bugün
- mustafa kemal atatürk4
- kemalist dünya23
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet14
- true'nun çaylak olması17
- kitabı yazarın mezarına bırakıp gitmek3
- hırt2
- trump ara seçimleri kaybederse soruşturma geçirir2
- 7 aydır berlinde yaşıyorum soruları alayım2
- şevval şahin2
- kadir inanır17
- antalyada üşümek3
- türk soyu ve arap soyu birdir9
- hapşırmak2
- velvet28
- aşk3
- hiçbir şey yapmadığınız halde aşık olan erkekler3
- üniversitelerin gereksiz olması13
- fatsalı kadir'in yeşilçam'a uzanan hikayesi2
- ispanya'nın uruguay'ı elemesi2
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- evagreen2
- israil6
- ona bir şey söyle9
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı10
- aile evinde yaşamak13
- yeni bir kitaba başlama sorunu3
- 2026 dünya kupası27
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- sedat pekmez21
- yazarların iyi olduğu konular9
- sözlüğü bırakmak istemek8
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- salak erkek neden bu kadar çok8
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- futbol21
- galatasaray lobisi11
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi11
- seri gizli artı oy veren melek7
- barda şişenin üstüne oturmuş kız görmek5
- anın görüntüsü17
- a milli futbol takımı'nın dünya kupası ndan dönüşü2
- birader yazar olmak12
- memesi güzel olan bir kadını alıp çıkacağım4
- 85 milyon kişi uludağ sözlük'ü okuyor14
- eski sevgilinin dolgun göğüslerini özlemek7
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- hızlı para kazanmanın yolları14
- yeni tanışılan kızdan istemek5
- 26 haziran 20266
- özlü sözler5
(#38433755) bu girdiyi kitaba başlamadan hemen önce yazmıştım. Bir kaç saat önce kitabı bitirdim. Ve kitabın hissettirdiklerini daha detaylı olarak yazmak istedim.
Bazı yerlerde kitabı bir kenara atıp hıçkıra hıçkıra, söve söve ağlamak istiyorsunuz ama bu mümkün olmuyor. içinizdeki uçsuz bucaksız merak engel oluyor ağlamanıza. Sinirinizi bozuyor, sivilceler çıkarıyorsunuz, boğazınıza bir yumru oturuyor ama ağlayamıyorsunuz. Bazı yerlerde Duygu ''çok utanıyorum'', ''yüzüm kırmızıdan mora dönerken...'' gibi utandığını belli eden cümleler kuruyor. Lütfen gidip tam o an yüzünüzün rengine bakın. Sarıdan siyaha kadar her rengi bulabiliyorsunuz yüzünüzde. Bu nedenle rahatlıkla kitabın yarısını mosmor bir suratla okudum diyebilirim.
Kitap kapattığınızda öylece kalmıyor. Siz günlük yaşamınıza devam edip işlerinizi yaparken kafanızın bir köşesi ''Duygu ne yaptı, Sedat nasıl, Ali'm iyi mi, Bekir ne yapıyor, o iş çözüldü mü, bu böyle oldu mu, şu olduktan sonra ne olacak'' diye dönüp duruyor.
Kitap bir takım şeyleri meşrulaştırma algısı da oluşturuyor. Zamanla insanların değiştiğini, değişebileceğini, aslında bu değişimin bir tür zorunluluk olduğunu gösteriyor. Bir takım şeylerdeki önyargıyı yıkıyor ve bu yıkım huzurla huzursuzluk arası bir duygu uyandırıyor. Kitaptan önce ''kesinlikle bunu normal göremezdim ben'' dediğiniz bir şeye kitaptan sonra ''aman canım neler neler yapıyor millet'' demeye başlıyorsunuz.
Karakterler gerçekten yanınızda varmış gibi hissediyorsunuz. Mesela bir şey oluyor Ali'ye doya doya ''Ali'm'' diye sarılmak istiyorsunuz ama sarılabileceğiniz hiç kimse yok. ''Az önce buradaydın be Ali'm...'' dediğinizi sesinizi duyduktan sonra insanlar size tuhaf tuhaf baktıklarında anlıyorsunuz. Şizofrenik, sanrısal bir dünyanın içinde kaybolmuş gibi hissediyorsunuz.
Bu serinin ilk kitabı. Sonrasında sırasıyla Ali'm, Bekir ve Sedat var. Birazdan Ali'm'e başlayacağım. Kitaptan umudum yüksek çünkü bu dörtlüde en çok onu sevdim. Ah be Ali'm...
Bazı yerlerde kitabı bir kenara atıp hıçkıra hıçkıra, söve söve ağlamak istiyorsunuz ama bu mümkün olmuyor. içinizdeki uçsuz bucaksız merak engel oluyor ağlamanıza. Sinirinizi bozuyor, sivilceler çıkarıyorsunuz, boğazınıza bir yumru oturuyor ama ağlayamıyorsunuz. Bazı yerlerde Duygu ''çok utanıyorum'', ''yüzüm kırmızıdan mora dönerken...'' gibi utandığını belli eden cümleler kuruyor. Lütfen gidip tam o an yüzünüzün rengine bakın. Sarıdan siyaha kadar her rengi bulabiliyorsunuz yüzünüzde. Bu nedenle rahatlıkla kitabın yarısını mosmor bir suratla okudum diyebilirim.
Kitap kapattığınızda öylece kalmıyor. Siz günlük yaşamınıza devam edip işlerinizi yaparken kafanızın bir köşesi ''Duygu ne yaptı, Sedat nasıl, Ali'm iyi mi, Bekir ne yapıyor, o iş çözüldü mü, bu böyle oldu mu, şu olduktan sonra ne olacak'' diye dönüp duruyor.
Kitap bir takım şeyleri meşrulaştırma algısı da oluşturuyor. Zamanla insanların değiştiğini, değişebileceğini, aslında bu değişimin bir tür zorunluluk olduğunu gösteriyor. Bir takım şeylerdeki önyargıyı yıkıyor ve bu yıkım huzurla huzursuzluk arası bir duygu uyandırıyor. Kitaptan önce ''kesinlikle bunu normal göremezdim ben'' dediğiniz bir şeye kitaptan sonra ''aman canım neler neler yapıyor millet'' demeye başlıyorsunuz.
Karakterler gerçekten yanınızda varmış gibi hissediyorsunuz. Mesela bir şey oluyor Ali'ye doya doya ''Ali'm'' diye sarılmak istiyorsunuz ama sarılabileceğiniz hiç kimse yok. ''Az önce buradaydın be Ali'm...'' dediğinizi sesinizi duyduktan sonra insanlar size tuhaf tuhaf baktıklarında anlıyorsunuz. Şizofrenik, sanrısal bir dünyanın içinde kaybolmuş gibi hissediyorsunuz.
Bu serinin ilk kitabı. Sonrasında sırasıyla Ali'm, Bekir ve Sedat var. Birazdan Ali'm'e başlayacağım. Kitaptan umudum yüksek çünkü bu dörtlüde en çok onu sevdim. Ah be Ali'm...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar