bugün
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı54
- berberlere zam gelmesi6
- ankara mı istanbul mu10
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri9
- seni hayata bağlayan şey4
- biz veleybol ülkesiyiz2
- kedilerle iletişimin gizli yolu4
- erkeklerin akılsızlıkları9
- destur zall hazretleri online2
- aslan burcunun karakteristik özellikleri6
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- 13 seçim kaybetmedim7
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- istanbul vapurları2
- aylık 360 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- kim kahve yapmak ister2
- işkembe sandviç2
- 20 haziran 2026 brezilya haiti maçı2
- uzun süreli ilişkinin sırrı4
- yazar k4
- ertuğrul polat2
- köyde gece tuvalete gitmek4
- son görülen rüya5
- kadınların ilgisiz yaşayamaması13
- montella'nın mağlubiyet açıklaması5
- türkiye a milli futbol takımı13
- işi düşünce aramak4
- tarkan şarkıları3
- topuklu ayakkabı5
- bizim çocuklar başardı6
- lionel messi2
- anın görüntüsü11
- yedinci mühür2
- bik bik bugün ne yemek yaptı acaba3
- göbek eritme taktikleri8
- ormanda yürüyüş yapana iaaaahh diye sesler çıkarma3
- hale etkisi2
- petek dinçöz bam bam4
- 2026 dünya kupası'na gruplarda veda ettik7
- diyafram2
- iki insan arasındaki en uzun mesafe5
- depresyona girmeye karar vermek4
- toprak razgatlıoğlu'nun çekya sprint yarışındaki 12
- yaza fit girmek için somali'ye gitmek3
- okan buruk2
- çokomel2
- ezginin günlüğü denilince akla gelen şey2
- şu memelere bak6
- biraderler kulübü4
murathan mungan'ın mırıldandıklarım adlı kitabından enfes bir şiir. yitirilmiş bir kuşağın acısını duyumsatır;
.........
umutlar kiralamıyoruz artık, kullanılmış umutlar da karşılamıyor siparişlerimizi, ilkeler rehin, değerler eksiğine bozdurulmuş büyük pazarda, operadaki hayalet yer gösteriyor ölen bir kültürün üyelerine, beşeri günahlarımıza makbuz kesiliyor, vergi yerine hayat iadesi topluyor kent idareleri, kolluk kuvvetleri kurusuz düzenleri dağıtıyor görüldüğü her yerde, eski plâk kapaklarını okşuyoruz yalnızlıktan, eski bir sıcaklığı arıyoruz magmalaşmış fotoğraflarda, kantaşıyla dindirilmiş kelimeler akıp gidiyor konuşamadıklarımızın üzerinden, takma yüreklerle sürdürdüğümüz alışkanlıklar geri tepiyor, çekimine girdiğimiz her yeni imkanın aydınlığında, tekrarlana tekrarlana içi boşalan gizleri pazarlıyoruz hayatına manşet arayanlara, naylon tadında maceralar, kalp para değerinde gecelik aşklar kırk kupona, hayatı birbirinden kopya çeken çocuklara slogan ve cıngıl üretiyor, ödüller veriyoruz düşü dar, yüreği ensiz gündüz yıldızlarına, buzlu ve hüzünlü rakılarla çınlattığımız içimizin kırılgan korunağı, iyi paketlenmiş vahşet sürüyor piyasaya. görüldüğü gibi herkes kadar biz de benziyoruz düşmanımıza.
biz ki, 45'lik plâkların, radyo istek programlarının, yazlık sinemaların çocuklarıydık, yarım kalmış devrimimizi emanet ettik doların ve markın dalgalanmalarına
yedi askı boynumuzda, elimizde yedinci mühür, koynumuzda akrep azap karşıdan karşıya geçerken selam veriyoruz anılarımızı arkadan vuranlara
ne verili koşulların ufkundaki umut
ne mutlak huzur arayıcıları
oyalamıyor içinden geçtiğimiz karanlığı
çıkıp geliyor toz duman içinde
kavganın taş, aşkın tunç, kendimizin demir çağındayken
bütün masalları dolaşmış kahraman
poz veriyor içimizdeki kuraklığın peyzajına
tarih sürüp giderken
sırlarımızı ve çeliğimizi verdiğimiz sular
çekiliyor eski topraklardan
yeni volta boyları ufukta
yepyeni tanımlar aranıyor
dünyayı değiştirmek isteyen varoluşumuza
biliyoruz ki buradan görünmez
çünkü büyük umutsuzlardır dünyayı değiştirecek olan
dipsiz bir öfke kadar derin
dipsiz bir banknot gibi dolaşımda
ne kadar uzak görünüyordu bize
oysa geldik. işte burasındayız
adını 'imagine' koyduğumuz şiirin.
(copy/paste) *
.........
umutlar kiralamıyoruz artık, kullanılmış umutlar da karşılamıyor siparişlerimizi, ilkeler rehin, değerler eksiğine bozdurulmuş büyük pazarda, operadaki hayalet yer gösteriyor ölen bir kültürün üyelerine, beşeri günahlarımıza makbuz kesiliyor, vergi yerine hayat iadesi topluyor kent idareleri, kolluk kuvvetleri kurusuz düzenleri dağıtıyor görüldüğü her yerde, eski plâk kapaklarını okşuyoruz yalnızlıktan, eski bir sıcaklığı arıyoruz magmalaşmış fotoğraflarda, kantaşıyla dindirilmiş kelimeler akıp gidiyor konuşamadıklarımızın üzerinden, takma yüreklerle sürdürdüğümüz alışkanlıklar geri tepiyor, çekimine girdiğimiz her yeni imkanın aydınlığında, tekrarlana tekrarlana içi boşalan gizleri pazarlıyoruz hayatına manşet arayanlara, naylon tadında maceralar, kalp para değerinde gecelik aşklar kırk kupona, hayatı birbirinden kopya çeken çocuklara slogan ve cıngıl üretiyor, ödüller veriyoruz düşü dar, yüreği ensiz gündüz yıldızlarına, buzlu ve hüzünlü rakılarla çınlattığımız içimizin kırılgan korunağı, iyi paketlenmiş vahşet sürüyor piyasaya. görüldüğü gibi herkes kadar biz de benziyoruz düşmanımıza.
biz ki, 45'lik plâkların, radyo istek programlarının, yazlık sinemaların çocuklarıydık, yarım kalmış devrimimizi emanet ettik doların ve markın dalgalanmalarına
yedi askı boynumuzda, elimizde yedinci mühür, koynumuzda akrep azap karşıdan karşıya geçerken selam veriyoruz anılarımızı arkadan vuranlara
ne verili koşulların ufkundaki umut
ne mutlak huzur arayıcıları
oyalamıyor içinden geçtiğimiz karanlığı
çıkıp geliyor toz duman içinde
kavganın taş, aşkın tunç, kendimizin demir çağındayken
bütün masalları dolaşmış kahraman
poz veriyor içimizdeki kuraklığın peyzajına
tarih sürüp giderken
sırlarımızı ve çeliğimizi verdiğimiz sular
çekiliyor eski topraklardan
yeni volta boyları ufukta
yepyeni tanımlar aranıyor
dünyayı değiştirmek isteyen varoluşumuza
biliyoruz ki buradan görünmez
çünkü büyük umutsuzlardır dünyayı değiştirecek olan
dipsiz bir öfke kadar derin
dipsiz bir banknot gibi dolaşımda
ne kadar uzak görünüyordu bize
oysa geldik. işte burasındayız
adını 'imagine' koyduğumuz şiirin.
(copy/paste) *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar