bugün
- arkadaşlar size bi soru sorucam55
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı75
- trump'ın erdoğan'dan yemen için asker istemesi5
- göbeklitepeyi uzaylıların yaptığı gerçeği4
- erkeği karizmatik gösteren şeyler21
- herkesin tavsiye verdiği insan10
- silvermist11
- herkes istediği yazarı yazsın20
- evladım şu tc'yi girsene3
- seks neden ayıptır2
- beni neden sevmediniz13
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- gece nöbetten çıkınca eve gidip uyumak3
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- simko332
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- farklılıkları olan insanların varoluş mücadelesi4
- keşke benim olsa denilen yazarlar10
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum12
- ilham aliyev28
- sözlükteki galatasaraylılar8
- bekar erkeklerin en büyük neşesi8
- ne kadar paranız var9
- ofsaytımsı vol 220
- kendin hakkında bir gerçek bırak6
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- kısa boylu olmak6
- yavuz sultan selim16
- kendini sevmek5
- 2027 de neler olsun8
- sözlük erkeklerine bir hediye bırak7
- galatasaray9
- israil6
- metpamid2
- sevgiliye saat hediye etmek5
- çorba8
- sözlük kızlarının kombinleri43
- sözlükteki ilişki skandalı39
- kedi öldürmek suçsa sinek öldürmek de suçtur3
- sevgilinin bisepsinden sushi yemek6
- youtube shorts6
- çok azdım porno izliyorum3
- victor osimhen7
- baloncan çakır5
- sevmek bir başkasını geliştirmektir4
- marksizm bu topraklarda biterse dünyada biter4
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- gece 3 00 da sözlükte dolaşmak2
solmuş bir gri renkteydi yaşlı şehir. Dağınık bulutlar değildi sadece donuk olan, her şey hareketsizdi. Yapraklarının düşüren ağaçlar, evlerin bacalarından çıkan gri dumanlar, boşlukta savrulan gri yapraklar...
Biri cezalandırıyordu sanki devamlı bantı saran bozuk zamanı ama kimse nasıl tamir edeceğini bilmiyordu. buzla kaplıydı her yer, aynı "zaman" gibi. Kardan adam soluk grinin içine saklanmıştı ama arkasında bıraktığı donuk kar tanelerinden anlaşılıyordu nereye saklandığı. aberystwyth'di sadece hareket eden, hareket ettiği halde yol alamayan. Kaybolmuştu...
Dizlerini koydu buzdan toprağa, kafasını kaldırıp gökyüzüne, asılı duran kar tanelerine baktı. Düşüşünü bekledi birinin ufak ellerini açarak ama düşmedi. bir adım attı buz tutmuş toprakta. ardından bir adım daha... ve bir adım daha... ilerledi kırık dakikalara basmadan. akreple yelkovan inatlaşıyorlardı birbirleriyle. yolun ilerisine baktı aberystwyth. bir şeyler vardı hareket eden. dondu, kaldı. adımını attı yavaşça. yolun diğer tarafındaki kar tanelerinin düşüşünü izledi. hiçbir şey donuk değildi diğer tarafta. evlerin bacalarından çıkan dumanlar gökyüzünün içinde kayboluyorlardı ve bulutlar göç ediyordu.
yüzünü, duvara yasladığı ufak ellerinin arasına gömmüş, gözlerini yummuş sayan bir çocuk vardı yolun diğer tarafında. uzaktı aberystwyth'e. 10'a kadar saydı kırmızı yanaklı çocuk, sesi yankılandı yaşlı şehirde. herkes saklanmıştı saymayı bitirdiğinde. oyun başlamıştı. ne zaman başladığını hatırlamıyordu sanki. kafasını kaldırdı şaşırmış bir halde, çevresine baktı. arkadaşlarını aramaya başladı...
saydığı duvarın arkasına baktı, heyecanla. kimse yoktu. kırık dökük bir ev vardı karşısında. yaklaştı tedirgince. kapıyı tuttu. itti yavaş bir şekilde, olduğu yerde durarak. ağır ağır açıldı. gölgesi, siyaha boyadı beyaz duvarları. kafasını uzattı içeriye doğru... kimse yoktu içeride. kapıyı kapattı yavaşça, gölgesini içeride bırakmaya çalışarak. yeniden başladığı yerdeydi. kimse çıkmak istemiyordu saklandığı yerden dışarıya, oyuna devam etmek için. oyunun bitmesiyse ona bağlıydı sadece. evlerin arasında kaybolan yolu takip etti. içeriye doğru kıvrılan bir sokağa girdi, evlerin açık bıraktıkları aralıktan. boşlukta asılı duran dev bir ağaç vardı karşısında, sokağı saklayan. yaklaştı yanına. uzun bir atkı vardı yerde. aldı eğilerek. ağacın altındaki karları eşemeye başladı minik elleriyle... kimseyi bulamadı. saklanmak için iyi bir yer değildi belki de. belki de kimse yoktu saklanan ve saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan. irkildi bir anda. çok korktu. ya oyun aslında hiç var olmamışsa diye düşündü. ya en başından beri aslında yalnızlığı ile oyun oynuyorsa...
aramaya devam etti. sarmal sokaktan çıktı. bir şey yoktu fark eden. başladığı yoldaydı bir kez daha. oyundan çıkmak istiyordu artık. ama oyunu bitirmekten başka çaresi yoktu çıkmak için. kar taneleri vardı yola dağılmış. onları izledi tek tek. dakikalarca devam etti izlemeye. sonunda küçük bir ev belirdi ileride, dev ağaç gibi boşlukta asılı duran. son kar tanesi de evin önündeydi. kırmızı yanaklı çocuk adımını attı eve doğru. kapıyı araladı...
saklanan kardan adamı buldu erimiş halde...
gözlerinden bir damla yaş süzüldü kırmızı yanaklı çocuğun...
ve oyun bitti.
siyah-beyaz, içinden dikey çizgilerin geçtiği eski bir film gibi izledi her şeyi aberystwyth. anlam veremedi hiçbir şeye. yolun diğer tarafına geçmek için bir adım attı dikkatlice. bastığı yer kırıldı aniden. aşağıya doğru düşmeye başladı. her şey bulanıktı çevresindeki, her şey paramparça olmuştu.
dakikalar kırıldı, gece gündüzle boyandı, donuk kar taneleri eridi, ağaçlar yapraklarını savurdu, dikey çizgiler dağıldı...
yüzünü, ufak ellerinin arasına gömüp gözlerini yumdu ve duvara yaslayıp 10'a kadar saydı aberystwyth. sesi yankılandı yaşlı şehirde. herkes saklanmıştı saymayı bitirdiğinde. oyun başlamıştı. ne zaman başladığını hatırlamıyordu. kafasını kaldırdı şaşırmış bir halde, çevresine baktı. arkadaşlarını aramaya başladı...
belki de kimse yoktu saklanan...
ve saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan...
Biri cezalandırıyordu sanki devamlı bantı saran bozuk zamanı ama kimse nasıl tamir edeceğini bilmiyordu. buzla kaplıydı her yer, aynı "zaman" gibi. Kardan adam soluk grinin içine saklanmıştı ama arkasında bıraktığı donuk kar tanelerinden anlaşılıyordu nereye saklandığı. aberystwyth'di sadece hareket eden, hareket ettiği halde yol alamayan. Kaybolmuştu...
Dizlerini koydu buzdan toprağa, kafasını kaldırıp gökyüzüne, asılı duran kar tanelerine baktı. Düşüşünü bekledi birinin ufak ellerini açarak ama düşmedi. bir adım attı buz tutmuş toprakta. ardından bir adım daha... ve bir adım daha... ilerledi kırık dakikalara basmadan. akreple yelkovan inatlaşıyorlardı birbirleriyle. yolun ilerisine baktı aberystwyth. bir şeyler vardı hareket eden. dondu, kaldı. adımını attı yavaşça. yolun diğer tarafındaki kar tanelerinin düşüşünü izledi. hiçbir şey donuk değildi diğer tarafta. evlerin bacalarından çıkan dumanlar gökyüzünün içinde kayboluyorlardı ve bulutlar göç ediyordu.
yüzünü, duvara yasladığı ufak ellerinin arasına gömmüş, gözlerini yummuş sayan bir çocuk vardı yolun diğer tarafında. uzaktı aberystwyth'e. 10'a kadar saydı kırmızı yanaklı çocuk, sesi yankılandı yaşlı şehirde. herkes saklanmıştı saymayı bitirdiğinde. oyun başlamıştı. ne zaman başladığını hatırlamıyordu sanki. kafasını kaldırdı şaşırmış bir halde, çevresine baktı. arkadaşlarını aramaya başladı...
saydığı duvarın arkasına baktı, heyecanla. kimse yoktu. kırık dökük bir ev vardı karşısında. yaklaştı tedirgince. kapıyı tuttu. itti yavaş bir şekilde, olduğu yerde durarak. ağır ağır açıldı. gölgesi, siyaha boyadı beyaz duvarları. kafasını uzattı içeriye doğru... kimse yoktu içeride. kapıyı kapattı yavaşça, gölgesini içeride bırakmaya çalışarak. yeniden başladığı yerdeydi. kimse çıkmak istemiyordu saklandığı yerden dışarıya, oyuna devam etmek için. oyunun bitmesiyse ona bağlıydı sadece. evlerin arasında kaybolan yolu takip etti. içeriye doğru kıvrılan bir sokağa girdi, evlerin açık bıraktıkları aralıktan. boşlukta asılı duran dev bir ağaç vardı karşısında, sokağı saklayan. yaklaştı yanına. uzun bir atkı vardı yerde. aldı eğilerek. ağacın altındaki karları eşemeye başladı minik elleriyle... kimseyi bulamadı. saklanmak için iyi bir yer değildi belki de. belki de kimse yoktu saklanan ve saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan. irkildi bir anda. çok korktu. ya oyun aslında hiç var olmamışsa diye düşündü. ya en başından beri aslında yalnızlığı ile oyun oynuyorsa...
aramaya devam etti. sarmal sokaktan çıktı. bir şey yoktu fark eden. başladığı yoldaydı bir kez daha. oyundan çıkmak istiyordu artık. ama oyunu bitirmekten başka çaresi yoktu çıkmak için. kar taneleri vardı yola dağılmış. onları izledi tek tek. dakikalarca devam etti izlemeye. sonunda küçük bir ev belirdi ileride, dev ağaç gibi boşlukta asılı duran. son kar tanesi de evin önündeydi. kırmızı yanaklı çocuk adımını attı eve doğru. kapıyı araladı...
saklanan kardan adamı buldu erimiş halde...
gözlerinden bir damla yaş süzüldü kırmızı yanaklı çocuğun...
ve oyun bitti.
siyah-beyaz, içinden dikey çizgilerin geçtiği eski bir film gibi izledi her şeyi aberystwyth. anlam veremedi hiçbir şeye. yolun diğer tarafına geçmek için bir adım attı dikkatlice. bastığı yer kırıldı aniden. aşağıya doğru düşmeye başladı. her şey bulanıktı çevresindeki, her şey paramparça olmuştu.
dakikalar kırıldı, gece gündüzle boyandı, donuk kar taneleri eridi, ağaçlar yapraklarını savurdu, dikey çizgiler dağıldı...
yüzünü, ufak ellerinin arasına gömüp gözlerini yumdu ve duvara yaslayıp 10'a kadar saydı aberystwyth. sesi yankılandı yaşlı şehirde. herkes saklanmıştı saymayı bitirdiğinde. oyun başlamıştı. ne zaman başladığını hatırlamıyordu. kafasını kaldırdı şaşırmış bir halde, çevresine baktı. arkadaşlarını aramaya başladı...
belki de kimse yoktu saklanan...
ve saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar