bugün
- sözlük dedeleri6
- yagmurcu çık açıkla10
- queen ravennanın aşırı güzel olması11
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir7
- susualsuspects4
- arap götü9
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- tanımadığı kadına tokat atan adam12
- birazdan maç var2
- valla en güzeli hangisi bilmem2
- yalikazigi2
- gina caranonun iyi bir insan olması2
- kadınlar2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı27
- yazarların akşama dair planları7
- camgöz balık ekmek4
- kale3112 tarzı entry girmek8
- iskilipli atıf hoca20
- topla topla topla3
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- ese dezze'nin ayşe teyze olması2
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- doların 50 tl olması7
- tren4
- kablosuz mouse12
- kırıkkaleli olmak istemek4
- 57 puanla devlet hastanesine atanan gerontolog2
- prof dr üstad kadir mısıroğlu2
- nar3
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- tiktok hesabı olan yazar2
- erecto bruder2
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- favlayan yazarın asıl amacı12
- yagmurcu3
- true niye hala çaylak5
- sözlük kürdü55
- mazot 3 euro olabilirmiş2
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- sözlükteki kuzucuklarım6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- 3 gündür eksi yemiyorum2
- fb'nin inanılmaz başarısı5
- somali de türk bayrağı yakılması5
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler5
- millette manyak para var21
Türkiye'nin ilk eşcinsel / homoseksüel seri katilidir. işte hikayesi:
--spoiler--
Gün geçmiyor ki arşivlerimizden ilginç ve kan donduran olaylar çıkmasın. Şimdi de Türk kriminal arşivine 50 yıl önce ‘Türkiye’nin ilk eşcinselseri katili’ olarak adını yazdıran bir seri katilin hikayesine şahit oluyoruz.
Bu hikaye Murtaza Berkamel kaleminden ve Haberturk‘den kaynak alınarak listelenmiştir.
Abdullah Aksoy, nam-ı diğer “Çumra Canavarı” Konya’nın Çumra köyünde yaşayan ve son zamanlarda yalnız kalan bir adamdı.
Babası Mehmet Emin hacıydı. 3 kardeşinden ikisi Almanya’ya gitmiş, diğeriyse Konya’da arabacılık yaparak hayatını sürdürüyordu. Kendi halinde kimsesiz bir genç olarak yaşayan Abdullah’ın 15 yaşında geçirdiği araba kazasından sonra sara hastalığı nüksetmiş ve bundan sonra bu hastalık olumsuz olayların gerçekleşmesindeki nedenlerden biri olmuştu.
Saralı olduğu için mahalledeki herkes ona acıyordu. Ufak tefek inşaat işleri ona verilir, geçimini sağlasın diye ellerinden gelen her şeyi yaparlardı. Fakat Abdullah yalnızdı. Hem sara hastası hem de toplumdan gizlediği cinsel kimliği bulunuyordu. Abdullah’ı yalnızlaştıran homoseksüelliğiydi. Öyle ki iki karısı sara hastalığından ve de cinsel kimliğinden dolayı kendisinden kaçmış ve bunu öğrenen babası onu evden kovmuştu. Çevre Abdullah’ın neden köyün bir ucunda tek başına sessiz sakin yaşadığına anlam veremiyordu. Soruları sürekli yanıtsız bırakıyordu.
Hacdan dönen arkadaşının ziyaretine gelen Muharrem Özkay’ı öldürmesi.
Hadim ilçesinin Sarıhacı köyünde yaşayan Muharrem Özkay hacdan dönen arkadaşını ziyaret etmek amacıyla Çumralı’ya gider. Muharrem Özkay’dan karısı 4 gündür haber alamayınca direkt Çumralı polisine başvurur. Polis bu gizemli kayıp vakası için hemen soruşturma başlatır. Soruşturma sonucunda kayıp köylünün en son; sol şakağında derin bir yara izi bulunan, orta boylu, iri kemikli sarışın bir adamla görüldüğü ortaya çıkar… Bu adam da Abdullah Aksoy’un kendisinden başkası değildir.
Polis Abdullah’ı hemen sorguya çeker. Karakoldaki sorgusunda sürekli “Ben kimseyi evime götürmedim. Abdestinde namazında bir adamım. Suçum yok” der. O yıllarda 33 yaşında olan Abdullah, en sonunda “Evet ben evime götürdüm ama tam kapıya geldiğimizde sara nöbetim tuttu. Kendime geldiğimde misafirim ortalarda yoktu.” diyerek sorgusunu tamamlar.
Komiser ibrahim Altan, kayıp köylünün karısı ve polis memurlarıyla birlikte şüpheli Abdullah’ın evine gitti. Ev baştan aşağıya suç mahalliydi.
Polisler bir yandan Abdullah’ı sıkıştırırken bir yandan da eşyalarını karıştırarak evini arar. Bir polis memuru önce yatak çarşafında sonra da toprak zeminde kan izlerini bulur. Odanın köşesindeki eşya yığının arasında kayıp köylünün cep saati bulununca karısı hıçkırıklara boğulur… Diğer odadaki kamış yığınlarının arasından ise kanlı bir keser ‘ben buradayım’ diye bağırıyordur… Polislerden birinin gözü sobanın altındaki toprak yığınına takılır. Kazılan yerde, kaybolan adamın cesedi yarı çıplak ve baş aşağı duruyordur. Abdullah’a ise ‘Ben yapmadım’ demekten başka bir şey kalmıyordur…
“Ona acıdım evime aldım. Ben pasif homoseksüelim. Aramızda tartışma çıktı. Şeytana uydum öldürdüm”
Abdullah Aksoy’un ertesi gün sorgusundaki beyanları bu şekildeydi. Komiser ibrahim Altan daha sonra Çumralı’da yıllardır konuşulan ve aydınlanamayan kayıp vakalarının Aksoy’la ilgili olduğundan şüphelendi. Daha sonra Aksoy’un kaldığı evin asıl sahibine bahçeyi kazmaması emredildi. Bir süre sonra toprağın kabarmasıyla buna mecbur kalan arsa sahibi bahçeyi kazdı ve bir kemik parçasına rastladı. Hemen polise haber verdi. Bu 55 yaşındaki Himmet Yılmaz’ın cesediydi.
Bu olayın ardından aynı Muharrem Özkay gibi öldürülen 30 Mart’ta Mevlüt Karaca’nın, 31 Mart’ta Süleyman Aslan’ın, 8 Nisan’da ise Mehmet Can’ın iskelet haline gelmiş cesetleri, derinliği yarım metreyi bulan kuyulardan çıkarıldı.
Abdullah Aksoy artık tutuklanmıştı ve idam cezasına çarptırılmıştı. Fakat Abdullah’ın elinden kaçırdığı fazlasıyla da insan vardı.
Türkmen Cami köyünden Salih Öner aynen şu beyanları veriyordu;
“Aynı inşaatta çalışıyorduk. Bir gün bana ‘Sen iyi insansın. Yalnız biri olduğun için sana acıyorum. Gel benim evimde beraber oturalım’ dedi. Bir tek yatağı vardı ve yerde serili duruyordu. Mecburen beraber yattık. Gecenin bir vaktinde, onun ensemde dolaşan sıcak ve bir boğanınki kadar kuvvetli nefesiyle uyandım. Beni okşuyordu. Kibrit çakıp yüzünü görmek istedim. Çok öfkelendi. Bir anda yastığının altına soktuğu elinde bir keser gördüm. Ben sadece korkutmak istiyor sanmıştım. Hâlbuki o vurmaya başlamıştı bile. Aman demeye kalmadı, bayılmışım. Kendime geldiğimde, onun, bahçeden gelen küfürlerini duydum. Elinde kazma, çukur kazıyordu. Şimdi anlıyorum ki bu çukur benim içindi. Öldüğümü sanmıştı. Zorla kendimi toplayıp, pencereden kaçtım. O hâlâ arkamdan sövüyordu ama peşimden gelmiyordu.”
Bu olayın ardından mahkemeye gitmiş olsalar da hakim Aksoy’u haklı bulup Öner’i iki aylık hapis cezasına çarptırıyor.
Türkmenköy’ün bekçisi Ahmet Kurtu da Abdullah Aksoy’un elinden kurtulanlardan… Danası kaybolan Kurtu’ya danan bende diyerek tuzak kuruyor ve keserle tehdit ederek ona tecavüz ediyor. Ardından adama ‘Paçayı kurtardın…’ diyor.
Ölüm cezasına çarptırılan Abdullah Aksoy idam edilmeden önce yalnız başına kaldığı hücresindeki su borusuna uçkurunu bağlayarak kendisini astı.
Adı Çumralı Canavarı olarak arşivlere geçen Abdullah Aksoy Türkiye’nin ilk homoseksüel seri katili olarak da tarihe geçti.
--spoiler--
listelist.com / selim gerçeker.
--spoiler--
Gün geçmiyor ki arşivlerimizden ilginç ve kan donduran olaylar çıkmasın. Şimdi de Türk kriminal arşivine 50 yıl önce ‘Türkiye’nin ilk eşcinselseri katili’ olarak adını yazdıran bir seri katilin hikayesine şahit oluyoruz.
Bu hikaye Murtaza Berkamel kaleminden ve Haberturk‘den kaynak alınarak listelenmiştir.
Abdullah Aksoy, nam-ı diğer “Çumra Canavarı” Konya’nın Çumra köyünde yaşayan ve son zamanlarda yalnız kalan bir adamdı.
Babası Mehmet Emin hacıydı. 3 kardeşinden ikisi Almanya’ya gitmiş, diğeriyse Konya’da arabacılık yaparak hayatını sürdürüyordu. Kendi halinde kimsesiz bir genç olarak yaşayan Abdullah’ın 15 yaşında geçirdiği araba kazasından sonra sara hastalığı nüksetmiş ve bundan sonra bu hastalık olumsuz olayların gerçekleşmesindeki nedenlerden biri olmuştu.
Saralı olduğu için mahalledeki herkes ona acıyordu. Ufak tefek inşaat işleri ona verilir, geçimini sağlasın diye ellerinden gelen her şeyi yaparlardı. Fakat Abdullah yalnızdı. Hem sara hastası hem de toplumdan gizlediği cinsel kimliği bulunuyordu. Abdullah’ı yalnızlaştıran homoseksüelliğiydi. Öyle ki iki karısı sara hastalığından ve de cinsel kimliğinden dolayı kendisinden kaçmış ve bunu öğrenen babası onu evden kovmuştu. Çevre Abdullah’ın neden köyün bir ucunda tek başına sessiz sakin yaşadığına anlam veremiyordu. Soruları sürekli yanıtsız bırakıyordu.
Hacdan dönen arkadaşının ziyaretine gelen Muharrem Özkay’ı öldürmesi.
Hadim ilçesinin Sarıhacı köyünde yaşayan Muharrem Özkay hacdan dönen arkadaşını ziyaret etmek amacıyla Çumralı’ya gider. Muharrem Özkay’dan karısı 4 gündür haber alamayınca direkt Çumralı polisine başvurur. Polis bu gizemli kayıp vakası için hemen soruşturma başlatır. Soruşturma sonucunda kayıp köylünün en son; sol şakağında derin bir yara izi bulunan, orta boylu, iri kemikli sarışın bir adamla görüldüğü ortaya çıkar… Bu adam da Abdullah Aksoy’un kendisinden başkası değildir.
Polis Abdullah’ı hemen sorguya çeker. Karakoldaki sorgusunda sürekli “Ben kimseyi evime götürmedim. Abdestinde namazında bir adamım. Suçum yok” der. O yıllarda 33 yaşında olan Abdullah, en sonunda “Evet ben evime götürdüm ama tam kapıya geldiğimizde sara nöbetim tuttu. Kendime geldiğimde misafirim ortalarda yoktu.” diyerek sorgusunu tamamlar.
Komiser ibrahim Altan, kayıp köylünün karısı ve polis memurlarıyla birlikte şüpheli Abdullah’ın evine gitti. Ev baştan aşağıya suç mahalliydi.
Polisler bir yandan Abdullah’ı sıkıştırırken bir yandan da eşyalarını karıştırarak evini arar. Bir polis memuru önce yatak çarşafında sonra da toprak zeminde kan izlerini bulur. Odanın köşesindeki eşya yığının arasında kayıp köylünün cep saati bulununca karısı hıçkırıklara boğulur… Diğer odadaki kamış yığınlarının arasından ise kanlı bir keser ‘ben buradayım’ diye bağırıyordur… Polislerden birinin gözü sobanın altındaki toprak yığınına takılır. Kazılan yerde, kaybolan adamın cesedi yarı çıplak ve baş aşağı duruyordur. Abdullah’a ise ‘Ben yapmadım’ demekten başka bir şey kalmıyordur…
“Ona acıdım evime aldım. Ben pasif homoseksüelim. Aramızda tartışma çıktı. Şeytana uydum öldürdüm”
Abdullah Aksoy’un ertesi gün sorgusundaki beyanları bu şekildeydi. Komiser ibrahim Altan daha sonra Çumralı’da yıllardır konuşulan ve aydınlanamayan kayıp vakalarının Aksoy’la ilgili olduğundan şüphelendi. Daha sonra Aksoy’un kaldığı evin asıl sahibine bahçeyi kazmaması emredildi. Bir süre sonra toprağın kabarmasıyla buna mecbur kalan arsa sahibi bahçeyi kazdı ve bir kemik parçasına rastladı. Hemen polise haber verdi. Bu 55 yaşındaki Himmet Yılmaz’ın cesediydi.
Bu olayın ardından aynı Muharrem Özkay gibi öldürülen 30 Mart’ta Mevlüt Karaca’nın, 31 Mart’ta Süleyman Aslan’ın, 8 Nisan’da ise Mehmet Can’ın iskelet haline gelmiş cesetleri, derinliği yarım metreyi bulan kuyulardan çıkarıldı.
Abdullah Aksoy artık tutuklanmıştı ve idam cezasına çarptırılmıştı. Fakat Abdullah’ın elinden kaçırdığı fazlasıyla da insan vardı.
Türkmen Cami köyünden Salih Öner aynen şu beyanları veriyordu;
“Aynı inşaatta çalışıyorduk. Bir gün bana ‘Sen iyi insansın. Yalnız biri olduğun için sana acıyorum. Gel benim evimde beraber oturalım’ dedi. Bir tek yatağı vardı ve yerde serili duruyordu. Mecburen beraber yattık. Gecenin bir vaktinde, onun ensemde dolaşan sıcak ve bir boğanınki kadar kuvvetli nefesiyle uyandım. Beni okşuyordu. Kibrit çakıp yüzünü görmek istedim. Çok öfkelendi. Bir anda yastığının altına soktuğu elinde bir keser gördüm. Ben sadece korkutmak istiyor sanmıştım. Hâlbuki o vurmaya başlamıştı bile. Aman demeye kalmadı, bayılmışım. Kendime geldiğimde, onun, bahçeden gelen küfürlerini duydum. Elinde kazma, çukur kazıyordu. Şimdi anlıyorum ki bu çukur benim içindi. Öldüğümü sanmıştı. Zorla kendimi toplayıp, pencereden kaçtım. O hâlâ arkamdan sövüyordu ama peşimden gelmiyordu.”
Bu olayın ardından mahkemeye gitmiş olsalar da hakim Aksoy’u haklı bulup Öner’i iki aylık hapis cezasına çarptırıyor.
Türkmenköy’ün bekçisi Ahmet Kurtu da Abdullah Aksoy’un elinden kurtulanlardan… Danası kaybolan Kurtu’ya danan bende diyerek tuzak kuruyor ve keserle tehdit ederek ona tecavüz ediyor. Ardından adama ‘Paçayı kurtardın…’ diyor.
Ölüm cezasına çarptırılan Abdullah Aksoy idam edilmeden önce yalnız başına kaldığı hücresindeki su borusuna uçkurunu bağlayarak kendisini astı.
Adı Çumralı Canavarı olarak arşivlere geçen Abdullah Aksoy Türkiye’nin ilk homoseksüel seri katili olarak da tarihe geçti.
--spoiler--
listelist.com / selim gerçeker.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar