bugün
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- arda güler7
- demir çelik5
- buz gibi bira8
- kale3112'deki kale hangi kale10
- ecevit denince akla gelen şeyler2
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- sözlükte flört etmemek9
- en iyi pizza içeriği10
- bursa6
- rte denince akla gelen seyler2
- sıcak şarap4
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- en lezzetli balık24
- gece vardiyası3
- acı gerçekler14
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- arkadaşlar lütfen4
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- köy9
- babybombshell2
- karşı cinsteki en itici özellik16
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- paradox interactive3
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- anın görüntüsü23
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- gammazlar göreve8
- dünyanın en kötü hissi3
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- sözlükte aile kurmak8
- yıllar ona hiç acımamış3
- zendaya4
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- agaçlarla dertleşmek3
- ağlamak7
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- hünkar beğendi vs alinazik9
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- ezoterizm4
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- motorla kaza yapan kadın7
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
üstüm çırılçıplaktı,
sadece küçük bir yatak, ve duvarda asılı "aylardır sayfası yırtılmamış takvim", odayı dolduran nesnelerdi.
yerdeydim. duvara dayanmış, iki dizimi göğsüme kadar çekmiş, kollarımla dizimi bağlamış
sadece yere bakıyor, bir ileri bir geri gidiyor, göz bebeklerim büyüyor,
gözümün beyazlığı giderek kan rengini alıyordu.
yalnızdım, üşüyor, açlığımı bile hissetmiyordum. ayaklarımın tabanları tertemizdi hala.
belli ki yerimden kalkmamıştım uzun süredir.
kapının açıldığını duydum, kaldırmadım kafamı. hala sabit yere odak, hala gidip geliyordum.
bir el hissettim başımda, saçlarımı parmaklarının arasına alıyor, okşuyordu.
sesinden kim olduğunu çıkarmaya çalışıyordum ama, konuşmuyordu, kafamı kaldırıp bakmıyordum...
sonra titremem geçti.
kafamı kaldırdım, irkildim birden... korkup, diğer duvarın köşesine attım kendimi.
burayı da bulmuştu. yanında siyahlar içinde kadınlı erkekli bir dolu insan vardı.
şimdi korkularımla yüzleşme zamanıydı işte...
- "nereye kadar kaçacaksın ulan!" dedi.
içimden hüngür hüngür ağlamak geliyordu. bağırmak geliyordu...olmuyordu...
herşeyimizi almıştı, evimizi, eşyalarımızı, hayallerimizi...
teslim olmamalıydım. bırakmamalıydım kendimi.
- "çok zor çıktın şerefsiz" dedi. elini cebine attı, oyuncak verdi. sinsice gülümsedi.
oyuncak elimdeydi. bir oyuncağa bakıyor bir gözlerine bakıyordum. oyuncak kadar sahteydi bakışları.
- "neden kahramanlık yapıyorsun? bana artistlik yapma lan!" dedi.
ceplerimi kurcalamaya başladı. birbirlerine vurdurup, sesler çıkararak rahatladığım, son kalan
3-5 bozukluk madeni parayı da aldı. elhamdüllah dedi.
herkes yoluna devam ederken, güneş görmeyen bir odada yalnızlığımı yaşıyor,
ona verilen sürenin sonunu bekliyordum.
- "sende vereceksin bize, sende bizim tarafa geçeceksin artık dedi. kalkınacaksın hadi" dedi.
iki siyah gözlüklü adam beni kaldırıp, sürükleylerek odadan çıkarmaya çalışırken "hayır" diye çığlıklar
atmaya başladım. annemin sesini duydum sonra.
* "n oldu oğlum tövbe tövbe " dedi.
anneme baktım, odama baktım...yatağıma baktım...duvarda asılı olan mavi gözlü adam'a baktım.
* "lamba'yı açık unutmuşsun oğlum, kabus görmüşsün" dedi. "hadi uyu güzel oğlum" dedi.
öptü annem. sonra odamın ışığını kapattı. bir daha açık bırakma bunu, sonra kabuslar görüyorsun dedi.
ben bırakmadım anne. birileri bıraktı ama kim bilmiyorum dedim.
sizde bırakmayın n olur dedim.
duvar tarafına dönüp, ya kabus değilse dedim...
tavandaki ampule baktım...
başucumdan kalın bir kitap alıp ampule fırlattım. düşüp kırıldı. uyudum.
sadece küçük bir yatak, ve duvarda asılı "aylardır sayfası yırtılmamış takvim", odayı dolduran nesnelerdi.
yerdeydim. duvara dayanmış, iki dizimi göğsüme kadar çekmiş, kollarımla dizimi bağlamış
sadece yere bakıyor, bir ileri bir geri gidiyor, göz bebeklerim büyüyor,
gözümün beyazlığı giderek kan rengini alıyordu.
yalnızdım, üşüyor, açlığımı bile hissetmiyordum. ayaklarımın tabanları tertemizdi hala.
belli ki yerimden kalkmamıştım uzun süredir.
kapının açıldığını duydum, kaldırmadım kafamı. hala sabit yere odak, hala gidip geliyordum.
bir el hissettim başımda, saçlarımı parmaklarının arasına alıyor, okşuyordu.
sesinden kim olduğunu çıkarmaya çalışıyordum ama, konuşmuyordu, kafamı kaldırıp bakmıyordum...
sonra titremem geçti.
kafamı kaldırdım, irkildim birden... korkup, diğer duvarın köşesine attım kendimi.
burayı da bulmuştu. yanında siyahlar içinde kadınlı erkekli bir dolu insan vardı.
şimdi korkularımla yüzleşme zamanıydı işte...
- "nereye kadar kaçacaksın ulan!" dedi.
içimden hüngür hüngür ağlamak geliyordu. bağırmak geliyordu...olmuyordu...
herşeyimizi almıştı, evimizi, eşyalarımızı, hayallerimizi...
teslim olmamalıydım. bırakmamalıydım kendimi.
- "çok zor çıktın şerefsiz" dedi. elini cebine attı, oyuncak verdi. sinsice gülümsedi.
oyuncak elimdeydi. bir oyuncağa bakıyor bir gözlerine bakıyordum. oyuncak kadar sahteydi bakışları.
- "neden kahramanlık yapıyorsun? bana artistlik yapma lan!" dedi.
ceplerimi kurcalamaya başladı. birbirlerine vurdurup, sesler çıkararak rahatladığım, son kalan
3-5 bozukluk madeni parayı da aldı. elhamdüllah dedi.
herkes yoluna devam ederken, güneş görmeyen bir odada yalnızlığımı yaşıyor,
ona verilen sürenin sonunu bekliyordum.
- "sende vereceksin bize, sende bizim tarafa geçeceksin artık dedi. kalkınacaksın hadi" dedi.
iki siyah gözlüklü adam beni kaldırıp, sürükleylerek odadan çıkarmaya çalışırken "hayır" diye çığlıklar
atmaya başladım. annemin sesini duydum sonra.
* "n oldu oğlum tövbe tövbe " dedi.
anneme baktım, odama baktım...yatağıma baktım...duvarda asılı olan mavi gözlü adam'a baktım.
* "lamba'yı açık unutmuşsun oğlum, kabus görmüşsün" dedi. "hadi uyu güzel oğlum" dedi.
öptü annem. sonra odamın ışığını kapattı. bir daha açık bırakma bunu, sonra kabuslar görüyorsun dedi.
ben bırakmadım anne. birileri bıraktı ama kim bilmiyorum dedim.
sizde bırakmayın n olur dedim.
duvar tarafına dönüp, ya kabus değilse dedim...
tavandaki ampule baktım...
başucumdan kalın bir kitap alıp ampule fırlattım. düşüp kırıldı. uyudum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar