bugün
- yoğurt10
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır9
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı19
- jagermeister4
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın9
- dövmesi olan erkek7
- sevilen kadının topuklarını öpüp ısırmak7
- düzce3
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık4
- atm'ye ateme diyen hanzo12
- din kardeşimiz filistin4
- metres ilişkisine eğilimli erkek7
- sigarayı günde 1 dala düşürmek4
- sözlüğe nude atar mısınız6
- yaşlılık belirtileri3
- sözlüğe vücudunun fotoğrafını atan kadınlar5
- tai lung'un kız halini kıskanıyor olmam6
- baş ağrısı5
- 7 temmuz 2026 abd belçika maçı16
- nasreddin hoca'nın eşeğine kayyum olarak atandım2
- karton toplayan çaylak2
- sözlüğün namus bekçileri5
- tesera2
- isminiz nasıl konuldu4
- falıma bakmak isteyen sözlük yazarları5
- ismet türkiyeye neyle geliyor sorunsalı6
- sözlük yazarlarının iğneleri2
- sözlük kızlarının bikinili fotoğrafının olmaması7
- arkadaşlar bana kızdınız mı4
- saraca finch house19
- burçlara inanmak6
- aykolik moderatör olsun kampanyası6
- velvet35
- seni ne mutlu eder6
- avrupa'nın 3 dev savunma projesi2
- 40 yaş altı sözlük bebeleri11
- sadece arkadaşlarını oylayan yazar5
- velvet hanıma bulaşanı pis ederim sözlük5
- ölmesi gereken türk gelenekleri2
- sözlükten bir erkekle başbaşa buluşmuş erkek2
- ben izninizi isteyeyim2
- düşünen her insan ateisttir2
- sözlükte kavga bile çıkmaması7
- beyaz yakalıların yüzde 90'ı işsiz kalacak2
- burçlara inanan erkek5
- sözlükten on erkekle beraber olmuş kadına vurulmak3
- yağmur olup yağmak2
- 2026 dünya kupası25
- kızları etkilemek için burçları öğrenmek4
"1885'de mark twain üzerine bir yazısındaki imzası knut hamsund, bir dizgi yanlışı yüzünden d'siz, knut hamsun olarak çıkmış, o da bunu düzeltmemiş. o tarihten, o yazıdan sonra ismi knut hamsun olmuş"
dünyaca tanınmış norveçli yazar knut hamsun, büyük etkiler bırakan açlık romanının yazarı. bu kitabı amerika'ya ikinci gidişinden dönüşte, 1888'de oslo'da yazmış.
göçebe adlı eseri ile de nobel ödülünü kazanmıştır.
ilk gidişi de şöyle oluyor amerika'ya: noelde bir arkadaşı hamsun'u çiftliğine çağırıyor. arkadaşının annesi hamsun'a rahip olmasını salık veriyor ama onun amerika'ya gitmek istediğini öğrendiklerinde, gidebilmesi için ona ödünç para veriyor ve uzun bir yolculuk sonucu amerika'ya ulaşıyor. bir artırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde acı bir sancı duyuyor ve yere yığılıyor. acilen doktora götürüyorlar ve diğer belirtilerle birlikte, öksürük nöbeti ve kan tükürmek, verem teşhisi konuyor ve birkaç aylık ömrünün kaldığını söylüyor doktor. ölürsem norveç'te öleyim diyerek tekrar norveç yolu tutuyor ama yolda iyileşiyor.
mükemmel bir hayat yaşamıyor, hayatını küçük işlerden kazanıyor. yazdığı küçük hikayeler yayınlanıyor kitapçılar tarafından. daha sonra bir aşk hikayesi yazıyor, yanında çalıştığı tüccarın kızına olan aşkının. ama bu sefer kitapçilar bunu yayınlamaya yanaşmıyor. kitabını bastırabilmek için bir zenginden para istiyor, erasmus zahl. ama yine de kimse bu hikayeyi basmamış, parasıyla öylece kalakalmış ama boş gezdiği için parası da tükenmişti. sonra kendisine bir oda tutuyor ve gündelik işler yapmaya başlıyor, kum ocağında katiplik. aralarda sürekli kitap okuyormuş ve artık uzun cümleler kurabildiğini fark etmişi. tanıştığı bir rahip, ona konferans vermesini öğütlemiş, 22 yaşındayken verdiği bu konferansta sadece 6 kişi varmış. bir gazeteci sayesinde konferans yeniden veriliyor ve bu sefer de sadece 7 kişi katılıyor. sonra ilk amerika macerası ve dönüşü.
norveç'te yapamadığını fark edip tekrar amerika'ya dönüyor ve tramvaylarda biletçilik, tarlalarda ırgatlık yapıyor. artık yazmaya başlamalıyım diyor ama avrupa'ya dönmek istiyor, bir yoksul olmak pahasına da olsa. bir konferanstan sonra 1888 yazında dönüş yoluna çıkıyor ve vapur küpeştesinde bir gece sıtma nöbetine tutuluyor. açlık sayıklamaları, belleğini bir zamanlar nasıl bastırmışsa yine öyle güçlü kuşatıyor. elinde bir kurşun kalem ve bir kağıda, açlık romanının da ilk sözleri olan şu cümleyi yazmış:
"yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediğu o garip şehir kristiania'da aç açına sürttüğüm günlerdeydi...
tavanarasında uyanık yatıyordum. alt katta bir saatin altıyı vurduğunu duydum. hafif aydınlanmıştı ortalık, merdivenleri inip çıkmaya başlamıştı insanlar..."
daha sonrasında tamamladığı bu romanı bir gazetenin yazı işleri müdürlüğüne götürüyor. bu müdür, olanları daha sonra şöyle anlatıyor:
"ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür! düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık oluşundan ötürü değildi yalnız. ya o yüzü! müsveddeyi geri veriyordum kendisine, çok uzundu. ama birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerini, gözlerindeki ifadeyi gördüm. geri çeviremezdim, hiçbir sey diyemedim."
brandes okudukça daha da etkilenmiş ve basılması için ny lord dergisine vermiş bu sayfaları. açlık romanından parçalar, böylece ilkin 1888'de yazarın adı verilmeyerek bu dergide yayınlanmış oluyor.
dilimize on romanıyla bir hikaye kitabı çevrilmiş olan knut hamsun, 19 şubat 1952'de ölmüştür.
ayrıca bu nadide eseri:açlık dilimize çeviren kişi de edebiyatımızın evler şairi olarak bilinen edebiyatçısı behçat necatigil'dir
dünyaca tanınmış norveçli yazar knut hamsun, büyük etkiler bırakan açlık romanının yazarı. bu kitabı amerika'ya ikinci gidişinden dönüşte, 1888'de oslo'da yazmış.
göçebe adlı eseri ile de nobel ödülünü kazanmıştır.
ilk gidişi de şöyle oluyor amerika'ya: noelde bir arkadaşı hamsun'u çiftliğine çağırıyor. arkadaşının annesi hamsun'a rahip olmasını salık veriyor ama onun amerika'ya gitmek istediğini öğrendiklerinde, gidebilmesi için ona ödünç para veriyor ve uzun bir yolculuk sonucu amerika'ya ulaşıyor. bir artırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde acı bir sancı duyuyor ve yere yığılıyor. acilen doktora götürüyorlar ve diğer belirtilerle birlikte, öksürük nöbeti ve kan tükürmek, verem teşhisi konuyor ve birkaç aylık ömrünün kaldığını söylüyor doktor. ölürsem norveç'te öleyim diyerek tekrar norveç yolu tutuyor ama yolda iyileşiyor.
mükemmel bir hayat yaşamıyor, hayatını küçük işlerden kazanıyor. yazdığı küçük hikayeler yayınlanıyor kitapçılar tarafından. daha sonra bir aşk hikayesi yazıyor, yanında çalıştığı tüccarın kızına olan aşkının. ama bu sefer kitapçilar bunu yayınlamaya yanaşmıyor. kitabını bastırabilmek için bir zenginden para istiyor, erasmus zahl. ama yine de kimse bu hikayeyi basmamış, parasıyla öylece kalakalmış ama boş gezdiği için parası da tükenmişti. sonra kendisine bir oda tutuyor ve gündelik işler yapmaya başlıyor, kum ocağında katiplik. aralarda sürekli kitap okuyormuş ve artık uzun cümleler kurabildiğini fark etmişi. tanıştığı bir rahip, ona konferans vermesini öğütlemiş, 22 yaşındayken verdiği bu konferansta sadece 6 kişi varmış. bir gazeteci sayesinde konferans yeniden veriliyor ve bu sefer de sadece 7 kişi katılıyor. sonra ilk amerika macerası ve dönüşü.
norveç'te yapamadığını fark edip tekrar amerika'ya dönüyor ve tramvaylarda biletçilik, tarlalarda ırgatlık yapıyor. artık yazmaya başlamalıyım diyor ama avrupa'ya dönmek istiyor, bir yoksul olmak pahasına da olsa. bir konferanstan sonra 1888 yazında dönüş yoluna çıkıyor ve vapur küpeştesinde bir gece sıtma nöbetine tutuluyor. açlık sayıklamaları, belleğini bir zamanlar nasıl bastırmışsa yine öyle güçlü kuşatıyor. elinde bir kurşun kalem ve bir kağıda, açlık romanının da ilk sözleri olan şu cümleyi yazmış:
"yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediğu o garip şehir kristiania'da aç açına sürttüğüm günlerdeydi...
tavanarasında uyanık yatıyordum. alt katta bir saatin altıyı vurduğunu duydum. hafif aydınlanmıştı ortalık, merdivenleri inip çıkmaya başlamıştı insanlar..."
daha sonrasında tamamladığı bu romanı bir gazetenin yazı işleri müdürlüğüne götürüyor. bu müdür, olanları daha sonra şöyle anlatıyor:
"ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür! düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık oluşundan ötürü değildi yalnız. ya o yüzü! müsveddeyi geri veriyordum kendisine, çok uzundu. ama birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerini, gözlerindeki ifadeyi gördüm. geri çeviremezdim, hiçbir sey diyemedim."
brandes okudukça daha da etkilenmiş ve basılması için ny lord dergisine vermiş bu sayfaları. açlık romanından parçalar, böylece ilkin 1888'de yazarın adı verilmeyerek bu dergide yayınlanmış oluyor.
dilimize on romanıyla bir hikaye kitabı çevrilmiş olan knut hamsun, 19 şubat 1952'de ölmüştür.
ayrıca bu nadide eseri:açlık dilimize çeviren kişi de edebiyatımızın evler şairi olarak bilinen edebiyatçısı behçat necatigil'dir
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar