bugün
- izmir bok kokuyor deyince seri eksilenmek13
- pkk kürt ağa ve kürt feodallere ne yapmış6
- kahve7
- egosuz doktorlar6
- sözlük kızlarının kombinleri6
- islam barış dinidir18
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- ali rıza beyin numara yapması3
- ik nefreti5
- oytun erbaş4
- cesaret kırıcı duygusal darbeler2
- aşkım pyongyang'a gidelim2
- bugünün iğrenç bir gün olması3
- cahilin çok bilmişi7
- süper el nino'nun dünyayı zorlu sürece sokması5
- sevgili ile ukraynaya gitmek2
- saldırganlık2
- kasaplık işi var hemen gel2
- silahlı safariye gitmek2
- suriyeli gariban erkek dizisi2
- ek kart dezavantajları2
- edepsizce entry girmek2
- laik teyzelerin fenotipi34
- mevlid kandili2
- öküz gibi araba süren öküz5
- gece geç saatte ışığı yanan evler5
- bilardocu tipli adam2
- akrabaların sembolik varlığı2
- karılar asılmasın diye dede numarası yapmak2
- çocuksuz evlerde oyuncak bulunması2
- obsession film3
- pazartesi işe gitmek4
- sabah sporu4
- evlilik aktini tamamlayan hede2
- gram altın8
- 3 numara saç kirli sakal8
- tulumba tatlısı8
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu12
- rennie3
- mantıklı konuşmak2
- yavudilerin coğrafya bilmemesi2
- recep tayyip erdoğan12
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları14
- kadın gülüşü3
- inanç ayrılığı3
- 31 aralık 20262
- geceye bir şiir bırak6
- en iyi türk filmleri3
- z kuşağı kitap okuyor mu9
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
B: Bondage-kölelik
D: Discipline-disiplin / Domination-otorite
S: Submission, teslim, sadizm
M: Mazoşizm
Master Dom: Dominant erkek efendi.
Mistress Domme: Dominant kadın efendi, sahibe.
Slave: Tamamen itaat eden köle.
Sub/Submissive: Sınırları olan köle.
Switch: Her iki role (efendi-köle) bürünebilme özelliği olan.
Bondage: Kişiyi estetik biçimde bağlamaya denir.
Play Party: Kişilerin toplanıp bir arada geçirdiklerini cinsel deneyim partileri.
BDSM’nin tanımını yapmak zor. Eski bir master bununla ilgili ”Ne kadar BDSM ilişkisi yaşayan insan varsa, o kadar BDSM tanımı vardır.” diyor.
BDSM denince sizin aklınıza gelen ne? Kırbaçlanmak, tasmayla gezdirilmek, evcil hayvan muamelesi görmek, aşağılanmak veya acı çekmek mi?
BDSM kavramını anlamak için evvela 19. yüzyıla, Marquis De Sade’a yazdıklarına inmek gerekiyor. Justine*, Juliette* ve Sodom* gibi kitapları hem günümüzü hem de geçmişi kavramak adına önemli. ‘Sadizmin babası‘ olarak da bilinen Sade, hayatının 29 yılını hapishanede, 3 yılını akıl hastanesinde geçirdi. ”Kendi oğlunu çarmığa geren Tanrının bana yapabileceklerini hayal dahi edemiyorum.” diyen Sade, yazdıkları ve yaptıklarından sonra toplum üzerinde olumsuz etkiler bırakmakla suçlanıp hapse atıldığında;
Bir yazar okurlarından sorumlu tutulamaz. Sanatsal deneyim karşılıklı işbirliğine dayanan bir durumdur. Yazar uyarır, okur da buna tepki verir. Yazdıklarımın okur üzerindeki etkisi, okurun ırkına, cinsiyetine, politik görüşüne, akşam yemeğinde içtiği biranın miktarına, yatağının, odasındaki duruş açısına hatta karısını ne zaman aldattığına göre değişen bir durumdur. Değişkenler ise yazarın etki alanının çok ötesindedir. Peki bu durumda ben ne yapmalıyım? Sizin beni denetlediğiniz gibi okurlarımı mı denetlemeliyim?
Beni bedensel günaha ilişkin dayanılmaz bir perhize mahkum ederek mükemmel bir iş yaptığınızı düşündünüz ama yanıldınız, beynimi coşturdunuz. Bana can vermek zorunda kalacağım hayaletler yarattırdınız.
Demiştir.
D: Discipline-disiplin / Domination-otorite
S: Submission, teslim, sadizm
M: Mazoşizm
Master Dom: Dominant erkek efendi.
Mistress Domme: Dominant kadın efendi, sahibe.
Slave: Tamamen itaat eden köle.
Sub/Submissive: Sınırları olan köle.
Switch: Her iki role (efendi-köle) bürünebilme özelliği olan.
Bondage: Kişiyi estetik biçimde bağlamaya denir.
Play Party: Kişilerin toplanıp bir arada geçirdiklerini cinsel deneyim partileri.
BDSM’nin tanımını yapmak zor. Eski bir master bununla ilgili ”Ne kadar BDSM ilişkisi yaşayan insan varsa, o kadar BDSM tanımı vardır.” diyor.
BDSM denince sizin aklınıza gelen ne? Kırbaçlanmak, tasmayla gezdirilmek, evcil hayvan muamelesi görmek, aşağılanmak veya acı çekmek mi?
BDSM kavramını anlamak için evvela 19. yüzyıla, Marquis De Sade’a yazdıklarına inmek gerekiyor. Justine*, Juliette* ve Sodom* gibi kitapları hem günümüzü hem de geçmişi kavramak adına önemli. ‘Sadizmin babası‘ olarak da bilinen Sade, hayatının 29 yılını hapishanede, 3 yılını akıl hastanesinde geçirdi. ”Kendi oğlunu çarmığa geren Tanrının bana yapabileceklerini hayal dahi edemiyorum.” diyen Sade, yazdıkları ve yaptıklarından sonra toplum üzerinde olumsuz etkiler bırakmakla suçlanıp hapse atıldığında;
Bir yazar okurlarından sorumlu tutulamaz. Sanatsal deneyim karşılıklı işbirliğine dayanan bir durumdur. Yazar uyarır, okur da buna tepki verir. Yazdıklarımın okur üzerindeki etkisi, okurun ırkına, cinsiyetine, politik görüşüne, akşam yemeğinde içtiği biranın miktarına, yatağının, odasındaki duruş açısına hatta karısını ne zaman aldattığına göre değişen bir durumdur. Değişkenler ise yazarın etki alanının çok ötesindedir. Peki bu durumda ben ne yapmalıyım? Sizin beni denetlediğiniz gibi okurlarımı mı denetlemeliyim?
Beni bedensel günaha ilişkin dayanılmaz bir perhize mahkum ederek mükemmel bir iş yaptığınızı düşündünüz ama yanıldınız, beynimi coşturdunuz. Bana can vermek zorunda kalacağım hayaletler yarattırdınız.
Demiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar