bugün
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi21
- özel'in talebiyle zeyrek'e 950 bin euro verdim12
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle30
- penis deliğinden içeri giren kene9
- mesai bittiği gibi çıkmanın ayıp sayılması7
- ilk buluşmada sakso çekmeye yeltenen kız7
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir15
- gocu ve ktç'yi üst üste koymak5
- bir hatunu kıvama getirip yatağa atmak7
- beşiktaş ın çok kötü yönetilmesi3
- en gey özelliğiniz9
- 50 bin dolara götünü açarak çarşıda koşar mısın3
- 13 haziran 2026 avustralya türkiye maçı2
- göt deliği yalatmak11
- 5 haziran 20263
- avrupanın en güzel dilleri4
- üst kattaki komşunun topuk sesi4
- chp'nin en kötü genel başkanı6
- gül gibi kız olma kriterleri7
- ktç nerede lan5
- ali cabbar3
- ak it3
- nervionun kedisi6
- gelmiş geçmiş en iyi stoper7
- memurların asgari ücret alması3
- yan odaya geçip seksting yapan evli kadın2
- sek miyim2
- fazla naz aşık usandırır2
- tinder den hatun düşürmek2
- bu dünyaya çocuk getirmek17
- evlilik masrafları14
- özgür özel'in sızmış fotoğrafı4
- ona bir şey söyle19
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba22
- erkeklerin giderek kadınsı olması6
- çirkin bakınca sapık yakışıklı bakınca çapkın4
- nasılsınız2
- günü gününe uymamak4
- üniversite hayatı5
- uzak mesafe ilişkisi6
- yazarların on üzerinden komiklikleri2
- yazar alımları kapatılsın önerisi7
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u15
- mourinho'nun türkiye'yi aihm'ye şikayet etmesi6
- sevgiliyle bir hafta geçirmek5
- babasina benzeyen erkeklerden hoslanan kiz10
- uysaljakobenin nerede olması3
- yıllar sonra ulaşan arkadaş2
- john wayne gacy2
- sssilvermist17
tıpkı liberal sol gibi sınıftan kaçan sol kategorisine girmesi gereken bir sol cinsi. tabi bu cins siyaseti en çok liberal sol kaçkınlarının ya da sol düşmanlarının eleştirmesi çok doğal. çünkü bu sayede içlerine sindiremedikleri anti-emperyalizm, bağımsızlık, ulusal egemenlik gibi kavramları mahkum edeceklerini sanabiliyorlar. böylece sol kendi tarihine yabancılaşarak demokratikleşme hülyaları içinde gericilerin arkasına dizilmesini bekliyorlar ama yanılıyorlar. diğer yandan ise anakronik kalan denkleştirmeler kadük kalmaktadır. bir dönem sosyalizmin kazanımlarını savunmak adına ileri atılan tek ülke sosyalizmi deneyimleri sanki sosyalizmin genetik kodlarına yazılmışçasına bu taktiğin tarihsel kazanımlarını da mahkum ediyorlar. biz ulusalcı sola gelelim.
solun ulusalı olur mu? bu soruyu abuk bulanlara bir de şunu soralım: "solun liberali olabilir mi?" ya da "sol siyaseti sosyal demokrasi taşır mı?" bu sorular şüphesiz konu dışı fakat çok açık bir biçimde görülüyor ki solu tasnif etmeye çalışanlar bütünsüzlük ve ortalamacı bakış açılarının indirgemeciliğinde boğulup gidiyorlar. az önce sorulan sorunun cevabı belli. solun ulusalı filan olmaz. fakat işte oldurulmuya çalışılıyor. o halde ulusal solun yükseldiği alan olan anti-emperyalizm ve bağımsızlıkçılık konularına gelelim.
emperyalizm çağında yaşıyoruz. bu çağ kapitalizmin anarşik yapısının süreklilik kazandığı, dünyayı sürekli krizler içine soktuğu ve milyonlarca insanı basit hayaller uğruna kana, savaşa bulandırdığı bir çağ. koca koca ülkeler dev tekellerin, tekelci sermayedarların ve onların uzantısı yerli tekelci sermayenin ellerinde pazar haline geliyor. pazar haline gelen ülkelerin halkları daha doğurusu işçisi, köylüsü, emeklisi, işsizi, öğrencisi yani tüm emekçi sınıfları ve aydınları köleleşiriliyor. o halde bütün ülkelerin işçilerinin yanında olan sol, halkları köle eden emperyalizme karşı tutum almak zorundadır. çünkü emperyalizm aynı zamanda kapitalizm anlamına gelmektedir. ikisinin de alt edilmesi birbirine bağlı, iç içe kavramlardır. o halde emperyalizm çağında, reel sosyalizmin çözüldüğü ve her türlü ulusal hareketin emperyalizm kartına sarıldığı bir çağda, bağımsızlıkçılık ve anti-emperyalizm söyleminin tutarlı ve net bir tavır içermesi için solun ulusal kavramını iktidar ilişkisi biçiminde kavraması gerekiyor. ama bu politika içerisinde bir milli çıkarlar politikası olamaz. milli çıkarlar politikası her ülkenin sermaye sınıfının işine yarayan, sınıf uzlaşmacı bir tavırdır. o halde bu politika mahkum edilmelidir.
diğer yandan ise sol işçilerin birliğinden yanadır. ülke içerisinde din,dil,ırk ayrımı yapmadan ya da bir sektörü diğerinin üzerinde tutmadan tüm sınıfı birleştirerek sermaye sınıfına karşı cephe almasını sağlamalıdır. ancak bu şekilde bir sınıf diğeri sınıfı iktidardan kovabilir. çünkü bir sınıf iktidarı ele almak istiyorsa kendini ulusal bir konuma getirmelidir. ulusal bir konuma getirirken ise tüm ulusu kucaklaması değil, azınlığı iktidardan def etmesi gerekir.
ulusalcı sol sınıftan kaçarak anti-emperyalizmi ve bağımsızlıkçılığı tutarsız ve bulanık kavramlar haline getirmektedir. ne yazık ki kendi çelişkileri bu kavramları sahiplenmelerine izin vermiyor. diğer yanda duran liberal sol ise düşman bir kardeş gibi ulusalcı sola saldırırken, aslen solun kendisine saldırıyor. bunu nasıl yapıyor? ulusal solun kullandığı kimi kavramları solun içinden sökerek başka anlamlar yüklüyor. işte ortada dönen ergenekoncu-darbeci iddiaları. bilemiyorum belki ulusalcıların böyle iddiaları doğrulayan hareketleri olabilir. ama işte düşman kardeş bir anda solun kendisine saldırıyor.
sosyalizm ne ulusallığı kabul eder ne de demokrasinin kendinden menkul liberal kavramlarını. bu sadece sosyalizmin alanını kısıtlıyor ama o cenderenin içinden çıkacak tek yol da sosyalist devrimin kendisidir.
solun ulusalı olur mu? bu soruyu abuk bulanlara bir de şunu soralım: "solun liberali olabilir mi?" ya da "sol siyaseti sosyal demokrasi taşır mı?" bu sorular şüphesiz konu dışı fakat çok açık bir biçimde görülüyor ki solu tasnif etmeye çalışanlar bütünsüzlük ve ortalamacı bakış açılarının indirgemeciliğinde boğulup gidiyorlar. az önce sorulan sorunun cevabı belli. solun ulusalı filan olmaz. fakat işte oldurulmuya çalışılıyor. o halde ulusal solun yükseldiği alan olan anti-emperyalizm ve bağımsızlıkçılık konularına gelelim.
emperyalizm çağında yaşıyoruz. bu çağ kapitalizmin anarşik yapısının süreklilik kazandığı, dünyayı sürekli krizler içine soktuğu ve milyonlarca insanı basit hayaller uğruna kana, savaşa bulandırdığı bir çağ. koca koca ülkeler dev tekellerin, tekelci sermayedarların ve onların uzantısı yerli tekelci sermayenin ellerinde pazar haline geliyor. pazar haline gelen ülkelerin halkları daha doğurusu işçisi, köylüsü, emeklisi, işsizi, öğrencisi yani tüm emekçi sınıfları ve aydınları köleleşiriliyor. o halde bütün ülkelerin işçilerinin yanında olan sol, halkları köle eden emperyalizme karşı tutum almak zorundadır. çünkü emperyalizm aynı zamanda kapitalizm anlamına gelmektedir. ikisinin de alt edilmesi birbirine bağlı, iç içe kavramlardır. o halde emperyalizm çağında, reel sosyalizmin çözüldüğü ve her türlü ulusal hareketin emperyalizm kartına sarıldığı bir çağda, bağımsızlıkçılık ve anti-emperyalizm söyleminin tutarlı ve net bir tavır içermesi için solun ulusal kavramını iktidar ilişkisi biçiminde kavraması gerekiyor. ama bu politika içerisinde bir milli çıkarlar politikası olamaz. milli çıkarlar politikası her ülkenin sermaye sınıfının işine yarayan, sınıf uzlaşmacı bir tavırdır. o halde bu politika mahkum edilmelidir.
diğer yandan ise sol işçilerin birliğinden yanadır. ülke içerisinde din,dil,ırk ayrımı yapmadan ya da bir sektörü diğerinin üzerinde tutmadan tüm sınıfı birleştirerek sermaye sınıfına karşı cephe almasını sağlamalıdır. ancak bu şekilde bir sınıf diğeri sınıfı iktidardan kovabilir. çünkü bir sınıf iktidarı ele almak istiyorsa kendini ulusal bir konuma getirmelidir. ulusal bir konuma getirirken ise tüm ulusu kucaklaması değil, azınlığı iktidardan def etmesi gerekir.
ulusalcı sol sınıftan kaçarak anti-emperyalizmi ve bağımsızlıkçılığı tutarsız ve bulanık kavramlar haline getirmektedir. ne yazık ki kendi çelişkileri bu kavramları sahiplenmelerine izin vermiyor. diğer yanda duran liberal sol ise düşman bir kardeş gibi ulusalcı sola saldırırken, aslen solun kendisine saldırıyor. bunu nasıl yapıyor? ulusal solun kullandığı kimi kavramları solun içinden sökerek başka anlamlar yüklüyor. işte ortada dönen ergenekoncu-darbeci iddiaları. bilemiyorum belki ulusalcıların böyle iddiaları doğrulayan hareketleri olabilir. ama işte düşman kardeş bir anda solun kendisine saldırıyor.
sosyalizm ne ulusallığı kabul eder ne de demokrasinin kendinden menkul liberal kavramlarını. bu sadece sosyalizmin alanını kısıtlıyor ama o cenderenin içinden çıkacak tek yol da sosyalist devrimin kendisidir.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
