bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- uyudun mu mesajı8
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar8
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması10
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek11
- sözlük yazarlarına güvenmek15
- fazla samimiyet9
- boyumun 2 cm kısalması21
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler8
- anın görüntüsü26
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır7
- uzun saçlı küpeli dövmeli hukuk okuyan erkek5
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- 64 5 yaşında yks'ye hazırlanmak4
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- otelde sevişmek8
- küpe takan adama kız vermem diyen baba4
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- teoman'ın 60 yaşına girmesi6
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- kocanızın kulağını deldirir misiniz4
- geçmişe takılıp kalmak4
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- kulak memesi delik bir erkeği ciddiye almak4
- nev10
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- mal mıyım sorunsalı13
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- ktç2
- kiraz cicegi kolonyasi41
- truesuzluk2
- küt saçlı hatun12
- sözlüğe elini ayağını atan tipler3
- arda turan2
- gece zurna dürüm söylemek2
- arabada sevişmek2
- ilk türettigim sözcük4
- hasidikler2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- hiçbir zaman gönlü alınan biri olmamak4
- sözlükte elini paylaşan erkekle ciddi düşünmek2
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- fazla düşünceli olmak4
- arkadaşlar bakar mısınız6
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- midye tava4
- gece gece gelen kaşarlı sucuklu tost kokusu3
- sözlük yazarlarının saatleri8
(#38433755) bu girdiyi kitaba başlamadan hemen önce yazmıştım. Bir kaç saat önce kitabı bitirdim. Ve kitabın hissettirdiklerini daha detaylı olarak yazmak istedim.
Bazı yerlerde kitabı bir kenara atıp hıçkıra hıçkıra, söve söve ağlamak istiyorsunuz ama bu mümkün olmuyor. içinizdeki uçsuz bucaksız merak engel oluyor ağlamanıza. Sinirinizi bozuyor, sivilceler çıkarıyorsunuz, boğazınıza bir yumru oturuyor ama ağlayamıyorsunuz. Bazı yerlerde Duygu ''çok utanıyorum'', ''yüzüm kırmızıdan mora dönerken...'' gibi utandığını belli eden cümleler kuruyor. Lütfen gidip tam o an yüzünüzün rengine bakın. Sarıdan siyaha kadar her rengi bulabiliyorsunuz yüzünüzde. Bu nedenle rahatlıkla kitabın yarısını mosmor bir suratla okudum diyebilirim.
Kitap kapattığınızda öylece kalmıyor. Siz günlük yaşamınıza devam edip işlerinizi yaparken kafanızın bir köşesi ''Duygu ne yaptı, Sedat nasıl, Ali'm iyi mi, Bekir ne yapıyor, o iş çözüldü mü, bu böyle oldu mu, şu olduktan sonra ne olacak'' diye dönüp duruyor.
Kitap bir takım şeyleri meşrulaştırma algısı da oluşturuyor. Zamanla insanların değiştiğini, değişebileceğini, aslında bu değişimin bir tür zorunluluk olduğunu gösteriyor. Bir takım şeylerdeki önyargıyı yıkıyor ve bu yıkım huzurla huzursuzluk arası bir duygu uyandırıyor. Kitaptan önce ''kesinlikle bunu normal göremezdim ben'' dediğiniz bir şeye kitaptan sonra ''aman canım neler neler yapıyor millet'' demeye başlıyorsunuz.
Karakterler gerçekten yanınızda varmış gibi hissediyorsunuz. Mesela bir şey oluyor Ali'ye doya doya ''Ali'm'' diye sarılmak istiyorsunuz ama sarılabileceğiniz hiç kimse yok. ''Az önce buradaydın be Ali'm...'' dediğinizi sesinizi duyduktan sonra insanlar size tuhaf tuhaf baktıklarında anlıyorsunuz. Şizofrenik, sanrısal bir dünyanın içinde kaybolmuş gibi hissediyorsunuz.
Bu serinin ilk kitabı. Sonrasında sırasıyla Ali'm, Bekir ve Sedat var. Birazdan Ali'm'e başlayacağım. Kitaptan umudum yüksek çünkü bu dörtlüde en çok onu sevdim. Ah be Ali'm...
Bazı yerlerde kitabı bir kenara atıp hıçkıra hıçkıra, söve söve ağlamak istiyorsunuz ama bu mümkün olmuyor. içinizdeki uçsuz bucaksız merak engel oluyor ağlamanıza. Sinirinizi bozuyor, sivilceler çıkarıyorsunuz, boğazınıza bir yumru oturuyor ama ağlayamıyorsunuz. Bazı yerlerde Duygu ''çok utanıyorum'', ''yüzüm kırmızıdan mora dönerken...'' gibi utandığını belli eden cümleler kuruyor. Lütfen gidip tam o an yüzünüzün rengine bakın. Sarıdan siyaha kadar her rengi bulabiliyorsunuz yüzünüzde. Bu nedenle rahatlıkla kitabın yarısını mosmor bir suratla okudum diyebilirim.
Kitap kapattığınızda öylece kalmıyor. Siz günlük yaşamınıza devam edip işlerinizi yaparken kafanızın bir köşesi ''Duygu ne yaptı, Sedat nasıl, Ali'm iyi mi, Bekir ne yapıyor, o iş çözüldü mü, bu böyle oldu mu, şu olduktan sonra ne olacak'' diye dönüp duruyor.
Kitap bir takım şeyleri meşrulaştırma algısı da oluşturuyor. Zamanla insanların değiştiğini, değişebileceğini, aslında bu değişimin bir tür zorunluluk olduğunu gösteriyor. Bir takım şeylerdeki önyargıyı yıkıyor ve bu yıkım huzurla huzursuzluk arası bir duygu uyandırıyor. Kitaptan önce ''kesinlikle bunu normal göremezdim ben'' dediğiniz bir şeye kitaptan sonra ''aman canım neler neler yapıyor millet'' demeye başlıyorsunuz.
Karakterler gerçekten yanınızda varmış gibi hissediyorsunuz. Mesela bir şey oluyor Ali'ye doya doya ''Ali'm'' diye sarılmak istiyorsunuz ama sarılabileceğiniz hiç kimse yok. ''Az önce buradaydın be Ali'm...'' dediğinizi sesinizi duyduktan sonra insanlar size tuhaf tuhaf baktıklarında anlıyorsunuz. Şizofrenik, sanrısal bir dünyanın içinde kaybolmuş gibi hissediyorsunuz.
Bu serinin ilk kitabı. Sonrasında sırasıyla Ali'm, Bekir ve Sedat var. Birazdan Ali'm'e başlayacağım. Kitaptan umudum yüksek çünkü bu dörtlüde en çok onu sevdim. Ah be Ali'm...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar