bugün
- fenerin yeni hocası kim olacak5
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor20
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız11
- türk solu8
- aleksey batrakov6
- kimsenin 10 dakkadır entry girmemesi4
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi21
- türkiyeliyim ve mutluyum9
- cedidacer tarzı entry girmek6
- pazartesi görünümlü cuma5
- arabistan'ın sınava çarşafla girmeyi yasaklaması3
- kafede kış çayı içen erkek5
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar8
- insan doğuştan iyi midir16
- sözlük kızlarının bir işe yaramaması3
- oğlak burcu4
- sinem dedetaş11
- onaya ihtiyaç duymadan değerli hissedebilmek8
- fransa da 100 euroya satışa çıkarılan denizaltı2
- mahmud abbas5
- aykut kocaman3
- baba olmak3
- üçler yediler kırklar6
- dabbet ul arz geldiğinde bilimin sıçacak olması3
- bm deposunun israil saldırısında hasar görmesi4
- amedspor12
- istanbul da chp'li başkanlara soruşturma3
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak10
- parayı kaldırıp ortadan kaybolmak4
- ösym gözetmenlerinin tavan yapan egosu2
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- hamid abim olsaydı bunlar başımıza gelmezdi2
- ölüm haberi almak2
- ekşi sözlük toplu yazar alımı9
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- fon vurgunu12
- katalonya özerk bölgesi5
- anın görüntüsü14
- papatya çayı içen erkek7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı62
- hiç şişman kadınlar sevişmemiş erkek3
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin7
- ismet inönü6
- gecenin şarkısı12
- ince çorap giyip üşümüyorum ama diyen bayan5
- cumhuriyet bayramı14
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- escort taş mı yesin11
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi6
sevgili murat bardakçının eleştirilerinin hedefi olmuş, kendisini ikaz mahiyetindeki yazısında azarı yemiş hanedan üyesidir. zira çoktan haketmiştir kendileri.
--spoiler--
Nilhancığım, artık lutfen konuşma!
SULTAN Abdülhamid'in torununun torununun çocuğu olan Nilhan Osmanoğlu yahut şu andaki resmî adı ile Nilhan Vatansever, "Son Halife Abdülmecid Efendi'nin evinde Koç tarafından açılan sergi durdurulmalı! Kuzguncuk'ta bulunan sergide sanat adı altında rezalet!!!" diye bir tweet attı ve adamlar gidip Halife'nin köşkünü bastılar!
Nilhan Vatansever'in böyle bir hadiseye neticesini tahmin ederek veya etmeyerek sebep olması büyük hatadır ama asıl mesele Son Halife Abdülmecid Efendi'nin çıplak yahut giyinik tablolar yapmış olması değildir. Şimdiye kadar suskunluğunu ve asaletini koruyan ve bazı kesimlerden saygı gören bir aileden, Nilhan Hanım'ın birkaç senedir ettiği sözler sebebi ile nefret edilmeye başlanmıştır.
ARADA ÇOK FARK VAR!
Açık söyleyeyim: Türkiye'deki "hanedan" merakı 1980'lerin başından itibaren gazetelerde yaptığım yayınların ve çıkarttığım kitapların ardından yaygınlaştı.
Daha da samimi şekilde ifade edeyim: Osmanoğlu ailesinde o senelerde Orhan ve Osman Efendiler ile Neslişah, Hanzade, Neclâ, Fevziye, Dürrüşehvar, Mukbile ve Hümeyra sultanlarla hanımsultanlar yerine ailenin şimdiki bazı mensupları olsa idi böyle bir işe asla kalkışmazdım!
Aile hakkında benden önce sade suya tirit yayınlar yapılmıştı ama Osmanoğulları'nı geniş şekilde anlatan ve daha önemlisi bu işi siyaset ve ideoloji bulaştırmadan yapan bir yayın yoktu. O zamana kadar suskun kalan ve özellikle de gazetecilerden uzak duran Osmanoğulları'nın birçok mensubu ilk defa benimle konuştular, ucuz gazeteciliğe tevessül etmediğimi farketmeleri üzerine birçoğu ile aramızda yakın bir dostluk kuruldu, hattâ bazıları aile arşivlerini de bana emanet ettiler.
Hanedan merakının dönüm noktasını ailenin Fransa'da yaşayan en yaşlı erkeği, yani "reisi" olan Şehzade Mehmed Orhan Osmanoğlu'nu 1992'de Türkiye'ye gelmeye ikna etmem ve memleketini 68 sene aradan sonra bir haftalığına ziyaret eden yaşlı şehzadenin Çırağan Sarayı'ndaki günlerini gazetelerin manşetlerden vermeleri teşkil etti.
Türkiye'de Osmanoğulları ile ilgili merak işte böyle başladı ama ailenin o senelerde hayatta olan mensupları ile şimdiki bazı mensuplarının davranışları birbirinden çok farklıydı...
'ASALET'iN GEREKTiRDiĞi...
Suskun kaldıkları, olur-olmaz yerlerde görünmedikleri ve "konuşmadıkları" için bir kesimin gözünde saygınlıkları vardı. Atatürk'ün aleyhinde tek söz etmez, "Bize yakışmaz" deyip başkalarına da ettirmezlerdi, çünki gerçek "asalet" bunu gerektirirdi. Çoğu büyük maddî sıkıntı çekmişti, bazıları o senelerde de sıkıntı içerisinde idi ama Türkiye'den kenarda-köşede kalmış ve sürgün senelerinde ellerinden çıkartamadıkları küçük şahsî mülkleri dışında bir talepte bulunmadılar. "Düğünüm dedemin sarayında yapılsın", "Suada bizimdir", "istanbul'un bilmem hangi semtleri büyükbabamız Sultan falancaya aittir" diye konuşmak hatırlarına bile gelmedi; saraylar ile kasırların padişah mülkü olmadığını, buraların hanedana "Hazine-i Hassa'nın tahsis ettiği birer lojman" kimliği taşıdığını biliyorlardı. Belediyelerin düzenlediği etkinliklerde dedelerine övgüler düzdükten sonra "Canımıza yetti parlamenter sistem" gibisinden saçmalıkları onlardan işitemezdiniz, zira kültürlü idiler, dünyayı bilirler, en az iki-üç lisanı mükemmel şekilde konuşurlardı ve çok daha önemlisi, ayakları da yere basardı!
Hele, torunu falan olmadıkları Halife Abdülmecid Efendi'nin köşkünde açılan sergi hakkında tweet atmayı akıllarına getirmelerini bir tarafa bırakın, böyle bir işi onlara izah edebilmenin bile mümkinatı yoktu!
Şimdi babası ile tanışıklığım uzun seneler öncesine dayanan ve çocukluğundan itibaren bildiğim Nilhan Osmanoğlu Vatansever'e hatırlatmak zorundayım:
Artık lutfen konuşma Nilhancığım! Konuşma, zira söylediklerin tepki ile karşılanma sınırını çoktan aştı ve şiddete sebep olmaya başladı! Sergi basmaya bile tevessül edecek dar bir çevrenin gözünde "Sultan Efendi" olabilirsin ama toplumun hemen her kesiminde hiç de hoş olmayan ve sertten de öte tepkiler gördüğünü ve daha da önemlisi, sözlerinin Osmanoğlu ailesine karşı bir nefret hâlini aldığını farketmeye çalış!
https://www.msn.com/tr-tr...lYy0&ocid=mailsignout
--spoiler--
--spoiler--
Nilhancığım, artık lutfen konuşma!
SULTAN Abdülhamid'in torununun torununun çocuğu olan Nilhan Osmanoğlu yahut şu andaki resmî adı ile Nilhan Vatansever, "Son Halife Abdülmecid Efendi'nin evinde Koç tarafından açılan sergi durdurulmalı! Kuzguncuk'ta bulunan sergide sanat adı altında rezalet!!!" diye bir tweet attı ve adamlar gidip Halife'nin köşkünü bastılar!
Nilhan Vatansever'in böyle bir hadiseye neticesini tahmin ederek veya etmeyerek sebep olması büyük hatadır ama asıl mesele Son Halife Abdülmecid Efendi'nin çıplak yahut giyinik tablolar yapmış olması değildir. Şimdiye kadar suskunluğunu ve asaletini koruyan ve bazı kesimlerden saygı gören bir aileden, Nilhan Hanım'ın birkaç senedir ettiği sözler sebebi ile nefret edilmeye başlanmıştır.
ARADA ÇOK FARK VAR!
Açık söyleyeyim: Türkiye'deki "hanedan" merakı 1980'lerin başından itibaren gazetelerde yaptığım yayınların ve çıkarttığım kitapların ardından yaygınlaştı.
Daha da samimi şekilde ifade edeyim: Osmanoğlu ailesinde o senelerde Orhan ve Osman Efendiler ile Neslişah, Hanzade, Neclâ, Fevziye, Dürrüşehvar, Mukbile ve Hümeyra sultanlarla hanımsultanlar yerine ailenin şimdiki bazı mensupları olsa idi böyle bir işe asla kalkışmazdım!
Aile hakkında benden önce sade suya tirit yayınlar yapılmıştı ama Osmanoğulları'nı geniş şekilde anlatan ve daha önemlisi bu işi siyaset ve ideoloji bulaştırmadan yapan bir yayın yoktu. O zamana kadar suskun kalan ve özellikle de gazetecilerden uzak duran Osmanoğulları'nın birçok mensubu ilk defa benimle konuştular, ucuz gazeteciliğe tevessül etmediğimi farketmeleri üzerine birçoğu ile aramızda yakın bir dostluk kuruldu, hattâ bazıları aile arşivlerini de bana emanet ettiler.
Hanedan merakının dönüm noktasını ailenin Fransa'da yaşayan en yaşlı erkeği, yani "reisi" olan Şehzade Mehmed Orhan Osmanoğlu'nu 1992'de Türkiye'ye gelmeye ikna etmem ve memleketini 68 sene aradan sonra bir haftalığına ziyaret eden yaşlı şehzadenin Çırağan Sarayı'ndaki günlerini gazetelerin manşetlerden vermeleri teşkil etti.
Türkiye'de Osmanoğulları ile ilgili merak işte böyle başladı ama ailenin o senelerde hayatta olan mensupları ile şimdiki bazı mensuplarının davranışları birbirinden çok farklıydı...
'ASALET'iN GEREKTiRDiĞi...
Suskun kaldıkları, olur-olmaz yerlerde görünmedikleri ve "konuşmadıkları" için bir kesimin gözünde saygınlıkları vardı. Atatürk'ün aleyhinde tek söz etmez, "Bize yakışmaz" deyip başkalarına da ettirmezlerdi, çünki gerçek "asalet" bunu gerektirirdi. Çoğu büyük maddî sıkıntı çekmişti, bazıları o senelerde de sıkıntı içerisinde idi ama Türkiye'den kenarda-köşede kalmış ve sürgün senelerinde ellerinden çıkartamadıkları küçük şahsî mülkleri dışında bir talepte bulunmadılar. "Düğünüm dedemin sarayında yapılsın", "Suada bizimdir", "istanbul'un bilmem hangi semtleri büyükbabamız Sultan falancaya aittir" diye konuşmak hatırlarına bile gelmedi; saraylar ile kasırların padişah mülkü olmadığını, buraların hanedana "Hazine-i Hassa'nın tahsis ettiği birer lojman" kimliği taşıdığını biliyorlardı. Belediyelerin düzenlediği etkinliklerde dedelerine övgüler düzdükten sonra "Canımıza yetti parlamenter sistem" gibisinden saçmalıkları onlardan işitemezdiniz, zira kültürlü idiler, dünyayı bilirler, en az iki-üç lisanı mükemmel şekilde konuşurlardı ve çok daha önemlisi, ayakları da yere basardı!
Hele, torunu falan olmadıkları Halife Abdülmecid Efendi'nin köşkünde açılan sergi hakkında tweet atmayı akıllarına getirmelerini bir tarafa bırakın, böyle bir işi onlara izah edebilmenin bile mümkinatı yoktu!
Şimdi babası ile tanışıklığım uzun seneler öncesine dayanan ve çocukluğundan itibaren bildiğim Nilhan Osmanoğlu Vatansever'e hatırlatmak zorundayım:
Artık lutfen konuşma Nilhancığım! Konuşma, zira söylediklerin tepki ile karşılanma sınırını çoktan aştı ve şiddete sebep olmaya başladı! Sergi basmaya bile tevessül edecek dar bir çevrenin gözünde "Sultan Efendi" olabilirsin ama toplumun hemen her kesiminde hiç de hoş olmayan ve sertten de öte tepkiler gördüğünü ve daha da önemlisi, sözlerinin Osmanoğlu ailesine karşı bir nefret hâlini aldığını farketmeye çalış!
https://www.msn.com/tr-tr...lYy0&ocid=mailsignout
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar