bugün
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası5
- tai lung24
- nickten isim tahmini yapmak29
- kuşların temiz arabalara sıçması6
- diamond bosphorus20
- abberline4
- kavga etmekten korkan erkek7
- en sevilen su markası7
- gel mel mele gel mele bitsin bu gurbet2
- ne olacak bu ülkenin hali4
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı7
- server'ın naneyi yemesi5
- habire12 adamdır37
- gammazlığı alınan yazarın ilk söylemleri2
- habire1259
- yunan adaları5
- kirazın kilosunun 150 tl olması7
- kan sırası4
- tememda kenka nalaka10
- yokuş aşağı yuvarlanmak3
- aldığınız en ilginç iltifat5
- atatürk düşmanı it sürüsü5
- insan kaynakları5
- sözlük kızlarının kombinleri23
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek6
- ipkis efendi2
- sssilvermist19
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- bir bankta akşama kadar oturmak3
- az yakar diye dizel araba alan memur2
- izmirli kızların verici olması17
- robot moderatör3
- ben geldim naneler13
- fil8
- iş bulamamak5
- kaplan7
- otosan p1003
- almanlarin orduya guvensizligi3
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- kartal6
- claudian clouds kadındır12
- mutlu ama uzak olsun4
- aslan8
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- timsah5
- tas kafa traşlı hırt sorunu4
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- çok konuşan kedi2
- cilgincapkin11
sevgi…
O ki, yaşanır kılar hayatı, unutturuverir keşmekeşini. Oysa ayrılık öyle bir ateştir ki, yakar yüreği. En onulmazı da onaran şifa, yüreğin bir çağlayan gibi taşarken, dilin sessizliğinde gizliydi. Bir ses ki ne ötelerden, ne de gaipten. Bir şarkı ki, Baran’ın o duyulmayan kelimelerinden ulaşır Latif’in gönlüne...Nitekim, ne Latif’in gözleri değiyor Baran’ın gözlerine, ne de Baran’ın iki kelamı varıyor Latif’in kulaklarına.
Yüreğin dili sessiz olandır.
Biri Türk, diğer Afgan olan iki gencin, iran’da kesişen “yalın” bir öyküsü: Baran.
Doğu insanının çekingen, ürkek, güleç ve bir o kadar da hırçın yanını temsilen bir tarafta Latif; öte yanda tüm yılmazlığıyla, dirayeti, mahireti ve mücadelesiyle Baran.
On yedi yaşının verdiği delikanlılık ve dinçlik ile Latif, Tahran’da inşaat işinde ara elaman olarak çalışır. Çay yapar, ekmek alır. Olaylara karşı hep bir tezyanıtlılığı vardır.
Güleç ve vurdumduymazdır; işçilerden biri dördüncü kattan düşüp de ayağını kırdığında paraşütsüz mü atlamış? diyebilecek kadar.
Gençtir; henüz bıyıkları yeni terleyecek kadar.
Asidir; herkese çatacak kadar.
ve sevdalıdır; kimliğinden vazgeçebilecek kadar.
Çünkü aşk, nasip işiydi; hesap değil.
Çünkü aşk, kendini adamaktı; arayış değil. (Mevlana)
Latif’in, Baran ile tanışmasından sonra geriye salt olarak herkesten gizlediği kalacaktır yüreğine. Öyle ki, o şen şakrak gencin yerini, Baran’ın kimsesiz ve bir başına kaldığı dünyasında omuzlarına yüklenen yükün ağırlığı alacaktı.
Latif, henüz Baran’ı tanımazdan önce onu Rahmat adıyla erkek çocuğuolarak bilirdi.
Güvercinler karşılıyor filmde çok kez…
Rahmat’ın gelişinde, sofrayı kuruşunda… Bir yanda Latif güvercinleri taşlarken, diğer yanda Rahmat besler onları. Rahmat artık Baran olduğu vakit, işten ayrıldığında, Latif’in onu aradığı ve tokasını bulduğu yerde ve tabii, Baran’ın gidişinde… O gidişte sahne, normal akışından birkaç saniye fazlaca durur ekranda. Baran’ın gidişini Latif’le birlikte seyrettirir yönetmen. Bak, der. “iyice bak. Giden sevgidir, merhamettir. Gelen aydınlıktır, bilinçtir. iyice bak. Bak ki, idrak et sevginin gücünü…”
Esasen Mevlana’ya ait olan bu söz, sanki Latif ile Baran’ın dilinden dökülmüş gibi:
“O kadar yakınsın ki, seni ben sandım.Sana o kadar yakınım ki, beni sen sandım. Sen mi bensin ben mi senim şaşırdım kaldım.”
görsel
O ki, yaşanır kılar hayatı, unutturuverir keşmekeşini. Oysa ayrılık öyle bir ateştir ki, yakar yüreği. En onulmazı da onaran şifa, yüreğin bir çağlayan gibi taşarken, dilin sessizliğinde gizliydi. Bir ses ki ne ötelerden, ne de gaipten. Bir şarkı ki, Baran’ın o duyulmayan kelimelerinden ulaşır Latif’in gönlüne...Nitekim, ne Latif’in gözleri değiyor Baran’ın gözlerine, ne de Baran’ın iki kelamı varıyor Latif’in kulaklarına.
Yüreğin dili sessiz olandır.
Biri Türk, diğer Afgan olan iki gencin, iran’da kesişen “yalın” bir öyküsü: Baran.
Doğu insanının çekingen, ürkek, güleç ve bir o kadar da hırçın yanını temsilen bir tarafta Latif; öte yanda tüm yılmazlığıyla, dirayeti, mahireti ve mücadelesiyle Baran.
On yedi yaşının verdiği delikanlılık ve dinçlik ile Latif, Tahran’da inşaat işinde ara elaman olarak çalışır. Çay yapar, ekmek alır. Olaylara karşı hep bir tezyanıtlılığı vardır.
Güleç ve vurdumduymazdır; işçilerden biri dördüncü kattan düşüp de ayağını kırdığında paraşütsüz mü atlamış? diyebilecek kadar.
Gençtir; henüz bıyıkları yeni terleyecek kadar.
Asidir; herkese çatacak kadar.
ve sevdalıdır; kimliğinden vazgeçebilecek kadar.
Çünkü aşk, nasip işiydi; hesap değil.
Çünkü aşk, kendini adamaktı; arayış değil. (Mevlana)
Latif’in, Baran ile tanışmasından sonra geriye salt olarak herkesten gizlediği kalacaktır yüreğine. Öyle ki, o şen şakrak gencin yerini, Baran’ın kimsesiz ve bir başına kaldığı dünyasında omuzlarına yüklenen yükün ağırlığı alacaktı.
Latif, henüz Baran’ı tanımazdan önce onu Rahmat adıyla erkek çocuğuolarak bilirdi.
Güvercinler karşılıyor filmde çok kez…
Rahmat’ın gelişinde, sofrayı kuruşunda… Bir yanda Latif güvercinleri taşlarken, diğer yanda Rahmat besler onları. Rahmat artık Baran olduğu vakit, işten ayrıldığında, Latif’in onu aradığı ve tokasını bulduğu yerde ve tabii, Baran’ın gidişinde… O gidişte sahne, normal akışından birkaç saniye fazlaca durur ekranda. Baran’ın gidişini Latif’le birlikte seyrettirir yönetmen. Bak, der. “iyice bak. Giden sevgidir, merhamettir. Gelen aydınlıktır, bilinçtir. iyice bak. Bak ki, idrak et sevginin gücünü…”
Esasen Mevlana’ya ait olan bu söz, sanki Latif ile Baran’ın dilinden dökülmüş gibi:
“O kadar yakınsın ki, seni ben sandım.Sana o kadar yakınım ki, beni sen sandım. Sen mi bensin ben mi senim şaşırdım kaldım.”
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar