bugün
- nervio13
- teomancalmasur5
- üçler yediler kırklar10
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- sözlük kızlarının bir işe yaramaması7
- balık yanına en yakışan çorba11
- fenerin yeni hocası kim olacak6
- humbaracı ismed bin gürbüz paşa3
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- mızıkçı3
- sözgür başkan teoman çalmaşur3
- sibel can'ın nutellalı memeleri2
- kimsenin 10 dakkadır entry girmemesi5
- kim cha eon2
- aleksey batrakov7
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi21
- türk solu8
- türkiyeliyim ve mutluyum10
- sözgür3
- ekşi sözlük toplu yazar alımı11
- ismet'i aklınoksan efendi2
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak11
- cedidacer tarzı entry girmek6
- istanbul da chp'li başkanlara soruşturma4
- ölüm haberi almak3
- pazartesi görünümlü cuma5
- nöbetçi teknik direktör2
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar8
- insan doğuştan iyi midir16
- flört uygulamalarında eşleşme algoritmaları2
- ismet vel frenk ibni kasım el italyani2
- kafede kış çayı içen erkek5
- arabistan'ın sınava çarşafla girmeyi yasaklaması3
- 30 ekim 2026 adanaspor kırıkkalespor maçı2
- edebi tetkik yapmak için kumarhaneye gitmek2
- oğlak burcu4
- sinem dedetaş11
- onaya ihtiyaç duymadan değerli hissedebilmek8
- mahmud abbas5
- fransa da 100 euroya satışa çıkarılan denizaltı2
- aykut kocaman3
- bm deposunun israil saldırısında hasar görmesi4
- baba olmak3
- amedspor12
- dabbet ul arz geldiğinde bilimin sıçacak olması3
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- parayı kaldırıp ortadan kaybolmak4
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- ösym gözetmenlerinin tavan yapan egosu2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı62
* en başta ''elalem ne der, hakkımda ne düşünürler...'' gibi bizi kısıtlayan her türlü olumsuz düşünceleri zihnimizden atmak. elalem dediğimiz güruh zihin yapısı, ortalama 11-13 yaş arasında takılı kalmış, gündelik hayatında sebep-sonuç ilişkilerini kendi için bile çok nadiren sorgulayan, 0-1 mantığıyla işlem gören basit makinalardır. üstelik sadece menfaatleri ve çıkarları doğrultusunda ''1'' olarak programlanmışlardır. dolayısıyla onlardan gerçek anlamda olumlu bir geri bildirim almanın sonsuz farklı davranış algoritması ve/veya imkansızlığı bir insanı delirtmeye yeterlidir, boşverin onları!
* ne yapıp edip kendine gülebilmeyi mutlaka öğrenebilmeli insan. biri yolda yürürken ayağı takılıp düştüğünde veya herhangi bir kalabalıkta komik duruma düşen birine nasıl gülebiliyorsa, aynı şekilde kendine de gülebilmeli bir insan. kendine gülebilmek; kendini her haliyle koşulsuz sevebilmeye açılan en büyük kapıdır fikrimce.
* daima temiz, özenli ve bakımlı olmaya çalışmak. insanlar kendilerini bakımlı ve çekici bulduklarında daha sık aynaya bakarlar. daha sık aynaya baktıklarında ise kendilerini daha güçlü ve daha çekici hissederler. aynalar siz gerçeği görebildiğiniz sürece dostunuzdur.
* size kendinizi zayıf ve değersiz hissettiren insanlardan uzak durun. kadınları gerçekten çözebildiğini düşündüğüm ve yaşadıkları dönemde çok para veya ün sahibi olamamış, üstelik kendilerini çok çirkin bulan iki yazar bukowski ve stendhal'in her ne kadar birbirinden çok farklı gibi görünse de aşağı yukarı hem fikir olduğu bir söz; ''zeki ve gerçek anlamda güzelliğe sahip olduğuna inanan kadınlar, çirkin bir erkekte çirkinlikten çok daha fazlasını görebilir ve ona kendini dünyanın en çekici erkeği gibi hissettirebilir.''
* çevrenizdeki insanlara olan davranışınız onlara ''bana böyle davranılmasını istiyorum'' gizli mesajını iletir ve zamanla ilişkileriniz aşağı yukarı tıpkı sizin bu tutumunuza benzer bir hal alır. yani kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız çevrenizdeki insanlara da öyle davranmalısınız. insanlar sizi en başta kibar ve yapmacık bulsalar bile zamanla bunu kabullenecekler ve tıpkı sizin onlara davrandığınız gibi kibar ve özenli davranacaklardır. veyahut mesafe koyacaklardır. ki işte bu tam da bizim istediğimiz şeydir zaten.
* kişi görüntüsünde, diyaloglarında veya davranışlarında kendine has, incelikle düşünülmüş, kendini bir anlamda farklı ve özel kılabilecek bir ayrıntı belirlemeli ve bunu özgün tarzı haline getirmeli fikrimce. örneğin, basit bir parfüm, küçük bir aksesuar, konuşurken veya çalışırken, sürekli tekrar eden, fakat asla gözden kaçmayan son derece basit ve küçük bir nüans... bu basit şey özel biri olması gerekmeksizin herhangi biri tarafından söylendiğinde bile insana kendini özel ve çekici hissettirebilir.
* geçmişe olan takıntıları ve geleceğe olan endişeleri olabildiğince unutmak. iflah olmaz bir carpe diem rahatlığı... düşünülmesi ve yapılması gereken tek zaman vardır ve o da şu andır. evrimin en üst basamağındaki en mükemmel canlı olan insan, ''an''ın içinde var olan koşulları optimize etmekle yine en mükemmel şekilde donatılmıştır. yani ''keşke'' diye bir şey yoktur ve gerçekleşmiş olan şey, gerçekleşme olasılıkları mümkün olgular içindeki en optimum sonuçtur. tıpkı ''belki'' diye bir şey olmadığı ve yine günü geldiğinde gerçekleşebilme olasılığı en optimum sonucun gerçekleşebileceği gerçeği gibi...hiçbir ceylan bir aslanla göz göze geldiğinde kaçmadan evvel düşünmez: '' böyle hayat mı olur? lanet olsun aslan olamadığım bir besin zincirine!''diye...
* insanın mutlaka sınırlarını zorladığı durumlarda kendini dizginleyebilecek güçte, üzerine kafa patlatıp, düşündüğü, kendisine varoluşunun nedeni hatırlatan bir ahlak ve değer sistemi olmalı.
* ve son olarak gerçek ne olursa olsun, siz onu göremeyecek kadar kör olduğunuzda etrafınızda bunu size söyleyebilecek mutlaka bir iki dostunuz olsun.
* ne yapıp edip kendine gülebilmeyi mutlaka öğrenebilmeli insan. biri yolda yürürken ayağı takılıp düştüğünde veya herhangi bir kalabalıkta komik duruma düşen birine nasıl gülebiliyorsa, aynı şekilde kendine de gülebilmeli bir insan. kendine gülebilmek; kendini her haliyle koşulsuz sevebilmeye açılan en büyük kapıdır fikrimce.
* daima temiz, özenli ve bakımlı olmaya çalışmak. insanlar kendilerini bakımlı ve çekici bulduklarında daha sık aynaya bakarlar. daha sık aynaya baktıklarında ise kendilerini daha güçlü ve daha çekici hissederler. aynalar siz gerçeği görebildiğiniz sürece dostunuzdur.
* size kendinizi zayıf ve değersiz hissettiren insanlardan uzak durun. kadınları gerçekten çözebildiğini düşündüğüm ve yaşadıkları dönemde çok para veya ün sahibi olamamış, üstelik kendilerini çok çirkin bulan iki yazar bukowski ve stendhal'in her ne kadar birbirinden çok farklı gibi görünse de aşağı yukarı hem fikir olduğu bir söz; ''zeki ve gerçek anlamda güzelliğe sahip olduğuna inanan kadınlar, çirkin bir erkekte çirkinlikten çok daha fazlasını görebilir ve ona kendini dünyanın en çekici erkeği gibi hissettirebilir.''
* çevrenizdeki insanlara olan davranışınız onlara ''bana böyle davranılmasını istiyorum'' gizli mesajını iletir ve zamanla ilişkileriniz aşağı yukarı tıpkı sizin bu tutumunuza benzer bir hal alır. yani kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız çevrenizdeki insanlara da öyle davranmalısınız. insanlar sizi en başta kibar ve yapmacık bulsalar bile zamanla bunu kabullenecekler ve tıpkı sizin onlara davrandığınız gibi kibar ve özenli davranacaklardır. veyahut mesafe koyacaklardır. ki işte bu tam da bizim istediğimiz şeydir zaten.
* kişi görüntüsünde, diyaloglarında veya davranışlarında kendine has, incelikle düşünülmüş, kendini bir anlamda farklı ve özel kılabilecek bir ayrıntı belirlemeli ve bunu özgün tarzı haline getirmeli fikrimce. örneğin, basit bir parfüm, küçük bir aksesuar, konuşurken veya çalışırken, sürekli tekrar eden, fakat asla gözden kaçmayan son derece basit ve küçük bir nüans... bu basit şey özel biri olması gerekmeksizin herhangi biri tarafından söylendiğinde bile insana kendini özel ve çekici hissettirebilir.
* geçmişe olan takıntıları ve geleceğe olan endişeleri olabildiğince unutmak. iflah olmaz bir carpe diem rahatlığı... düşünülmesi ve yapılması gereken tek zaman vardır ve o da şu andır. evrimin en üst basamağındaki en mükemmel canlı olan insan, ''an''ın içinde var olan koşulları optimize etmekle yine en mükemmel şekilde donatılmıştır. yani ''keşke'' diye bir şey yoktur ve gerçekleşmiş olan şey, gerçekleşme olasılıkları mümkün olgular içindeki en optimum sonuçtur. tıpkı ''belki'' diye bir şey olmadığı ve yine günü geldiğinde gerçekleşebilme olasılığı en optimum sonucun gerçekleşebileceği gerçeği gibi...hiçbir ceylan bir aslanla göz göze geldiğinde kaçmadan evvel düşünmez: '' böyle hayat mı olur? lanet olsun aslan olamadığım bir besin zincirine!''diye...
* insanın mutlaka sınırlarını zorladığı durumlarda kendini dizginleyebilecek güçte, üzerine kafa patlatıp, düşündüğü, kendisine varoluşunun nedeni hatırlatan bir ahlak ve değer sistemi olmalı.
* ve son olarak gerçek ne olursa olsun, siz onu göremeyecek kadar kör olduğunuzda etrafınızda bunu size söyleyebilecek mutlaka bir iki dostunuz olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar