bugün
- ekonomi17
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek7
- türkiye11
- yeni partinin çerçeve yasa kararı13
- corona adasında bira tadımı yapacak uzman ilanı4
- ulu parti5
- baliye balayına gitme ezikliği4
- ingiliz ajanları5
- ekşi sözlük referans17
- koko14
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu2
- terörsüz türkiye den rahat olan kesim2
- zorunlu eğitim10
- yeni parti7
- 2000 doğumlu kızlar5
- bok kokan bali'ye balayına giden münasip çiftler2
- mekke anlaşması20
- dindar nesil2
- burak kut4
- evlenmeme nedenleri3
- baliye giden türkiye ezikleri2
- recep tayyip erdoğan6
- the last house2
- çocuğuna kendi ismini veren ebeveyn4
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- yazarların para ödediği yapay zekalar7
- kürt sorunu4
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- fenerbahçe7
- merfulu11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- iyilikler kötülükleri giderir2
- kod yazarken müzik dinlemek6
- en gey özelliğiniz10
- 10 ağustos 20263
- din ve ahlak5
- ferrari ye tüp taktırmak isteyen insan2
- salaksın3
- torpil peşinde koşan tip5
- trabzonspor8
- yanlışlıkla gey olmak9
- ey insan2
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- günlük tutan erkek19
- online 40 yazar ne yapıyor5
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- wc'ye telefonsuz girmek7
- avusturya4
Bir başka itiraz da şudur:
Ebû Hureyre hadis rivâyet ederken tedlis yapardı, yani Hz. Peygamber (s.a.s)'den duymadığı bir hadisi kendisine rivâyet eden şahsın ismini vermeyerek, Hz. Peygamber (s.a.s)'den rivâyet ederdi. Meselâ, yukarıda geçen "Cünüp olarak sabahlayan kimseye oruç tutmak yoktur." hadisinde durum böyledir. Tedlis yapmak ise yalan söylemenin kardeşidir. (ibn Kesir, el-Bidâye, VIII, 109).
Bu itiraza şöyle cevap verilir:
Ebû Hureyre 'nin islâm'a girişinin hicretin 7. yılına kadar geciktiği dikkate alınırsa, Hz. Peygamber (s.a.s)'ın pekçok hadisini ondan duymadığı ortaya çıkar. Bu durum, onun hadis bilgisini tamamlayabilmesi için, Hz. Peygamber (s.a.s)'den duymuş olan sahâbîlerden almasını gerektiriyordu. Onun bu hali, ya dünyevi meşguliyetlerinden dolayı, ya da yaşlarının küçük olması, yahut da sonradan Müslüman olmaları gibi sebeplerle Hz. Peygamber (s.a.s)'in meclislerinde bulunmayan diğer sahâbîlerin durumuyla aynıdır. Humeyd'den gelen şu haber de bunu teyid eder:
"Biz Enes b. Mâlik'in yanında idik. Bize şöyle dedi: Vallahi size Hz. Peygamber'den naklettiğimiz hadislerin hepsini bizzat kendisinden duymuş değiliz. Fakat (hadisi duyan duymayana naklederdi) biz de birbirimizi yalanlamazdık." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, Misir 1313, IV, 283; M. Ebû Zehv, a.g.e., 157).
Hadisi duyan ve diğerlerine nakleden sahâbînin isminin zikredilmemesini "tedlis" saymak uygun değildir. Zira Ehl-i sünnet âlimlerinin ittifakıyla sahâbenin hepsi âdildir. Âlimlerin, mürsel hadisi delil kabul etmek hususundaki ihtilâfi, ismi zikredilmeyen râvinin durumunun bilinmeyişi sebebiyledir. ibnu's-Salâh bu hususta şöyle der: "ibn Abbâs ve benzeri yaşça küçük sahâbîlerin Hz. Peygamber (s.a.s)'den işitmedikleri halde ondan rivâyet ettikleri mürsel hadisler, mevsûl ve müsned hükmündedir. Çünkü onlar bu hadisleri sahâbîlerden almışlardır. Bir sahâbînin kim olduğunun bilinmemesi, hadisin sihhatine zarar vermez. Çünkü sahâbîlerin tamamı âdildir." (ibnu's-Salâh, Mukaddime, Mısır 1326, 22).
Bütün bunlardan anlasiliyor ki Ebû Hureyre 'den hiçbir yalan çıkmış değildir. Zira bu tür mürsel hadislerde Ebû Hureyre, "Rasûlullah'ın şöyle dediğini işittim, ya da şöyle yaptığını gördüm" demiyor; aksine, "Rasûlullah şöyle buyurdu veya şöyle yapmıştır" gibi ifadeler kullanıyordu. Burada onun tedlis yaptığı da söylenemez. Çünkü adını zikretmediği kimse, sahâbeden biridir ve sahâbînin âdil olduğuna dair icmâ vardır (M. Ebû Zehv, a.g.e., s.158).
https://sorularlaislamiye...inin-nedenleri-nelerdir-0
Ebû Hureyre hadis rivâyet ederken tedlis yapardı, yani Hz. Peygamber (s.a.s)'den duymadığı bir hadisi kendisine rivâyet eden şahsın ismini vermeyerek, Hz. Peygamber (s.a.s)'den rivâyet ederdi. Meselâ, yukarıda geçen "Cünüp olarak sabahlayan kimseye oruç tutmak yoktur." hadisinde durum böyledir. Tedlis yapmak ise yalan söylemenin kardeşidir. (ibn Kesir, el-Bidâye, VIII, 109).
Bu itiraza şöyle cevap verilir:
Ebû Hureyre 'nin islâm'a girişinin hicretin 7. yılına kadar geciktiği dikkate alınırsa, Hz. Peygamber (s.a.s)'ın pekçok hadisini ondan duymadığı ortaya çıkar. Bu durum, onun hadis bilgisini tamamlayabilmesi için, Hz. Peygamber (s.a.s)'den duymuş olan sahâbîlerden almasını gerektiriyordu. Onun bu hali, ya dünyevi meşguliyetlerinden dolayı, ya da yaşlarının küçük olması, yahut da sonradan Müslüman olmaları gibi sebeplerle Hz. Peygamber (s.a.s)'in meclislerinde bulunmayan diğer sahâbîlerin durumuyla aynıdır. Humeyd'den gelen şu haber de bunu teyid eder:
"Biz Enes b. Mâlik'in yanında idik. Bize şöyle dedi: Vallahi size Hz. Peygamber'den naklettiğimiz hadislerin hepsini bizzat kendisinden duymuş değiliz. Fakat (hadisi duyan duymayana naklederdi) biz de birbirimizi yalanlamazdık." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, Misir 1313, IV, 283; M. Ebû Zehv, a.g.e., 157).
Hadisi duyan ve diğerlerine nakleden sahâbînin isminin zikredilmemesini "tedlis" saymak uygun değildir. Zira Ehl-i sünnet âlimlerinin ittifakıyla sahâbenin hepsi âdildir. Âlimlerin, mürsel hadisi delil kabul etmek hususundaki ihtilâfi, ismi zikredilmeyen râvinin durumunun bilinmeyişi sebebiyledir. ibnu's-Salâh bu hususta şöyle der: "ibn Abbâs ve benzeri yaşça küçük sahâbîlerin Hz. Peygamber (s.a.s)'den işitmedikleri halde ondan rivâyet ettikleri mürsel hadisler, mevsûl ve müsned hükmündedir. Çünkü onlar bu hadisleri sahâbîlerden almışlardır. Bir sahâbînin kim olduğunun bilinmemesi, hadisin sihhatine zarar vermez. Çünkü sahâbîlerin tamamı âdildir." (ibnu's-Salâh, Mukaddime, Mısır 1326, 22).
Bütün bunlardan anlasiliyor ki Ebû Hureyre 'den hiçbir yalan çıkmış değildir. Zira bu tür mürsel hadislerde Ebû Hureyre, "Rasûlullah'ın şöyle dediğini işittim, ya da şöyle yaptığını gördüm" demiyor; aksine, "Rasûlullah şöyle buyurdu veya şöyle yapmıştır" gibi ifadeler kullanıyordu. Burada onun tedlis yaptığı da söylenemez. Çünkü adını zikretmediği kimse, sahâbeden biridir ve sahâbînin âdil olduğuna dair icmâ vardır (M. Ebû Zehv, a.g.e., s.158).
https://sorularlaislamiye...inin-nedenleri-nelerdir-0
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar