bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı75
- kiraz cicegi kolonyasi20
- dünya ya gelmeme gibi şansınız olsaydı5
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı15
- okan buruk9
- dm yazarlığı9
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak12
- bakarız diyen erkek18
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- recep tayyip erdoğan14
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- galatahahahahahaha7
- ne kadar paranız var10
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- gece gece bamya yenir mi5
- 0 0 710
- galatasaray'a lizbon da skandal kararlar5
- bütün entryleri futboldan ibaret yazar4
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması4
- cübbeli ahmet hoca9
- gta 78
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan2
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- dereden altın bulmak5
- uğurcan çakır4
- hala açılacak başlık bulunması4
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- sözlüğün sarması13
- sonra konuşuruz diyen sevgili13
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması4
- sırlar denizi5
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- tacettin libosoglu3
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- arkadaşlar ben gudubet miyim3
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- anın görüntüsü27
- çine neden bir şey olmuyor4
- fransız devrimi3
- sözlükten hatun indirmek5
- avrupa fatihahahahaha3
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği4
- arkadaşlar lütfen uyur musunuz3
bilinç ve bilinçdışı üzerine muazzam bir kısa konuşması vardır. bir bilge edasıyla konuşur adeta.
metin haline getirdim konuşmayı:
"Hayatım boyunca bilinci geliştirmeye uygun metotları veya araçları bulmanın zorluğunu yaşadım. buradaki temel sorun, herkesin farklı bilinç seviyelerinde olmaları, aynı anlayış düzeyine sahip olmamalarıdır. bunun da basit bir nedeni var: bizler ikili varlıklarız; bilinçli zihinlerimiz, "bilinçdışımız" denilen denizde yüzen küçük gemilere benzer. bu bilinçdışılık denizine yakın olmak kahramanca, mitik bir iştir, kendini tamamen tanıman demektir. Çok az kişi bu savaşın üstesinden gelebilir. Çünkü hepimiz kendi bireyselliğimize bağlıyızdır. bize bir ad verilmiştir, bir aileye ait olan psikolojik bir sistemde geçmişin tekrarı şeklinde doğmuşuzdur. ve bir toplum yasalarımızı ve inançlarımızı oluşturan dil ve kültür ile iz bırakır bizde. Oysa tüm bunlar geçmişe aittir.
peki, nasıl ilerleyeceğiz? Bunu başarmak için kendimize bakacak ve kendi üzerimizde çalışacak cesarete sahip olmalıyız. Üç ihtimal var. Birincisi, kendimizi bir anda bir rüyada veya başka bir şeyin içinde buluveririz. içinde bulunduğun durumu kavrar ve ani bir aydınlanma yaşarsın, böyle olabilir. ikincisi, çalışmaya başlarsın, okursun, tekrar okursun. dua edersin, Çalışırsın, bu yolu izlersin. bu şekilde çalışırsın ve nihayetinde onu bulursun. Son olarak ise bunları yapmış birini bulursun ve o sana yardım eder. işte tüm seçenekler bunlardır.
zihin nereden geliyor? ilkelerimizi genişlettikçe zihnimizi ve bilincimizi de genişletiriz. neden? çünkü olduğumuz şey olma ve başkalarının bizden istediği şey olmama özgürlüğümüzü kazanmak için.
durum gayet basit: aile, bir klan, yakın bir birlik görevi yapan topluma bağlıdır. bu yüzden bir klana ait olan bir insanın en büyük korkusu sürgün edilmektir. aile şöyle der: "değişirsen, bizim bir parçamız olmazsın. yani değişirsen, seni artık sevmeyiz." erken çocukluktan itibaren, ailemizin bizim için yaptığı bazı tahminler, çizdiği yollar ve yaptığı planlar zihinlerimize işler. yeni bir şeyler arayarak bu beklentilere ihanet edersek sevgisizlikle ve en nihayetinde klanımızın korumasını kaybederek cezalandırılacağımızı ve sürgün edileceğimizi hissederiz.
çoğu kişi adına bağlıdır, tıpkı milliyetine, diline, fikirlerine, dinine ve ona miras kalan politik görüşlerine bağlı olduğu gibi. bunu değiştirmek için her şeyi çözümlememiz şart, tıpkı kimya gibi. bu, gerçek egomuza ve gerçek benliğimize ulaşmak için elimize geçen her şeyin merkezinde bulunan bir ayrıştırma işidir. çünkü bizler kendi hakikat algımızda yaşayamayız, "yanlış" bir ego ile yaşarız. daha annemizin rahminde bir kostüm giyeriz ve bazen işe yarar olan bu kostüm, sonrasındaysa bir hapishane olur. şayet çevremizi saran tüm olumsuz şeylerden arınırsak geriye bir elmas kalır. ailemizden bize bir hazine kalır: bizim için hissettikleri doğal sevgi. seviliyoruz. sonra keşfediyoruz bunu.
biri söylemişti bana: "kendini bulduğunda, kendini dünyadan kesmiş olursun." "kendin" olamazsın aslında, "kendimiz" oluruz. bireysellikten ayrı olarak insanlığa geçmemiz gerektiğini söylüyorum. insanlığı düşünmek, birey olarak düşünmekten çok farklıdır. birey olarak benim amacım ne? başarı kazanmak, zengin olmak, övülmek, iyi beslenmek, zina yapmak, insanların, bireylerin istedikleri şeyler işte. mutluluk isterim, değil mi? zorluk istemem falan. sadece sevilmek isterim. peki, insanlık adına konuşan birinin amacı nedir? bu sefer işler değişir. akla ilk gelen, insanlığın hayatta kalmasıdır.
bilinçdışına mantıklı bir dil konuşmasını öğretemeyiz. ancak bilinçli bir zihne bilinçdışının diliyle konuşmasını öğretebiliriz. böylece bilinçdışı denileni anlamış olur. bilinçdışı, metaforu anlar.
şu basit ve saçma örneğe bakalım. yani gerçekten saçma ama durumu anlatıyor. aptal bir falcı tarot kartlarına bakar ve şöyle der: "sana yakın biri ölecek ve bu sana çok para kaybettirecek." bunu duyan kişi takıntılı hale gelecektir. aklımıza bir tahmin geldiğinde, bilinçdışı da bundan etkilenir ve o şeyin olacağına dair bir eğilim ortaya çıkar. eylem gerçekleşmediği sürece, kişi rahatlayamayacak ve hatta korku içinde kalacaktır. o kişiye şöyle dedim: "eylemi gerçekleştir o halde. bir canlının yanında ölmesini izle ve bu sana çok para kaybettirsin. pencereleri kapat(yaz vakti ispanya'dan biriydi), sinek ilacı sık ve yanındaki bir sineği ölürken izle. böylece kehanetin ilk kısmı gerçekleşmiş olur. sonra bir kağıda beş euro yaz, yanına altı sıfır ekle, beş milyon olsun böylece. sineği bu kağıda sar ve göm. böylece sana yakın biri ölmüş olacak ve bu sana çok fazla paraya mal olacak." kehanet gerçekleşmiş oldu ve kişi bunu gördü, böylece de takıntı gitti.
toplumlar nasıl yaratılır? rüyalar vardır, sonra bu rüyalar şarkı olur, sonra şarkılar mit olur, sonra bu mitler yazılır ve yasalar oluşur. yani toplumun temelinde mitler vardır. toplumu ayakta tutan dinsel mitlerdir. mitleri farklı şekilde yorumlayabiliriz, her zaman mümkündür bu. onları yenileriz ve toplumu tehlikeye atmaz bu. ancak bu kurucu mitlere saldırırsak, toplum sarsılır çünkü siz temeli tehlikeye atmışsınızdır. toplumun temelindeki bir şeye saldırırsanız toplum da size saldırır ve sizi ölüme mahkum eder. oysa kurucu miti alıp yeniden yorumladığınızda toplum değişmeye başlar."
konuşmanın video kaydı için:
https://www.youtube.com/w...?v=S8U9ldNZPIk&t=309s
metin haline getirdim konuşmayı:
"Hayatım boyunca bilinci geliştirmeye uygun metotları veya araçları bulmanın zorluğunu yaşadım. buradaki temel sorun, herkesin farklı bilinç seviyelerinde olmaları, aynı anlayış düzeyine sahip olmamalarıdır. bunun da basit bir nedeni var: bizler ikili varlıklarız; bilinçli zihinlerimiz, "bilinçdışımız" denilen denizde yüzen küçük gemilere benzer. bu bilinçdışılık denizine yakın olmak kahramanca, mitik bir iştir, kendini tamamen tanıman demektir. Çok az kişi bu savaşın üstesinden gelebilir. Çünkü hepimiz kendi bireyselliğimize bağlıyızdır. bize bir ad verilmiştir, bir aileye ait olan psikolojik bir sistemde geçmişin tekrarı şeklinde doğmuşuzdur. ve bir toplum yasalarımızı ve inançlarımızı oluşturan dil ve kültür ile iz bırakır bizde. Oysa tüm bunlar geçmişe aittir.
peki, nasıl ilerleyeceğiz? Bunu başarmak için kendimize bakacak ve kendi üzerimizde çalışacak cesarete sahip olmalıyız. Üç ihtimal var. Birincisi, kendimizi bir anda bir rüyada veya başka bir şeyin içinde buluveririz. içinde bulunduğun durumu kavrar ve ani bir aydınlanma yaşarsın, böyle olabilir. ikincisi, çalışmaya başlarsın, okursun, tekrar okursun. dua edersin, Çalışırsın, bu yolu izlersin. bu şekilde çalışırsın ve nihayetinde onu bulursun. Son olarak ise bunları yapmış birini bulursun ve o sana yardım eder. işte tüm seçenekler bunlardır.
zihin nereden geliyor? ilkelerimizi genişlettikçe zihnimizi ve bilincimizi de genişletiriz. neden? çünkü olduğumuz şey olma ve başkalarının bizden istediği şey olmama özgürlüğümüzü kazanmak için.
durum gayet basit: aile, bir klan, yakın bir birlik görevi yapan topluma bağlıdır. bu yüzden bir klana ait olan bir insanın en büyük korkusu sürgün edilmektir. aile şöyle der: "değişirsen, bizim bir parçamız olmazsın. yani değişirsen, seni artık sevmeyiz." erken çocukluktan itibaren, ailemizin bizim için yaptığı bazı tahminler, çizdiği yollar ve yaptığı planlar zihinlerimize işler. yeni bir şeyler arayarak bu beklentilere ihanet edersek sevgisizlikle ve en nihayetinde klanımızın korumasını kaybederek cezalandırılacağımızı ve sürgün edileceğimizi hissederiz.
çoğu kişi adına bağlıdır, tıpkı milliyetine, diline, fikirlerine, dinine ve ona miras kalan politik görüşlerine bağlı olduğu gibi. bunu değiştirmek için her şeyi çözümlememiz şart, tıpkı kimya gibi. bu, gerçek egomuza ve gerçek benliğimize ulaşmak için elimize geçen her şeyin merkezinde bulunan bir ayrıştırma işidir. çünkü bizler kendi hakikat algımızda yaşayamayız, "yanlış" bir ego ile yaşarız. daha annemizin rahminde bir kostüm giyeriz ve bazen işe yarar olan bu kostüm, sonrasındaysa bir hapishane olur. şayet çevremizi saran tüm olumsuz şeylerden arınırsak geriye bir elmas kalır. ailemizden bize bir hazine kalır: bizim için hissettikleri doğal sevgi. seviliyoruz. sonra keşfediyoruz bunu.
biri söylemişti bana: "kendini bulduğunda, kendini dünyadan kesmiş olursun." "kendin" olamazsın aslında, "kendimiz" oluruz. bireysellikten ayrı olarak insanlığa geçmemiz gerektiğini söylüyorum. insanlığı düşünmek, birey olarak düşünmekten çok farklıdır. birey olarak benim amacım ne? başarı kazanmak, zengin olmak, övülmek, iyi beslenmek, zina yapmak, insanların, bireylerin istedikleri şeyler işte. mutluluk isterim, değil mi? zorluk istemem falan. sadece sevilmek isterim. peki, insanlık adına konuşan birinin amacı nedir? bu sefer işler değişir. akla ilk gelen, insanlığın hayatta kalmasıdır.
bilinçdışına mantıklı bir dil konuşmasını öğretemeyiz. ancak bilinçli bir zihne bilinçdışının diliyle konuşmasını öğretebiliriz. böylece bilinçdışı denileni anlamış olur. bilinçdışı, metaforu anlar.
şu basit ve saçma örneğe bakalım. yani gerçekten saçma ama durumu anlatıyor. aptal bir falcı tarot kartlarına bakar ve şöyle der: "sana yakın biri ölecek ve bu sana çok para kaybettirecek." bunu duyan kişi takıntılı hale gelecektir. aklımıza bir tahmin geldiğinde, bilinçdışı da bundan etkilenir ve o şeyin olacağına dair bir eğilim ortaya çıkar. eylem gerçekleşmediği sürece, kişi rahatlayamayacak ve hatta korku içinde kalacaktır. o kişiye şöyle dedim: "eylemi gerçekleştir o halde. bir canlının yanında ölmesini izle ve bu sana çok para kaybettirsin. pencereleri kapat(yaz vakti ispanya'dan biriydi), sinek ilacı sık ve yanındaki bir sineği ölürken izle. böylece kehanetin ilk kısmı gerçekleşmiş olur. sonra bir kağıda beş euro yaz, yanına altı sıfır ekle, beş milyon olsun böylece. sineği bu kağıda sar ve göm. böylece sana yakın biri ölmüş olacak ve bu sana çok fazla paraya mal olacak." kehanet gerçekleşmiş oldu ve kişi bunu gördü, böylece de takıntı gitti.
toplumlar nasıl yaratılır? rüyalar vardır, sonra bu rüyalar şarkı olur, sonra şarkılar mit olur, sonra bu mitler yazılır ve yasalar oluşur. yani toplumun temelinde mitler vardır. toplumu ayakta tutan dinsel mitlerdir. mitleri farklı şekilde yorumlayabiliriz, her zaman mümkündür bu. onları yenileriz ve toplumu tehlikeye atmaz bu. ancak bu kurucu mitlere saldırırsak, toplum sarsılır çünkü siz temeli tehlikeye atmışsınızdır. toplumun temelindeki bir şeye saldırırsanız toplum da size saldırır ve sizi ölüme mahkum eder. oysa kurucu miti alıp yeniden yorumladığınızda toplum değişmeye başlar."
konuşmanın video kaydı için:
https://www.youtube.com/w...?v=S8U9ldNZPIk&t=309s
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar