bugün
- yazarların favori oyun karakteri10
- futbol12
- brezilya7
- para mı aşk mı sorunsalı8
- hakan fidan3
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- süper lig7
- her şeyden önce sadece allah'ın zihni vardı2
- 22 ağustos 2026 espanyol real madrid maçı2
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- türkiye5
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- intihar aforizmaları2
- milan skriniar8
- pakistan2
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- türkiyede korku yazarının olmaması3
- telefonunuzu alabilir miyim diyen hatun2
- telekinezi3
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı5
- yaprak3
- gece yürüyüş yapmak2
- kanada3
- bir şey yokken gelen bir şey var hissi2
- nasreddinhoca3
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi4
- türkiye savaşa girerse yanında yer alacak ülkeler2
- nelerin koleksiyonu yapılabilir2
- kasımpaşa4
- fenerbahçe21
- nervio varıdı nerede o11
- çorum4
- kasımpaşa sk4
- çorum fk4
- alçak puşt3
- osuruktan şiirler89
- türkiyenin savaşta olduğu gerçeği2
- sürekli peki neyse diyen kız2
- fransa2
- kafede yalnız oturan insan2
- 70 sene sonra burası ölü insanların anısı olacak2
- 22 ağustos 2026 rizespor samsunspor maçı3
- tai lung26
- en sevdiğiniz türkçe kelime2
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi3
- arkadaşlar sizce bu kürt nasıl3
- laik teyzelerin fenotipi2
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
tarihin en pahalı kürtajına konu olmuş dışavurumcu.
--spoiler--
Resim deyip geçmeyin. Önceki gün Oslo'daki Munch müzesinden çalınan
'Çığlık' tablosunun parasal değeri yaklaşık 70 milyon dolar. Ölçülemez sanatsal değerinin yanı sıra, Edward Munch'un 1893 yılında yaptığı tablo, insancıl korku ve acıyı en çarpıcı biçimde yansıtan resim kabul ediliyor. Çığlık
Bugün resim sanatının en büyük ustalarından sayılan Edward Munch'un kotası, 20. yüzyılın başında bunca yüksek değildi. Sanata daima parasal ederiyle değer biçen dünya halkları arasında, Norveç toplumunun ölçütü de farklı değildi. Hatta kentsoylu Norveçlilerin bile 1920'li yıllarda Munch'un değerini bilmek bir yana, sanatındaki özgürlüğü kabullenmeleri zordu. işte bu yıllarda Oslo'da evlenen 'iyi aile çocukları' genç bir çifte verilen düğün hediyeleri arasında, Edward Munch'un bir tablosu da vardı. Tablo, 'hayat'tı. Resmin ortasında Âdem ve Havva figürleri vardı. Figürleri çerçeveleyen spermatozoid zinciri, yeryüzüne serpilen hayat tohumlarını simgeliyor, tablonun altında da üreme işlevinin son halkası, rahim içinde bir cenin olarak gösteriliyordu.
Oslolu çift, uzun yıllar muhafaza etti tabloyu. Onlar çoluk çocuğa karışırken, Edward Munch'un yapıtları da, artık yalnızca sanatseverlerin değil, halkın da kavrayabileceği anlamda değer kazanıyordu. Hele kendisi ölünce, iyice tavan yaptı Munch'un 'eder' kotası. imzasını taşıyan tuvaller, 1950'li yıllarda ulaşılmaz olmaya doğru tırmanışa geçmişti ki, artık yaşlı bir çift olan sahipleri, hayat tablosunu satmaya karar verdiler. Tabii ki satıştan önce bir değer biçmek gerekiyordu esere. Aile, hem Munch uzmanı, hem de Oslo'nun en tanınmış sanat tüccarına başvurdu.
Adam, bilgili olduğu kadar züppe ve kendini beğenmiş biriydi. Yine de müthiş heyecanlandı, bilinmeyen bir Munch tablosunu ortaya çıkarma ihtimalinden. Randevu alınıp verildi ve tabloyu kucaklayan yaşlı
çift, soluğu uzman tüccarın galerisinde aldı. Paket itinayla açıldı ve değer biçicinin önüne konuldu.
Adam baktı, baktı, baktı. Gözlerini kıstı, çenesini kaşıdı. Munch'un benzeri bir yapıtı daha vardı, önündeki de orijinal bir versiyonuydu kuşkusuz.
Ama bu versiyonda, ortadaki Âdem ile Havva'yı çevreleyen spermatozoid zinciri geliyor, geliyor, tuvalin altında aniden kopuyordu. Resmin eksik bir yanı vardı, ama ne? "Bu tablo böyle mi verildi size?" diye sordu sonunda, çıt çıkarmadan ağzına bakan yaşlı çifte. "Resmin tamamı burada mı?"
Artık eskimiş gelin ve damattan Havva olanı, kocasının arkasına sığınmış, suçlu suçlu duruyordu. Adem de sessizdi. Birbirlerine baktılar bir süre. Sen söyle, hayır sen söyle, der gibiydiler. Sonunda kadın itiraf etti, cılız bir sesle: Tabloyu hediye aldıklarında, çok gençtiler. Haydi spermatozoidlerin spermatozoid oldukları pek anlaşılmıyordu, ama aşağıdaki cenin resmi, başka bir cisim diye yutturulamayacak kadar açıktı. Önce kendileri utanmış, ardından eve gelen konuklar, hatta çocukları olunca utanırlar diye, duvara asabilmek için tabloyu, altındaki rahim içindeki cenin faslını kesip atmışlardı. Ama küçücük bir parça kesmişlerdi valla, tuvalin büyük bölümü tamdı, bu haliyle de epeyce para ederdi herhalde,
ne de olsa Edward Munch'tu değil mi ya?
Munch uzmanı sanat tüccarı, gülsün mü ağlasın mı şaşırdı. Evet, resmin bu haliyle bile para edeceği doğruydu. Önce, "Ne diyeceğimi bilemiyorum, hamfendi, beyfendi..." diye içini çekti. Ardından kükredi: "Ama size, tarihin en pahalı kürtajını gerçekleştirdiğinizi söyleyebilirim!"
Edward Munch'un geçen gün çalınan tablosu 'Çığlık'taki acı hissi, yarım yüzyıl önce 'hayat' resmine kürtaj yapanların pişmanlık acısına eşdeğerdir, kuşkusuz.
--spoiler-- *
--spoiler--
Resim deyip geçmeyin. Önceki gün Oslo'daki Munch müzesinden çalınan
'Çığlık' tablosunun parasal değeri yaklaşık 70 milyon dolar. Ölçülemez sanatsal değerinin yanı sıra, Edward Munch'un 1893 yılında yaptığı tablo, insancıl korku ve acıyı en çarpıcı biçimde yansıtan resim kabul ediliyor. Çığlık
Bugün resim sanatının en büyük ustalarından sayılan Edward Munch'un kotası, 20. yüzyılın başında bunca yüksek değildi. Sanata daima parasal ederiyle değer biçen dünya halkları arasında, Norveç toplumunun ölçütü de farklı değildi. Hatta kentsoylu Norveçlilerin bile 1920'li yıllarda Munch'un değerini bilmek bir yana, sanatındaki özgürlüğü kabullenmeleri zordu. işte bu yıllarda Oslo'da evlenen 'iyi aile çocukları' genç bir çifte verilen düğün hediyeleri arasında, Edward Munch'un bir tablosu da vardı. Tablo, 'hayat'tı. Resmin ortasında Âdem ve Havva figürleri vardı. Figürleri çerçeveleyen spermatozoid zinciri, yeryüzüne serpilen hayat tohumlarını simgeliyor, tablonun altında da üreme işlevinin son halkası, rahim içinde bir cenin olarak gösteriliyordu.
Oslolu çift, uzun yıllar muhafaza etti tabloyu. Onlar çoluk çocuğa karışırken, Edward Munch'un yapıtları da, artık yalnızca sanatseverlerin değil, halkın da kavrayabileceği anlamda değer kazanıyordu. Hele kendisi ölünce, iyice tavan yaptı Munch'un 'eder' kotası. imzasını taşıyan tuvaller, 1950'li yıllarda ulaşılmaz olmaya doğru tırmanışa geçmişti ki, artık yaşlı bir çift olan sahipleri, hayat tablosunu satmaya karar verdiler. Tabii ki satıştan önce bir değer biçmek gerekiyordu esere. Aile, hem Munch uzmanı, hem de Oslo'nun en tanınmış sanat tüccarına başvurdu.
Adam, bilgili olduğu kadar züppe ve kendini beğenmiş biriydi. Yine de müthiş heyecanlandı, bilinmeyen bir Munch tablosunu ortaya çıkarma ihtimalinden. Randevu alınıp verildi ve tabloyu kucaklayan yaşlı
çift, soluğu uzman tüccarın galerisinde aldı. Paket itinayla açıldı ve değer biçicinin önüne konuldu.
Adam baktı, baktı, baktı. Gözlerini kıstı, çenesini kaşıdı. Munch'un benzeri bir yapıtı daha vardı, önündeki de orijinal bir versiyonuydu kuşkusuz.
Ama bu versiyonda, ortadaki Âdem ile Havva'yı çevreleyen spermatozoid zinciri geliyor, geliyor, tuvalin altında aniden kopuyordu. Resmin eksik bir yanı vardı, ama ne? "Bu tablo böyle mi verildi size?" diye sordu sonunda, çıt çıkarmadan ağzına bakan yaşlı çifte. "Resmin tamamı burada mı?"
Artık eskimiş gelin ve damattan Havva olanı, kocasının arkasına sığınmış, suçlu suçlu duruyordu. Adem de sessizdi. Birbirlerine baktılar bir süre. Sen söyle, hayır sen söyle, der gibiydiler. Sonunda kadın itiraf etti, cılız bir sesle: Tabloyu hediye aldıklarında, çok gençtiler. Haydi spermatozoidlerin spermatozoid oldukları pek anlaşılmıyordu, ama aşağıdaki cenin resmi, başka bir cisim diye yutturulamayacak kadar açıktı. Önce kendileri utanmış, ardından eve gelen konuklar, hatta çocukları olunca utanırlar diye, duvara asabilmek için tabloyu, altındaki rahim içindeki cenin faslını kesip atmışlardı. Ama küçücük bir parça kesmişlerdi valla, tuvalin büyük bölümü tamdı, bu haliyle de epeyce para ederdi herhalde,
ne de olsa Edward Munch'tu değil mi ya?
Munch uzmanı sanat tüccarı, gülsün mü ağlasın mı şaşırdı. Evet, resmin bu haliyle bile para edeceği doğruydu. Önce, "Ne diyeceğimi bilemiyorum, hamfendi, beyfendi..." diye içini çekti. Ardından kükredi: "Ama size, tarihin en pahalı kürtajını gerçekleştirdiğinizi söyleyebilirim!"
Edward Munch'un geçen gün çalınan tablosu 'Çığlık'taki acı hissi, yarım yüzyıl önce 'hayat' resmine kürtaj yapanların pişmanlık acısına eşdeğerdir, kuşkusuz.
--spoiler-- *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar