bugün
- pişi yapmasını bilen sözlük kızı5
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- tekne turu12
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak11
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek8
- pişisel gelişim3
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri8
- browni kek3
- benkimki6
- true'nin çaylak olması7
- sözlükte hissedilen femboy yazar eksikliği4
- bir yazarın zekasına hayran olmak5
- yeni parti56
- sözlük kızlarının çok sinirli olması2
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- galatasaray3
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- ismet gurbuz bey ismet beydir2
- yapay zekanın insanları aptallaştırması4
- keki kabarmayan sözlük kızı5
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- zaman baba bay bey birader birader beydir2
- takipçi satın almak2
- spora yeni başlayacaklara tavsiyeler5
- parlak tenli kadın2
- imam maaşları4
- nickten isim tahmini yapmak72
- gammaz çetesi9
- internet dünyasında her şeyin kaydedilmesi2
- sıcakta bisikletle gezmek2
- sibel can'a benzeyen yuzır3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- t shirtü çıkarıp güneş altında yürümek2
- ağırlık çalışmak2
- gammazlarla başı belada yazarlar3
- tai lung'u tek yumrukla yere sermek3
- askeri ücretle evlenebilir mi5
- çikolata soslu ıslak kek4
- ekranda görülünce kanal değiştirdiğimiz kişiler3
- pipizittinoğullarınd anız bilader sıkıntı mı var2
- günün şiiri3
- haldır şaldır2
- muz yiyen erkek4
- aykirikadin7
- müteahhit erkek2
- sokakta kavga teknikleri4
- usualsuspects in abazan olması2
- düzenli olarak escorta giden evli erkek2
- havanın 36 derece olması2
din ve milliyetçilik iki büyük konusu buranın. hatta bazen bunlardan başka konu tartışılmıyor desek yeridir.
din konusunda bi şeyler yazmak istemiyorum (ciddiyim istemiyorum gerçekten), o konuda başlık açmaktan bile kaçınıyorum. sadece hali hazırda açılmış başlıklara bakıp yazılan şeylere kontr entryler girmekle yetiniyorum ama şu metod bile paso bu konuda entry düzmemi engelleyemedi.
ben konu yaratan bi adam değilim (bize ne senden diyecek olanlar için bunun şahsi bi entry olduğunu yazayım, uludağ sözlük başlığına yazdığıma bakmayın, kendi başlığıma yazmakla burası arasında ikilemde bile kaldım ilk başta. o yüzden baştan söyleyeyim kimsenin bu kişisel yazıyı okumak zorunda olmadığını, uludağ sözlük'le daha bi dolaylı ilişkisi var yazdıklarımın), genellikle zaten var olan bi konuyu (yani sözlüğe uyarlayacak olursak zaten açılmış olan başlıkları) kendimce süslemeyi, insanların görmemiş olduklarını düşündüğüm şeyleri yazmayı tercih eden biriyim. eğer geyik bi konuysa bahsedilen, kendimce yapılmamış olduğunu düşündüğüm bi espriyi sıkıştırırım araya, ama o espriyi yoktan var edemem. yaratıcı değilim yani.
böyle olunca sol frame benim için kaçınılmaz oluyor. oraya bakıyor ve açılmış başlıklara tıklıyorum, eksik bulduğum yerleri tamamlamaya çalışıyorum. işte bu noktada patladı bu yöntem.
bu yöntem benim dört senelik ekşi yazarlığımda da kullandığım bi metoddu ama o dört senede din konusunda ne kadar entry yazdıysam burada üç ayda neredeyse onun yarısı kadar entry yazdım din konusunda. ve yine nerdeyse her haftada bir, "yeter artık din konusunda yazma başka konu mu yok" diye telkin yapıyorum kendime.
ama olmuyor işte. din konusunda yazmayınca diğer başat konu milliyetçilikle ilgili başlıklara tıklıyorum, bu sefer de başka bi döngüye girdiğimi hissediyorum.
bunun bana en fazla koyan tarafı ise pek çoğunun inandığı tartışmanın yararlı olduğu fikrinin bana saçma gelmesi. tartışmakla karşıt fikri savunan (hangi fikir olursa olsun) kimseyi ikna edemeyeceğiniz (artık bilimsel olarak da) kanıtlanmış bi gerçek çünkü. ha en azından kendi kulvarınızda olan ama elinde kendi fikrini savunmak için elinde yeterince veri olmayan insana yarıyor yazdıklarınız doğru ama ne kadarına ulaşıyorsunuz ki bi entry yazıp. bu noktada buranın ikinci büyük dezavantajı geliyor ki (ilk dezavantaj da din ve milliyetçilik konularından başkasına pek eğilmemesi) yazdıklarınızın neredeyse hiç okunmadan sözlüğün tozlu hard disclerinde çürümeye terk edilmesi.
benim ekşi'den uzaklaştıktan sonra uludağ'ı seçmemin sebebi ekşi'den sonra okunma oranının en fazla olduğunu düşündüğüm yer olmasındandı. şimdi ise bırak uludağ'ı dışardan takip eden insanları, zaten buranın müdavimlerinin bile fazla okumadığını (entryleri kastediyorum) görünce daha beter canım sıkıldı.
bu okunmamazlık fikri beni bahsettiğim metoda daha mahkum kılıyor. çok bilinçli olmasa da (bilinçaltı diyelim) aklıma yekten bi konu gelirse, boşver kimse okumayacak zaten salla diyorum gayrı ihtiyari. ve tekrar sol frame'e bakıyorum, yazacak başlık var mı diye. ve kaçınılmaz sonuç, yine ya din ya milliyetçilik üstüne bi başlık görüp onu tıklıyorum.
bu döngüden çok sıkıldım, kendime tutup tutamayacağımı bilmediğim bi söz vermek istiyorum hatta "din konusunda yazmak yok" diye.. ama tutabileceğimden emin değilim.
upuzun bi yazı oldu ama neredeyse ana fikir yok.. o fikri oluşturmak için bi bu kadar daha yazmam gerek sanırım. neyse salla.. hala uyumamış kafanın sayıklamaları olsun bunlar.. nasılsa okumak zorunda değil kimse diye başta da belirtmiştim zaten, içim rahat.
belirtmesek okunacaktı sanki.. peh.
din konusunda bi şeyler yazmak istemiyorum (ciddiyim istemiyorum gerçekten), o konuda başlık açmaktan bile kaçınıyorum. sadece hali hazırda açılmış başlıklara bakıp yazılan şeylere kontr entryler girmekle yetiniyorum ama şu metod bile paso bu konuda entry düzmemi engelleyemedi.
ben konu yaratan bi adam değilim (bize ne senden diyecek olanlar için bunun şahsi bi entry olduğunu yazayım, uludağ sözlük başlığına yazdığıma bakmayın, kendi başlığıma yazmakla burası arasında ikilemde bile kaldım ilk başta. o yüzden baştan söyleyeyim kimsenin bu kişisel yazıyı okumak zorunda olmadığını, uludağ sözlük'le daha bi dolaylı ilişkisi var yazdıklarımın), genellikle zaten var olan bi konuyu (yani sözlüğe uyarlayacak olursak zaten açılmış olan başlıkları) kendimce süslemeyi, insanların görmemiş olduklarını düşündüğüm şeyleri yazmayı tercih eden biriyim. eğer geyik bi konuysa bahsedilen, kendimce yapılmamış olduğunu düşündüğüm bi espriyi sıkıştırırım araya, ama o espriyi yoktan var edemem. yaratıcı değilim yani.
böyle olunca sol frame benim için kaçınılmaz oluyor. oraya bakıyor ve açılmış başlıklara tıklıyorum, eksik bulduğum yerleri tamamlamaya çalışıyorum. işte bu noktada patladı bu yöntem.
bu yöntem benim dört senelik ekşi yazarlığımda da kullandığım bi metoddu ama o dört senede din konusunda ne kadar entry yazdıysam burada üç ayda neredeyse onun yarısı kadar entry yazdım din konusunda. ve yine nerdeyse her haftada bir, "yeter artık din konusunda yazma başka konu mu yok" diye telkin yapıyorum kendime.
ama olmuyor işte. din konusunda yazmayınca diğer başat konu milliyetçilikle ilgili başlıklara tıklıyorum, bu sefer de başka bi döngüye girdiğimi hissediyorum.
bunun bana en fazla koyan tarafı ise pek çoğunun inandığı tartışmanın yararlı olduğu fikrinin bana saçma gelmesi. tartışmakla karşıt fikri savunan (hangi fikir olursa olsun) kimseyi ikna edemeyeceğiniz (artık bilimsel olarak da) kanıtlanmış bi gerçek çünkü. ha en azından kendi kulvarınızda olan ama elinde kendi fikrini savunmak için elinde yeterince veri olmayan insana yarıyor yazdıklarınız doğru ama ne kadarına ulaşıyorsunuz ki bi entry yazıp. bu noktada buranın ikinci büyük dezavantajı geliyor ki (ilk dezavantaj da din ve milliyetçilik konularından başkasına pek eğilmemesi) yazdıklarınızın neredeyse hiç okunmadan sözlüğün tozlu hard disclerinde çürümeye terk edilmesi.
benim ekşi'den uzaklaştıktan sonra uludağ'ı seçmemin sebebi ekşi'den sonra okunma oranının en fazla olduğunu düşündüğüm yer olmasındandı. şimdi ise bırak uludağ'ı dışardan takip eden insanları, zaten buranın müdavimlerinin bile fazla okumadığını (entryleri kastediyorum) görünce daha beter canım sıkıldı.
bu okunmamazlık fikri beni bahsettiğim metoda daha mahkum kılıyor. çok bilinçli olmasa da (bilinçaltı diyelim) aklıma yekten bi konu gelirse, boşver kimse okumayacak zaten salla diyorum gayrı ihtiyari. ve tekrar sol frame'e bakıyorum, yazacak başlık var mı diye. ve kaçınılmaz sonuç, yine ya din ya milliyetçilik üstüne bi başlık görüp onu tıklıyorum.
bu döngüden çok sıkıldım, kendime tutup tutamayacağımı bilmediğim bi söz vermek istiyorum hatta "din konusunda yazmak yok" diye.. ama tutabileceğimden emin değilim.
upuzun bi yazı oldu ama neredeyse ana fikir yok.. o fikri oluşturmak için bi bu kadar daha yazmam gerek sanırım. neyse salla.. hala uyumamış kafanın sayıklamaları olsun bunlar.. nasılsa okumak zorunda değil kimse diye başta da belirtmiştim zaten, içim rahat.
belirtmesek okunacaktı sanki.. peh.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar