bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- ütü13
- galatasaray6
- galatasaray 3 rennes 33
- en tehlikeli insan tipleri2
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- çay içen kız10
- mutsuz olmak3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- rennes2
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- duyulan en ilginç isim5
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- oralet içen erkek5
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- kalem4
- çaya şeker atan erkek5
- anın fotoğrafı14
- erdal beşikçioğlu8
- uludağ sözlük çeteleri9
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- yerinde dur3
- yıkık yazarlar4
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- latte içen erkek4
- dolma kalem3
- patates kızartması4
- doa otomatı3
- en boktan on yıl7
- ona bir şey söyle13
- selam sözlük2
- telefona cevap vermeyen kız3
- kasa daima kazanır2
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- gocu bak bi5
- düşün ki o bunu okuyor4
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- ayrılık8
- en gey özelliğiniz3
- köpektapar2
- bik bik bik bik bik bik diye öten horoz2
- iq düşüren şeyler3
bugün güzel bir yazı yazmış yazardır.
inter arma enim silent legas
mevsim kış, hava kasvetli. siyasi hava ise kış gelmeden önce de kasvetliydi. şu günlerde anayasa mahkemesi ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlıklar ve hukuk düzeninin açık açık çiğnenmesi kasveti katmerledi. onunla birlikte de afrin başladı.
bu soğuk ve karanlık ocak sabahında sabah gazetesine bakıyorum. yavuz donat yazısına şöyle başlamış:
şimdi birlik ve beraberlik zamanı. iç çekişmeleri askıya alalım. söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.
birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla muhtaç olduğumuz bu günler den başka günlerde yaşadığımı ben hatırlamıyorum. gene böyle günlerde olduğumuza göre elbette iç çekişmeleri askıya almamız gerek. örneğin yerli ve milli”anayasal düzenimiz, anayasa mahkemesi nin kararını hiçe sayan ağır ceza mahkemesi kararı (ve arkadaki hükümet ve bakanlık tutumu) ile daha da yerli ve milli bir aşamaya geçmiş olabilir, ama şimdi bunu tartışmanın zamanı değil. cumhurbaşkanı politikasıyla çatmadığımız pek fazla ülke olmadığına göre, afrin, menbiç, müziç, derken yerli ve milli sorunların da ardı arkası gelmeyeceğini tahmin edebiliriz. bunların her biri iç çekişmeleri askıya almayı gerektirecek ciddiyete sahip olacaktır. dolayısıyla faşizmin ilânı anlamını taşıyan daha birçok khk v.b. uygulama karşısında itiraz, eleştiri, uyarı gibi iktidardan ayrı baş çeken yollara sapmamalı, askıya ala ala yolumuza devam etmeliyiz.
zaten “zeytin dalı harekâtı nın üçüncü gününde iktidar iç denilen tarafa da bir zeytin dalı uzattı: başbakan, destek olan hedef olur” dedi; cumhurbaşkanı güvenlik gücü boynunuzda” ve meydana çıkan bedelini öder dedi. iktidar açısından bu atmosferin devamlı kılınmasının bir hedef olduğu anlaşılıyor. türkiye nin ideolojik ortamında, hdp dışında kalan muhalefet zaten alınması gereken mesajı aldı ve verilmesi gereken desteği de vermeye başladı.
birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla muhtaç olmadığımız bir gün yaşamadık. ama bu kadar kavga, gürültü içinde geçen günler de yaşamamıştık. cumhurbaşkanı’nın iktidarın sürekliliği gerilimin kalıcılığına bağlıdır politikası sonucunda içeride ve dışarıda kavgalı olmadığımız birini bulmamız hayli güç. üstelik, bu zorlayıcı koşullardan kurtulmak için aldığımız tedbirler de uzun vadede ferahlık sağlayacak nitelikte şeyler değil. örneğin şu şimdiki durum: cumhurbaşkanı nın kullandığı terminolojiye göre ezip geçeceğiz. peki, nereye geçmiş olacağız? afrin’den pyd güçleri çekilebilir elbette. o zaman bu sorun bitmiş mi oluyor?
ezip geçme türünden terminolojilerle tanımlanan çözümler hiçbir zaman uzun vadeli, kalıcı çözümler olmaz. bir kere bu terimlerin açtığı yola girdiniz mi, durumu düzeltmek üzere yaptığımız her şey geleceğin belâlarının tohumları ekmek olur.
hasılı, mevsim kış, hava soğuk, ama siyasetin havası daha da kasvetli. çok eski bir hikmet bu; roma da bir atasözüydü: Inter arma enim silent legas. yani, silahlar arasında kalınca yasa susar ya da sessizlik egemen olur.
iktidara da zaten bunun için gerekli afrin harekâtı türünden olaylar, gerilimler. gazeteler yazacak, rakam verecek, şu kadar tank sınırı geçti diyecek, şu kadar uçak kalktı diyecek. bunlar bir düzeyde maddi somut düzeyde afrin e gidecek; ama manevi-soyut düzeyde türkiye’de var olan siyasi iktidarın performansını eleştirenlere yönelecek.
bu durum da bize demokrasiyle ilgili bir ölçüt veriyor. abraham lincoln demokrasi için çırpınmış bir başkandı. ama iç savaş yıllarında bir temel hakkın (habeas corpus) geçici olarak askıya alınmasını talep etti. o zaman amerika nın yüksek mahkemesi savaşta da bunu yapamayacağına karar verdi. askıya alınmadı.
bizim anayasa mahkemesi benzer karar verse, hükümet uygulamaz, uygulatmaz. demokrasi yolunda nerede olduğumuzu da gösterir bu durum, gösteriyor.
http://t24.com.tr/yazarla...a-enim-silent-legas,19005
inter arma enim silent legas
mevsim kış, hava kasvetli. siyasi hava ise kış gelmeden önce de kasvetliydi. şu günlerde anayasa mahkemesi ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlıklar ve hukuk düzeninin açık açık çiğnenmesi kasveti katmerledi. onunla birlikte de afrin başladı.
bu soğuk ve karanlık ocak sabahında sabah gazetesine bakıyorum. yavuz donat yazısına şöyle başlamış:
şimdi birlik ve beraberlik zamanı. iç çekişmeleri askıya alalım. söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.
birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla muhtaç olduğumuz bu günler den başka günlerde yaşadığımı ben hatırlamıyorum. gene böyle günlerde olduğumuza göre elbette iç çekişmeleri askıya almamız gerek. örneğin yerli ve milli”anayasal düzenimiz, anayasa mahkemesi nin kararını hiçe sayan ağır ceza mahkemesi kararı (ve arkadaki hükümet ve bakanlık tutumu) ile daha da yerli ve milli bir aşamaya geçmiş olabilir, ama şimdi bunu tartışmanın zamanı değil. cumhurbaşkanı politikasıyla çatmadığımız pek fazla ülke olmadığına göre, afrin, menbiç, müziç, derken yerli ve milli sorunların da ardı arkası gelmeyeceğini tahmin edebiliriz. bunların her biri iç çekişmeleri askıya almayı gerektirecek ciddiyete sahip olacaktır. dolayısıyla faşizmin ilânı anlamını taşıyan daha birçok khk v.b. uygulama karşısında itiraz, eleştiri, uyarı gibi iktidardan ayrı baş çeken yollara sapmamalı, askıya ala ala yolumuza devam etmeliyiz.
zaten “zeytin dalı harekâtı nın üçüncü gününde iktidar iç denilen tarafa da bir zeytin dalı uzattı: başbakan, destek olan hedef olur” dedi; cumhurbaşkanı güvenlik gücü boynunuzda” ve meydana çıkan bedelini öder dedi. iktidar açısından bu atmosferin devamlı kılınmasının bir hedef olduğu anlaşılıyor. türkiye nin ideolojik ortamında, hdp dışında kalan muhalefet zaten alınması gereken mesajı aldı ve verilmesi gereken desteği de vermeye başladı.
birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla muhtaç olmadığımız bir gün yaşamadık. ama bu kadar kavga, gürültü içinde geçen günler de yaşamamıştık. cumhurbaşkanı’nın iktidarın sürekliliği gerilimin kalıcılığına bağlıdır politikası sonucunda içeride ve dışarıda kavgalı olmadığımız birini bulmamız hayli güç. üstelik, bu zorlayıcı koşullardan kurtulmak için aldığımız tedbirler de uzun vadede ferahlık sağlayacak nitelikte şeyler değil. örneğin şu şimdiki durum: cumhurbaşkanı nın kullandığı terminolojiye göre ezip geçeceğiz. peki, nereye geçmiş olacağız? afrin’den pyd güçleri çekilebilir elbette. o zaman bu sorun bitmiş mi oluyor?
ezip geçme türünden terminolojilerle tanımlanan çözümler hiçbir zaman uzun vadeli, kalıcı çözümler olmaz. bir kere bu terimlerin açtığı yola girdiniz mi, durumu düzeltmek üzere yaptığımız her şey geleceğin belâlarının tohumları ekmek olur.
hasılı, mevsim kış, hava soğuk, ama siyasetin havası daha da kasvetli. çok eski bir hikmet bu; roma da bir atasözüydü: Inter arma enim silent legas. yani, silahlar arasında kalınca yasa susar ya da sessizlik egemen olur.
iktidara da zaten bunun için gerekli afrin harekâtı türünden olaylar, gerilimler. gazeteler yazacak, rakam verecek, şu kadar tank sınırı geçti diyecek, şu kadar uçak kalktı diyecek. bunlar bir düzeyde maddi somut düzeyde afrin e gidecek; ama manevi-soyut düzeyde türkiye’de var olan siyasi iktidarın performansını eleştirenlere yönelecek.
bu durum da bize demokrasiyle ilgili bir ölçüt veriyor. abraham lincoln demokrasi için çırpınmış bir başkandı. ama iç savaş yıllarında bir temel hakkın (habeas corpus) geçici olarak askıya alınmasını talep etti. o zaman amerika nın yüksek mahkemesi savaşta da bunu yapamayacağına karar verdi. askıya alınmadı.
bizim anayasa mahkemesi benzer karar verse, hükümet uygulamaz, uygulatmaz. demokrasi yolunda nerede olduğumuzu da gösterir bu durum, gösteriyor.
http://t24.com.tr/yazarla...a-enim-silent-legas,19005
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar