bugün
- kim kimi neden sevmiyor11
- yogartiksen40
- azerilerce tokatlanan akpli8
- antipanik6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- türküm doğruyum çalışkanım4
- güneşli sıcıcık bir edirne günü4
- uludağ sözlüğün kapanma vaktinin geldiği gerçeği7
- nervio adlı yazara uyarı11
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum4
- çocukluk yanılgıları2
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
- adana hava durumu3
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek5
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı4
- murat göğebakan3
- kolye24
- sinek as vs as maca4
- gazze için toplanan paranın fona aktarılması2
- protez tirnak2
- uçan araba3
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- iran'dan trump'ın moab tehdidine yanıt2
- iphone almak için neden6
- sözlükteki yazar olabilme kriterleri ve süreci5
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u2
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- dincileri niçin öldürmeliyiz3
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- tövbe etme vakti geçti2
- queen ravenna büyücülük okulu20
- öbür sözlükte kızlar teklif ediyormuş3
- 40 yıllık fenerbahçelinin acı isyanı7
- sarı teker vs sarı tutku4
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- amim parçalandı diyen kız9
- zürafa13
- bileklik11
- kaplan11
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- kalp14
- sözlükteki aptallar3
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- tutmayınca entry silmek6
- sözlüğün ölmek üzere olduğunu gösteren işaretler3
- aptalca başlık açan yazarlara prim vermek3
- cips cola5
- aslan9
- malmö3
- sözlüğün ölmüş olması3
bir çatışma mı yoksa bir bütünleşme olarak mı tanımlanmalı bilemiyorum lakin, film izlediklerim arasında sanırım en dolu olanıydı. etkileyici bir entellektüelliği, mükemmel bir anlamsızlığı barındırıyor.
yüzyılları, ideolojileri, değişimi; aile ve dostluk bağlarının, sevginin ve arayışın altına gizlenmiş. samanlıkta iğne de aratmıyor aslında. incelenen dönemlerle biraz alakalıysanız göndermeleri yakalarken aldığınız zevk tavan yapıyor zaten. 60'lar hümanislerinin günümüzün krallığını oluşturan gerçeklere aykırı yaşamı ve görüşlerinin bugün için nasıl da geçersiz kılındığı ortaya seriliyor; hüzün basıyor.
sapına kadar sosyalist bir babanın kendi yaşamını yüceltmek için kullandığı bireyselliği ve pozitif bencilliği yüzünden emperyal düzenin bir ferdi olmuş oğluyla olan ilişkisi, her iki ideolojinin de birbirleri üzerinde olan etkilerini gösterebiliyor oluşuyla da oldukça ilginçti.
remy'nin sonuna koştuğu anlarında bakıyoruz ki elinde kalan tek şey özlediği yaşamına ait olan anılar ve bu anıları canlı tutan dostlarıydı. deneyimlerle dolu harika bir yaşamın bile sona ererken bocalayışını, ulaşılabilecek yegane gerçeğin ise kurulan bağlarımız ile bir şey ifade edebileceğini haykırıyor film.
ne kadar çabalarsak çabalayalım ne olmaya çalışırsak olalım istilaya uğruyor ve değişiyor doğrular. ama hatalar da değişiyor aynı zamanda. inanılan doğruların başarısızlığı görülebilir olduğunda yapılan hatalar da değişime uğruyor ve birer doğru haline gelebiliyorlar. zaten insanın karakterini şekillendiren; diğer insanlarla iletişim biçimini belirleyen ve sona ulaştığımızda elimizde kalan gerçekleri gösteren, aslında hatalarımız değil midir? iki kuşak arasındaki farklılıklar eriyor; zıt gibi gözüken düşünceler arasındaki görülemeyen bağlar ortaya çıkabiliyor; dengeye erişiyor sonunda.
devletler, toplumlar, ve nihayet bireyler yavaş yavaş yanlışlarıyla ve kendilerini kabul edişleriyle bir bütünleşmeye varabilecekler. lakin bunun olabilmesi için hep bir çatışmaya ve baskın tarafın istilasına ihtiyaç duyulacak. kendimizden farklı olarak gördüğümüz şeylerin üzerimizde etkili olmaya başlamasını barbarlık olarak görüyoruz ve bu barbarlık asla son bulmayacak olan bir değişimin temsilcisi oluyor.
filmi, ister bir melodram olarak, isterseniz verdiği harika mesajlarla ideoloji provakatörü olarak izleyin tatmin olmamak imkansız. babanızla yada ailenizden birileriyle anlatılana benzer şekilde ayrı dünyalara sahipseniz kendinizden bi*şeyler buldukça daha da güzelleşiyor. zıt olarak görünenlerin bütünleşebildiğini görmek haz veriyor. ve nihayet ''o ne güzel bir yaşam ve ölümdür remy!'' dedirtiyorsa bu film gerçekten size hitap etmiştir.
remy karakterine ve hertürlü -izm olmayı becermiş kendi gibi özel arkadaşlara sahip olmak gerçekten imtiyaz olurdu yaşamda. ideolojilerini aktarmak ve baskın kılmakta kendilerince * başarısız da olsalar; remy sonuna yaklaşırken çaresizliği hissettiğinde ''bu duyguyu anlayamıyorum araştırmam lazım'' diye kendini de yese, sonunda yaşamına yakışır bir biçimde ipler kendi elinde olarak, çaresizliği yenerek gidebildi*.
yaşamda bizi yönlendiren o büyük ideolojilerin çarpışması ve çıkan kıvılcımların sonunda başka bir istilaya sebep olduğunu göstermesi yönünden film kült olmayı fazlasıyla haketmiş.
2003 yılı en iyi yabancı film ödülünü de alan film realitenin dibine vurmuş. yaşamı dolduran şeylerin ölüme olan etkilerini gözümüze sokabilmiştir. neresinden bakarsanız bakın farklı bir şeyler bulup anlatmaya çalışmak mümkün. defalarca izlenesi bir film. etkliyor izleyiciyi. hem duygulara hem düşüncelere tokat atıyor, işe yarayıp dişe dokunanlardan.
yüzyılları, ideolojileri, değişimi; aile ve dostluk bağlarının, sevginin ve arayışın altına gizlenmiş. samanlıkta iğne de aratmıyor aslında. incelenen dönemlerle biraz alakalıysanız göndermeleri yakalarken aldığınız zevk tavan yapıyor zaten. 60'lar hümanislerinin günümüzün krallığını oluşturan gerçeklere aykırı yaşamı ve görüşlerinin bugün için nasıl da geçersiz kılındığı ortaya seriliyor; hüzün basıyor.
sapına kadar sosyalist bir babanın kendi yaşamını yüceltmek için kullandığı bireyselliği ve pozitif bencilliği yüzünden emperyal düzenin bir ferdi olmuş oğluyla olan ilişkisi, her iki ideolojinin de birbirleri üzerinde olan etkilerini gösterebiliyor oluşuyla da oldukça ilginçti.
remy'nin sonuna koştuğu anlarında bakıyoruz ki elinde kalan tek şey özlediği yaşamına ait olan anılar ve bu anıları canlı tutan dostlarıydı. deneyimlerle dolu harika bir yaşamın bile sona ererken bocalayışını, ulaşılabilecek yegane gerçeğin ise kurulan bağlarımız ile bir şey ifade edebileceğini haykırıyor film.
ne kadar çabalarsak çabalayalım ne olmaya çalışırsak olalım istilaya uğruyor ve değişiyor doğrular. ama hatalar da değişiyor aynı zamanda. inanılan doğruların başarısızlığı görülebilir olduğunda yapılan hatalar da değişime uğruyor ve birer doğru haline gelebiliyorlar. zaten insanın karakterini şekillendiren; diğer insanlarla iletişim biçimini belirleyen ve sona ulaştığımızda elimizde kalan gerçekleri gösteren, aslında hatalarımız değil midir? iki kuşak arasındaki farklılıklar eriyor; zıt gibi gözüken düşünceler arasındaki görülemeyen bağlar ortaya çıkabiliyor; dengeye erişiyor sonunda.
devletler, toplumlar, ve nihayet bireyler yavaş yavaş yanlışlarıyla ve kendilerini kabul edişleriyle bir bütünleşmeye varabilecekler. lakin bunun olabilmesi için hep bir çatışmaya ve baskın tarafın istilasına ihtiyaç duyulacak. kendimizden farklı olarak gördüğümüz şeylerin üzerimizde etkili olmaya başlamasını barbarlık olarak görüyoruz ve bu barbarlık asla son bulmayacak olan bir değişimin temsilcisi oluyor.
filmi, ister bir melodram olarak, isterseniz verdiği harika mesajlarla ideoloji provakatörü olarak izleyin tatmin olmamak imkansız. babanızla yada ailenizden birileriyle anlatılana benzer şekilde ayrı dünyalara sahipseniz kendinizden bi*şeyler buldukça daha da güzelleşiyor. zıt olarak görünenlerin bütünleşebildiğini görmek haz veriyor. ve nihayet ''o ne güzel bir yaşam ve ölümdür remy!'' dedirtiyorsa bu film gerçekten size hitap etmiştir.
remy karakterine ve hertürlü -izm olmayı becermiş kendi gibi özel arkadaşlara sahip olmak gerçekten imtiyaz olurdu yaşamda. ideolojilerini aktarmak ve baskın kılmakta kendilerince * başarısız da olsalar; remy sonuna yaklaşırken çaresizliği hissettiğinde ''bu duyguyu anlayamıyorum araştırmam lazım'' diye kendini de yese, sonunda yaşamına yakışır bir biçimde ipler kendi elinde olarak, çaresizliği yenerek gidebildi*.
yaşamda bizi yönlendiren o büyük ideolojilerin çarpışması ve çıkan kıvılcımların sonunda başka bir istilaya sebep olduğunu göstermesi yönünden film kült olmayı fazlasıyla haketmiş.
2003 yılı en iyi yabancı film ödülünü de alan film realitenin dibine vurmuş. yaşamı dolduran şeylerin ölüme olan etkilerini gözümüze sokabilmiştir. neresinden bakarsanız bakın farklı bir şeyler bulup anlatmaya çalışmak mümkün. defalarca izlenesi bir film. etkliyor izleyiciyi. hem duygulara hem düşüncelere tokat atıyor, işe yarayıp dişe dokunanlardan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar