bugün
- velvet27
- eski sevgilinin dolgun göğüslerini özlemek6
- uludağ sözlük kızları tam bir sazandır5
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- dincilerin ingiltere sevdası5
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı6
- kemalist dünya19
- canımın sürekli hamburger çekmesi7
- maklube4
- sözlük yazarlarının yemek menüleri4
- şeyh olup milleti söğüşleme işi3
- sözlük yazarlarının kombinleri10
- bir gecede cahil kaldık5
- herzevekil'in biraz şey olması5
- aylık 315 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- ingiliz aksanı3
- merhabalar biraderler3
- galatasaray lobisi10
- hoşlanılan kızla ağaçtan erik yemek3
- üniversitelerin gereksiz olması10
- aile evinde yaşamak8
- hızlı para kazanmanın yolları14
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- sözlüğün en şey yazarı2
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi11
- etliye sütlüye karışmayan yazarlar3
- akplilerin akpye oy verme nedenleri3
- çomar putu2
- sedat pekmez14
- birader yazar olmak13
- nato zirvesini takip izni verilmeyen türk medyası7
- midas2
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- ayağımla nah çekebilme yeteneğim5
- işe uykusuz gitmek2
- yazarların ilk kedileri2
- fight club2
- allah9
- kahve içmek2
- sıcaktan ağlamak2
- dilovası katliamı konuşulurken akp'lilerin gülmesi6
- bakir erkek istiyoruz kampanyası4
- chp kemalist değil sosyal demokrat bir partidir2
- türkiyede açık hava genelevi gibi6
- cemevinde hain kemal sloganları8
- duş almak2
- adana kızları2
- özelden bir hanım yazar tarafından zorbalanmak2
- evlenene kadar sadece anal yapan kız3
- 2026 dünya kupası24
gelin size Süveyş Kanalı nın önemini ve her ne kadar tarih kitaplarımızda yazmasa da oraya neden 2 kez saldırdığımızı anlatayım...
neden gerekli bilgi olduğunu anlayacaksınız...
bundan 7 sene önce falan somali de türk gemileriyle alakalı baya bir haber vardı, hatırlar mısınız? Türk tankerleri Somalili korsanlarla başa çıkamayınca, çareyi Kızıldeniz'e, yani Süveyş Kanalı yoluna hiç girmemekte, "Afrika'nın boynuzunu dolanmak" zorunda kalmışlardı. Fakat bu durumda yol 25 gün daha uzuyor ve maliyet de artıyordu tabii... Öte yandan, tehlikeli yolu seçsen, bu sefer de navlun ve sigorta masrafı artacak. Korsanların eline geçersen ödeyeceğin fidye de cabası olacaktı.
Süveyş Kanalı bunun için açılmıştır, ingiltere bu nedenle kanalı elinde tutmaya aşırı önem verdi... Cemal Abdünnasır kanalı millileştirince bunun için ingiltere ve Fransa utanmadan oraya çıkartma, daha doğrusu indirme yapmaya kalktılar ve başta Amerikan başkanı Eisenhover olmak üzere bütün dünyanın tepkisiyle karşılaştılar... Hem de yenildiler ve kös kös geri döndüler. Yıl 1956...
Biz de bu kanala iki kere saldırdık! 1915 ve 1916 yıllarında. Okullarımızda öğretilmez. Çünkü Atatürk bu seferlere katılmamıştır.
Niçin saldırdık? Kanalı ele geçirip Hint Okyanusu'na gemi mi salacaktık?
Hayır, dostumuz ve müttefikimiz Almanya öyle buyurmuştu.
Amaç, ingiliz kuvvetlerini, özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerini oraya bağlamak, batı cephesine takviye göndermelerini önlemekti. Batı cephesinde daha az Alman askeri ölsün diye doğu cephesinde daha çok Türk askeri ölmeliydi! (Bunu hiç düşünmüş müydü enver ne dersiniz?)
Saldırdık, söktüremedik. Ertesi yıl bir daha saldırdık, bir daha geri çekildik. ilkinde komutan Cemal Paşa... ikincisinde doğrudan bir Alman subayının emrindeydik, Kress von Kressenstein...
ilk ne zaman saldırdık? 14 Ocak 1915... Kanala hangi gün vardık? 3 Şubat... Ne zaman geri çekildik? 15 Şubat...
Buna karşılık ingiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale'ye ne zaman saldırdılar? 19 Şubat... Karaya ne zaman asker çıkardılar? Onu bilirsiniz, 18 Mart... Caddesi bile var.
Eee? Demek ki hain emperyalistler Çanakkale'ye "durduk yerde" saldırmamışlar. Bir şeye "karşılık" vermişler. ilk kurşunu sen atmışsın.
Sen "Alman gazına" gelip Mısır'a çullanınca oraları kurtaracak, geri alacak kahraman oluyorsun, onlar bize yanıt verince bizi parçalamak isteyen alçaklar...
Demek ki Çanakkale muharebelerinin de kurtuluş savaşımızla uzaktan yakından hiçbir ilgisi yokmuş! (ikisinin arasında tam beş sene vardır insaf...)
Çanakkale'de bakın ne oldu?
Komutan Liman von Sanders (Atatürk'ün, daha doğrusu Yarbay Mustafa Kemal Bey'in komutanıydı, evet maalesef), ingiliz birliklerinin karaya çıkmalarına izin verdi! Amaç gene onları "bağlamak", batı cephesinin yükünü mümkün olduğunca hafifletmekti. Onları oyalayacak ve bu arada ölecek Türk askeri nasıl olsa elde çoktu...
Atatürk'ün çarpışmalar sırasında Liman von Sanders'e nasıl kızdığını, onunla nasıl kavga ettiğini, memleketi kumara yatıran, ham hayaller uğruna Türk kanını sakınmayan Enver ve "şakşakçılarına" nasıl köpürdüğünü bilirsiniz.
bunu yazıyorum çünkü ortamda feci halde "rusya ile anlaşıldı, idlib'e giriyoruz, birleşik devletlerin koy götüne" gibi bir hava var da, geçmiş tekerrürden ibarettir diyerek bir hatırlatma yapayım dedim...
neden gerekli bilgi olduğunu anlayacaksınız...
bundan 7 sene önce falan somali de türk gemileriyle alakalı baya bir haber vardı, hatırlar mısınız? Türk tankerleri Somalili korsanlarla başa çıkamayınca, çareyi Kızıldeniz'e, yani Süveyş Kanalı yoluna hiç girmemekte, "Afrika'nın boynuzunu dolanmak" zorunda kalmışlardı. Fakat bu durumda yol 25 gün daha uzuyor ve maliyet de artıyordu tabii... Öte yandan, tehlikeli yolu seçsen, bu sefer de navlun ve sigorta masrafı artacak. Korsanların eline geçersen ödeyeceğin fidye de cabası olacaktı.
Süveyş Kanalı bunun için açılmıştır, ingiltere bu nedenle kanalı elinde tutmaya aşırı önem verdi... Cemal Abdünnasır kanalı millileştirince bunun için ingiltere ve Fransa utanmadan oraya çıkartma, daha doğrusu indirme yapmaya kalktılar ve başta Amerikan başkanı Eisenhover olmak üzere bütün dünyanın tepkisiyle karşılaştılar... Hem de yenildiler ve kös kös geri döndüler. Yıl 1956...
Biz de bu kanala iki kere saldırdık! 1915 ve 1916 yıllarında. Okullarımızda öğretilmez. Çünkü Atatürk bu seferlere katılmamıştır.
Niçin saldırdık? Kanalı ele geçirip Hint Okyanusu'na gemi mi salacaktık?
Hayır, dostumuz ve müttefikimiz Almanya öyle buyurmuştu.
Amaç, ingiliz kuvvetlerini, özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerini oraya bağlamak, batı cephesine takviye göndermelerini önlemekti. Batı cephesinde daha az Alman askeri ölsün diye doğu cephesinde daha çok Türk askeri ölmeliydi! (Bunu hiç düşünmüş müydü enver ne dersiniz?)
Saldırdık, söktüremedik. Ertesi yıl bir daha saldırdık, bir daha geri çekildik. ilkinde komutan Cemal Paşa... ikincisinde doğrudan bir Alman subayının emrindeydik, Kress von Kressenstein...
ilk ne zaman saldırdık? 14 Ocak 1915... Kanala hangi gün vardık? 3 Şubat... Ne zaman geri çekildik? 15 Şubat...
Buna karşılık ingiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale'ye ne zaman saldırdılar? 19 Şubat... Karaya ne zaman asker çıkardılar? Onu bilirsiniz, 18 Mart... Caddesi bile var.
Eee? Demek ki hain emperyalistler Çanakkale'ye "durduk yerde" saldırmamışlar. Bir şeye "karşılık" vermişler. ilk kurşunu sen atmışsın.
Sen "Alman gazına" gelip Mısır'a çullanınca oraları kurtaracak, geri alacak kahraman oluyorsun, onlar bize yanıt verince bizi parçalamak isteyen alçaklar...
Demek ki Çanakkale muharebelerinin de kurtuluş savaşımızla uzaktan yakından hiçbir ilgisi yokmuş! (ikisinin arasında tam beş sene vardır insaf...)
Çanakkale'de bakın ne oldu?
Komutan Liman von Sanders (Atatürk'ün, daha doğrusu Yarbay Mustafa Kemal Bey'in komutanıydı, evet maalesef), ingiliz birliklerinin karaya çıkmalarına izin verdi! Amaç gene onları "bağlamak", batı cephesinin yükünü mümkün olduğunca hafifletmekti. Onları oyalayacak ve bu arada ölecek Türk askeri nasıl olsa elde çoktu...
Atatürk'ün çarpışmalar sırasında Liman von Sanders'e nasıl kızdığını, onunla nasıl kavga ettiğini, memleketi kumara yatıran, ham hayaller uğruna Türk kanını sakınmayan Enver ve "şakşakçılarına" nasıl köpürdüğünü bilirsiniz.
bunu yazıyorum çünkü ortamda feci halde "rusya ile anlaşıldı, idlib'e giriyoruz, birleşik devletlerin koy götüne" gibi bir hava var da, geçmiş tekerrürden ibarettir diyerek bir hatırlatma yapayım dedim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar