bugün
- etnik köken18
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar7
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler12
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü4
- en iyi çizgi filmler9
- sözlük kürdü3
- evde kalmış 30 yaşında kız16
- karıya gitmek3
- hangi ülke de doğmak isterdin14
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam3
- dünyadaki en kolay meslek7
- karton toplayan çocuk5
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava4
- sözlükteki zengin yazarlar9
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- zengin olmak3
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- hangi yazara aşıksınız6
- omnitrixe sahip olmak3
- moralinizi bozmak istemem ama yarın pazartesi2
- flörtte algoritma ve cesaret katsayısı2
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- sözlükte kim kime yürüyor5
- amedspor22
- müzik haram mıdır7
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- bir bela geliyor6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- fenerbahçe16
- anın görüntüsü26
- robert greene2
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- from gold from dust9
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- ermenisiz kafkasya4
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- evrimsel psikolojinin aşk açıklamaları3
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- inönü'nün devlet başkanlığına daha uygun olması2
- asgari ücret4
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- hareket edebilen canlılar2
- polatlı2
- çare ismail kartal4
Başta Avrupa liglerinde ki takımlar olmak üzere tüm Dünya'da yeni bir iş kolu olmaktan çıkan bir meslek futbol direktörlüğü. ilk örnekleri Almanya ve Hollanda da başlayan ve başlamasının ardından bir çok başarı hikayesinin ortaya çıktığı ülkeler bunlar. Bizim ülkemizde de ilk örneği Aykut Kocaman tarafından başlatıldı fakat, Aykut Hoca tam bir futbol direktörü değildi. Futbol direktörünün işlerini yapmadı. Son olarak Adana Demirspor, Samet Aybaba'yı futbol direktörü olarak işe aldı. Bende ülkemiz futbolunda bir türlü gelişmeyen bu futbol direktörlüğünü anlatacağım bu yazımda.
Ne iş yapar bu futbol direktörü derseniz; bildiğiniz üzere artık futbol kulübü diye bir şey kalmadı neredeyse, her takım bir spor takımı olup birçok branşa bölündü. Futbol direktörü de, bir spor kulübünün futboldan sorumlu adamı demek kısaca. Onlarca yönetici ve başkanla idare edildiği sanılan bir spor dalı değil futbol. Avrupa kulüplerinde on yıllardır bir tane adam tarafından yürütülen bir iş futbol. Futbol takımından tutun masör ve malzemecisine kadar her türlü işi yapacak kişiyi belirler.
Futbol direktörü, ilk olarak futbol takımının hangi teknik adamla yönetileceğine karar verir. (Önder Özen'in Bilic'i getirmesi gibi.) Daha sonra takımın hangi oyuncular tarafından temsil edileceğine hocayla birlikte karar verir. Hangi bölgede kaç oyuncu olacak. Takımda ki oyuncu kurgusu nasıl olacak. Hocanın yanında kimler takımla antrenmana çıkacak, takımda ki oyuncular kimler tarafından eğitilecek bunlara karar verir. Takım nerede kamp yapacak. Hangi takımlarla hazırlık maçı yapacak. Hocanın eksik gördüğü noktalara transfer çalışması yapar. Bizim ülkemizde alışık olduğumuz başkan gider transferi yapar gelir. Öyle olmamalı. Başkan “Senin bütçen bu, bu sezon senin kurduğun takım şu hedefte olmalı” demeli. Eğer takım başarısız olursa ilk önce hoca değil, futbol direktörü gitmeli. Mourinho Real Madrid'in başına geçerken, Real yeni bir futbol direktörüyle anlaşma yapmıştı. Atletico Madrid Simeone'yi takımın başına geçirirken başkan tarafından değil, futbol direktörünün isteği üzerine tamın başına geldi. Örnekleri daha da çoğalta biliriz fakat mühim olan örnekler değil, yapılması gereken iş. Bir takım başarısız olduysa fatura hocaya değil futbol direktörüne kesilmeli. Ayda bir hoca değiştirmek başarı sağlamaz. Oyuncu ile hoca arasına sırf parası var diye yönetici olan kişiler girmemeli.
Futbol artık spor olmaktan çok küresel bir ekonomi haline geldi. Artık futbolun bir yüzü para, bunu inkar edemeyiz ama önemli futbol sahada oynanırken amatör ruh edilen şeyi kaybetmememiz lazım. Eğer amatör ruhumuzu, futbola olan sevgimizi sırf para uğruna kaybedersek, ülkemiz futbolu daha da aşağılara iner. Evet şuan ülkemiz futbolu Avrupa'nın en iyi 10 ligi arasında ama bunu hak etmeyerek orada. Milyon dolarlar verilip büyük isimler nedeniyle oradayız yoksa oyun kalitesi, alt yapı tesisleri, antrenörler gibi futbolun en önemli unsurları nedeniyle orada değiliz.
Türk futbolu ilerlemek istiyorsa, önümüzde birçok örnek var. Almanya'nın 900 milyonluk yatırımı. Hollanda'nın sadece futbol öğretmek için açtığı futbol liseleri. Topyekûn bir yenilenme gerekmektedir. Hollanda biliyorsunuz ki şu anda günümüzde oynanan total futbolun ilk yapı taşlarını atan ülke. Evet belki bir Dünya şampiyonlukları yok ama her zaman üst düzeyde kalıp, bir çok kulüp düzeyinde başarı aldılar. Bizim gibi hem sportif anlamda hem de ülke olarak gelişmekte olan ülkeler, başarı hikayeleri dinlemek yerine, kıssadan hisse çıkarıp kendi başarı öykülerimizi yazabiliriz.
Yeniden futbol direktörlüğüne dönecek olursak; Futbolu bilen insanlara bırakmak gerek. Herkes futbol direktörlüğü yapamaz. Teknik-taktik işlerini herkes mükemmel yapamaz. Bazıları bu işlerden anlayan insanlara iyi bir olanak sağlayıp başarı çıkarmalıdır. Örnek verecek olursak; Bilic son yıllarda gördüğüm en iyi taktisyenlerden birisi. Önder hoca ise, gerçekten oyuncu ruhundan anlayan, yıllarca antrenörlük yapmış birisiydi. böyle bir birlikteliğin devamlılığı sağlansaydı gerçekten en fazla 5 sene içerisinde bir Avrupa başarısı kaçınılmazdı.
Özetlemek gerekirse: Futbol direktörü futbolun olduğu yerde kaçınılmaz bir iştir. Futboldan anlayan adamlar bu işi ustaca yapıp başarı öyküler yazar. Eğer ülke olarak futbolda başarı istiyorsak, topyekûn bir yapılanma başlatmalı, işten anlayan adamları işin başına geçirmeliyiz.
Ne iş yapar bu futbol direktörü derseniz; bildiğiniz üzere artık futbol kulübü diye bir şey kalmadı neredeyse, her takım bir spor takımı olup birçok branşa bölündü. Futbol direktörü de, bir spor kulübünün futboldan sorumlu adamı demek kısaca. Onlarca yönetici ve başkanla idare edildiği sanılan bir spor dalı değil futbol. Avrupa kulüplerinde on yıllardır bir tane adam tarafından yürütülen bir iş futbol. Futbol takımından tutun masör ve malzemecisine kadar her türlü işi yapacak kişiyi belirler.
Futbol direktörü, ilk olarak futbol takımının hangi teknik adamla yönetileceğine karar verir. (Önder Özen'in Bilic'i getirmesi gibi.) Daha sonra takımın hangi oyuncular tarafından temsil edileceğine hocayla birlikte karar verir. Hangi bölgede kaç oyuncu olacak. Takımda ki oyuncu kurgusu nasıl olacak. Hocanın yanında kimler takımla antrenmana çıkacak, takımda ki oyuncular kimler tarafından eğitilecek bunlara karar verir. Takım nerede kamp yapacak. Hangi takımlarla hazırlık maçı yapacak. Hocanın eksik gördüğü noktalara transfer çalışması yapar. Bizim ülkemizde alışık olduğumuz başkan gider transferi yapar gelir. Öyle olmamalı. Başkan “Senin bütçen bu, bu sezon senin kurduğun takım şu hedefte olmalı” demeli. Eğer takım başarısız olursa ilk önce hoca değil, futbol direktörü gitmeli. Mourinho Real Madrid'in başına geçerken, Real yeni bir futbol direktörüyle anlaşma yapmıştı. Atletico Madrid Simeone'yi takımın başına geçirirken başkan tarafından değil, futbol direktörünün isteği üzerine tamın başına geldi. Örnekleri daha da çoğalta biliriz fakat mühim olan örnekler değil, yapılması gereken iş. Bir takım başarısız olduysa fatura hocaya değil futbol direktörüne kesilmeli. Ayda bir hoca değiştirmek başarı sağlamaz. Oyuncu ile hoca arasına sırf parası var diye yönetici olan kişiler girmemeli.
Futbol artık spor olmaktan çok küresel bir ekonomi haline geldi. Artık futbolun bir yüzü para, bunu inkar edemeyiz ama önemli futbol sahada oynanırken amatör ruh edilen şeyi kaybetmememiz lazım. Eğer amatör ruhumuzu, futbola olan sevgimizi sırf para uğruna kaybedersek, ülkemiz futbolu daha da aşağılara iner. Evet şuan ülkemiz futbolu Avrupa'nın en iyi 10 ligi arasında ama bunu hak etmeyerek orada. Milyon dolarlar verilip büyük isimler nedeniyle oradayız yoksa oyun kalitesi, alt yapı tesisleri, antrenörler gibi futbolun en önemli unsurları nedeniyle orada değiliz.
Türk futbolu ilerlemek istiyorsa, önümüzde birçok örnek var. Almanya'nın 900 milyonluk yatırımı. Hollanda'nın sadece futbol öğretmek için açtığı futbol liseleri. Topyekûn bir yenilenme gerekmektedir. Hollanda biliyorsunuz ki şu anda günümüzde oynanan total futbolun ilk yapı taşlarını atan ülke. Evet belki bir Dünya şampiyonlukları yok ama her zaman üst düzeyde kalıp, bir çok kulüp düzeyinde başarı aldılar. Bizim gibi hem sportif anlamda hem de ülke olarak gelişmekte olan ülkeler, başarı hikayeleri dinlemek yerine, kıssadan hisse çıkarıp kendi başarı öykülerimizi yazabiliriz.
Yeniden futbol direktörlüğüne dönecek olursak; Futbolu bilen insanlara bırakmak gerek. Herkes futbol direktörlüğü yapamaz. Teknik-taktik işlerini herkes mükemmel yapamaz. Bazıları bu işlerden anlayan insanlara iyi bir olanak sağlayıp başarı çıkarmalıdır. Örnek verecek olursak; Bilic son yıllarda gördüğüm en iyi taktisyenlerden birisi. Önder hoca ise, gerçekten oyuncu ruhundan anlayan, yıllarca antrenörlük yapmış birisiydi. böyle bir birlikteliğin devamlılığı sağlansaydı gerçekten en fazla 5 sene içerisinde bir Avrupa başarısı kaçınılmazdı.
Özetlemek gerekirse: Futbol direktörü futbolun olduğu yerde kaçınılmaz bir iştir. Futboldan anlayan adamlar bu işi ustaca yapıp başarı öyküler yazar. Eğer ülke olarak futbolda başarı istiyorsak, topyekûn bir yapılanma başlatmalı, işten anlayan adamları işin başına geçirmeliyiz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar