bugün
- macron koşacak diye park kapatan akepe23
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması28
- her gün söylenen ufak tefek yalanlar7
- f 35 leri kendimiz yapalım6
- aquila bicipite6
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı7
- kadinlarin erkekleri dm den taciz etmesi7
- nike'yi nayk diye okuyan hırbo5
- akp bitince ne olacak8
- macron koştu diye kavga etmek4
- z kuşağı kızları4
- uzun entry giren yazar enayiliği11
- karşıyakalı kızlar3
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler5
- ronaldocu erkek messici kız ilişkisi3
- trump'ın tr'ye 5 f 35 vereceğiz açıklaması9
- omron3
- her yazarın eşit olmaması5
- ölümün en iyi tanımı14
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı14
- raikagetokatlayan4
- pısırık2
- ölümden sonra yaşamın var olduğu gerçeği5
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar8
- otel odasında ölü bulunmak7
- macron'a koşamazsın dersen sana neler yapar2
- erling braut haaland12
- yol yabdı2
- diyetle kilo almak2
- 2026 dünya kupası26
- fusya semsiyeli yabanci12
- arjantin5
- mini etekli kız isimleri top 103
- belçika8
- ispanya7
- kol saati takmanın anlamsızlığı10
- ingiltere7
- norveç6
- isviçre4
- lahmacunu elle yiyen kız3
- fas6
- buzdolabı alacaklara tavsiyeler2
- fransa3
- sevgiliyle tatile gitmek7
- yorgun mermi7
- dünya kupasının en zayıf takımı2
- sizce uzay milyarlarca dolar harcamaya değer mi5
- tulumba tatlısı10
- egay sucukcu2
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek2
tarihin en pahalı kürtajına konu olmuş dışavurumcu.
--spoiler--
Resim deyip geçmeyin. Önceki gün Oslo'daki Munch müzesinden çalınan
'Çığlık' tablosunun parasal değeri yaklaşık 70 milyon dolar. Ölçülemez sanatsal değerinin yanı sıra, Edward Munch'un 1893 yılında yaptığı tablo, insancıl korku ve acıyı en çarpıcı biçimde yansıtan resim kabul ediliyor. Çığlık
Bugün resim sanatının en büyük ustalarından sayılan Edward Munch'un kotası, 20. yüzyılın başında bunca yüksek değildi. Sanata daima parasal ederiyle değer biçen dünya halkları arasında, Norveç toplumunun ölçütü de farklı değildi. Hatta kentsoylu Norveçlilerin bile 1920'li yıllarda Munch'un değerini bilmek bir yana, sanatındaki özgürlüğü kabullenmeleri zordu. işte bu yıllarda Oslo'da evlenen 'iyi aile çocukları' genç bir çifte verilen düğün hediyeleri arasında, Edward Munch'un bir tablosu da vardı. Tablo, 'hayat'tı. Resmin ortasında Âdem ve Havva figürleri vardı. Figürleri çerçeveleyen spermatozoid zinciri, yeryüzüne serpilen hayat tohumlarını simgeliyor, tablonun altında da üreme işlevinin son halkası, rahim içinde bir cenin olarak gösteriliyordu.
Oslolu çift, uzun yıllar muhafaza etti tabloyu. Onlar çoluk çocuğa karışırken, Edward Munch'un yapıtları da, artık yalnızca sanatseverlerin değil, halkın da kavrayabileceği anlamda değer kazanıyordu. Hele kendisi ölünce, iyice tavan yaptı Munch'un 'eder' kotası. imzasını taşıyan tuvaller, 1950'li yıllarda ulaşılmaz olmaya doğru tırmanışa geçmişti ki, artık yaşlı bir çift olan sahipleri, hayat tablosunu satmaya karar verdiler. Tabii ki satıştan önce bir değer biçmek gerekiyordu esere. Aile, hem Munch uzmanı, hem de Oslo'nun en tanınmış sanat tüccarına başvurdu.
Adam, bilgili olduğu kadar züppe ve kendini beğenmiş biriydi. Yine de müthiş heyecanlandı, bilinmeyen bir Munch tablosunu ortaya çıkarma ihtimalinden. Randevu alınıp verildi ve tabloyu kucaklayan yaşlı
çift, soluğu uzman tüccarın galerisinde aldı. Paket itinayla açıldı ve değer biçicinin önüne konuldu.
Adam baktı, baktı, baktı. Gözlerini kıstı, çenesini kaşıdı. Munch'un benzeri bir yapıtı daha vardı, önündeki de orijinal bir versiyonuydu kuşkusuz.
Ama bu versiyonda, ortadaki Âdem ile Havva'yı çevreleyen spermatozoid zinciri geliyor, geliyor, tuvalin altında aniden kopuyordu. Resmin eksik bir yanı vardı, ama ne? "Bu tablo böyle mi verildi size?" diye sordu sonunda, çıt çıkarmadan ağzına bakan yaşlı çifte. "Resmin tamamı burada mı?"
Artık eskimiş gelin ve damattan Havva olanı, kocasının arkasına sığınmış, suçlu suçlu duruyordu. Adem de sessizdi. Birbirlerine baktılar bir süre. Sen söyle, hayır sen söyle, der gibiydiler. Sonunda kadın itiraf etti, cılız bir sesle: Tabloyu hediye aldıklarında, çok gençtiler. Haydi spermatozoidlerin spermatozoid oldukları pek anlaşılmıyordu, ama aşağıdaki cenin resmi, başka bir cisim diye yutturulamayacak kadar açıktı. Önce kendileri utanmış, ardından eve gelen konuklar, hatta çocukları olunca utanırlar diye, duvara asabilmek için tabloyu, altındaki rahim içindeki cenin faslını kesip atmışlardı. Ama küçücük bir parça kesmişlerdi valla, tuvalin büyük bölümü tamdı, bu haliyle de epeyce para ederdi herhalde,
ne de olsa Edward Munch'tu değil mi ya?
Munch uzmanı sanat tüccarı, gülsün mü ağlasın mı şaşırdı. Evet, resmin bu haliyle bile para edeceği doğruydu. Önce, "Ne diyeceğimi bilemiyorum, hamfendi, beyfendi..." diye içini çekti. Ardından kükredi: "Ama size, tarihin en pahalı kürtajını gerçekleştirdiğinizi söyleyebilirim!"
Edward Munch'un geçen gün çalınan tablosu 'Çığlık'taki acı hissi, yarım yüzyıl önce 'hayat' resmine kürtaj yapanların pişmanlık acısına eşdeğerdir, kuşkusuz.
--spoiler-- *
--spoiler--
Resim deyip geçmeyin. Önceki gün Oslo'daki Munch müzesinden çalınan
'Çığlık' tablosunun parasal değeri yaklaşık 70 milyon dolar. Ölçülemez sanatsal değerinin yanı sıra, Edward Munch'un 1893 yılında yaptığı tablo, insancıl korku ve acıyı en çarpıcı biçimde yansıtan resim kabul ediliyor. Çığlık
Bugün resim sanatının en büyük ustalarından sayılan Edward Munch'un kotası, 20. yüzyılın başında bunca yüksek değildi. Sanata daima parasal ederiyle değer biçen dünya halkları arasında, Norveç toplumunun ölçütü de farklı değildi. Hatta kentsoylu Norveçlilerin bile 1920'li yıllarda Munch'un değerini bilmek bir yana, sanatındaki özgürlüğü kabullenmeleri zordu. işte bu yıllarda Oslo'da evlenen 'iyi aile çocukları' genç bir çifte verilen düğün hediyeleri arasında, Edward Munch'un bir tablosu da vardı. Tablo, 'hayat'tı. Resmin ortasında Âdem ve Havva figürleri vardı. Figürleri çerçeveleyen spermatozoid zinciri, yeryüzüne serpilen hayat tohumlarını simgeliyor, tablonun altında da üreme işlevinin son halkası, rahim içinde bir cenin olarak gösteriliyordu.
Oslolu çift, uzun yıllar muhafaza etti tabloyu. Onlar çoluk çocuğa karışırken, Edward Munch'un yapıtları da, artık yalnızca sanatseverlerin değil, halkın da kavrayabileceği anlamda değer kazanıyordu. Hele kendisi ölünce, iyice tavan yaptı Munch'un 'eder' kotası. imzasını taşıyan tuvaller, 1950'li yıllarda ulaşılmaz olmaya doğru tırmanışa geçmişti ki, artık yaşlı bir çift olan sahipleri, hayat tablosunu satmaya karar verdiler. Tabii ki satıştan önce bir değer biçmek gerekiyordu esere. Aile, hem Munch uzmanı, hem de Oslo'nun en tanınmış sanat tüccarına başvurdu.
Adam, bilgili olduğu kadar züppe ve kendini beğenmiş biriydi. Yine de müthiş heyecanlandı, bilinmeyen bir Munch tablosunu ortaya çıkarma ihtimalinden. Randevu alınıp verildi ve tabloyu kucaklayan yaşlı
çift, soluğu uzman tüccarın galerisinde aldı. Paket itinayla açıldı ve değer biçicinin önüne konuldu.
Adam baktı, baktı, baktı. Gözlerini kıstı, çenesini kaşıdı. Munch'un benzeri bir yapıtı daha vardı, önündeki de orijinal bir versiyonuydu kuşkusuz.
Ama bu versiyonda, ortadaki Âdem ile Havva'yı çevreleyen spermatozoid zinciri geliyor, geliyor, tuvalin altında aniden kopuyordu. Resmin eksik bir yanı vardı, ama ne? "Bu tablo böyle mi verildi size?" diye sordu sonunda, çıt çıkarmadan ağzına bakan yaşlı çifte. "Resmin tamamı burada mı?"
Artık eskimiş gelin ve damattan Havva olanı, kocasının arkasına sığınmış, suçlu suçlu duruyordu. Adem de sessizdi. Birbirlerine baktılar bir süre. Sen söyle, hayır sen söyle, der gibiydiler. Sonunda kadın itiraf etti, cılız bir sesle: Tabloyu hediye aldıklarında, çok gençtiler. Haydi spermatozoidlerin spermatozoid oldukları pek anlaşılmıyordu, ama aşağıdaki cenin resmi, başka bir cisim diye yutturulamayacak kadar açıktı. Önce kendileri utanmış, ardından eve gelen konuklar, hatta çocukları olunca utanırlar diye, duvara asabilmek için tabloyu, altındaki rahim içindeki cenin faslını kesip atmışlardı. Ama küçücük bir parça kesmişlerdi valla, tuvalin büyük bölümü tamdı, bu haliyle de epeyce para ederdi herhalde,
ne de olsa Edward Munch'tu değil mi ya?
Munch uzmanı sanat tüccarı, gülsün mü ağlasın mı şaşırdı. Evet, resmin bu haliyle bile para edeceği doğruydu. Önce, "Ne diyeceğimi bilemiyorum, hamfendi, beyfendi..." diye içini çekti. Ardından kükredi: "Ama size, tarihin en pahalı kürtajını gerçekleştirdiğinizi söyleyebilirim!"
Edward Munch'un geçen gün çalınan tablosu 'Çığlık'taki acı hissi, yarım yüzyıl önce 'hayat' resmine kürtaj yapanların pişmanlık acısına eşdeğerdir, kuşkusuz.
--spoiler-- *
Gündemdeki Haberler