bugün
- yörük kızı15
- kız düşürmenin kısa yolu15
- pum pum çorbası6
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- bir kadını taşımanın zorluğu10
- uludağ sözlük size ne kattı24
- mercimek çorbası içen kadın14
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi6
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- yemeğe bulyon koyan insan7
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- sikişirken sigara içen kadın5
- pankek mi pişi mi10
- serhat kılıç22
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- ismail kartal11
- sözlüğün en masum yazarları16
- sarımsak yiyen kız6
- fusya semsiyeli yabanci26
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- seks yapmanın aslında çok iğrenç bir eylem olması6
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- arkadaşlar larissa kim12
- tarihteki en kanlı savaşlar3
- sarapci koala43
- s'i l v'e r m'i s t26
- uyudunuz mu4
- pandela 38
- türkiye13
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- arkadaşlar bi bakar mısınız4
- pizza6
- bir insanın yüzüne söyleyemeyeceğin şeyler4
- nervio21
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- hamarat kadın5
- karnı doydukça yemeğe kusur bulan insan5
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- dinlenme tesisi soğuğu5
- artı oy yalakalığı5
- taşaklı erkek4
- arkadaşlar acıktık mı sanki5
- hoşçakal uludağ sözlük7
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- ice latte içince aklıma sen geliyorsun diyen kadın4
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- soslu adana kebap5
- güzel kızların erkenden uyuması4
- şarapçının birden tayyipçi olması10
- recep tayyip erdoğan11
tıpkı liberal sol gibi sınıftan kaçan sol kategorisine girmesi gereken bir sol cinsi. tabi bu cins siyaseti en çok liberal sol kaçkınlarının ya da sol düşmanlarının eleştirmesi çok doğal. çünkü bu sayede içlerine sindiremedikleri anti-emperyalizm, bağımsızlık, ulusal egemenlik gibi kavramları mahkum edeceklerini sanabiliyorlar. böylece sol kendi tarihine yabancılaşarak demokratikleşme hülyaları içinde gericilerin arkasına dizilmesini bekliyorlar ama yanılıyorlar. diğer yandan ise anakronik kalan denkleştirmeler kadük kalmaktadır. bir dönem sosyalizmin kazanımlarını savunmak adına ileri atılan tek ülke sosyalizmi deneyimleri sanki sosyalizmin genetik kodlarına yazılmışçasına bu taktiğin tarihsel kazanımlarını da mahkum ediyorlar. biz ulusalcı sola gelelim.
solun ulusalı olur mu? bu soruyu abuk bulanlara bir de şunu soralım: "solun liberali olabilir mi?" ya da "sol siyaseti sosyal demokrasi taşır mı?" bu sorular şüphesiz konu dışı fakat çok açık bir biçimde görülüyor ki solu tasnif etmeye çalışanlar bütünsüzlük ve ortalamacı bakış açılarının indirgemeciliğinde boğulup gidiyorlar. az önce sorulan sorunun cevabı belli. solun ulusalı filan olmaz. fakat işte oldurulmuya çalışılıyor. o halde ulusal solun yükseldiği alan olan anti-emperyalizm ve bağımsızlıkçılık konularına gelelim.
emperyalizm çağında yaşıyoruz. bu çağ kapitalizmin anarşik yapısının süreklilik kazandığı, dünyayı sürekli krizler içine soktuğu ve milyonlarca insanı basit hayaller uğruna kana, savaşa bulandırdığı bir çağ. koca koca ülkeler dev tekellerin, tekelci sermayedarların ve onların uzantısı yerli tekelci sermayenin ellerinde pazar haline geliyor. pazar haline gelen ülkelerin halkları daha doğurusu işçisi, köylüsü, emeklisi, işsizi, öğrencisi yani tüm emekçi sınıfları ve aydınları köleleşiriliyor. o halde bütün ülkelerin işçilerinin yanında olan sol, halkları köle eden emperyalizme karşı tutum almak zorundadır. çünkü emperyalizm aynı zamanda kapitalizm anlamına gelmektedir. ikisinin de alt edilmesi birbirine bağlı, iç içe kavramlardır. o halde emperyalizm çağında, reel sosyalizmin çözüldüğü ve her türlü ulusal hareketin emperyalizm kartına sarıldığı bir çağda, bağımsızlıkçılık ve anti-emperyalizm söyleminin tutarlı ve net bir tavır içermesi için solun ulusal kavramını iktidar ilişkisi biçiminde kavraması gerekiyor. ama bu politika içerisinde bir milli çıkarlar politikası olamaz. milli çıkarlar politikası her ülkenin sermaye sınıfının işine yarayan, sınıf uzlaşmacı bir tavırdır. o halde bu politika mahkum edilmelidir.
diğer yandan ise sol işçilerin birliğinden yanadır. ülke içerisinde din,dil,ırk ayrımı yapmadan ya da bir sektörü diğerinin üzerinde tutmadan tüm sınıfı birleştirerek sermaye sınıfına karşı cephe almasını sağlamalıdır. ancak bu şekilde bir sınıf diğeri sınıfı iktidardan kovabilir. çünkü bir sınıf iktidarı ele almak istiyorsa kendini ulusal bir konuma getirmelidir. ulusal bir konuma getirirken ise tüm ulusu kucaklaması değil, azınlığı iktidardan def etmesi gerekir.
ulusalcı sol sınıftan kaçarak anti-emperyalizmi ve bağımsızlıkçılığı tutarsız ve bulanık kavramlar haline getirmektedir. ne yazık ki kendi çelişkileri bu kavramları sahiplenmelerine izin vermiyor. diğer yanda duran liberal sol ise düşman bir kardeş gibi ulusalcı sola saldırırken, aslen solun kendisine saldırıyor. bunu nasıl yapıyor? ulusal solun kullandığı kimi kavramları solun içinden sökerek başka anlamlar yüklüyor. işte ortada dönen ergenekoncu-darbeci iddiaları. bilemiyorum belki ulusalcıların böyle iddiaları doğrulayan hareketleri olabilir. ama işte düşman kardeş bir anda solun kendisine saldırıyor.
sosyalizm ne ulusallığı kabul eder ne de demokrasinin kendinden menkul liberal kavramlarını. bu sadece sosyalizmin alanını kısıtlıyor ama o cenderenin içinden çıkacak tek yol da sosyalist devrimin kendisidir.
solun ulusalı olur mu? bu soruyu abuk bulanlara bir de şunu soralım: "solun liberali olabilir mi?" ya da "sol siyaseti sosyal demokrasi taşır mı?" bu sorular şüphesiz konu dışı fakat çok açık bir biçimde görülüyor ki solu tasnif etmeye çalışanlar bütünsüzlük ve ortalamacı bakış açılarının indirgemeciliğinde boğulup gidiyorlar. az önce sorulan sorunun cevabı belli. solun ulusalı filan olmaz. fakat işte oldurulmuya çalışılıyor. o halde ulusal solun yükseldiği alan olan anti-emperyalizm ve bağımsızlıkçılık konularına gelelim.
emperyalizm çağında yaşıyoruz. bu çağ kapitalizmin anarşik yapısının süreklilik kazandığı, dünyayı sürekli krizler içine soktuğu ve milyonlarca insanı basit hayaller uğruna kana, savaşa bulandırdığı bir çağ. koca koca ülkeler dev tekellerin, tekelci sermayedarların ve onların uzantısı yerli tekelci sermayenin ellerinde pazar haline geliyor. pazar haline gelen ülkelerin halkları daha doğurusu işçisi, köylüsü, emeklisi, işsizi, öğrencisi yani tüm emekçi sınıfları ve aydınları köleleşiriliyor. o halde bütün ülkelerin işçilerinin yanında olan sol, halkları köle eden emperyalizme karşı tutum almak zorundadır. çünkü emperyalizm aynı zamanda kapitalizm anlamına gelmektedir. ikisinin de alt edilmesi birbirine bağlı, iç içe kavramlardır. o halde emperyalizm çağında, reel sosyalizmin çözüldüğü ve her türlü ulusal hareketin emperyalizm kartına sarıldığı bir çağda, bağımsızlıkçılık ve anti-emperyalizm söyleminin tutarlı ve net bir tavır içermesi için solun ulusal kavramını iktidar ilişkisi biçiminde kavraması gerekiyor. ama bu politika içerisinde bir milli çıkarlar politikası olamaz. milli çıkarlar politikası her ülkenin sermaye sınıfının işine yarayan, sınıf uzlaşmacı bir tavırdır. o halde bu politika mahkum edilmelidir.
diğer yandan ise sol işçilerin birliğinden yanadır. ülke içerisinde din,dil,ırk ayrımı yapmadan ya da bir sektörü diğerinin üzerinde tutmadan tüm sınıfı birleştirerek sermaye sınıfına karşı cephe almasını sağlamalıdır. ancak bu şekilde bir sınıf diğeri sınıfı iktidardan kovabilir. çünkü bir sınıf iktidarı ele almak istiyorsa kendini ulusal bir konuma getirmelidir. ulusal bir konuma getirirken ise tüm ulusu kucaklaması değil, azınlığı iktidardan def etmesi gerekir.
ulusalcı sol sınıftan kaçarak anti-emperyalizmi ve bağımsızlıkçılığı tutarsız ve bulanık kavramlar haline getirmektedir. ne yazık ki kendi çelişkileri bu kavramları sahiplenmelerine izin vermiyor. diğer yanda duran liberal sol ise düşman bir kardeş gibi ulusalcı sola saldırırken, aslen solun kendisine saldırıyor. bunu nasıl yapıyor? ulusal solun kullandığı kimi kavramları solun içinden sökerek başka anlamlar yüklüyor. işte ortada dönen ergenekoncu-darbeci iddiaları. bilemiyorum belki ulusalcıların böyle iddiaları doğrulayan hareketleri olabilir. ama işte düşman kardeş bir anda solun kendisine saldırıyor.
sosyalizm ne ulusallığı kabul eder ne de demokrasinin kendinden menkul liberal kavramlarını. bu sadece sosyalizmin alanını kısıtlıyor ama o cenderenin içinden çıkacak tek yol da sosyalist devrimin kendisidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar