bugün
- manisada okul saldırısı13
- erkeklerin artık kadınların peşinden koşmaması7
- sarı torbadan rahatsız olan kürt7
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası4
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi4
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü6
- sözlükteki teroristler5
- atlet giymeyen insan6
- yapay zekaya entry yazdırmak4
- true nickli yazar7
- her şeye neden diye sorma alışkanlığı4
- z kuşağı6
- gocu bak bi7
- çıplakken buzdolabının kapağını açmak4
- oğuzhan koç'un seyirciyi azarlaması2
- husiler ve mekke ittifakı'nın ilk sınavı4
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- evliliği ayakta tutan güçler6
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra6
- baturay özdemir2
- türkler ile moğollar kardeştir18
- drew barrymore4
- mason greenwood6
- bugün ne oldu11
- orta asyadakilerin penis boyu3
- foşik törklörön liginde birinci amedspor17
- tavuk pilav yiyen erkek3
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm17
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı12
- yanlış yönde yürüdüğünü fark ettiğin an2
- 100tlnin hesabını yapan cimri3
- çayı karıştırdıktan sonra kaşığı yalamak2
- kedinin yanında kediyi çekiştirmek2
- umumi tuvalette telefonundan video izleyen insan2
- yumurtayı sivri tarafından kıran insan2
- motorinin 100 lirayı görmesi4
- musa anter10
- iş arayanların aslında para araması8
- akp'li tayyar'ın erdoğan'a sıra dayağı çağrısı4
- entry girmek için entry girmek2
- çamaşır makinasını çalışırken izlemek7
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz16
- ölümden korkuyor musunuz34
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı30
- claudian clouds43
- halk tv haberciliği2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- tulumba tatlısı6
- game of thrones taki kerhaneci17
insanın zor koşullarda nasıl ayakta kaldığını çok güzel bir şekilde ortaya koyan teoridir.
öncelikle algı nedir onun hakkında küçük bir tanım vermek isterim. algı, insanın çevresinden duyuları yardımıyla aldığı bilgilerin beyin tarafından yorumlanmasıdır. böyle genel olarak bakınca denilebilir ki işte bak duyu aynı beyin zaten yapı olarak benzer o zaman algılarımız ortak denilebilir. ama değil çünkü beyin somut ve tüm insanlarda eş değer değil, yetişme biçimi, toplumda etken olan kültür, din, çevre, eğitim gibi etmenlerle gelişen ve farklılık gösteren bölgemizdir. örneğin bir bayan mini etek giyip köyde gezerse "vay ırıspı" denip dayak yiyebilir *, ama istanbul'da kadıköy'de giyse " ben demistim kisalar yakisiyor diye " tepki alır.
şimdi yavaş yavaş bildiğim kısıtlı bilgilerle bu teoriye sokaktaki adam gibi açıklamaya çalışacağım çünkü benim bilgilerim oldukça kısıtlı. yaptığımız hiç bir şeyi geri alamayız yani gerçekleştirdiğimiz eylemlerin geriye dönüşü yoktur. yaptığımız bir hatanın bize etkileri oldukça büyük olur ve sürekli o hataların altında eziliriz. bu bir yerden sonra kafanın duvarlara vurulup ağır depresyona girme ile sonuçlanabilir. o zaman insan ne yapmalı? yani bir hata yaptık ve bu hata ile ömür boyu yaşamak mümkün değildir. sadece hata değil insanın algısına ters düşen bir durumda olayı değiştirmesi mümkün olmadığında algılarıyla oynamaya başlar. yani algıyı değiştirmek gerçekleri değiştirmekten nispeten daha kolaydır. farzı misal diyelim ki ilerde bir kızınız oldu. üniversiteye gönderdiniz. orda talihsiz bir olay oldu, itin biri kızı kandırdı ve onu kullandı sonrada bıraktı. şimdi bu durumda kızınız ağlayarak geldi ve baba/anne böyle böyle oldu affedin beni diye olayı anlattı. bu durumda kızı mı öldürürsünüz? hayır. elemanı mı öldürürsünüz? hayır ama elemanın bacaklarını kırma ihtimaliniz var. ucunda ölüm yok ve yıllarınızı harcadığınız ve her şeyden çok sevdiğiniz kızınız karşınızda korunmasız durmaktadır. işte bu durumda algılar değişmeye başlar. kendi kendinize "en azından böyle bir adamla evlenmedi", "kızlık denen kavram ne ki" demeye başlar ve olayı zamanla üstünüzden atarsanız. kızınıza daha fazla dikkat edip onun için elinizden geleni yapmaya başlarsınız. o kızın ailesi böyle yapmazsa, her saniye bıçak gibi saplanır kalplerine, kafalarını duvarlara vurmaya başlarlar.
şöyle bir durumda var. kalkıpta her boku yiyip, sürekli algılarla oynanırsa bir yerden sonra insanda gerçeklik kavramı yolundan çıkar. insan kendini kandıramaz. sonra yoldan çıkıp kendini uyuşturucuya içkiye vermesi kaçınılmazdır.
yani demek istediğim bu teori insanların felaket derecesine başına gelen olaylar karşısında nasıl durabildiğini gösterir. örneğin felaketin feriştahını yaşayan yaprak dökümü ailesinin ayakta kalması belkide bu teori ile açıklanabilir.
insan güçlüdür ve üstündür...
öncelikle algı nedir onun hakkında küçük bir tanım vermek isterim. algı, insanın çevresinden duyuları yardımıyla aldığı bilgilerin beyin tarafından yorumlanmasıdır. böyle genel olarak bakınca denilebilir ki işte bak duyu aynı beyin zaten yapı olarak benzer o zaman algılarımız ortak denilebilir. ama değil çünkü beyin somut ve tüm insanlarda eş değer değil, yetişme biçimi, toplumda etken olan kültür, din, çevre, eğitim gibi etmenlerle gelişen ve farklılık gösteren bölgemizdir. örneğin bir bayan mini etek giyip köyde gezerse "vay ırıspı" denip dayak yiyebilir *, ama istanbul'da kadıköy'de giyse " ben demistim kisalar yakisiyor diye " tepki alır.
şimdi yavaş yavaş bildiğim kısıtlı bilgilerle bu teoriye sokaktaki adam gibi açıklamaya çalışacağım çünkü benim bilgilerim oldukça kısıtlı. yaptığımız hiç bir şeyi geri alamayız yani gerçekleştirdiğimiz eylemlerin geriye dönüşü yoktur. yaptığımız bir hatanın bize etkileri oldukça büyük olur ve sürekli o hataların altında eziliriz. bu bir yerden sonra kafanın duvarlara vurulup ağır depresyona girme ile sonuçlanabilir. o zaman insan ne yapmalı? yani bir hata yaptık ve bu hata ile ömür boyu yaşamak mümkün değildir. sadece hata değil insanın algısına ters düşen bir durumda olayı değiştirmesi mümkün olmadığında algılarıyla oynamaya başlar. yani algıyı değiştirmek gerçekleri değiştirmekten nispeten daha kolaydır. farzı misal diyelim ki ilerde bir kızınız oldu. üniversiteye gönderdiniz. orda talihsiz bir olay oldu, itin biri kızı kandırdı ve onu kullandı sonrada bıraktı. şimdi bu durumda kızınız ağlayarak geldi ve baba/anne böyle böyle oldu affedin beni diye olayı anlattı. bu durumda kızı mı öldürürsünüz? hayır. elemanı mı öldürürsünüz? hayır ama elemanın bacaklarını kırma ihtimaliniz var. ucunda ölüm yok ve yıllarınızı harcadığınız ve her şeyden çok sevdiğiniz kızınız karşınızda korunmasız durmaktadır. işte bu durumda algılar değişmeye başlar. kendi kendinize "en azından böyle bir adamla evlenmedi", "kızlık denen kavram ne ki" demeye başlar ve olayı zamanla üstünüzden atarsanız. kızınıza daha fazla dikkat edip onun için elinizden geleni yapmaya başlarsınız. o kızın ailesi böyle yapmazsa, her saniye bıçak gibi saplanır kalplerine, kafalarını duvarlara vurmaya başlarlar.
şöyle bir durumda var. kalkıpta her boku yiyip, sürekli algılarla oynanırsa bir yerden sonra insanda gerçeklik kavramı yolundan çıkar. insan kendini kandıramaz. sonra yoldan çıkıp kendini uyuşturucuya içkiye vermesi kaçınılmazdır.
yani demek istediğim bu teori insanların felaket derecesine başına gelen olaylar karşısında nasıl durabildiğini gösterir. örneğin felaketin feriştahını yaşayan yaprak dökümü ailesinin ayakta kalması belkide bu teori ile açıklanabilir.
insan güçlüdür ve üstündür...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar