bugün
- iltica20
- jaws filmindeki sikko balik14
- haftanın gammazlarında birinci olan user6
- arda güler4
- yetkisi alınan yetkili3
- gammaz çetesini çökerten yazar2
- moralin çok bozuk olması6
- asansörde konuşmama kuralı3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı22
- sözlüğün kralı8
- doğru don seçimi5
- gs fb derbisinde biletler 1 lira olsa olacaklar3
- sabahları americano içmeyince gerilen adam2
- yaşlıların folklifte portif demesi9
- fetöcü ünlüler3
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- insan sevmemek4
- yalnız yaşamak6
- atatürk ün hataları3
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak12
- rakı içen kadına hayran olan lavuk3
- sabahın köründe arayıp uyuyor muydun diyen tip3
- yunanistan'ın savunma bütçesini 5 kat artırması2
- fon vurgunu52
- uzaylılar tavuk döner yiyor mu4
- betray me7
- nev ölmüş başımız sağ olsun3
- kabine'nin beştepe de toplanması3
- oktay saral6
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- galatasaray fenerbahçe derbisi2
- uludağ sözlük bacıları geleneksel kongresi5
- aç uyumak10
- irana gelin gitmek2
- metamfetamin7
- forma7
- sevgi vs aşk9
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- sözlüğün kraliçesi5
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı2
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- salçalı makarna10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- ırak5
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- gece gece kokoreç gömmek7
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- galatasaray fenerbahçe derbisinde 407 randevu2
- çin9
- ayağı şiir kokan kadın6
tıpkı liberal sol gibi sınıftan kaçan sol kategorisine girmesi gereken bir sol cinsi. tabi bu cins siyaseti en çok liberal sol kaçkınlarının ya da sol düşmanlarının eleştirmesi çok doğal. çünkü bu sayede içlerine sindiremedikleri anti-emperyalizm, bağımsızlık, ulusal egemenlik gibi kavramları mahkum edeceklerini sanabiliyorlar. böylece sol kendi tarihine yabancılaşarak demokratikleşme hülyaları içinde gericilerin arkasına dizilmesini bekliyorlar ama yanılıyorlar. diğer yandan ise anakronik kalan denkleştirmeler kadük kalmaktadır. bir dönem sosyalizmin kazanımlarını savunmak adına ileri atılan tek ülke sosyalizmi deneyimleri sanki sosyalizmin genetik kodlarına yazılmışçasına bu taktiğin tarihsel kazanımlarını da mahkum ediyorlar. biz ulusalcı sola gelelim.
solun ulusalı olur mu? bu soruyu abuk bulanlara bir de şunu soralım: "solun liberali olabilir mi?" ya da "sol siyaseti sosyal demokrasi taşır mı?" bu sorular şüphesiz konu dışı fakat çok açık bir biçimde görülüyor ki solu tasnif etmeye çalışanlar bütünsüzlük ve ortalamacı bakış açılarının indirgemeciliğinde boğulup gidiyorlar. az önce sorulan sorunun cevabı belli. solun ulusalı filan olmaz. fakat işte oldurulmuya çalışılıyor. o halde ulusal solun yükseldiği alan olan anti-emperyalizm ve bağımsızlıkçılık konularına gelelim.
emperyalizm çağında yaşıyoruz. bu çağ kapitalizmin anarşik yapısının süreklilik kazandığı, dünyayı sürekli krizler içine soktuğu ve milyonlarca insanı basit hayaller uğruna kana, savaşa bulandırdığı bir çağ. koca koca ülkeler dev tekellerin, tekelci sermayedarların ve onların uzantısı yerli tekelci sermayenin ellerinde pazar haline geliyor. pazar haline gelen ülkelerin halkları daha doğurusu işçisi, köylüsü, emeklisi, işsizi, öğrencisi yani tüm emekçi sınıfları ve aydınları köleleşiriliyor. o halde bütün ülkelerin işçilerinin yanında olan sol, halkları köle eden emperyalizme karşı tutum almak zorundadır. çünkü emperyalizm aynı zamanda kapitalizm anlamına gelmektedir. ikisinin de alt edilmesi birbirine bağlı, iç içe kavramlardır. o halde emperyalizm çağında, reel sosyalizmin çözüldüğü ve her türlü ulusal hareketin emperyalizm kartına sarıldığı bir çağda, bağımsızlıkçılık ve anti-emperyalizm söyleminin tutarlı ve net bir tavır içermesi için solun ulusal kavramını iktidar ilişkisi biçiminde kavraması gerekiyor. ama bu politika içerisinde bir milli çıkarlar politikası olamaz. milli çıkarlar politikası her ülkenin sermaye sınıfının işine yarayan, sınıf uzlaşmacı bir tavırdır. o halde bu politika mahkum edilmelidir.
diğer yandan ise sol işçilerin birliğinden yanadır. ülke içerisinde din,dil,ırk ayrımı yapmadan ya da bir sektörü diğerinin üzerinde tutmadan tüm sınıfı birleştirerek sermaye sınıfına karşı cephe almasını sağlamalıdır. ancak bu şekilde bir sınıf diğeri sınıfı iktidardan kovabilir. çünkü bir sınıf iktidarı ele almak istiyorsa kendini ulusal bir konuma getirmelidir. ulusal bir konuma getirirken ise tüm ulusu kucaklaması değil, azınlığı iktidardan def etmesi gerekir.
ulusalcı sol sınıftan kaçarak anti-emperyalizmi ve bağımsızlıkçılığı tutarsız ve bulanık kavramlar haline getirmektedir. ne yazık ki kendi çelişkileri bu kavramları sahiplenmelerine izin vermiyor. diğer yanda duran liberal sol ise düşman bir kardeş gibi ulusalcı sola saldırırken, aslen solun kendisine saldırıyor. bunu nasıl yapıyor? ulusal solun kullandığı kimi kavramları solun içinden sökerek başka anlamlar yüklüyor. işte ortada dönen ergenekoncu-darbeci iddiaları. bilemiyorum belki ulusalcıların böyle iddiaları doğrulayan hareketleri olabilir. ama işte düşman kardeş bir anda solun kendisine saldırıyor.
sosyalizm ne ulusallığı kabul eder ne de demokrasinin kendinden menkul liberal kavramlarını. bu sadece sosyalizmin alanını kısıtlıyor ama o cenderenin içinden çıkacak tek yol da sosyalist devrimin kendisidir.
solun ulusalı olur mu? bu soruyu abuk bulanlara bir de şunu soralım: "solun liberali olabilir mi?" ya da "sol siyaseti sosyal demokrasi taşır mı?" bu sorular şüphesiz konu dışı fakat çok açık bir biçimde görülüyor ki solu tasnif etmeye çalışanlar bütünsüzlük ve ortalamacı bakış açılarının indirgemeciliğinde boğulup gidiyorlar. az önce sorulan sorunun cevabı belli. solun ulusalı filan olmaz. fakat işte oldurulmuya çalışılıyor. o halde ulusal solun yükseldiği alan olan anti-emperyalizm ve bağımsızlıkçılık konularına gelelim.
emperyalizm çağında yaşıyoruz. bu çağ kapitalizmin anarşik yapısının süreklilik kazandığı, dünyayı sürekli krizler içine soktuğu ve milyonlarca insanı basit hayaller uğruna kana, savaşa bulandırdığı bir çağ. koca koca ülkeler dev tekellerin, tekelci sermayedarların ve onların uzantısı yerli tekelci sermayenin ellerinde pazar haline geliyor. pazar haline gelen ülkelerin halkları daha doğurusu işçisi, köylüsü, emeklisi, işsizi, öğrencisi yani tüm emekçi sınıfları ve aydınları köleleşiriliyor. o halde bütün ülkelerin işçilerinin yanında olan sol, halkları köle eden emperyalizme karşı tutum almak zorundadır. çünkü emperyalizm aynı zamanda kapitalizm anlamına gelmektedir. ikisinin de alt edilmesi birbirine bağlı, iç içe kavramlardır. o halde emperyalizm çağında, reel sosyalizmin çözüldüğü ve her türlü ulusal hareketin emperyalizm kartına sarıldığı bir çağda, bağımsızlıkçılık ve anti-emperyalizm söyleminin tutarlı ve net bir tavır içermesi için solun ulusal kavramını iktidar ilişkisi biçiminde kavraması gerekiyor. ama bu politika içerisinde bir milli çıkarlar politikası olamaz. milli çıkarlar politikası her ülkenin sermaye sınıfının işine yarayan, sınıf uzlaşmacı bir tavırdır. o halde bu politika mahkum edilmelidir.
diğer yandan ise sol işçilerin birliğinden yanadır. ülke içerisinde din,dil,ırk ayrımı yapmadan ya da bir sektörü diğerinin üzerinde tutmadan tüm sınıfı birleştirerek sermaye sınıfına karşı cephe almasını sağlamalıdır. ancak bu şekilde bir sınıf diğeri sınıfı iktidardan kovabilir. çünkü bir sınıf iktidarı ele almak istiyorsa kendini ulusal bir konuma getirmelidir. ulusal bir konuma getirirken ise tüm ulusu kucaklaması değil, azınlığı iktidardan def etmesi gerekir.
ulusalcı sol sınıftan kaçarak anti-emperyalizmi ve bağımsızlıkçılığı tutarsız ve bulanık kavramlar haline getirmektedir. ne yazık ki kendi çelişkileri bu kavramları sahiplenmelerine izin vermiyor. diğer yanda duran liberal sol ise düşman bir kardeş gibi ulusalcı sola saldırırken, aslen solun kendisine saldırıyor. bunu nasıl yapıyor? ulusal solun kullandığı kimi kavramları solun içinden sökerek başka anlamlar yüklüyor. işte ortada dönen ergenekoncu-darbeci iddiaları. bilemiyorum belki ulusalcıların böyle iddiaları doğrulayan hareketleri olabilir. ama işte düşman kardeş bir anda solun kendisine saldırıyor.
sosyalizm ne ulusallığı kabul eder ne de demokrasinin kendinden menkul liberal kavramlarını. bu sadece sosyalizmin alanını kısıtlıyor ama o cenderenin içinden çıkacak tek yol da sosyalist devrimin kendisidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar