bugün
- put5
- sizin adınız yanınca doktorun yanına giren tip6
- ben ahbap derneğine güveniyorum8
- izmirli kızlar8
- çocukların şımarık olması5
- velvet hanım günaydın6
- ilk buluşmada ne getirilmeli8
- kabak yemeği vs hamburger13
- türk kızlarının sekste başarısız olması3
- diktatörlükle yönetilen ülkeler4
- erdoğan ın dünya lideri olması6
- doktor bey vizitte4
- norveç futbolu5
- ideal erkek boyunun 1 84 olması6
- yeni parti için alternatifli hazırlık5
- en büyük korkunuz7
- yazarların lahmacun yeme rekorları4
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak20
- 186 boyundaki erkek19
- truevesti2
- neden iyi kızlarla tanışamıyoruz4
- orduspor çocukları3
- fatma soydaş6
- ahmet sezer bey11
- gemici çakmağı3
- velvet48
- genç işsizlik2
- kemaliste dokundum ne yapmalıyım3
- sabahın 6 sında uyanmak4
- ilk buluşmaya smokin ile gitmek2
- doların düşmesi4
- sözlük yönetimine bir teşekkür3
- topçu miralay ahmet sezer bey2
- bana kezban dediler5
- ekonomi3
- solculuğun bir virüs olması2
- bursalı erkekler9
- google'ın üç yeni yapay zeka modeli2
- alevi erkek8
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- ahmet sezer bey köprü üstüne tamam2
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır10
- dem parti7
- 32 yaşına girmek12
- nervionun merak ettiği yazar19
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- erzincanlı erkekler6
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- tavuk döner ısmarlayan erkek6
1995 yılının yazıydı, hava bunaltıcı sıcaktı o gün...
uludağ'ın eteklerinde kurulu tarihi osmanlı başkentinde farklı bir atmosfer hakimdi ama.
türkiye futbol ligi'nin başlamasına az bir süre kalmış, 95-96 sezonunun son hazırlıklarını yapmaktaydı tüm klüpler. ancak içlerinden bir tanesi ne tatile çıkabilmiş, ne de kamp yapabilmişti o yaz. zira uefa tarafından ilk kez organize edilen bir turnuva bu takımın türkiye'yi temsil etmesine müsade etmiş, bu klübümüz de tüm yaz boyunca belçika senin, ingiltere benim, gezmiş durmuş ingiltere'de wimbledon'u 4-0, belçika'da charleroi'yi 2-0 yenerek tüm dikkatleri yaz boyunca üzerine çekmeyi başarmıştı.
her kes bu sempatik futbol takımını ve aslan yürekli futbolcularını ve sahada yaptığı şovları konuşuyordu o yaz.
elvir baliç, majid mususi, ercüment şahin ve diğerleri türk futbolseverlerin gönlünde taht kurmuştu adeta... hele o gol sonrası yaptıkları timsah yürüyüşleri yok muydu? bursasporluları olduğu kadar ekran başındaki taraflı tarafsız herkesi mest etmeye yetiyordu...
futbol adına ezik ve başarıya muhtaç olduğumuz o günlerde işte nejat biyediç'in talebeleri tüm türk halkının desteğini de ardına alarak çıkıyordu atatürk stadı'nın çimlerine. rakip alman bundesliga'nın güçlü temsilcisi tomas haessler kaptanlığındaki karsruher idi. lakin bursaspor bunu önemsemiyordu, takımda sanki yıllardır avrupa'da mücadele ediyormuş havası hakimdi.
işbu hava içerisinde ve atatürk stadı'nın tribünlerindeki 25.000 çılgın taraftarın tezahüratları arasında maç başlıyor, harika çocuk elvir baliç karlsruhe defansına aman vermiyor, her kafasını kaldırdığında alman kalesini yokluyordu. herkes bursaspordan gol bekliyordu o dakikalarda, bursaspor adeta alman kalesini abluka altına almıştı, lakin alman takımının tecrübeli kaptanı tomas haessler 25. dakikada sahneye çıkıyor ve kimsenin beklemediği bir anda topu bursaspor ağlarına gönderiyordu.
bu golün şokunu üzerinden çabuk atlatan yeşil beyazlılar yine yüklenmeye başlıyordu karlsruhe kalesine lakin ilk 45 dakika başka da gol olmuyordu maçta.
ikinci yarıda da bursaspor aynı düzenle karlsruhe kalesine yüklenmeye başlamıştı, baliç'in nefis füzesi şimdi skoru eşitliyor, teksas tribünleri bu golden sonra kendinden geçiyordu adeta.
gol sonrası karlsruhe oyunda dengeyi sağlıyor ve yine haesslerin yönlendirdiği akın sonrası 2-1 üstünlüğü yakalıyordu. lakin bursa o gün kent olarak iman etmişti sahadan mutlak zaferle ayrılmaya.
ve nihayet bursaspor baliç'in pası ile mususi'nin ayağından aradığı golü buluyor ganchev hariç tüm bursasporlu futbolcular mususi'nin arkasında taç çizgisine paralel bir şekilde "timsah yürüyüşü" yapıyorlardı. bu tablo o kadar hoştu ki maçın hakemi yasak olmasına rağmen bu enstantaneye hayran kalarak o da timsah yürüyüşünü seyre başlamıştı, neredeyse kendisi de emekleyerek katarın arkasına katılacaktı...
maçın normal süresi bu skorla noktalanıyor, maç uzatmalara gidiyordu.
artık herkes uzatmalarda bursaspordan 1 gol bekliyordu, uzatmaların ilk yarısının başlarında yine baliç ortalıyor bu kez sahneye ercüment şahin çıkıyordu.3-2...
şimdi çıldırma vaktiydi, ama bu skor korunmalıydı. lakin maçın son dakikalarında gelen haessler golü umutları penaltılara bırakıyordu.
nitekim maçın kaderini belirleyecek penaltı atışlarında skor 4-4 'tü. baliç, ercüment, mususi,ve kaleci gançev kullandıkları penaltıları gole çevirmiş, sıra sol kanat oyuncusu ümit'e gelmişti. ümit attığı penaltı vuruşunu kaçırarak bursaspor'un dramatik bir şekilde kupaya ve uefa hayallerine veda etmesine vesile olmuştu.
bu ne bir final maçı ne de bir milli maçtı, ama bu maçı unutulmaz kılan bursaspor'un o yaz boyunca takındığı milli ruh ve başarısına paralel olarak başarıya aç bir kentin, türkiye'deki dünya kentlerinden birinin yek vücut olarak başarıya olan hasretlerini dile getirmeleriydi.
sonuçta bursaspor o gece kaybetmiş ama taraflı tarafsız tüm türk futbolseverinin hatta tüm avrupa'nın dikkatlerini üzerine çekerek sempatisini kazanmayı başarmıştı...
uludağ'ın eteklerinde kurulu tarihi osmanlı başkentinde farklı bir atmosfer hakimdi ama.
türkiye futbol ligi'nin başlamasına az bir süre kalmış, 95-96 sezonunun son hazırlıklarını yapmaktaydı tüm klüpler. ancak içlerinden bir tanesi ne tatile çıkabilmiş, ne de kamp yapabilmişti o yaz. zira uefa tarafından ilk kez organize edilen bir turnuva bu takımın türkiye'yi temsil etmesine müsade etmiş, bu klübümüz de tüm yaz boyunca belçika senin, ingiltere benim, gezmiş durmuş ingiltere'de wimbledon'u 4-0, belçika'da charleroi'yi 2-0 yenerek tüm dikkatleri yaz boyunca üzerine çekmeyi başarmıştı.
her kes bu sempatik futbol takımını ve aslan yürekli futbolcularını ve sahada yaptığı şovları konuşuyordu o yaz.
elvir baliç, majid mususi, ercüment şahin ve diğerleri türk futbolseverlerin gönlünde taht kurmuştu adeta... hele o gol sonrası yaptıkları timsah yürüyüşleri yok muydu? bursasporluları olduğu kadar ekran başındaki taraflı tarafsız herkesi mest etmeye yetiyordu...
futbol adına ezik ve başarıya muhtaç olduğumuz o günlerde işte nejat biyediç'in talebeleri tüm türk halkının desteğini de ardına alarak çıkıyordu atatürk stadı'nın çimlerine. rakip alman bundesliga'nın güçlü temsilcisi tomas haessler kaptanlığındaki karsruher idi. lakin bursaspor bunu önemsemiyordu, takımda sanki yıllardır avrupa'da mücadele ediyormuş havası hakimdi.
işbu hava içerisinde ve atatürk stadı'nın tribünlerindeki 25.000 çılgın taraftarın tezahüratları arasında maç başlıyor, harika çocuk elvir baliç karlsruhe defansına aman vermiyor, her kafasını kaldırdığında alman kalesini yokluyordu. herkes bursaspordan gol bekliyordu o dakikalarda, bursaspor adeta alman kalesini abluka altına almıştı, lakin alman takımının tecrübeli kaptanı tomas haessler 25. dakikada sahneye çıkıyor ve kimsenin beklemediği bir anda topu bursaspor ağlarına gönderiyordu.
bu golün şokunu üzerinden çabuk atlatan yeşil beyazlılar yine yüklenmeye başlıyordu karlsruhe kalesine lakin ilk 45 dakika başka da gol olmuyordu maçta.
ikinci yarıda da bursaspor aynı düzenle karlsruhe kalesine yüklenmeye başlamıştı, baliç'in nefis füzesi şimdi skoru eşitliyor, teksas tribünleri bu golden sonra kendinden geçiyordu adeta.
gol sonrası karlsruhe oyunda dengeyi sağlıyor ve yine haesslerin yönlendirdiği akın sonrası 2-1 üstünlüğü yakalıyordu. lakin bursa o gün kent olarak iman etmişti sahadan mutlak zaferle ayrılmaya.
ve nihayet bursaspor baliç'in pası ile mususi'nin ayağından aradığı golü buluyor ganchev hariç tüm bursasporlu futbolcular mususi'nin arkasında taç çizgisine paralel bir şekilde "timsah yürüyüşü" yapıyorlardı. bu tablo o kadar hoştu ki maçın hakemi yasak olmasına rağmen bu enstantaneye hayran kalarak o da timsah yürüyüşünü seyre başlamıştı, neredeyse kendisi de emekleyerek katarın arkasına katılacaktı...
maçın normal süresi bu skorla noktalanıyor, maç uzatmalara gidiyordu.
artık herkes uzatmalarda bursaspordan 1 gol bekliyordu, uzatmaların ilk yarısının başlarında yine baliç ortalıyor bu kez sahneye ercüment şahin çıkıyordu.3-2...
şimdi çıldırma vaktiydi, ama bu skor korunmalıydı. lakin maçın son dakikalarında gelen haessler golü umutları penaltılara bırakıyordu.
nitekim maçın kaderini belirleyecek penaltı atışlarında skor 4-4 'tü. baliç, ercüment, mususi,ve kaleci gançev kullandıkları penaltıları gole çevirmiş, sıra sol kanat oyuncusu ümit'e gelmişti. ümit attığı penaltı vuruşunu kaçırarak bursaspor'un dramatik bir şekilde kupaya ve uefa hayallerine veda etmesine vesile olmuştu.
bu ne bir final maçı ne de bir milli maçtı, ama bu maçı unutulmaz kılan bursaspor'un o yaz boyunca takındığı milli ruh ve başarısına paralel olarak başarıya aç bir kentin, türkiye'deki dünya kentlerinden birinin yek vücut olarak başarıya olan hasretlerini dile getirmeleriydi.
sonuçta bursaspor o gece kaybetmiş ama taraflı tarafsız tüm türk futbolseverinin hatta tüm avrupa'nın dikkatlerini üzerine çekerek sempatisini kazanmayı başarmıştı...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar