bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- almanya7
- danimarka5
- coca cola zero gerçekten zararlı mı8
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- gece denize girmek20
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- içi ve dışı farklı olan insan7
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- manifest grubu vs tarkan16
- kızların sürekli laf sokmaya çalışması3
- luks araba almak6
- mehdiye inanıyor musunuz10
- bir insanın arkasından konuşmak6
- yeni parti51
- islam düşmanlarına bir soru9
- yazarların 3 dilek hakkı olsa dileyecekleri 3 şey2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin7
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı8
- gürcistan2
- bülent ersoy2
- termosa bira koymak2
- trakya'nın çok süper bir yer olması3
- hikayeyi devam ettir52
- yoran insanların ortak özellikleri3
- sibel can2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- dolunayı seyretmek4
- eren kaşıkçı6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- kaş rengini açma2
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- 29 temmuz 2026 gornik zarbze fenerbahçe maçı5
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- nickten isim tahmini yapmak72
- sözlük kızlarının kekleri11
- bmw3
- gelecek partisi4
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- fenerbahçe5
- cherry tiggo4
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak3
- turkiye musluman bir ulkedir musluman kalacaktir3
- adem ile havva'nın siyahi olması3
- film izlerken kendini filmin içinde zannetmek2
- yukarı kattan gelen ahh sesi3
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi5
sevgili murat bardakçının eleştirilerinin hedefi olmuş, kendisini ikaz mahiyetindeki yazısında azarı yemiş hanedan üyesidir. zira çoktan haketmiştir kendileri.
--spoiler--
Nilhancığım, artık lutfen konuşma!
SULTAN Abdülhamid'in torununun torununun çocuğu olan Nilhan Osmanoğlu yahut şu andaki resmî adı ile Nilhan Vatansever, "Son Halife Abdülmecid Efendi'nin evinde Koç tarafından açılan sergi durdurulmalı! Kuzguncuk'ta bulunan sergide sanat adı altında rezalet!!!" diye bir tweet attı ve adamlar gidip Halife'nin köşkünü bastılar!
Nilhan Vatansever'in böyle bir hadiseye neticesini tahmin ederek veya etmeyerek sebep olması büyük hatadır ama asıl mesele Son Halife Abdülmecid Efendi'nin çıplak yahut giyinik tablolar yapmış olması değildir. Şimdiye kadar suskunluğunu ve asaletini koruyan ve bazı kesimlerden saygı gören bir aileden, Nilhan Hanım'ın birkaç senedir ettiği sözler sebebi ile nefret edilmeye başlanmıştır.
ARADA ÇOK FARK VAR!
Açık söyleyeyim: Türkiye'deki "hanedan" merakı 1980'lerin başından itibaren gazetelerde yaptığım yayınların ve çıkarttığım kitapların ardından yaygınlaştı.
Daha da samimi şekilde ifade edeyim: Osmanoğlu ailesinde o senelerde Orhan ve Osman Efendiler ile Neslişah, Hanzade, Neclâ, Fevziye, Dürrüşehvar, Mukbile ve Hümeyra sultanlarla hanımsultanlar yerine ailenin şimdiki bazı mensupları olsa idi böyle bir işe asla kalkışmazdım!
Aile hakkında benden önce sade suya tirit yayınlar yapılmıştı ama Osmanoğulları'nı geniş şekilde anlatan ve daha önemlisi bu işi siyaset ve ideoloji bulaştırmadan yapan bir yayın yoktu. O zamana kadar suskun kalan ve özellikle de gazetecilerden uzak duran Osmanoğulları'nın birçok mensubu ilk defa benimle konuştular, ucuz gazeteciliğe tevessül etmediğimi farketmeleri üzerine birçoğu ile aramızda yakın bir dostluk kuruldu, hattâ bazıları aile arşivlerini de bana emanet ettiler.
Hanedan merakının dönüm noktasını ailenin Fransa'da yaşayan en yaşlı erkeği, yani "reisi" olan Şehzade Mehmed Orhan Osmanoğlu'nu 1992'de Türkiye'ye gelmeye ikna etmem ve memleketini 68 sene aradan sonra bir haftalığına ziyaret eden yaşlı şehzadenin Çırağan Sarayı'ndaki günlerini gazetelerin manşetlerden vermeleri teşkil etti.
Türkiye'de Osmanoğulları ile ilgili merak işte böyle başladı ama ailenin o senelerde hayatta olan mensupları ile şimdiki bazı mensuplarının davranışları birbirinden çok farklıydı...
'ASALET'iN GEREKTiRDiĞi...
Suskun kaldıkları, olur-olmaz yerlerde görünmedikleri ve "konuşmadıkları" için bir kesimin gözünde saygınlıkları vardı. Atatürk'ün aleyhinde tek söz etmez, "Bize yakışmaz" deyip başkalarına da ettirmezlerdi, çünki gerçek "asalet" bunu gerektirirdi. Çoğu büyük maddî sıkıntı çekmişti, bazıları o senelerde de sıkıntı içerisinde idi ama Türkiye'den kenarda-köşede kalmış ve sürgün senelerinde ellerinden çıkartamadıkları küçük şahsî mülkleri dışında bir talepte bulunmadılar. "Düğünüm dedemin sarayında yapılsın", "Suada bizimdir", "istanbul'un bilmem hangi semtleri büyükbabamız Sultan falancaya aittir" diye konuşmak hatırlarına bile gelmedi; saraylar ile kasırların padişah mülkü olmadığını, buraların hanedana "Hazine-i Hassa'nın tahsis ettiği birer lojman" kimliği taşıdığını biliyorlardı. Belediyelerin düzenlediği etkinliklerde dedelerine övgüler düzdükten sonra "Canımıza yetti parlamenter sistem" gibisinden saçmalıkları onlardan işitemezdiniz, zira kültürlü idiler, dünyayı bilirler, en az iki-üç lisanı mükemmel şekilde konuşurlardı ve çok daha önemlisi, ayakları da yere basardı!
Hele, torunu falan olmadıkları Halife Abdülmecid Efendi'nin köşkünde açılan sergi hakkında tweet atmayı akıllarına getirmelerini bir tarafa bırakın, böyle bir işi onlara izah edebilmenin bile mümkinatı yoktu!
Şimdi babası ile tanışıklığım uzun seneler öncesine dayanan ve çocukluğundan itibaren bildiğim Nilhan Osmanoğlu Vatansever'e hatırlatmak zorundayım:
Artık lutfen konuşma Nilhancığım! Konuşma, zira söylediklerin tepki ile karşılanma sınırını çoktan aştı ve şiddete sebep olmaya başladı! Sergi basmaya bile tevessül edecek dar bir çevrenin gözünde "Sultan Efendi" olabilirsin ama toplumun hemen her kesiminde hiç de hoş olmayan ve sertten de öte tepkiler gördüğünü ve daha da önemlisi, sözlerinin Osmanoğlu ailesine karşı bir nefret hâlini aldığını farketmeye çalış!
https://www.msn.com/tr-tr...lYy0&ocid=mailsignout
--spoiler--
--spoiler--
Nilhancığım, artık lutfen konuşma!
SULTAN Abdülhamid'in torununun torununun çocuğu olan Nilhan Osmanoğlu yahut şu andaki resmî adı ile Nilhan Vatansever, "Son Halife Abdülmecid Efendi'nin evinde Koç tarafından açılan sergi durdurulmalı! Kuzguncuk'ta bulunan sergide sanat adı altında rezalet!!!" diye bir tweet attı ve adamlar gidip Halife'nin köşkünü bastılar!
Nilhan Vatansever'in böyle bir hadiseye neticesini tahmin ederek veya etmeyerek sebep olması büyük hatadır ama asıl mesele Son Halife Abdülmecid Efendi'nin çıplak yahut giyinik tablolar yapmış olması değildir. Şimdiye kadar suskunluğunu ve asaletini koruyan ve bazı kesimlerden saygı gören bir aileden, Nilhan Hanım'ın birkaç senedir ettiği sözler sebebi ile nefret edilmeye başlanmıştır.
ARADA ÇOK FARK VAR!
Açık söyleyeyim: Türkiye'deki "hanedan" merakı 1980'lerin başından itibaren gazetelerde yaptığım yayınların ve çıkarttığım kitapların ardından yaygınlaştı.
Daha da samimi şekilde ifade edeyim: Osmanoğlu ailesinde o senelerde Orhan ve Osman Efendiler ile Neslişah, Hanzade, Neclâ, Fevziye, Dürrüşehvar, Mukbile ve Hümeyra sultanlarla hanımsultanlar yerine ailenin şimdiki bazı mensupları olsa idi böyle bir işe asla kalkışmazdım!
Aile hakkında benden önce sade suya tirit yayınlar yapılmıştı ama Osmanoğulları'nı geniş şekilde anlatan ve daha önemlisi bu işi siyaset ve ideoloji bulaştırmadan yapan bir yayın yoktu. O zamana kadar suskun kalan ve özellikle de gazetecilerden uzak duran Osmanoğulları'nın birçok mensubu ilk defa benimle konuştular, ucuz gazeteciliğe tevessül etmediğimi farketmeleri üzerine birçoğu ile aramızda yakın bir dostluk kuruldu, hattâ bazıları aile arşivlerini de bana emanet ettiler.
Hanedan merakının dönüm noktasını ailenin Fransa'da yaşayan en yaşlı erkeği, yani "reisi" olan Şehzade Mehmed Orhan Osmanoğlu'nu 1992'de Türkiye'ye gelmeye ikna etmem ve memleketini 68 sene aradan sonra bir haftalığına ziyaret eden yaşlı şehzadenin Çırağan Sarayı'ndaki günlerini gazetelerin manşetlerden vermeleri teşkil etti.
Türkiye'de Osmanoğulları ile ilgili merak işte böyle başladı ama ailenin o senelerde hayatta olan mensupları ile şimdiki bazı mensuplarının davranışları birbirinden çok farklıydı...
'ASALET'iN GEREKTiRDiĞi...
Suskun kaldıkları, olur-olmaz yerlerde görünmedikleri ve "konuşmadıkları" için bir kesimin gözünde saygınlıkları vardı. Atatürk'ün aleyhinde tek söz etmez, "Bize yakışmaz" deyip başkalarına da ettirmezlerdi, çünki gerçek "asalet" bunu gerektirirdi. Çoğu büyük maddî sıkıntı çekmişti, bazıları o senelerde de sıkıntı içerisinde idi ama Türkiye'den kenarda-köşede kalmış ve sürgün senelerinde ellerinden çıkartamadıkları küçük şahsî mülkleri dışında bir talepte bulunmadılar. "Düğünüm dedemin sarayında yapılsın", "Suada bizimdir", "istanbul'un bilmem hangi semtleri büyükbabamız Sultan falancaya aittir" diye konuşmak hatırlarına bile gelmedi; saraylar ile kasırların padişah mülkü olmadığını, buraların hanedana "Hazine-i Hassa'nın tahsis ettiği birer lojman" kimliği taşıdığını biliyorlardı. Belediyelerin düzenlediği etkinliklerde dedelerine övgüler düzdükten sonra "Canımıza yetti parlamenter sistem" gibisinden saçmalıkları onlardan işitemezdiniz, zira kültürlü idiler, dünyayı bilirler, en az iki-üç lisanı mükemmel şekilde konuşurlardı ve çok daha önemlisi, ayakları da yere basardı!
Hele, torunu falan olmadıkları Halife Abdülmecid Efendi'nin köşkünde açılan sergi hakkında tweet atmayı akıllarına getirmelerini bir tarafa bırakın, böyle bir işi onlara izah edebilmenin bile mümkinatı yoktu!
Şimdi babası ile tanışıklığım uzun seneler öncesine dayanan ve çocukluğundan itibaren bildiğim Nilhan Osmanoğlu Vatansever'e hatırlatmak zorundayım:
Artık lutfen konuşma Nilhancığım! Konuşma, zira söylediklerin tepki ile karşılanma sınırını çoktan aştı ve şiddete sebep olmaya başladı! Sergi basmaya bile tevessül edecek dar bir çevrenin gözünde "Sultan Efendi" olabilirsin ama toplumun hemen her kesiminde hiç de hoş olmayan ve sertten de öte tepkiler gördüğünü ve daha da önemlisi, sözlerinin Osmanoğlu ailesine karşı bir nefret hâlini aldığını farketmeye çalış!
https://www.msn.com/tr-tr...lYy0&ocid=mailsignout
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar