri ve birbirleri için süslenir derler. Yanlış mı? Yanlış! Bir yandan doğru erkeği arayıp diğer yandan aramıyormuş gibi görünmek toplumsal dayatmanın çarpık sonuçlarından biridir anla artık!)
Gelelim türbanlı dişimize.
Bir dişi kendisine öğretilen/kabullendiği ya da çevresi tarafından dayatılan/kabullenmek zorunda kaldığı inançlar nedeniyle türban takınca dişiliğini kaybetmez. Onun için de yukarıda söylediğim süreç aynen yaşanır. Kimi dişiler edindikleri bilgilerin etkisiyle doğal iç güdülerini baskılamayı başarır ve dürtülerine göre -bir yere kadar- hareket etmez. Ancak başta dediğim gibi her birey bunu başaramaz. Kafasına türban taksa da, demirden don giyse de başaramayan bireyler vardır, olacaktır, doğaldır.
Dindarıyla, ateistiyle bu ülkede "insanın gelişimi, biyoloji ve evrim" dersine çok ama çok ihtiyacımız var.
Arkadaşlar, kabul edelim ya da etmeyelim. Bizleri beynimiz değil hormonlarımız, iç güdülerimiz yönetiyor. Beynimiz ise sadece zamanlamayı kurgulamaya çalışıyor ya da çeşitli nedenlerle iç güdüleri baskılayarak gerçekleri görmezden gelmeye çalışıyor.
Kendini yıllarca dine adamış, o uğurda hayatından vazgeçmiş kimselerin bile; bir gün taciz - tecavüz olayıyla medyaya manşet olmasının ve bu durumun çok sık tekrar etmesinin nedenini bir kez daha düşünün.
Sağlıklı bireylerdeki iç güdüleri baskılayabilirsiniz ancak yok edemezsiniz. Fırsatını bulduğu an ortaya çıkar. Yapılması gereken iç güdülerimizi baskılamak değil; o iç güdüleri doğal ve hiçbir bireye zarar vermeyecek yollarla gidermektir.
Bugün bilimin ve özellikle paleontolojinin* bizleri getirdiği noktada kabul etmeliyiz ki; insan tüm vasıflarından önce "düşünme yetisi diğer canlılardan daha hızlı evrimleşmiş bir hayvan türü"dür. Kabul edin ya da etmeyin bu böyle. Evet beynimiz mümkün olduğu kadar hayvani dürtülerimizle ve iç güdülerimizle mücadele ediyor ancak her bireyde bu mücadele istenilen başarıyla sürdürülemiyor. Doğanın kanunu bu. Herkes aynı değil maalesef. Evrimsel süreç her birey için farklı hızlarda işliyor.
Şimdi gelelim asıl konuya.
Dişinin iç güdüleri onu devamlı olarak "doğru eşi bulmaya" ve "doğurmaya" yönlendirir.
Doğru eş kimdir? Kadının iç güdülerine göre doğru eş; sağlıklı, dölleme gücü yüksek, yeni nesle güçlü genler aktarabilecek karşı cinstir. Günümüz koşullarında her ne kadar dişilerin bu iç güdüleri bizzat toplum, inançlar, adetler ve benzeri yollarla baskılanmaya çalışılsa da erişkinliğe ulaşan sağlıklı dişi için bu süreç istemsizce başlar ve devam eder.
Peki dişi nasıl o sağlıklı erkeği bulacak?
Yüzlerce erkek arasında en sağlıklı olanı seçmesi gerekiyor.
Evet işte tam da burada, karşı cinsi etkileyecek unsurlar devreye giriyor.
Taytlar, topuklu ayakkabılar, destekli sütyenler, kozmetik ürünleri, güzel kokular...
Bunların tamamı sağlıklı ve güçlü erkeği bulmak için.
(Kadınlar kendileri ve birbirleri için süslenir derler. Yanlış mı? Yanlış! Bir yandan doğru erkeği arayıp diğer yandan aramıyormuş gibi görünmek toplumsal dayatmanın çarpık sonuçlarından biridir anla artık!)
Gelelim türbanlı dişimize.
Bir dişi kendisine öğretilen/kabullendiği ya da çevresi tarafından dayatılan/kabullenmek zorunda kaldığı inançlar nedeniyle türban takınca dişiliğini kaybetmez. Onun için de yukarıda söylediğim süreç aynen yaşanır. Kimi dişiler edindikleri bilgilerin etkisiyle doğal iç güdülerini baskılamayı başarır ve dürtülerine göre -bir yere kadar- hareket etmez. Ancak başta dediğim gibi her birey bunu başaramaz. Kafasına türban taksa da, demirden don giyse de başaramayan bireyler vardır, olacaktır, doğaldır.
Dindarıyla, ateistiyle bu ülkede "insanın gelişimi, biyoloji ve evrim" dersine çok ama çok ihtiyacımız var.
Arkadaşlar, kabul edelim ya da etmeyelim. Bizleri beynimiz değil hormonlarımız, iç güdülerimiz yönetiyor. Beynimiz ise sadece zamanlamayı kurgulamaya çalışıyor ya da çeşitli nedenlerle iç güdüleri baskılayarak gerçekleri görmezden gelmeye çalışıyor.
Kendini yıllarca dine adamış, o uğurda hayatından vazgeçmiş kimselerin bile; bir gün taciz - tecavüz olayıyla medyaya manşet olmasının ve bu durumun çok sık tekrar etmesinin nedenini bir kez daha düşünün.
Sağlıklı bireylerdeki iç güdüleri baskılayabilirsiniz ancak yok edemezsiniz. Fırsatını bulduğu an ortaya çıkar. Yapılması gereken iç güdülerimizi baskılamak değil; o iç güdüleri doğal ve hiçbir bireye zarar vermeyecek yollarla gidermektir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar