bugün
- futbol14
- yazarların favori oyun karakteri10
- islam barış dinidir4
- ispanya3
- la liga3
- nelerin koleksiyonu yapılabilir4
- brezilya7
- para mı aşk mı sorunsalı8
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- her filmde aynı karakteri canlandıran aktörler2
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- süper lig7
- hakan fidan3
- türkiye savaşa girerse yanında yer alacak ülkeler3
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- milan skriniar8
- türkiye5
- anın görüntüsü20
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- her şeyden önce sadece allah'ın zihni vardı2
- 22 ağustos 2026 espanyol real madrid maçı2
- osuruktan şiirler89
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı5
- türkiyede korku yazarının olmaması3
- nervio varıdı nerede o11
- intihar aforizmaları2
- fenerbahçe21
- telekinezi3
- yaprak3
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi4
- kanada3
- nasreddinhoca3
- tai lung26
- kasımpaşa4
- çorum4
- kasımpaşa sk4
- çorum fk4
- telefonunuzu alabilir miyim diyen hatun2
- gece yürüyüş yapmak2
- alçak puşt3
- bir şey yokken gelen bir şey var hissi2
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- velvet50
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
- pakistan2
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- türkiyenin savaşta olduğu gerçeği2
- sürekli peki neyse diyen kız2
solmuş bir gri renkteydi yaşlı şehir. Dağınık bulutlar değildi sadece donuk olan, her şey hareketsizdi. Yapraklarının düşüren ağaçlar, evlerin bacalarından çıkan gri dumanlar, boşlukta savrulan gri yapraklar...
Biri cezalandırıyordu sanki devamlı bantı saran bozuk zamanı ama kimse nasıl tamir edeceğini bilmiyordu. buzla kaplıydı her yer, aynı "zaman" gibi. Kardan adam soluk grinin içine saklanmıştı ama arkasında bıraktığı donuk kar tanelerinden anlaşılıyordu nereye saklandığı. aberystwyth'di sadece hareket eden, hareket ettiği halde yol alamayan. Kaybolmuştu...
Dizlerini koydu buzdan toprağa, kafasını kaldırıp gökyüzüne, asılı duran kar tanelerine baktı. Düşüşünü bekledi birinin ufak ellerini açarak ama düşmedi. bir adım attı buz tutmuş toprakta. ardından bir adım daha... ve bir adım daha... ilerledi kırık dakikalara basmadan. akreple yelkovan inatlaşıyorlardı birbirleriyle. yolun ilerisine baktı aberystwyth. bir şeyler vardı hareket eden. dondu, kaldı. adımını attı yavaşça. yolun diğer tarafındaki kar tanelerinin düşüşünü izledi. hiçbir şey donuk değildi diğer tarafta. evlerin bacalarından çıkan dumanlar gökyüzünün içinde kayboluyorlardı ve bulutlar göç ediyordu.
yüzünü, duvara yasladığı ufak ellerinin arasına gömmüş, gözlerini yummuş sayan bir çocuk vardı yolun diğer tarafında. uzaktı aberystwyth'e. 10'a kadar saydı kırmızı yanaklı çocuk, sesi yankılandı yaşlı şehirde. herkes saklanmıştı saymayı bitirdiğinde. oyun başlamıştı. ne zaman başladığını hatırlamıyordu sanki. kafasını kaldırdı şaşırmış bir halde, çevresine baktı. arkadaşlarını aramaya başladı...
saydığı duvarın arkasına baktı, heyecanla. kimse yoktu. kırık dökük bir ev vardı karşısında. yaklaştı tedirgince. kapıyı tuttu. itti yavaş bir şekilde, olduğu yerde durarak. ağır ağır açıldı. gölgesi, siyaha boyadı beyaz duvarları. kafasını uzattı içeriye doğru... kimse yoktu içeride. kapıyı kapattı yavaşça, gölgesini içeride bırakmaya çalışarak. yeniden başladığı yerdeydi. kimse çıkmak istemiyordu saklandığı yerden dışarıya, oyuna devam etmek için. oyunun bitmesiyse ona bağlıydı sadece. evlerin arasında kaybolan yolu takip etti. içeriye doğru kıvrılan bir sokağa girdi, evlerin açık bıraktıkları aralıktan. boşlukta asılı duran dev bir ağaç vardı karşısında, sokağı saklayan. yaklaştı yanına. uzun bir atkı vardı yerde. aldı eğilerek. ağacın altındaki karları eşemeye başladı minik elleriyle... kimseyi bulamadı. saklanmak için iyi bir yer değildi belki de. belki de kimse yoktu saklanan ve saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan. irkildi bir anda. çok korktu. ya oyun aslında hiç var olmamışsa diye düşündü. ya en başından beri aslında yalnızlığı ile oyun oynuyorsa...
aramaya devam etti. sarmal sokaktan çıktı. bir şey yoktu fark eden. başladığı yoldaydı bir kez daha. oyundan çıkmak istiyordu artık. ama oyunu bitirmekten başka çaresi yoktu çıkmak için. kar taneleri vardı yola dağılmış. onları izledi tek tek. dakikalarca devam etti izlemeye. sonunda küçük bir ev belirdi ileride, dev ağaç gibi boşlukta asılı duran. son kar tanesi de evin önündeydi. kırmızı yanaklı çocuk adımını attı eve doğru. kapıyı araladı...
saklanan kardan adamı buldu erimiş halde...
gözlerinden bir damla yaş süzüldü kırmızı yanaklı çocuğun...
ve oyun bitti.
siyah-beyaz, içinden dikey çizgilerin geçtiği eski bir film gibi izledi her şeyi aberystwyth. anlam veremedi hiçbir şeye. yolun diğer tarafına geçmek için bir adım attı dikkatlice. bastığı yer kırıldı aniden. aşağıya doğru düşmeye başladı. her şey bulanıktı çevresindeki, her şey paramparça olmuştu.
dakikalar kırıldı, gece gündüzle boyandı, donuk kar taneleri eridi, ağaçlar yapraklarını savurdu, dikey çizgiler dağıldı...
yüzünü, ufak ellerinin arasına gömüp gözlerini yumdu ve duvara yaslayıp 10'a kadar saydı aberystwyth. sesi yankılandı yaşlı şehirde. herkes saklanmıştı saymayı bitirdiğinde. oyun başlamıştı. ne zaman başladığını hatırlamıyordu. kafasını kaldırdı şaşırmış bir halde, çevresine baktı. arkadaşlarını aramaya başladı...
belki de kimse yoktu saklanan...
ve saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan...
Biri cezalandırıyordu sanki devamlı bantı saran bozuk zamanı ama kimse nasıl tamir edeceğini bilmiyordu. buzla kaplıydı her yer, aynı "zaman" gibi. Kardan adam soluk grinin içine saklanmıştı ama arkasında bıraktığı donuk kar tanelerinden anlaşılıyordu nereye saklandığı. aberystwyth'di sadece hareket eden, hareket ettiği halde yol alamayan. Kaybolmuştu...
Dizlerini koydu buzdan toprağa, kafasını kaldırıp gökyüzüne, asılı duran kar tanelerine baktı. Düşüşünü bekledi birinin ufak ellerini açarak ama düşmedi. bir adım attı buz tutmuş toprakta. ardından bir adım daha... ve bir adım daha... ilerledi kırık dakikalara basmadan. akreple yelkovan inatlaşıyorlardı birbirleriyle. yolun ilerisine baktı aberystwyth. bir şeyler vardı hareket eden. dondu, kaldı. adımını attı yavaşça. yolun diğer tarafındaki kar tanelerinin düşüşünü izledi. hiçbir şey donuk değildi diğer tarafta. evlerin bacalarından çıkan dumanlar gökyüzünün içinde kayboluyorlardı ve bulutlar göç ediyordu.
yüzünü, duvara yasladığı ufak ellerinin arasına gömmüş, gözlerini yummuş sayan bir çocuk vardı yolun diğer tarafında. uzaktı aberystwyth'e. 10'a kadar saydı kırmızı yanaklı çocuk, sesi yankılandı yaşlı şehirde. herkes saklanmıştı saymayı bitirdiğinde. oyun başlamıştı. ne zaman başladığını hatırlamıyordu sanki. kafasını kaldırdı şaşırmış bir halde, çevresine baktı. arkadaşlarını aramaya başladı...
saydığı duvarın arkasına baktı, heyecanla. kimse yoktu. kırık dökük bir ev vardı karşısında. yaklaştı tedirgince. kapıyı tuttu. itti yavaş bir şekilde, olduğu yerde durarak. ağır ağır açıldı. gölgesi, siyaha boyadı beyaz duvarları. kafasını uzattı içeriye doğru... kimse yoktu içeride. kapıyı kapattı yavaşça, gölgesini içeride bırakmaya çalışarak. yeniden başladığı yerdeydi. kimse çıkmak istemiyordu saklandığı yerden dışarıya, oyuna devam etmek için. oyunun bitmesiyse ona bağlıydı sadece. evlerin arasında kaybolan yolu takip etti. içeriye doğru kıvrılan bir sokağa girdi, evlerin açık bıraktıkları aralıktan. boşlukta asılı duran dev bir ağaç vardı karşısında, sokağı saklayan. yaklaştı yanına. uzun bir atkı vardı yerde. aldı eğilerek. ağacın altındaki karları eşemeye başladı minik elleriyle... kimseyi bulamadı. saklanmak için iyi bir yer değildi belki de. belki de kimse yoktu saklanan ve saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan. irkildi bir anda. çok korktu. ya oyun aslında hiç var olmamışsa diye düşündü. ya en başından beri aslında yalnızlığı ile oyun oynuyorsa...
aramaya devam etti. sarmal sokaktan çıktı. bir şey yoktu fark eden. başladığı yoldaydı bir kez daha. oyundan çıkmak istiyordu artık. ama oyunu bitirmekten başka çaresi yoktu çıkmak için. kar taneleri vardı yola dağılmış. onları izledi tek tek. dakikalarca devam etti izlemeye. sonunda küçük bir ev belirdi ileride, dev ağaç gibi boşlukta asılı duran. son kar tanesi de evin önündeydi. kırmızı yanaklı çocuk adımını attı eve doğru. kapıyı araladı...
saklanan kardan adamı buldu erimiş halde...
gözlerinden bir damla yaş süzüldü kırmızı yanaklı çocuğun...
ve oyun bitti.
siyah-beyaz, içinden dikey çizgilerin geçtiği eski bir film gibi izledi her şeyi aberystwyth. anlam veremedi hiçbir şeye. yolun diğer tarafına geçmek için bir adım attı dikkatlice. bastığı yer kırıldı aniden. aşağıya doğru düşmeye başladı. her şey bulanıktı çevresindeki, her şey paramparça olmuştu.
dakikalar kırıldı, gece gündüzle boyandı, donuk kar taneleri eridi, ağaçlar yapraklarını savurdu, dikey çizgiler dağıldı...
yüzünü, ufak ellerinin arasına gömüp gözlerini yumdu ve duvara yaslayıp 10'a kadar saydı aberystwyth. sesi yankılandı yaşlı şehirde. herkes saklanmıştı saymayı bitirdiğinde. oyun başlamıştı. ne zaman başladığını hatırlamıyordu. kafasını kaldırdı şaşırmış bir halde, çevresine baktı. arkadaşlarını aramaya başladı...
belki de kimse yoktu saklanan...
ve saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar