bugün
- sözlük erkeklerinin göğüsleri18
- sevdiğiniz yazarlara sürekli artı basmak6
- iremga5
- kocu7
- dayanamayıp kitap almak6
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği3
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması28
- sözlüğe efsane filmler bırak6
- hindistan'a atom bombası atmak7
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- neyin var derler diye hislerini saklamak3
- 500 bin tl'ye citroen ami alan akraba2
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- sözlük sadece bilgi edinmek için değildir4
- ellerim bos gonlum hos5
- bana sesini yükseltme diyen partner5
- şükredilecek şeyler9
- domdomusaa2
- haftanın gammazları listesi25
- dejavu yaşamak7
- zall özel mesajları okuyor mu sorunsalı5
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek6
- arkadaşlar bir konuya açıklık getirelim2
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- sözlüğümüz iyi ki var2
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması24
- anın görüntüsü22
- garibim çaylak olmuş2
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle7
- bir daha doğmayacak olmak4
- en son ne yediniz5
- osimhen lukaku vlahovic salah6
- bir kızı meyveli sodaya alıştırmak5
- mastürbasyon yapmayı unutmayın6
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- tarih tekerrür eder mi6
- kaslı serseri mi göbekli iş adamı mı6
- hangi sözlük kızının sağ koltuğuna oturursunuz9
- lanetli çaylak3
- şeytanla pazarlıkta istenecek saçma şeyler2
- uyuyan kızın ayaklarını koklamak4
- zorunlu eğitim paradoksu3
- 2023 te süper güç olacağını zanneden çomar3
- mehdinin bir anda gelecek olması11
- pforzheim den talimat alan yazarlar5
- 13 ağustos 2026 15 ilde fırtına alarmı2
- beyin ameliyatından çıkmak7
- ispartalı kızların gül kokması8
- yiyip yiyip kilo almamak4
Tutku ile doğmuştur Adem oğlu, Havva kızı. Ve her tohumun atılışında ateşle yoğrulmuştur hislerin coşkusu; sanılanın aksine, yok etmek için değil, çok kere itaat etmek içindir. itaatsizlik öyle hafife alınır şey değil; kıdemlidir insan denilen mahlûk için kendisi. Putlara tapınma, semada bir varlığa işaret edilene inanma, doğanın çeşitli güçlerine ilah adama, her ululaştırılana adak sunma; az şey değil bunlar kardeşlerim.
Tepeden tırnağa ürpertinin semah yolculuğunun içsel huzuru, içsel arınması.
Elbet bildiniz; salt itaat etme değil, tapınma değil olanlara/olmuşlara. Bunlar bizim kandırmacalarımız, kendimiz olan ben'e.
Yalanlarımız tanrılara, semadaki olana, zikrin içinde olan samimiyetsizliğe, sevgili olan biçareye.
Güce tapınır adem evladı; güçten güç alarak.
Pek tabii aslını inkar ederek.
Ama bu mu gerçek?
Kandırdık mı onları içtenlikle?
Yalanlarımız kime?
Sana?
Hayır hayır ona...
Diğerine?
Belki de berikine...
Yok canım, ötelediğimiz diğerine (lere ).
Kandırmayalım; yalanlarımız kendimize.
Mutluluğu aradık esarette. Gömüldük kaldık asırlık evrimlerimize. Tepeden tırnağa yenilenmelerimizde, aslında eskileri devşirdik benzerlikleriyle, benzerliklerine. Önümüze konulan hep aynıydı, sırtımıza yüklediklerimiz bir sonrakinin hep bir öncesiydi. Değişmedi, değişmeliydi de, beceremediklerimizdendi bu.
Kandırdık hep. Kimi?
Kendimizi...
Önce bundan başladık, ikinci tekil şahıs yaparak benliğimizi.
Öteledikçe kendimizi, o kadar çok savurduk yalanlarımızı. Her uzaklaştırmada kimliğimizi bedenimizden, o kadar rahat ettik söylediğimiz yalanlarımızla. Her yalanımızda, bir o kadar uzak kaldık ruhumuzdan; kimlik artık koca bir boşlukta sallanan sonbahar yaprağı. Düştü düşecek misali...
Yanlışı en başta yapmanın handikabı ile, düştük ucu bucağı olmayan yollara. Kaybettiklerimizi ise hiç sorma! Ne söyleyecek cesaret kaldı dilimizde, ne de hatırlamak isteyecek hafıza.
Mutlulukları aradık işte bunlarda.
"Çaresi olacaksa", dedik ki içten içe; "ona da amenna!"
"Huzura ereceksem, savururum savurabildiğim kadar yalan önce kendime, sonra onlara..."
Yalancının mumu yatsıya kadar yanıyordu ama, o kadar azimliydik ki, binlerce yatsı zamanlar tükettik, ama yalanlarımızı tüketemedik.
Önce işe kendimizle başladık, ve hatayı da zaten burada yaptık.
Tepeden tırnağa ürpertinin semah yolculuğunun içsel huzuru, içsel arınması.
Elbet bildiniz; salt itaat etme değil, tapınma değil olanlara/olmuşlara. Bunlar bizim kandırmacalarımız, kendimiz olan ben'e.
Yalanlarımız tanrılara, semadaki olana, zikrin içinde olan samimiyetsizliğe, sevgili olan biçareye.
Güce tapınır adem evladı; güçten güç alarak.
Pek tabii aslını inkar ederek.
Ama bu mu gerçek?
Kandırdık mı onları içtenlikle?
Yalanlarımız kime?
Sana?
Hayır hayır ona...
Diğerine?
Belki de berikine...
Yok canım, ötelediğimiz diğerine (lere ).
Kandırmayalım; yalanlarımız kendimize.
Mutluluğu aradık esarette. Gömüldük kaldık asırlık evrimlerimize. Tepeden tırnağa yenilenmelerimizde, aslında eskileri devşirdik benzerlikleriyle, benzerliklerine. Önümüze konulan hep aynıydı, sırtımıza yüklediklerimiz bir sonrakinin hep bir öncesiydi. Değişmedi, değişmeliydi de, beceremediklerimizdendi bu.
Kandırdık hep. Kimi?
Kendimizi...
Önce bundan başladık, ikinci tekil şahıs yaparak benliğimizi.
Öteledikçe kendimizi, o kadar çok savurduk yalanlarımızı. Her uzaklaştırmada kimliğimizi bedenimizden, o kadar rahat ettik söylediğimiz yalanlarımızla. Her yalanımızda, bir o kadar uzak kaldık ruhumuzdan; kimlik artık koca bir boşlukta sallanan sonbahar yaprağı. Düştü düşecek misali...
Yanlışı en başta yapmanın handikabı ile, düştük ucu bucağı olmayan yollara. Kaybettiklerimizi ise hiç sorma! Ne söyleyecek cesaret kaldı dilimizde, ne de hatırlamak isteyecek hafıza.
Mutlulukları aradık işte bunlarda.
"Çaresi olacaksa", dedik ki içten içe; "ona da amenna!"
"Huzura ereceksem, savururum savurabildiğim kadar yalan önce kendime, sonra onlara..."
Yalancının mumu yatsıya kadar yanıyordu ama, o kadar azimliydik ki, binlerce yatsı zamanlar tükettik, ama yalanlarımızı tüketemedik.
Önce işe kendimizle başladık, ve hatayı da zaten burada yaptık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar