bugün
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz11
- akciğerden gelen cikleme sesleri7
- bir kilo patatesin 50 lira olması13
- zall'ın sözlükte bir kızla sevgili olması10
- en güzel sevişme12
- sözlükte dizi film konuşacak kimse olmaması3
- yeni parti34
- yemeğin yarısını yiyen kızlar3
- eye of tiger dinlerken saçı başı yırtmak3
- sigmund freud vs carl gustav jung4
- enayimiknatisii9
- geceleri ne yapılır5
- ibne miyim acaba diye sorgulamak7
- yeni parti seçmeni2
- güne bir şarkı bırak11
- çağrı filmindeki habeş kralı2
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı12
- kemal kılıçdaroğlu9
- ortalık çok karıştı ben yeni partiye vereceğim2
- dm de hadi biraz yaramazlık yapalım diyen kız3
- namazında niyazında erkek10
- kemal sunal izleyeceğime aynada götüme bakarım2
- sözlükte salça olunabilecek altenatif yazarlar14
- bu koyden olsam ne olacak18
- ağzından bilimi düşürmeyen tip3
- aylık 5 bin tl iyi para mıdır sorunsalı6
- fuhuş yapmayan içki içmeyen kumar oynamayan insan4
- nervio35
- tai lung9
- vermio11
- manifest dinleyerek düğüne hazırlanmak2
- kasiyer kıza nasıl açılırım23
- true çaylak olsun kampanyası9
- bir organınızdan vazgeçmeniz gerekse9
- true'yi yedirmeyiz7
- boyumun kaç cm olduğunu itiraf ediyorum3
- sinsice kavga izleyen yazarlar9
- sözlükte birbiriyle kavga eden yazarlar5
- insan olmaya ceyrek kala19
- ahmet sezer bey'in esprilerine gülmeyen insan6
- ben ahbap derneğine güveniyorum17
- imamların maaşı çok diyen öğretmen10
- pinhani4
- chp nin camileri ahır yapması6
- schopenhauer ve istenç kavramı2
- velvet53
- true'yi eskorta emanet etmek10
- ahmet sezer bey14
- seri gizli artı oy veren melek15
Değerli @aktifkarbon (askeri bir forumdaki üstad) hocam paylaşmış burada da bulunsun bu yazı.
Çok önemli bir konuya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Bildiğiniz üzere “Zeytin Dalı” operasyonu “Terör unsurlarına karşı” başarıyla devam etmektedir. Fakat gerek bölücü terör örgüt ve türevi isimlerin, gerekse iŞiD’in arkasında olan güçler, hinliklerine kesintisiz devam etmektedir. Bu operasyondan bizi alıkoyacak argümanlardan yoksunlar. Henüz!
Kimyasal silahların kullanımını engelleyen uluslar arası anlaşmalar olmasına rağmen, geçmişte kullananlar oldu. Fakat kitle imha sınıfına giren bu silahları kullanmak artık çok daha zor, zira bilgi ve iletişim çağında yaşıyoruz. Büyük bir uluslar arası kamuoyu baskısı oluşmakta ve uluslar arası topluluktan muhakkak bir cevap alınmakta. Suriye’de buna istisna değil.
Suriye'de ki uzun, rezil ve ahlaksız savaş sırasında birçok kimyasal silah haberi duyduk. Etrafta ağlayan ana babalar, sıra sıra yatırılmış cenazeler, çırpınan çaresiz insanlar görmek her vicdanı sızlatır. Böyle bir manzara karşısında yüreği dağlanmayan zaten insan değildir. Fakat biz bu sahneleri ve fotoğrafları incelerken maalesef üzülemedik. Çünkü bu yürek sızlatan görüntüler aslında “sahte” idi. Acemice yapılmış bir müsamere seviyesinde olan, amacı duygu sömürüsü olan, planlı bir medya eylemiydi.
Şimdi Ordumuz bölgede ilerlemeye başlamıştır. Görülen odur ki bu ilerlemenin sonucunda bölgede tek bir terörist kalmayacaktır. Kararlılığımız diğer dünya devletleri tarafından da fark edilmiştir. Gidişat odur ki teröristlerin kaçacak yerleri kalmayacaktır. Silahla istediğimizi yaparız diyenlerin silahlarının bir işe yaramadığını görmeleri durumunda yapacakları şey bellidir: “Duygu sömürüsü” Bu nedenle sosyal medya üzerinden başarılı bir karşı psikolojik operasyon yürütüyoruz. Ve yine bu nedenle artık terörist ağababalarının başlatmayı planladığı “Küresel Çaptaki Duygu Sömürüsü ve Algı Operasyonuna” zamanında Dur! dememiz gerekmektedir.
Ortadoğu’nun duygu sömürü yöntemleri eskiden klasikti. Ya çocukları öne sürer taş attırırlar, ya da sivillerin arasından ateş ederlerdi. Fakat artık bunun işe yaramadığı durumları görmekteyiz. Yeni yöntem ise bunu yepyeni ve küresel bir seviyeye çıkaran: "Zalimler kimyasal silah attı, çoluk çocuk kıvrana kıvrana öldü!" lafları ve müsamereleridir. Bu batı için yeni bir trenddir ve çok güzel iş görmektedir. Ama gerçekte ne biri kimyasal silah atmıştır, ne de kimyasal silahtan ölen vardır.
Şimdi terörist uşakları köşeye sıkışıp planları sekteye uğradı. Birden bire kimyasal silah lafları çıkmaya başladı. Dünyadaki halklara, kimyasal silahların nasıl kötü olduğunu anlatan toplantılar yapıldı, köşe yazıları yayınlanmaya başladı. BM ABD temsilcisinin bu husustaki suçlamalarını hatırlayınız, daha birkaç gün olmadı.
Afrin bölgesindeki teröristlerin silah zoruyla kurtulmaları mümkün değil. Bu nedenle uygulayacakları yöntem şimdiden kendini belli etmiştir. Afrin’in güneyinde yeni bir kimyasal tiyatro hazırlanmaktadır. Video ve resimlerle sosyal medyaya yürek yakan sahneler servis edilecektir. Bu yürek burkan ama sahte senaryodan sonra, sonra batılı ve sözde (!) insani yardım örgütleri derhal yardıma koşacak, onların güvenliğini sağlamak için kendi ülkelerinin askerleri de bölgeye doluşacak. Ve uluslar arası kamuoyu baskısıyla bizler ses çıkaramayacağız. Belki de sınırlarımızı gelen birliklere açmak zorunda bırakılacağız. Tabiatıyla bu kadar karışık bir ortamda bizim “Zeytin Dalı Operasyonuna” devam etmemiz imkansız hale getirilecek.
Fakat biz ikiyüzlü ve çıkarcı bir millet değiliz. Batılıların sözde kimyasal silah uzmanları gibi, gerçeği bilip sessiz kalmamız söz konusu bile olamaz. Yutmadık ve kimseye de yutturmayacağız. Bu nedenle açık bir uyarı metni kaleme aldık:
Bakınız bazı bilgiler artık evrenseldir. Mesela: Kimyasal silahı kullanmak için uygun hava koşulları çok önemlidir. Uygun olmayan hava koşullarında silahınız kimseyi öldüremez veya zarar veremez. Fakat uygun koşullarda aynı silahla binlerce insana zarar verebilirsiniz. Çünkü yağmur, sis, alçak hava basıncı, soğuk kimyasal etkiyi oldukça minimize eder. Rüzgar ise sürükler. Bu detayları konuya vakıf herkes bilmektedir. Kalkıp bölgede hüküm süren mevcut iklim şartlarında bu numarayı yapamazlar.
Fakat hafta sonu itibariyle bu durum değişecektir. Özellikle pazar günü bölgede güneşli ikinci gün olacaktır ve koşullar oldukça müsait hale gelecektir. Ayrıca böylesi bir tiyatroyu dünyaya rahat duyurmak için en uygun zaman hafta sonu olacaktır. Zira insanlar işlerinin dışında daha çok televizyon seyreder, sosyal medyaya girerler, bu sayede haberler çok daha hızlı yayılır. Haberin yayılma hızı ne kadar fazla olursa, gelen haberi sorgulamak o kadar zorlaşır. Bu nedenle lütfen 28 Ocak 2018 Pazar gününe dikkat edelim.
Bu duyuruyu kaleme almamızın çok önemli iki sebebi daha var. Çünkü uluslar arası medyayı sürekli izleyen gönüllü arkadaşlarımız, konu üzerinde gerek haber, gerek bağlı uzman yorumlarında, ayrıca diplomatik ataklarda kayda değer bir artış tespit etmiştir. Asıl ilginç olan ise sürekli sosyal medyada teröristlerin dezenformasyonlarına karşı psikolojik operasyon yürüten arkadaşlarımız, aynı hareketliliği birden fazla kanaldan tespit etmiştir. Yaptığımız kontra PsyOp’larla “hashtag” kullanımı ve iletişim yetenekleri oldukça azalan teröristler ve batılı destekçileri, “twitterstorm” yöntemine yönelmektedir. Bu grupların yaptığı denemeler, hashtagler ve sosyal medyada oluşturulan pikler de ulaştığımız kanaati destekler niteliktedir.
Bu nedenle şimdiden bilinçlenmemiz ve karşı koyarak bu planlarını sekteye uğratmamız şarttır. Konu ve konuya olan ilginiz desteğiniz son derece hayatidir. Dikkatinize arz ederiz.
Çok önemli bir konuya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Bildiğiniz üzere “Zeytin Dalı” operasyonu “Terör unsurlarına karşı” başarıyla devam etmektedir. Fakat gerek bölücü terör örgüt ve türevi isimlerin, gerekse iŞiD’in arkasında olan güçler, hinliklerine kesintisiz devam etmektedir. Bu operasyondan bizi alıkoyacak argümanlardan yoksunlar. Henüz!
Kimyasal silahların kullanımını engelleyen uluslar arası anlaşmalar olmasına rağmen, geçmişte kullananlar oldu. Fakat kitle imha sınıfına giren bu silahları kullanmak artık çok daha zor, zira bilgi ve iletişim çağında yaşıyoruz. Büyük bir uluslar arası kamuoyu baskısı oluşmakta ve uluslar arası topluluktan muhakkak bir cevap alınmakta. Suriye’de buna istisna değil.
Suriye'de ki uzun, rezil ve ahlaksız savaş sırasında birçok kimyasal silah haberi duyduk. Etrafta ağlayan ana babalar, sıra sıra yatırılmış cenazeler, çırpınan çaresiz insanlar görmek her vicdanı sızlatır. Böyle bir manzara karşısında yüreği dağlanmayan zaten insan değildir. Fakat biz bu sahneleri ve fotoğrafları incelerken maalesef üzülemedik. Çünkü bu yürek sızlatan görüntüler aslında “sahte” idi. Acemice yapılmış bir müsamere seviyesinde olan, amacı duygu sömürüsü olan, planlı bir medya eylemiydi.
Şimdi Ordumuz bölgede ilerlemeye başlamıştır. Görülen odur ki bu ilerlemenin sonucunda bölgede tek bir terörist kalmayacaktır. Kararlılığımız diğer dünya devletleri tarafından da fark edilmiştir. Gidişat odur ki teröristlerin kaçacak yerleri kalmayacaktır. Silahla istediğimizi yaparız diyenlerin silahlarının bir işe yaramadığını görmeleri durumunda yapacakları şey bellidir: “Duygu sömürüsü” Bu nedenle sosyal medya üzerinden başarılı bir karşı psikolojik operasyon yürütüyoruz. Ve yine bu nedenle artık terörist ağababalarının başlatmayı planladığı “Küresel Çaptaki Duygu Sömürüsü ve Algı Operasyonuna” zamanında Dur! dememiz gerekmektedir.
Ortadoğu’nun duygu sömürü yöntemleri eskiden klasikti. Ya çocukları öne sürer taş attırırlar, ya da sivillerin arasından ateş ederlerdi. Fakat artık bunun işe yaramadığı durumları görmekteyiz. Yeni yöntem ise bunu yepyeni ve küresel bir seviyeye çıkaran: "Zalimler kimyasal silah attı, çoluk çocuk kıvrana kıvrana öldü!" lafları ve müsamereleridir. Bu batı için yeni bir trenddir ve çok güzel iş görmektedir. Ama gerçekte ne biri kimyasal silah atmıştır, ne de kimyasal silahtan ölen vardır.
Şimdi terörist uşakları köşeye sıkışıp planları sekteye uğradı. Birden bire kimyasal silah lafları çıkmaya başladı. Dünyadaki halklara, kimyasal silahların nasıl kötü olduğunu anlatan toplantılar yapıldı, köşe yazıları yayınlanmaya başladı. BM ABD temsilcisinin bu husustaki suçlamalarını hatırlayınız, daha birkaç gün olmadı.
Afrin bölgesindeki teröristlerin silah zoruyla kurtulmaları mümkün değil. Bu nedenle uygulayacakları yöntem şimdiden kendini belli etmiştir. Afrin’in güneyinde yeni bir kimyasal tiyatro hazırlanmaktadır. Video ve resimlerle sosyal medyaya yürek yakan sahneler servis edilecektir. Bu yürek burkan ama sahte senaryodan sonra, sonra batılı ve sözde (!) insani yardım örgütleri derhal yardıma koşacak, onların güvenliğini sağlamak için kendi ülkelerinin askerleri de bölgeye doluşacak. Ve uluslar arası kamuoyu baskısıyla bizler ses çıkaramayacağız. Belki de sınırlarımızı gelen birliklere açmak zorunda bırakılacağız. Tabiatıyla bu kadar karışık bir ortamda bizim “Zeytin Dalı Operasyonuna” devam etmemiz imkansız hale getirilecek.
Fakat biz ikiyüzlü ve çıkarcı bir millet değiliz. Batılıların sözde kimyasal silah uzmanları gibi, gerçeği bilip sessiz kalmamız söz konusu bile olamaz. Yutmadık ve kimseye de yutturmayacağız. Bu nedenle açık bir uyarı metni kaleme aldık:
Bakınız bazı bilgiler artık evrenseldir. Mesela: Kimyasal silahı kullanmak için uygun hava koşulları çok önemlidir. Uygun olmayan hava koşullarında silahınız kimseyi öldüremez veya zarar veremez. Fakat uygun koşullarda aynı silahla binlerce insana zarar verebilirsiniz. Çünkü yağmur, sis, alçak hava basıncı, soğuk kimyasal etkiyi oldukça minimize eder. Rüzgar ise sürükler. Bu detayları konuya vakıf herkes bilmektedir. Kalkıp bölgede hüküm süren mevcut iklim şartlarında bu numarayı yapamazlar.
Fakat hafta sonu itibariyle bu durum değişecektir. Özellikle pazar günü bölgede güneşli ikinci gün olacaktır ve koşullar oldukça müsait hale gelecektir. Ayrıca böylesi bir tiyatroyu dünyaya rahat duyurmak için en uygun zaman hafta sonu olacaktır. Zira insanlar işlerinin dışında daha çok televizyon seyreder, sosyal medyaya girerler, bu sayede haberler çok daha hızlı yayılır. Haberin yayılma hızı ne kadar fazla olursa, gelen haberi sorgulamak o kadar zorlaşır. Bu nedenle lütfen 28 Ocak 2018 Pazar gününe dikkat edelim.
Bu duyuruyu kaleme almamızın çok önemli iki sebebi daha var. Çünkü uluslar arası medyayı sürekli izleyen gönüllü arkadaşlarımız, konu üzerinde gerek haber, gerek bağlı uzman yorumlarında, ayrıca diplomatik ataklarda kayda değer bir artış tespit etmiştir. Asıl ilginç olan ise sürekli sosyal medyada teröristlerin dezenformasyonlarına karşı psikolojik operasyon yürüten arkadaşlarımız, aynı hareketliliği birden fazla kanaldan tespit etmiştir. Yaptığımız kontra PsyOp’larla “hashtag” kullanımı ve iletişim yetenekleri oldukça azalan teröristler ve batılı destekçileri, “twitterstorm” yöntemine yönelmektedir. Bu grupların yaptığı denemeler, hashtagler ve sosyal medyada oluşturulan pikler de ulaştığımız kanaati destekler niteliktedir.
Bu nedenle şimdiden bilinçlenmemiz ve karşı koyarak bu planlarını sekteye uğratmamız şarttır. Konu ve konuya olan ilginiz desteğiniz son derece hayatidir. Dikkatinize arz ederiz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar