bugün
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- bir insanın muadilini bulmak4
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- yanlışlıkla gey olmak9
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde9
- sözlük kızlarının acayip tatlı olması3
- sen neye inanıyorsun2
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- merfulu9
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- evde köpek beslemek2
- rodrigo mora6
- kulağın pıtı gibi olması2
- wc'ye telefonsuz girmek6
- günlük tutan erkek19
- adnan menderes2
- ev almak isteyenlere tavsiye4
- sözlükteki herkesin çok zeki olması3
- arda güler5
- anafartalar cephesi2
- gocu8
- seçimi yine akepe kazanacak3
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- halkını düşünmeyen lider4
- her yerde sümkürebilen insan6
- yazarların para ödediği yapay zekalar2
- başakşehir çam ve sakura devlet hastanesi3
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- çomar haber ajansı3
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- kavalali mehmet ali pasa5
- merhabalarr5
- gratisin içini merak etmek8
- diriliş ertuğrul ve kuruluş osman izleyip coşmak3
- 12 inci nesil olmanın çok ayıp olması3
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- yeşil kuşak projesi3
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- sigara yasağı3
- ay diyen erkek3
- mekke anlaşması14
- erkeğe şiddet uygulayan kadın4
- arkadaşlar nasılsınız11
- stres atamamak2
- g o k u4
- sözlükte kavga olacak hissi4
- tuğralı dobloya binip ekonomi çoh eyi demek2
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
dünyadaki tüm sevgilerin aynı olmadığını farkedebildiğimiz tarihtir.eğer konu, kişinin aşkı ise ele alınmış en öznel tarihtir. herkese göre değişir. nasıl mı? bir şeyin varlığının yanında onu nitelendirmek için ilk önce onun ne olduğunu bilmeli, onu tatmalıyız.
bilmediğimiz o kadar çok şeyi tanımlıyoruz denilebilir, ama en somut duygu birikiminin * tadılmadan tarifi boştur.
benim tarihim 3. sınıfın okul çıkışında başlamıştı.. dersten çıkmıştım mavi önlüğüm kırmızı bir sırt çantam vardı. onu görmüştüm, donuk bir yüzü vardı ölü gibi beyaz,
kireç yutmuştu sanki. dal gibiydi upuzun. hatta babamdan bile uzun gelmişti o an bana. çantamın altında ezildiğimi hissetmiştim. hayat yavaşlamıştı onu gördüğümde
yavaşlatmıştım istemediğim halde hep ona bakıyordum. başka da bir şey hatırlamıyorum . bir dahaki yüzüne bakışım 8. sınıfın son günlerinden biriydi.
tek duam aynı liseye gitmememiz yönündeydi. yine beni bir şeyler eziyordu ve bu kez çantam yoktu. tarifsiz gözle görünmez bir yük 5 yıldır hep taşıdığım o yüktü.
zamanla kaybolmak yerine beni iyice kamburlaştıryor, yoruyordu. okul o hafta bitti. ağladım. ölüm gibiydi sanki, sonunu görememiştim ve yine ağladım.
lise de bitiyordu okulun merdivenlerinde sevgilisiyle oturuyordu çaresizdim, kendimi sıkıca tembihlemiştim bekliyordum, bakıyordum. yapabileceğim hiç bir şey olmadığını anladım ne kadar sevdiğimi ne ona hissettirebildim ne de o bildi. ben sanırım yanında olmayı göze alamadığım için kaybetmiştim. kim bilir, belki de çok sevmemiştim. beğendiği kızların güzelliğini hiç kıskanmamış aynaya her baktığımda da ondan * nefret etmemiştim. çünkü her aynaya baktığımda onu görüyordum. bir kersinde unutmaya karar vermiştim ve yüzümdeki yüzünü sileceğim demiştim. üniversitede bitiyor, aynalara hala bakmıyorum yüzümdeki yüzü silemediğimi bildiğimden.
umrumda zerre kadar olmaz ama bunlar kimine göre saplantıdır belki, fakat karşılık beklemeden verdiğim ilk ve en büyük hediyem. keşke oda bilseydi diyemediğim. ölü gibi bir yüzüm var ve hala, saçma ama aklıma geldikçe ağlıyorum.
bu kadar şeyden sonra elimde kalanlar; saklamanın verdiği bir çok şehrin arasına yol olmuş pişmanlığım , hiç bir şekilde ona bakamadan geçirdiğim o kadar yıl ve kendime ettiğim ve artık saçmaladığımı farkettiren haksızlığım. diğer yanıma olan bu eziyetim sonunda kendime karşı duyduğum nefretim. *
bilmediğimiz o kadar çok şeyi tanımlıyoruz denilebilir, ama en somut duygu birikiminin * tadılmadan tarifi boştur.
benim tarihim 3. sınıfın okul çıkışında başlamıştı.. dersten çıkmıştım mavi önlüğüm kırmızı bir sırt çantam vardı. onu görmüştüm, donuk bir yüzü vardı ölü gibi beyaz,
kireç yutmuştu sanki. dal gibiydi upuzun. hatta babamdan bile uzun gelmişti o an bana. çantamın altında ezildiğimi hissetmiştim. hayat yavaşlamıştı onu gördüğümde
yavaşlatmıştım istemediğim halde hep ona bakıyordum. başka da bir şey hatırlamıyorum . bir dahaki yüzüne bakışım 8. sınıfın son günlerinden biriydi.
tek duam aynı liseye gitmememiz yönündeydi. yine beni bir şeyler eziyordu ve bu kez çantam yoktu. tarifsiz gözle görünmez bir yük 5 yıldır hep taşıdığım o yüktü.
zamanla kaybolmak yerine beni iyice kamburlaştıryor, yoruyordu. okul o hafta bitti. ağladım. ölüm gibiydi sanki, sonunu görememiştim ve yine ağladım.
lise de bitiyordu okulun merdivenlerinde sevgilisiyle oturuyordu çaresizdim, kendimi sıkıca tembihlemiştim bekliyordum, bakıyordum. yapabileceğim hiç bir şey olmadığını anladım ne kadar sevdiğimi ne ona hissettirebildim ne de o bildi. ben sanırım yanında olmayı göze alamadığım için kaybetmiştim. kim bilir, belki de çok sevmemiştim. beğendiği kızların güzelliğini hiç kıskanmamış aynaya her baktığımda da ondan * nefret etmemiştim. çünkü her aynaya baktığımda onu görüyordum. bir kersinde unutmaya karar vermiştim ve yüzümdeki yüzünü sileceğim demiştim. üniversitede bitiyor, aynalara hala bakmıyorum yüzümdeki yüzü silemediğimi bildiğimden.
umrumda zerre kadar olmaz ama bunlar kimine göre saplantıdır belki, fakat karşılık beklemeden verdiğim ilk ve en büyük hediyem. keşke oda bilseydi diyemediğim. ölü gibi bir yüzüm var ve hala, saçma ama aklıma geldikçe ağlıyorum.
bu kadar şeyden sonra elimde kalanlar; saklamanın verdiği bir çok şehrin arasına yol olmuş pişmanlığım , hiç bir şekilde ona bakamadan geçirdiğim o kadar yıl ve kendime ettiğim ve artık saçmaladığımı farkettiren haksızlığım. diğer yanıma olan bu eziyetim sonunda kendime karşı duyduğum nefretim. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar