bugün
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı26
- rapor vermeyen doktor2
- sözlükteki kızların bilgisiz olması15
- kamos5
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- kerem aktürkoğlu6
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- filistinde seçimlerin yine iptal edilmesi3
- almanya ve fransa da sokak protestoları3
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- eskiden sözlük çok popülermiş2
- kuantum fiziğine sahip kadın6
- külotlu çorabın altına külot giymek2
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- midye dolma5
- bik bik 219
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- futbol14
- domdom biraderin münih te yaşaması4
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- en son ne aldınız16
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- anın görüntüsü21
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
- kadıköy5
- simge sağın'ın sahnede giydiği tayt4
- teomancalmasur23
- nervio18
- ismet gürbüz beyin tırnakları4
- efendi erkek5
- atatürk düşmanı facebook dayısı5
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı59
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemenin ahlakı4
- deli divane dizisi4
- osuruğun maddenin hangi hali olduğu sorusu4
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu7
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi9
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum6
- fenerbahçe12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- bundesliga3
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar8
sevgi…
O ki, yaşanır kılar hayatı, unutturuverir keşmekeşini. Oysa ayrılık öyle bir ateştir ki, yakar yüreği. En onulmazı da onaran şifa, yüreğin bir çağlayan gibi taşarken, dilin sessizliğinde gizliydi. Bir ses ki ne ötelerden, ne de gaipten. Bir şarkı ki, Baran’ın o duyulmayan kelimelerinden ulaşır Latif’in gönlüne...Nitekim, ne Latif’in gözleri değiyor Baran’ın gözlerine, ne de Baran’ın iki kelamı varıyor Latif’in kulaklarına.
Yüreğin dili sessiz olandır.
Biri Türk, diğer Afgan olan iki gencin, iran’da kesişen “yalın” bir öyküsü: Baran.
Doğu insanının çekingen, ürkek, güleç ve bir o kadar da hırçın yanını temsilen bir tarafta Latif; öte yanda tüm yılmazlığıyla, dirayeti, mahireti ve mücadelesiyle Baran.
On yedi yaşının verdiği delikanlılık ve dinçlik ile Latif, Tahran’da inşaat işinde ara elaman olarak çalışır. Çay yapar, ekmek alır. Olaylara karşı hep bir tezyanıtlılığı vardır.
Güleç ve vurdumduymazdır; işçilerden biri dördüncü kattan düşüp de ayağını kırdığında paraşütsüz mü atlamış? diyebilecek kadar.
Gençtir; henüz bıyıkları yeni terleyecek kadar.
Asidir; herkese çatacak kadar.
ve sevdalıdır; kimliğinden vazgeçebilecek kadar.
Çünkü aşk, nasip işiydi; hesap değil.
Çünkü aşk, kendini adamaktı; arayış değil. (Mevlana)
Latif’in, Baran ile tanışmasından sonra geriye salt olarak herkesten gizlediği kalacaktır yüreğine. Öyle ki, o şen şakrak gencin yerini, Baran’ın kimsesiz ve bir başına kaldığı dünyasında omuzlarına yüklenen yükün ağırlığı alacaktı.
Latif, henüz Baran’ı tanımazdan önce onu Rahmat adıyla erkek çocuğuolarak bilirdi.
Güvercinler karşılıyor filmde çok kez…
Rahmat’ın gelişinde, sofrayı kuruşunda… Bir yanda Latif güvercinleri taşlarken, diğer yanda Rahmat besler onları. Rahmat artık Baran olduğu vakit, işten ayrıldığında, Latif’in onu aradığı ve tokasını bulduğu yerde ve tabii, Baran’ın gidişinde… O gidişte sahne, normal akışından birkaç saniye fazlaca durur ekranda. Baran’ın gidişini Latif’le birlikte seyrettirir yönetmen. Bak, der. “iyice bak. Giden sevgidir, merhamettir. Gelen aydınlıktır, bilinçtir. iyice bak. Bak ki, idrak et sevginin gücünü…”
Esasen Mevlana’ya ait olan bu söz, sanki Latif ile Baran’ın dilinden dökülmüş gibi:
“O kadar yakınsın ki, seni ben sandım.Sana o kadar yakınım ki, beni sen sandım. Sen mi bensin ben mi senim şaşırdım kaldım.”
görsel
O ki, yaşanır kılar hayatı, unutturuverir keşmekeşini. Oysa ayrılık öyle bir ateştir ki, yakar yüreği. En onulmazı da onaran şifa, yüreğin bir çağlayan gibi taşarken, dilin sessizliğinde gizliydi. Bir ses ki ne ötelerden, ne de gaipten. Bir şarkı ki, Baran’ın o duyulmayan kelimelerinden ulaşır Latif’in gönlüne...Nitekim, ne Latif’in gözleri değiyor Baran’ın gözlerine, ne de Baran’ın iki kelamı varıyor Latif’in kulaklarına.
Yüreğin dili sessiz olandır.
Biri Türk, diğer Afgan olan iki gencin, iran’da kesişen “yalın” bir öyküsü: Baran.
Doğu insanının çekingen, ürkek, güleç ve bir o kadar da hırçın yanını temsilen bir tarafta Latif; öte yanda tüm yılmazlığıyla, dirayeti, mahireti ve mücadelesiyle Baran.
On yedi yaşının verdiği delikanlılık ve dinçlik ile Latif, Tahran’da inşaat işinde ara elaman olarak çalışır. Çay yapar, ekmek alır. Olaylara karşı hep bir tezyanıtlılığı vardır.
Güleç ve vurdumduymazdır; işçilerden biri dördüncü kattan düşüp de ayağını kırdığında paraşütsüz mü atlamış? diyebilecek kadar.
Gençtir; henüz bıyıkları yeni terleyecek kadar.
Asidir; herkese çatacak kadar.
ve sevdalıdır; kimliğinden vazgeçebilecek kadar.
Çünkü aşk, nasip işiydi; hesap değil.
Çünkü aşk, kendini adamaktı; arayış değil. (Mevlana)
Latif’in, Baran ile tanışmasından sonra geriye salt olarak herkesten gizlediği kalacaktır yüreğine. Öyle ki, o şen şakrak gencin yerini, Baran’ın kimsesiz ve bir başına kaldığı dünyasında omuzlarına yüklenen yükün ağırlığı alacaktı.
Latif, henüz Baran’ı tanımazdan önce onu Rahmat adıyla erkek çocuğuolarak bilirdi.
Güvercinler karşılıyor filmde çok kez…
Rahmat’ın gelişinde, sofrayı kuruşunda… Bir yanda Latif güvercinleri taşlarken, diğer yanda Rahmat besler onları. Rahmat artık Baran olduğu vakit, işten ayrıldığında, Latif’in onu aradığı ve tokasını bulduğu yerde ve tabii, Baran’ın gidişinde… O gidişte sahne, normal akışından birkaç saniye fazlaca durur ekranda. Baran’ın gidişini Latif’le birlikte seyrettirir yönetmen. Bak, der. “iyice bak. Giden sevgidir, merhamettir. Gelen aydınlıktır, bilinçtir. iyice bak. Bak ki, idrak et sevginin gücünü…”
Esasen Mevlana’ya ait olan bu söz, sanki Latif ile Baran’ın dilinden dökülmüş gibi:
“O kadar yakınsın ki, seni ben sandım.Sana o kadar yakınım ki, beni sen sandım. Sen mi bensin ben mi senim şaşırdım kaldım.”
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar