bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri48
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- sözlük kızlarının kekleri24
- uludağ itiraf19
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister5
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- en iyi vampir filmi4
- anın görüntüsü25
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- islamda namaz yoktur30
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kadınlar7
- true'nun engelli olması6
- sevdiğiniz yazarlar8
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- okan buruk9
- fusya semsiyeli yabanci22
- dantelli sütyen takan erkek12
- kürdistan10
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- sarapci koala hatayi33
- en iyi kurt adam filmi3
- ölümden korkuyor musunuz17
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- allah11
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- kültür2
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- kuran2
- intothenirvana2
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- tai lung8
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- yesene beni diyen kız9
- true ile tatlı sert3
- gecenin şarkısı10
- sözlüğün ölü gibi olması5
din ve milliyetçilik iki büyük konusu buranın. hatta bazen bunlardan başka konu tartışılmıyor desek yeridir.
din konusunda bi şeyler yazmak istemiyorum (ciddiyim istemiyorum gerçekten), o konuda başlık açmaktan bile kaçınıyorum. sadece hali hazırda açılmış başlıklara bakıp yazılan şeylere kontr entryler girmekle yetiniyorum ama şu metod bile paso bu konuda entry düzmemi engelleyemedi.
ben konu yaratan bi adam değilim (bize ne senden diyecek olanlar için bunun şahsi bi entry olduğunu yazayım, uludağ sözlük başlığına yazdığıma bakmayın, kendi başlığıma yazmakla burası arasında ikilemde bile kaldım ilk başta. o yüzden baştan söyleyeyim kimsenin bu kişisel yazıyı okumak zorunda olmadığını, uludağ sözlük'le daha bi dolaylı ilişkisi var yazdıklarımın), genellikle zaten var olan bi konuyu (yani sözlüğe uyarlayacak olursak zaten açılmış olan başlıkları) kendimce süslemeyi, insanların görmemiş olduklarını düşündüğüm şeyleri yazmayı tercih eden biriyim. eğer geyik bi konuysa bahsedilen, kendimce yapılmamış olduğunu düşündüğüm bi espriyi sıkıştırırım araya, ama o espriyi yoktan var edemem. yaratıcı değilim yani.
böyle olunca sol frame benim için kaçınılmaz oluyor. oraya bakıyor ve açılmış başlıklara tıklıyorum, eksik bulduğum yerleri tamamlamaya çalışıyorum. işte bu noktada patladı bu yöntem.
bu yöntem benim dört senelik ekşi yazarlığımda da kullandığım bi metoddu ama o dört senede din konusunda ne kadar entry yazdıysam burada üç ayda neredeyse onun yarısı kadar entry yazdım din konusunda. ve yine nerdeyse her haftada bir, "yeter artık din konusunda yazma başka konu mu yok" diye telkin yapıyorum kendime.
ama olmuyor işte. din konusunda yazmayınca diğer başat konu milliyetçilikle ilgili başlıklara tıklıyorum, bu sefer de başka bi döngüye girdiğimi hissediyorum.
bunun bana en fazla koyan tarafı ise pek çoğunun inandığı tartışmanın yararlı olduğu fikrinin bana saçma gelmesi. tartışmakla karşıt fikri savunan (hangi fikir olursa olsun) kimseyi ikna edemeyeceğiniz (artık bilimsel olarak da) kanıtlanmış bi gerçek çünkü. ha en azından kendi kulvarınızda olan ama elinde kendi fikrini savunmak için elinde yeterince veri olmayan insana yarıyor yazdıklarınız doğru ama ne kadarına ulaşıyorsunuz ki bi entry yazıp. bu noktada buranın ikinci büyük dezavantajı geliyor ki (ilk dezavantaj da din ve milliyetçilik konularından başkasına pek eğilmemesi) yazdıklarınızın neredeyse hiç okunmadan sözlüğün tozlu hard disclerinde çürümeye terk edilmesi.
benim ekşi'den uzaklaştıktan sonra uludağ'ı seçmemin sebebi ekşi'den sonra okunma oranının en fazla olduğunu düşündüğüm yer olmasındandı. şimdi ise bırak uludağ'ı dışardan takip eden insanları, zaten buranın müdavimlerinin bile fazla okumadığını (entryleri kastediyorum) görünce daha beter canım sıkıldı.
bu okunmamazlık fikri beni bahsettiğim metoda daha mahkum kılıyor. çok bilinçli olmasa da (bilinçaltı diyelim) aklıma yekten bi konu gelirse, boşver kimse okumayacak zaten salla diyorum gayrı ihtiyari. ve tekrar sol frame'e bakıyorum, yazacak başlık var mı diye. ve kaçınılmaz sonuç, yine ya din ya milliyetçilik üstüne bi başlık görüp onu tıklıyorum.
bu döngüden çok sıkıldım, kendime tutup tutamayacağımı bilmediğim bi söz vermek istiyorum hatta "din konusunda yazmak yok" diye.. ama tutabileceğimden emin değilim.
upuzun bi yazı oldu ama neredeyse ana fikir yok.. o fikri oluşturmak için bi bu kadar daha yazmam gerek sanırım. neyse salla.. hala uyumamış kafanın sayıklamaları olsun bunlar.. nasılsa okumak zorunda değil kimse diye başta da belirtmiştim zaten, içim rahat.
belirtmesek okunacaktı sanki.. peh.
din konusunda bi şeyler yazmak istemiyorum (ciddiyim istemiyorum gerçekten), o konuda başlık açmaktan bile kaçınıyorum. sadece hali hazırda açılmış başlıklara bakıp yazılan şeylere kontr entryler girmekle yetiniyorum ama şu metod bile paso bu konuda entry düzmemi engelleyemedi.
ben konu yaratan bi adam değilim (bize ne senden diyecek olanlar için bunun şahsi bi entry olduğunu yazayım, uludağ sözlük başlığına yazdığıma bakmayın, kendi başlığıma yazmakla burası arasında ikilemde bile kaldım ilk başta. o yüzden baştan söyleyeyim kimsenin bu kişisel yazıyı okumak zorunda olmadığını, uludağ sözlük'le daha bi dolaylı ilişkisi var yazdıklarımın), genellikle zaten var olan bi konuyu (yani sözlüğe uyarlayacak olursak zaten açılmış olan başlıkları) kendimce süslemeyi, insanların görmemiş olduklarını düşündüğüm şeyleri yazmayı tercih eden biriyim. eğer geyik bi konuysa bahsedilen, kendimce yapılmamış olduğunu düşündüğüm bi espriyi sıkıştırırım araya, ama o espriyi yoktan var edemem. yaratıcı değilim yani.
böyle olunca sol frame benim için kaçınılmaz oluyor. oraya bakıyor ve açılmış başlıklara tıklıyorum, eksik bulduğum yerleri tamamlamaya çalışıyorum. işte bu noktada patladı bu yöntem.
bu yöntem benim dört senelik ekşi yazarlığımda da kullandığım bi metoddu ama o dört senede din konusunda ne kadar entry yazdıysam burada üç ayda neredeyse onun yarısı kadar entry yazdım din konusunda. ve yine nerdeyse her haftada bir, "yeter artık din konusunda yazma başka konu mu yok" diye telkin yapıyorum kendime.
ama olmuyor işte. din konusunda yazmayınca diğer başat konu milliyetçilikle ilgili başlıklara tıklıyorum, bu sefer de başka bi döngüye girdiğimi hissediyorum.
bunun bana en fazla koyan tarafı ise pek çoğunun inandığı tartışmanın yararlı olduğu fikrinin bana saçma gelmesi. tartışmakla karşıt fikri savunan (hangi fikir olursa olsun) kimseyi ikna edemeyeceğiniz (artık bilimsel olarak da) kanıtlanmış bi gerçek çünkü. ha en azından kendi kulvarınızda olan ama elinde kendi fikrini savunmak için elinde yeterince veri olmayan insana yarıyor yazdıklarınız doğru ama ne kadarına ulaşıyorsunuz ki bi entry yazıp. bu noktada buranın ikinci büyük dezavantajı geliyor ki (ilk dezavantaj da din ve milliyetçilik konularından başkasına pek eğilmemesi) yazdıklarınızın neredeyse hiç okunmadan sözlüğün tozlu hard disclerinde çürümeye terk edilmesi.
benim ekşi'den uzaklaştıktan sonra uludağ'ı seçmemin sebebi ekşi'den sonra okunma oranının en fazla olduğunu düşündüğüm yer olmasındandı. şimdi ise bırak uludağ'ı dışardan takip eden insanları, zaten buranın müdavimlerinin bile fazla okumadığını (entryleri kastediyorum) görünce daha beter canım sıkıldı.
bu okunmamazlık fikri beni bahsettiğim metoda daha mahkum kılıyor. çok bilinçli olmasa da (bilinçaltı diyelim) aklıma yekten bi konu gelirse, boşver kimse okumayacak zaten salla diyorum gayrı ihtiyari. ve tekrar sol frame'e bakıyorum, yazacak başlık var mı diye. ve kaçınılmaz sonuç, yine ya din ya milliyetçilik üstüne bi başlık görüp onu tıklıyorum.
bu döngüden çok sıkıldım, kendime tutup tutamayacağımı bilmediğim bi söz vermek istiyorum hatta "din konusunda yazmak yok" diye.. ama tutabileceğimden emin değilim.
upuzun bi yazı oldu ama neredeyse ana fikir yok.. o fikri oluşturmak için bi bu kadar daha yazmam gerek sanırım. neyse salla.. hala uyumamış kafanın sayıklamaları olsun bunlar.. nasılsa okumak zorunda değil kimse diye başta da belirtmiştim zaten, içim rahat.
belirtmesek okunacaktı sanki.. peh.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar