bugün
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek32
- 2027 asgari ücret tahmin yarışması7
- sude sendromu10
- arkadaşlar kızarmış ekmek isteyen var mııı5
- yagmurcu6
- sözlük açsanız ismi ne olurdu10
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak8
- günümüz çocuklarının ana babayı saymaması4
- kürt kızlarının güzel olması5
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz18
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi5
- 4 kasım 2026 viking sabah maçı2
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı4
- belçika polisinin öldürdüğü türk3
- 13 ekim 2026 sabah slavia prag maçı2
- yandaş basını okumak3
- çıplaklar kampında tarih hocasıyla karşılaşmak5
- en sevdiğiniz ayı3
- maide 82
- kemal kılıçdaroğlu6
- ilk buluşmada ehonomi çoğ eyi diyen kız2
- bugünün yarından güzel olması2
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi17
- melih gökçek13
- ben robot değilim tuzağı2
- arkadaşlar kavga etmeyin2
- don don bey birader2
- akrostişli şiir7
- geleceğin hep güzel görünmesi olayının bitmesi2
- 30 yaşına girmek6
- ekonomi2
- özenilen şeyler3
- hristiyanlık8
- silver ile evlenecek erkek52
- kızları en güzel olan şehir13
- tulumba tatlısı7
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor12
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- sırrı süreyya önder28
- ey insan3
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- samed agirbas3
- bir şeyler söyle2
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- intihardaki vücut pozisyonunu yatakta taklit etmek3
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- erkek erkeğe arkadaşça sakso çekmek3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- sarapci koala58
- mauro icardi13
Her yıl olduğu gibi bu yıl da artık "alması" alışkanlık yaptığı için aldığım oyun. Yılda ortalama 250 saat oynama sürelerine erişiyorum zaman zaman, tabi çalışırken bir yanda arka fonda oynayabileceğiniz bir oyun olduğu için bu değere rahatlıkla erişmek de mümkün.
Gel gelelim aldık ama naptık nettik faslına. pre-order döneminde eski oyunlara sahip olduğum için indirimle 80 tl ye düşmüştü ama almak için çıkmasını bekledim. Betalar çıkınca da fiyatı çat diye 110 tl'ye çektiler. Dedim vay efendim siz misiniz fiyatı arttıran gittim durmaplay'den aldım. Herhangi bir problem yaşamadığımı da belirteyim.
Oyunu açtığımızda karşımıza müzik sesi geliyor. Müzik fena değil aslında. Yıllardır oyunda değişiklik anlamında kadrolar dışında pek bir şey olmayınca böyle bir heyecanlanmadım değil, içim kıpraştı. Hele ki bu tür menejerlik simülasyonlarına Premier Manager 98 ile başlamış biri olarak, o eski günler canlandı gözümde. Tüm oyun boyunca arka fonda hafif, güzel ve rahatsız etmeyen bir tempoya sahip müzik. Bak 98 yılının oyunudur o zamanın teknolojisiyle maç grafikleri fifa gibiydi ! Görüntü kalitesi tartışılırdı tabi ama 3D gibi 3D idi.
Neyse, devam edecek olursak oyunun beta versiyonuna 2 kere Antalyaspor 1 kere de ingiltere 2. liginden bir takımla başlayıp ligin 7. haftasına kadar 0 galibiyetle gittim. Böyle oyun mu olur diye isyan ettim. Sesimi duydular sanıyorum ki betalar bittiğinde böyle bir problemle karşılaşmadım.
Antalyaspor'u aldım ki yıllardır hep Galatasaray'la başlarım. Dedim bu sene, elinde bu kadar kaliteli oyunlar varken Antalya nasıl maç kaybediyor. Kaybedilebiliyormuş...
Menejer profilini oluştururken antrenör özelliklerim biraz bir şeye benzesin diye eski futbolcu dedim ama itibar sıfıra yakın. La takım sallamıyor ya beni. Eto'o diyor sen hayırdır. Kim kopeksin sen de gelip bana laf edeceksin. Adam haklı şimdi. 28 yaşımda geçsem Antalya'nın başına ilk antrenmanda ayaklarımı kaba etime vura vura koşup gider göbeğime imzasını attırırım Eto'o'ya yani o derece. Velhasıl kelam kadro hiyerarşisi, oyuncuların sana saygı duyması, kadro uyumu falan güzel olmuş. Uyum sıfırsa takım zor maç kazanıyor.
Taktik ekranı değişmiş, inanılmaz ayar oldum. Adamı kadroya koymuşum adam sakat çıkıyor. Ama sakat olduğu taktik ekranında gözükmüyor. La nerden bilecem sakat olduğunu adamın sakat olduğunu ?! Taktik bölümünü ufaltıp oradan bakmak gerekiyor falan, sarmadı beni. Eski hali daha güzeldi net bir şekilde. Oyuncu sakat profilini açıyorum sakat olduğu hiç bir yerde gözükmüyor. Anca kadro listesinde yanındaki kocaman SKT yazısından onun sakatat değil de sakat olduğunu anlayabiliyorum. Bir yerde gözüküyorsa da ben bulamadım henüz oyuncu profilinde. Taktik ekranıyla ilgili tek güzel gelişme oyuncuların birbirleri ile olan uyumu Fifa'da olduğu gibi renkli ağlarla gösteriliyor. Örneğin 2 oyuncu birbirleri ile çok uyumlu ise yeşil renk bir bağ oluyor aralarında. Uyum söz konusu değil ise hiç ağ olmuyor. Ek olarak sahada hangi bölgelerde güçlüsünüz hangi bölgeleriniz zayıf bu da görselleştirilmiş, hoş olmuş. Orta saha için de ek yeni 2 pozisyon türü gelmiş.
Sağlık merkezi koymuşlar ki sevdiğim özelliklerden birisi oldu. Hangi oyuncu sakatlanmaya meyilli, hangisi yorgun vs. görebiliyorsunuz. Oyuncunun kondisyon ve maç kondisyonu 90 küsürlerde olsa bile maç yorgunluğundan artan bir sakatlık riski varsa burada görüp, "Sen bu maç dinlen yiğenim" diyebiliyorsunuz.
Takımda bulunan tüm gözlemcilerimin alnının çatına vurmak istiyorum. Adama diyorum ki, bana Türkiye'den oyuncu bul. Adam gidiyor brezilya'dan öneriyor. Eskide olduğu gibi bir ülkeyi ya da bir ligi seçip bir gözlemciyi oraya gönderemedim. Yapılabiliyor mu emin değilim. Uyruğu Türk olan adamları önerin bana diyemedim. Bunlar gıcık yanları. Güzel yanı da, bir gözlemci bütçemiz var artık. Yıllık gider olarak şu kadar kullan vs. diyebiliyoruz.
Bu gelişmelerin dışında Antalyaspor'la başladığım sezon beni çok yordu. Özellikle Eto'o ve Nasri gibi dünya yıldızlarını yönetmek cidden zor ve oyun bunu size daha çok hissettiriyor. ilk sezonun sonunda Eto'o'nun gitmesiyle hem finansal olarak hem de bu takım uyumunu yıpratmasından kurtulmam sebebi ile biraz daha toparladık. 2. Sezona kötü başladık ama süper devam ettik. ilk yarı bittiğinde 4. sıradaydım ve artık Nasri ile de yolları ayırmanın vakti gelmişti. Adamlara 1-2m teklif vereni zor bulduk, adamlar gittikleri takımda direk 12m oldular ona ayrı bir ayarım zaten de, neyse. ikinci yarıda coştuk arkadaşlar. Muhteşem bir sezon geçiyordu. Taa ki 23. haftaya kadar. Bak o hafta ne oldu hiç bilmiyorum. Her şey süper, uyum bozulmasın diye takım liderlerinin gözünün içine bakıyom, ayaklarını yıkayacam neredeyse, düzen aynen devam ama çat diye maç kazanamamaya başladık. 12 maç yaptık 2 galibiyet 4 beraberlik 6 mağlubiyetle bitti sezonun kalanı. Bak işin diğer garip yanı son haftaya kadar da 5.'yim hala bu leş performansla. Gidip lider beşiktaş'ı yeniyorum 2-1 gelip evimde 16.-17.-18. sıralarda olan takımlara yeniliyorum. Çözemedim ya sinirden duvarları kırıp tekrar yapıp bi daha kırasım geldi. Son hafta maç Bursa'yla. Bursa 4. ben 5. Bursa'yı yenersem avrupa kupalarına gidicem ki hedefim o. Tabi ben isterim de yenebilir miyim. Yedim 3 tane oturdum aşağı. Ligi de çat diye 8. likle bitirdim.
Son düzlükteki bu olaya anlam veremedim. Modum çok düştü. 2 tane genç yeteneğim var gazlıyorlar birbirlerini gidelim avrupaya ortamlara akalım diye. Pislikler. Bari avrupa kupalarına gideydim kalırlardı belki. Gidene kal demem asla. Çünkü takım uyumu. Akşam eve gidince satayım bari onları da para gelsin.
Şimdilik bu kadar sayın sözlük.
Edit 1 : 2 genç yeteneği bi kaç sezon daha satmadım. Sonra forveti sattım. Eski oyunlardaki gibi çat diye 20-30m na satamadım ama 15'e okuttum gene. Bu arada eski oyunlarda TSL'deki takımların -özellikle 4 büyüklerin- hiç transfer yapmamasından çok şikayetçiydim. Artık öyle bir olay yok arkadaşlar. Galatasaray 8-9m na oyuncu alıp satıyor. Diğer takımlar da aynı. Ya bu artık gerekmiyo bana satam para kazanam dediğim adamıma bursa falan sağlam teklifler veriyor yani. Sevdim transfer olayını.
Sevgiyle ve saygıyla kalın.
Gel gelelim aldık ama naptık nettik faslına. pre-order döneminde eski oyunlara sahip olduğum için indirimle 80 tl ye düşmüştü ama almak için çıkmasını bekledim. Betalar çıkınca da fiyatı çat diye 110 tl'ye çektiler. Dedim vay efendim siz misiniz fiyatı arttıran gittim durmaplay'den aldım. Herhangi bir problem yaşamadığımı da belirteyim.
Oyunu açtığımızda karşımıza müzik sesi geliyor. Müzik fena değil aslında. Yıllardır oyunda değişiklik anlamında kadrolar dışında pek bir şey olmayınca böyle bir heyecanlanmadım değil, içim kıpraştı. Hele ki bu tür menejerlik simülasyonlarına Premier Manager 98 ile başlamış biri olarak, o eski günler canlandı gözümde. Tüm oyun boyunca arka fonda hafif, güzel ve rahatsız etmeyen bir tempoya sahip müzik. Bak 98 yılının oyunudur o zamanın teknolojisiyle maç grafikleri fifa gibiydi ! Görüntü kalitesi tartışılırdı tabi ama 3D gibi 3D idi.
Neyse, devam edecek olursak oyunun beta versiyonuna 2 kere Antalyaspor 1 kere de ingiltere 2. liginden bir takımla başlayıp ligin 7. haftasına kadar 0 galibiyetle gittim. Böyle oyun mu olur diye isyan ettim. Sesimi duydular sanıyorum ki betalar bittiğinde böyle bir problemle karşılaşmadım.
Antalyaspor'u aldım ki yıllardır hep Galatasaray'la başlarım. Dedim bu sene, elinde bu kadar kaliteli oyunlar varken Antalya nasıl maç kaybediyor. Kaybedilebiliyormuş...
Menejer profilini oluştururken antrenör özelliklerim biraz bir şeye benzesin diye eski futbolcu dedim ama itibar sıfıra yakın. La takım sallamıyor ya beni. Eto'o diyor sen hayırdır. Kim kopeksin sen de gelip bana laf edeceksin. Adam haklı şimdi. 28 yaşımda geçsem Antalya'nın başına ilk antrenmanda ayaklarımı kaba etime vura vura koşup gider göbeğime imzasını attırırım Eto'o'ya yani o derece. Velhasıl kelam kadro hiyerarşisi, oyuncuların sana saygı duyması, kadro uyumu falan güzel olmuş. Uyum sıfırsa takım zor maç kazanıyor.
Taktik ekranı değişmiş, inanılmaz ayar oldum. Adamı kadroya koymuşum adam sakat çıkıyor. Ama sakat olduğu taktik ekranında gözükmüyor. La nerden bilecem sakat olduğunu adamın sakat olduğunu ?! Taktik bölümünü ufaltıp oradan bakmak gerekiyor falan, sarmadı beni. Eski hali daha güzeldi net bir şekilde. Oyuncu sakat profilini açıyorum sakat olduğu hiç bir yerde gözükmüyor. Anca kadro listesinde yanındaki kocaman SKT yazısından onun sakatat değil de sakat olduğunu anlayabiliyorum. Bir yerde gözüküyorsa da ben bulamadım henüz oyuncu profilinde. Taktik ekranıyla ilgili tek güzel gelişme oyuncuların birbirleri ile olan uyumu Fifa'da olduğu gibi renkli ağlarla gösteriliyor. Örneğin 2 oyuncu birbirleri ile çok uyumlu ise yeşil renk bir bağ oluyor aralarında. Uyum söz konusu değil ise hiç ağ olmuyor. Ek olarak sahada hangi bölgelerde güçlüsünüz hangi bölgeleriniz zayıf bu da görselleştirilmiş, hoş olmuş. Orta saha için de ek yeni 2 pozisyon türü gelmiş.
Sağlık merkezi koymuşlar ki sevdiğim özelliklerden birisi oldu. Hangi oyuncu sakatlanmaya meyilli, hangisi yorgun vs. görebiliyorsunuz. Oyuncunun kondisyon ve maç kondisyonu 90 küsürlerde olsa bile maç yorgunluğundan artan bir sakatlık riski varsa burada görüp, "Sen bu maç dinlen yiğenim" diyebiliyorsunuz.
Takımda bulunan tüm gözlemcilerimin alnının çatına vurmak istiyorum. Adama diyorum ki, bana Türkiye'den oyuncu bul. Adam gidiyor brezilya'dan öneriyor. Eskide olduğu gibi bir ülkeyi ya da bir ligi seçip bir gözlemciyi oraya gönderemedim. Yapılabiliyor mu emin değilim. Uyruğu Türk olan adamları önerin bana diyemedim. Bunlar gıcık yanları. Güzel yanı da, bir gözlemci bütçemiz var artık. Yıllık gider olarak şu kadar kullan vs. diyebiliyoruz.
Bu gelişmelerin dışında Antalyaspor'la başladığım sezon beni çok yordu. Özellikle Eto'o ve Nasri gibi dünya yıldızlarını yönetmek cidden zor ve oyun bunu size daha çok hissettiriyor. ilk sezonun sonunda Eto'o'nun gitmesiyle hem finansal olarak hem de bu takım uyumunu yıpratmasından kurtulmam sebebi ile biraz daha toparladık. 2. Sezona kötü başladık ama süper devam ettik. ilk yarı bittiğinde 4. sıradaydım ve artık Nasri ile de yolları ayırmanın vakti gelmişti. Adamlara 1-2m teklif vereni zor bulduk, adamlar gittikleri takımda direk 12m oldular ona ayrı bir ayarım zaten de, neyse. ikinci yarıda coştuk arkadaşlar. Muhteşem bir sezon geçiyordu. Taa ki 23. haftaya kadar. Bak o hafta ne oldu hiç bilmiyorum. Her şey süper, uyum bozulmasın diye takım liderlerinin gözünün içine bakıyom, ayaklarını yıkayacam neredeyse, düzen aynen devam ama çat diye maç kazanamamaya başladık. 12 maç yaptık 2 galibiyet 4 beraberlik 6 mağlubiyetle bitti sezonun kalanı. Bak işin diğer garip yanı son haftaya kadar da 5.'yim hala bu leş performansla. Gidip lider beşiktaş'ı yeniyorum 2-1 gelip evimde 16.-17.-18. sıralarda olan takımlara yeniliyorum. Çözemedim ya sinirden duvarları kırıp tekrar yapıp bi daha kırasım geldi. Son hafta maç Bursa'yla. Bursa 4. ben 5. Bursa'yı yenersem avrupa kupalarına gidicem ki hedefim o. Tabi ben isterim de yenebilir miyim. Yedim 3 tane oturdum aşağı. Ligi de çat diye 8. likle bitirdim.
Son düzlükteki bu olaya anlam veremedim. Modum çok düştü. 2 tane genç yeteneğim var gazlıyorlar birbirlerini gidelim avrupaya ortamlara akalım diye. Pislikler. Bari avrupa kupalarına gideydim kalırlardı belki. Gidene kal demem asla. Çünkü takım uyumu. Akşam eve gidince satayım bari onları da para gelsin.
Şimdilik bu kadar sayın sözlük.
Edit 1 : 2 genç yeteneği bi kaç sezon daha satmadım. Sonra forveti sattım. Eski oyunlardaki gibi çat diye 20-30m na satamadım ama 15'e okuttum gene. Bu arada eski oyunlarda TSL'deki takımların -özellikle 4 büyüklerin- hiç transfer yapmamasından çok şikayetçiydim. Artık öyle bir olay yok arkadaşlar. Galatasaray 8-9m na oyuncu alıp satıyor. Diğer takımlar da aynı. Ya bu artık gerekmiyo bana satam para kazanam dediğim adamıma bursa falan sağlam teklifler veriyor yani. Sevdim transfer olayını.
Sevgiyle ve saygıyla kalın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar