bugün
- kadınlar mı daha zeki erkekler mi sorunu4
- sözlükteki yapay zekaya pandik atmak4
- bu koyden olsam ne olacak5
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır6
- lahmacunu çatal bıçakla yemek3
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- yakışıklı seri katil3
- kelebeklerin bir boka yaramaması4
- en güzel bisküvinin probis olması3
- neden 1 mayıs kutlamasına gitmedim2
- tantuni6
- tai lung8
- tarhana yapmayı bilen kız3
- sözlüğü canlandıramamak3
- vahşi doğada hayatta kalmak3
- sözlük içi güzel renkler4
- depresyonun en kötü hali2
- aleyna tilki nin ayakları2
- yağmurcu neden akpli13
- lahmacun yiyen insan2
- yakın gözlüğü kullanan fosil yazarlar2
- osmanlıca sözcükler2
- kedi kumu4
- zall'ın görükle de seviştiği kızların listesi2
- ioçk'nın mutfağı6
- tatlı yiyen erkek2
- bu yapay zeka nedir sözlükte2
- sözlüğün en cilveli kızı3
- radikal karar almak5
- sivrisineklerin şerefsiz olması2
- kedi köpek3
- kadınların 1 saatte modunun değişmesi2
- levent üsteğmen deniz yüzbaşı aşkı2
- slm yazan erkek2
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu3
- balkan göçmenleri2
- sözlüğü aşevine çeviren tipler4
- uma thurman ayağı2
- beni özleyenler elime mum diksin19
- mantının gereğinden fazla abartılması3
- şükürcülük6
- sevdiğin bir yazarı gammazlamak3
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi3
- erdal beşikçioğlu17
- antalya şu an 29 derece2
- mersin şu an 30 derece2
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- ekmek poşeti taşımak2
- kızlar naber10
- insansı robota ev temizliği yaptırmak2
natsume soseki adlı japon yazarın türkçeye 'gönül' ismiyle çevrilmiş eseridir ki kokoro zaten kalp, yürek gibi anlamlara gelir.
üç bölümden oluşur ve bölümler şu şekildedir;
-sensei and ı
-my parents and ı
-sensei and his testament
son bölüm kitabın iki ana karakterinden biri olan sensei'in intihar mektubudur.
ve japonyada liselerde bu bölüm tek başına bir kitapmış gibi okutulur.
kitapta modernite ve gelenek, taşra ile şehir ve baba figürlerinin karşılaştırılması vardır.
şehirdeki ölümler hep doğal olmayan şekildedir. karakterler intihar ederler veya cinayete kurban giderler. taşra ölümleri ise doğaldır. yaşlılıktan veya hastalıktan dolayı meydana gelirler.
kitaptaki bütün baba figürleri hastadır.
anlatıcının (narrator) babası fiziksel, sensei ruhsal, imparator fiziksel, general nogi ruhsal hastalardır.
kitabın en başında sensei ile anlatıcının tanışmasına ve samimileşmesine şahit oluyoruz. anlatıcı diyorum çünkü anlatıcı kendinden hep 'ı' yani 'ben' olarak bahsetmiş.
sensei'in adını da bilmiyoruz aynı şekilde. narrator ona sensei demek istiyor kendinden yaşça büyük olduğu ve onu bilge gördüğü için.
yıllar geçiyor kitapta, narrator üniversiteye gidiyor, mezun oluyor, iş arıyor...
ancak sensei bu kadar zaman içinde asla anlatmadığı bir sır saklıyor.
her ay mezarlığa birini ziyarete gidiyor ve kimsenin kendisiyle gelmesini istemiyor.
kimin mezarını ziyarete gittiğini kitap sonunda öğreniyoruz.
sensei her zaman karanlık, depresif, fazla duygu iniş-çıkışları yaşamayan bir adam.
anlatıcımız ise 18-25 yaşları arasında meraklı ve öğrenmeye istekli bir genç.
sensei evli bir adam. eşinin ismi shizu.
kitabın sonunda sensei intihar ediyor. tabii bu anlatılmıyor bize. nasıl öldüğü vesayire. kendini cezalandırıyor mu yoksa ödüllendiriyor mu? çünkü budizmde ölüm yeniden doğuşa işaret ediyor ve bu umut demek.
shizu ve sensei'in hiç çocuğu olmamış. narrator neden diye sorduğunda sensei 'divine punishment' yani 'tanrı cezalandırması' diyor.
buradan sensei'in bir vicdan azabı içinde olduğunu anlayabiliriz.
kitabın sonunda, sensei'in intihar mektubunda öğreniyoruz ki k. isimli bir arkadaşı varmış gençken. tam ismini öğrenemiyoruz. soseki bolca sembol kullanmış isimleri seçerken bile.
sensei'in gençliğindeki bu arkadaşı ailesiyle çeşitli problemler yaşıyor sensei hep yanında ancak ikisi daha sonra aynı kıza aşık oluyor.
sensei'nin bundan haberi var ancak k.' nin yok.
ve arkadaşına ihanet edip hiç ona söylemeden kızın büyüğüne gidip onunla evlenmek istediğini söylüyor.
k. bunu baya sonra öğreniyor ve zaten dipte olan k. daha fazla yaşamanın bir anlamı olmadığını düşünerek ve sensei'ye bir not bırakarak şahdamarını keserek intihar ediyor.
yıllar boyunca sensei bununla güçlükle başa çıkıyor. k. nin ölümünden sonra gitgide içine kapanıyor. sevdiği kızla evleniyor ancak o bile onu mutlu edemiyor ve en sonunda dayanamayarak uzunca bir mektubu tüm bunları, gençliğinden başlayarak anlatıp narrator'a bırakıyor.
çünkü narrator her zaman bunları merak etmişti ve sensei anlatacağına söz vermişti.
kim bilirdi bu şekilde bir intihar mektubuyla anlatacağını?
benim beğendiğim, okuması kolay, akıcı, içinde gerçek anlamda boooolca semboller ve foreshadowingler bulunan * bir kitap.
sonunda üzerinde bolca düşünebileceğinize inanıyorum ancak kitabın yazıldığı dönem hakkında bilginiz yoksa kavrayamayacağınızı düşünüyorum.
kitabın meiji restorasyonu dönemine bolca göndermesi var. bu değerlerin üzerinde durmasının sebebi yazarın doğumunun o döneme denk gelmiş olması olsa gerek.
epistolary novel diyebiliriz. çünkü kitap içindeki mektup ve telegramlar bize kitap içinde bir kitap var olduğu hissini veriyor.
üç bölümden oluşur ve bölümler şu şekildedir;
-sensei and ı
-my parents and ı
-sensei and his testament
son bölüm kitabın iki ana karakterinden biri olan sensei'in intihar mektubudur.
ve japonyada liselerde bu bölüm tek başına bir kitapmış gibi okutulur.
kitapta modernite ve gelenek, taşra ile şehir ve baba figürlerinin karşılaştırılması vardır.
şehirdeki ölümler hep doğal olmayan şekildedir. karakterler intihar ederler veya cinayete kurban giderler. taşra ölümleri ise doğaldır. yaşlılıktan veya hastalıktan dolayı meydana gelirler.
kitaptaki bütün baba figürleri hastadır.
anlatıcının (narrator) babası fiziksel, sensei ruhsal, imparator fiziksel, general nogi ruhsal hastalardır.
kitabın en başında sensei ile anlatıcının tanışmasına ve samimileşmesine şahit oluyoruz. anlatıcı diyorum çünkü anlatıcı kendinden hep 'ı' yani 'ben' olarak bahsetmiş.
sensei'in adını da bilmiyoruz aynı şekilde. narrator ona sensei demek istiyor kendinden yaşça büyük olduğu ve onu bilge gördüğü için.
yıllar geçiyor kitapta, narrator üniversiteye gidiyor, mezun oluyor, iş arıyor...
ancak sensei bu kadar zaman içinde asla anlatmadığı bir sır saklıyor.
her ay mezarlığa birini ziyarete gidiyor ve kimsenin kendisiyle gelmesini istemiyor.
kimin mezarını ziyarete gittiğini kitap sonunda öğreniyoruz.
sensei her zaman karanlık, depresif, fazla duygu iniş-çıkışları yaşamayan bir adam.
anlatıcımız ise 18-25 yaşları arasında meraklı ve öğrenmeye istekli bir genç.
sensei evli bir adam. eşinin ismi shizu.
kitabın sonunda sensei intihar ediyor. tabii bu anlatılmıyor bize. nasıl öldüğü vesayire. kendini cezalandırıyor mu yoksa ödüllendiriyor mu? çünkü budizmde ölüm yeniden doğuşa işaret ediyor ve bu umut demek.
shizu ve sensei'in hiç çocuğu olmamış. narrator neden diye sorduğunda sensei 'divine punishment' yani 'tanrı cezalandırması' diyor.
buradan sensei'in bir vicdan azabı içinde olduğunu anlayabiliriz.
kitabın sonunda, sensei'in intihar mektubunda öğreniyoruz ki k. isimli bir arkadaşı varmış gençken. tam ismini öğrenemiyoruz. soseki bolca sembol kullanmış isimleri seçerken bile.
sensei'in gençliğindeki bu arkadaşı ailesiyle çeşitli problemler yaşıyor sensei hep yanında ancak ikisi daha sonra aynı kıza aşık oluyor.
sensei'nin bundan haberi var ancak k.' nin yok.
ve arkadaşına ihanet edip hiç ona söylemeden kızın büyüğüne gidip onunla evlenmek istediğini söylüyor.
k. bunu baya sonra öğreniyor ve zaten dipte olan k. daha fazla yaşamanın bir anlamı olmadığını düşünerek ve sensei'ye bir not bırakarak şahdamarını keserek intihar ediyor.
yıllar boyunca sensei bununla güçlükle başa çıkıyor. k. nin ölümünden sonra gitgide içine kapanıyor. sevdiği kızla evleniyor ancak o bile onu mutlu edemiyor ve en sonunda dayanamayarak uzunca bir mektubu tüm bunları, gençliğinden başlayarak anlatıp narrator'a bırakıyor.
çünkü narrator her zaman bunları merak etmişti ve sensei anlatacağına söz vermişti.
kim bilirdi bu şekilde bir intihar mektubuyla anlatacağını?
benim beğendiğim, okuması kolay, akıcı, içinde gerçek anlamda boooolca semboller ve foreshadowingler bulunan * bir kitap.
sonunda üzerinde bolca düşünebileceğinize inanıyorum ancak kitabın yazıldığı dönem hakkında bilginiz yoksa kavrayamayacağınızı düşünüyorum.
kitabın meiji restorasyonu dönemine bolca göndermesi var. bu değerlerin üzerinde durmasının sebebi yazarın doğumunun o döneme denk gelmiş olması olsa gerek.
epistolary novel diyebiliriz. çünkü kitap içindeki mektup ve telegramlar bize kitap içinde bir kitap var olduğu hissini veriyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar