bugün
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması7
- fon vurgunu37
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- acı soslu süs domuzu7
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu4
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- özelden gelen saçma mesajlar12
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek6
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- sergen yalçın7
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- nohut köftesi3
- haberler3
- kim bu erzincanlı9
- clemence baptista16
- günü geçmiş buz gibi süt4
- mercimek makarnası5
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- palmiye4
- kylie jenner4
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- tabiat4
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- anın görüntüsü17
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- kolye140
- pavyon bu dünya4
- fenerbahçe 5 slavia prag 12
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- murat ağırel4
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- hakkını helal etmeyen evlat2
- platon un mağara alegorisi10
- s'i l v'e r m'i s t15
- boşalırken anıran erkek2
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- saraca'ya uzaylı soruları4
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- kemal kılıçdar3
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- yemek yapmayı bilmeyen erkek2
- buz mavisi gözler3
- kahvaltım güzel mi8
haftanın ilk günü olup, çoğu insan tarafından sevilmeyen gün.
(bkz: yenilgi günlüğü)
“benim adimi bagisla
. . . . . . . .
“sabah uyandirildiginda pazartesiydi
bunu iyice bildi, agzi çirisli
yersiz, ürkek, yeni yaratilmis gibi
coskun bir göke uyumsuz ama kararli
durmaya, direnmeye ask olmaya sanki
elleri ve beyni hemen çaliskan kesildi
sonra birden bir isik bir isik bir isik
hazir bir biçimlenmeyi aldi geldi
çünkü -anlar gibiydim- biraz yenildi
hemen bir coskuya gidiverir aliskanligi
oturur tiras olur, ekmek kizartip yer
kolunda sonsuz bir güç, elinde hüner
olagan saniverir doyumsuz karanligi
inanirim böyle baslar bütün pazartesiler.
yenilmenin tohumunu tasir her pazartesi
çünkü yoktur daglarin ve yaratilisin öncesi
insan uzatir ellerini bir perdeyi çeker
ve pazarsizlik kisiyi saskin eder
siner bugular gibi düsüncemize
her seyin en haklisi en incesi
beklemek bir tepenin mutlulugunu
bir acinin yakip geçmesini beklemek…”
karanlik!
aldim kocaman yapraklari yatagima getirdim
bir çesit zina gibi yaratilisla
ki ben kocaman baliklar tuttum, sonra biraktim
aksamlari ise biraktigim sorumsuzluk adina
benim adimi bagisla
ben iklimler cografyasinin ta kendisi
sanirim suyum baskalarinca isitilir
pazartesi.
kendimi bir yillarin içine kapadim
kendimi koyverdim bir sulara
çok öldüm çok dirildim anlamadim
kendimi kendi akrostisime adadim
kendimi gerekçesiz oralara buralara
karanligi düsündüm, kimler yapardi onu
karanlik bir simge degildir, bir yasama
durmadan bagiririm ona, bagiririm
ölümü ve gömülmeyi ayirdetmem ama.
aldim pazartesi aksami bir okka sucuk
öncesiz ve beceriksiz geldim odama
seni en sona sakladim alçakgönüllü isik
hizini hiç kessmeden avadanliklarimi bileyen
geliyorum. bana hazirlanan her seye hazirim
ki bu hazirligina katildigim sularin en güzelcesi
. . . . . .
çaldim kapiyi açtilar. odama
kravatimi çikardim
gökleri yadirgamadim
güleryüzlü ama yeni
çünkü ortada ben vardim.
turgut uyar
(bkz: yenilgi günlüğü)
“benim adimi bagisla
. . . . . . . .
“sabah uyandirildiginda pazartesiydi
bunu iyice bildi, agzi çirisli
yersiz, ürkek, yeni yaratilmis gibi
coskun bir göke uyumsuz ama kararli
durmaya, direnmeye ask olmaya sanki
elleri ve beyni hemen çaliskan kesildi
sonra birden bir isik bir isik bir isik
hazir bir biçimlenmeyi aldi geldi
çünkü -anlar gibiydim- biraz yenildi
hemen bir coskuya gidiverir aliskanligi
oturur tiras olur, ekmek kizartip yer
kolunda sonsuz bir güç, elinde hüner
olagan saniverir doyumsuz karanligi
inanirim böyle baslar bütün pazartesiler.
yenilmenin tohumunu tasir her pazartesi
çünkü yoktur daglarin ve yaratilisin öncesi
insan uzatir ellerini bir perdeyi çeker
ve pazarsizlik kisiyi saskin eder
siner bugular gibi düsüncemize
her seyin en haklisi en incesi
beklemek bir tepenin mutlulugunu
bir acinin yakip geçmesini beklemek…”
karanlik!
aldim kocaman yapraklari yatagima getirdim
bir çesit zina gibi yaratilisla
ki ben kocaman baliklar tuttum, sonra biraktim
aksamlari ise biraktigim sorumsuzluk adina
benim adimi bagisla
ben iklimler cografyasinin ta kendisi
sanirim suyum baskalarinca isitilir
pazartesi.
kendimi bir yillarin içine kapadim
kendimi koyverdim bir sulara
çok öldüm çok dirildim anlamadim
kendimi kendi akrostisime adadim
kendimi gerekçesiz oralara buralara
karanligi düsündüm, kimler yapardi onu
karanlik bir simge degildir, bir yasama
durmadan bagiririm ona, bagiririm
ölümü ve gömülmeyi ayirdetmem ama.
aldim pazartesi aksami bir okka sucuk
öncesiz ve beceriksiz geldim odama
seni en sona sakladim alçakgönüllü isik
hizini hiç kessmeden avadanliklarimi bileyen
geliyorum. bana hazirlanan her seye hazirim
ki bu hazirligina katildigim sularin en güzelcesi
. . . . . .
çaldim kapiyi açtilar. odama
kravatimi çikardim
gökleri yadirgamadim
güleryüzlü ama yeni
çünkü ortada ben vardim.
turgut uyar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar