bugün
- en gey özelliğiniz10
- true nickli yazar11
- türklerin ileri olduğu konular21
- norm ender2
- otomatik portakal ve özgür irade paradoksu2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- dinsize inanır mısın17
- bir kadının en güzel bölgesi8
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan2
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- eski seni özlüyor musun6
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- bir insanı yaptığı ilk hatada hayatından çıkarmak2
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- ipek çiçek3
- salak yazarlar7
- arkadaşlar bakar mısınız11
- bir gün öleceğini unutmak10
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- pandela6
- deri ceketli serseri4
- kuran da neden namaz yok8
- kültürün bireyi boğması4
- gocu pandela barışı4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- gocu31
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- ioçke'nin elleri4
- geceye bir şarkı bırak23
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak3
bir çatışma mı yoksa bir bütünleşme olarak mı tanımlanmalı bilemiyorum lakin, film izlediklerim arasında sanırım en dolu olanıydı. etkileyici bir entellektüelliği, mükemmel bir anlamsızlığı barındırıyor.
yüzyılları, ideolojileri, değişimi; aile ve dostluk bağlarının, sevginin ve arayışın altına gizlenmiş. samanlıkta iğne de aratmıyor aslında. incelenen dönemlerle biraz alakalıysanız göndermeleri yakalarken aldığınız zevk tavan yapıyor zaten. 60'lar hümanislerinin günümüzün krallığını oluşturan gerçeklere aykırı yaşamı ve görüşlerinin bugün için nasıl da geçersiz kılındığı ortaya seriliyor; hüzün basıyor.
sapına kadar sosyalist bir babanın kendi yaşamını yüceltmek için kullandığı bireyselliği ve pozitif bencilliği yüzünden emperyal düzenin bir ferdi olmuş oğluyla olan ilişkisi, her iki ideolojinin de birbirleri üzerinde olan etkilerini gösterebiliyor oluşuyla da oldukça ilginçti.
remy'nin sonuna koştuğu anlarında bakıyoruz ki elinde kalan tek şey özlediği yaşamına ait olan anılar ve bu anıları canlı tutan dostlarıydı. deneyimlerle dolu harika bir yaşamın bile sona ererken bocalayışını, ulaşılabilecek yegane gerçeğin ise kurulan bağlarımız ile bir şey ifade edebileceğini haykırıyor film.
ne kadar çabalarsak çabalayalım ne olmaya çalışırsak olalım istilaya uğruyor ve değişiyor doğrular. ama hatalar da değişiyor aynı zamanda. inanılan doğruların başarısızlığı görülebilir olduğunda yapılan hatalar da değişime uğruyor ve birer doğru haline gelebiliyorlar. zaten insanın karakterini şekillendiren; diğer insanlarla iletişim biçimini belirleyen ve sona ulaştığımızda elimizde kalan gerçekleri gösteren, aslında hatalarımız değil midir? iki kuşak arasındaki farklılıklar eriyor; zıt gibi gözüken düşünceler arasındaki görülemeyen bağlar ortaya çıkabiliyor; dengeye erişiyor sonunda.
devletler, toplumlar, ve nihayet bireyler yavaş yavaş yanlışlarıyla ve kendilerini kabul edişleriyle bir bütünleşmeye varabilecekler. lakin bunun olabilmesi için hep bir çatışmaya ve baskın tarafın istilasına ihtiyaç duyulacak. kendimizden farklı olarak gördüğümüz şeylerin üzerimizde etkili olmaya başlamasını barbarlık olarak görüyoruz ve bu barbarlık asla son bulmayacak olan bir değişimin temsilcisi oluyor.
filmi, ister bir melodram olarak, isterseniz verdiği harika mesajlarla ideoloji provakatörü olarak izleyin tatmin olmamak imkansız. babanızla yada ailenizden birileriyle anlatılana benzer şekilde ayrı dünyalara sahipseniz kendinizden bi*şeyler buldukça daha da güzelleşiyor. zıt olarak görünenlerin bütünleşebildiğini görmek haz veriyor. ve nihayet ''o ne güzel bir yaşam ve ölümdür remy!'' dedirtiyorsa bu film gerçekten size hitap etmiştir.
remy karakterine ve hertürlü -izm olmayı becermiş kendi gibi özel arkadaşlara sahip olmak gerçekten imtiyaz olurdu yaşamda. ideolojilerini aktarmak ve baskın kılmakta kendilerince * başarısız da olsalar; remy sonuna yaklaşırken çaresizliği hissettiğinde ''bu duyguyu anlayamıyorum araştırmam lazım'' diye kendini de yese, sonunda yaşamına yakışır bir biçimde ipler kendi elinde olarak, çaresizliği yenerek gidebildi*.
yaşamda bizi yönlendiren o büyük ideolojilerin çarpışması ve çıkan kıvılcımların sonunda başka bir istilaya sebep olduğunu göstermesi yönünden film kült olmayı fazlasıyla haketmiş.
2003 yılı en iyi yabancı film ödülünü de alan film realitenin dibine vurmuş. yaşamı dolduran şeylerin ölüme olan etkilerini gözümüze sokabilmiştir. neresinden bakarsanız bakın farklı bir şeyler bulup anlatmaya çalışmak mümkün. defalarca izlenesi bir film. etkliyor izleyiciyi. hem duygulara hem düşüncelere tokat atıyor, işe yarayıp dişe dokunanlardan.
yüzyılları, ideolojileri, değişimi; aile ve dostluk bağlarının, sevginin ve arayışın altına gizlenmiş. samanlıkta iğne de aratmıyor aslında. incelenen dönemlerle biraz alakalıysanız göndermeleri yakalarken aldığınız zevk tavan yapıyor zaten. 60'lar hümanislerinin günümüzün krallığını oluşturan gerçeklere aykırı yaşamı ve görüşlerinin bugün için nasıl da geçersiz kılındığı ortaya seriliyor; hüzün basıyor.
sapına kadar sosyalist bir babanın kendi yaşamını yüceltmek için kullandığı bireyselliği ve pozitif bencilliği yüzünden emperyal düzenin bir ferdi olmuş oğluyla olan ilişkisi, her iki ideolojinin de birbirleri üzerinde olan etkilerini gösterebiliyor oluşuyla da oldukça ilginçti.
remy'nin sonuna koştuğu anlarında bakıyoruz ki elinde kalan tek şey özlediği yaşamına ait olan anılar ve bu anıları canlı tutan dostlarıydı. deneyimlerle dolu harika bir yaşamın bile sona ererken bocalayışını, ulaşılabilecek yegane gerçeğin ise kurulan bağlarımız ile bir şey ifade edebileceğini haykırıyor film.
ne kadar çabalarsak çabalayalım ne olmaya çalışırsak olalım istilaya uğruyor ve değişiyor doğrular. ama hatalar da değişiyor aynı zamanda. inanılan doğruların başarısızlığı görülebilir olduğunda yapılan hatalar da değişime uğruyor ve birer doğru haline gelebiliyorlar. zaten insanın karakterini şekillendiren; diğer insanlarla iletişim biçimini belirleyen ve sona ulaştığımızda elimizde kalan gerçekleri gösteren, aslında hatalarımız değil midir? iki kuşak arasındaki farklılıklar eriyor; zıt gibi gözüken düşünceler arasındaki görülemeyen bağlar ortaya çıkabiliyor; dengeye erişiyor sonunda.
devletler, toplumlar, ve nihayet bireyler yavaş yavaş yanlışlarıyla ve kendilerini kabul edişleriyle bir bütünleşmeye varabilecekler. lakin bunun olabilmesi için hep bir çatışmaya ve baskın tarafın istilasına ihtiyaç duyulacak. kendimizden farklı olarak gördüğümüz şeylerin üzerimizde etkili olmaya başlamasını barbarlık olarak görüyoruz ve bu barbarlık asla son bulmayacak olan bir değişimin temsilcisi oluyor.
filmi, ister bir melodram olarak, isterseniz verdiği harika mesajlarla ideoloji provakatörü olarak izleyin tatmin olmamak imkansız. babanızla yada ailenizden birileriyle anlatılana benzer şekilde ayrı dünyalara sahipseniz kendinizden bi*şeyler buldukça daha da güzelleşiyor. zıt olarak görünenlerin bütünleşebildiğini görmek haz veriyor. ve nihayet ''o ne güzel bir yaşam ve ölümdür remy!'' dedirtiyorsa bu film gerçekten size hitap etmiştir.
remy karakterine ve hertürlü -izm olmayı becermiş kendi gibi özel arkadaşlara sahip olmak gerçekten imtiyaz olurdu yaşamda. ideolojilerini aktarmak ve baskın kılmakta kendilerince * başarısız da olsalar; remy sonuna yaklaşırken çaresizliği hissettiğinde ''bu duyguyu anlayamıyorum araştırmam lazım'' diye kendini de yese, sonunda yaşamına yakışır bir biçimde ipler kendi elinde olarak, çaresizliği yenerek gidebildi*.
yaşamda bizi yönlendiren o büyük ideolojilerin çarpışması ve çıkan kıvılcımların sonunda başka bir istilaya sebep olduğunu göstermesi yönünden film kült olmayı fazlasıyla haketmiş.
2003 yılı en iyi yabancı film ödülünü de alan film realitenin dibine vurmuş. yaşamı dolduran şeylerin ölüme olan etkilerini gözümüze sokabilmiştir. neresinden bakarsanız bakın farklı bir şeyler bulup anlatmaya çalışmak mümkün. defalarca izlenesi bir film. etkliyor izleyiciyi. hem duygulara hem düşüncelere tokat atıyor, işe yarayıp dişe dokunanlardan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar