bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi23
- gocu'ya özgürlük9
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın6
- farklı mısın4
- gocu9
- sözlük hesabını sil perileri4
- yeşil parka giyen kız4
- fatma betül sayan kaya49
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- kahve ve sigara ile yağmuru izlemek3
- sabahları nefret edilen şeyler11
- arkadaşlar beni neden sevmediniz3
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı3
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı3
- yıldız tilbe kızılı2
- ideal bira bardağı3
- cemil ipekçi2
- arkadaşlar çok uykum var2
- hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım2
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi2
- pazartesi sabah 7 de spor salonuna giden insan3
- sarımsak6
- cin filmleri4
- türk korku filmi klişeleri3
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- pizza5
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- pizza margarita4
- iwf yapay zeka çocuk istismarı materyali artışı2
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları3
- sözlük gıybeti12
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması43
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- asrın soygunu14
- hangi tatlısınız10
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- nasıl birisiniz8
- akp seçmeni16
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- anın görüntüsü20
- napıyorsunuz8
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- türkiye'nin yemen de mekke ittifakı tartışması2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı18
- gunluklerim aylik olmus11
- arkadaşlar naber ya8
Tutku ile doğmuştur Adem oğlu, Havva kızı. Ve her tohumun atılışında ateşle yoğrulmuştur hislerin coşkusu; sanılanın aksine, yok etmek için değil, çok kere itaat etmek içindir. itaatsizlik öyle hafife alınır şey değil; kıdemlidir insan denilen mahlûk için kendisi. Putlara tapınma, semada bir varlığa işaret edilene inanma, doğanın çeşitli güçlerine ilah adama, her ululaştırılana adak sunma; az şey değil bunlar kardeşlerim.
Tepeden tırnağa ürpertinin semah yolculuğunun içsel huzuru, içsel arınması.
Elbet bildiniz; salt itaat etme değil, tapınma değil olanlara/olmuşlara. Bunlar bizim kandırmacalarımız, kendimiz olan ben'e.
Yalanlarımız tanrılara, semadaki olana, zikrin içinde olan samimiyetsizliğe, sevgili olan biçareye.
Güce tapınır adem evladı; güçten güç alarak.
Pek tabii aslını inkar ederek.
Ama bu mu gerçek?
Kandırdık mı onları içtenlikle?
Yalanlarımız kime?
Sana?
Hayır hayır ona...
Diğerine?
Belki de berikine...
Yok canım, ötelediğimiz diğerine (lere ).
Kandırmayalım; yalanlarımız kendimize.
Mutluluğu aradık esarette. Gömüldük kaldık asırlık evrimlerimize. Tepeden tırnağa yenilenmelerimizde, aslında eskileri devşirdik benzerlikleriyle, benzerliklerine. Önümüze konulan hep aynıydı, sırtımıza yüklediklerimiz bir sonrakinin hep bir öncesiydi. Değişmedi, değişmeliydi de, beceremediklerimizdendi bu.
Kandırdık hep. Kimi?
Kendimizi...
Önce bundan başladık, ikinci tekil şahıs yaparak benliğimizi.
Öteledikçe kendimizi, o kadar çok savurduk yalanlarımızı. Her uzaklaştırmada kimliğimizi bedenimizden, o kadar rahat ettik söylediğimiz yalanlarımızla. Her yalanımızda, bir o kadar uzak kaldık ruhumuzdan; kimlik artık koca bir boşlukta sallanan sonbahar yaprağı. Düştü düşecek misali...
Yanlışı en başta yapmanın handikabı ile, düştük ucu bucağı olmayan yollara. Kaybettiklerimizi ise hiç sorma! Ne söyleyecek cesaret kaldı dilimizde, ne de hatırlamak isteyecek hafıza.
Mutlulukları aradık işte bunlarda.
"Çaresi olacaksa", dedik ki içten içe; "ona da amenna!"
"Huzura ereceksem, savururum savurabildiğim kadar yalan önce kendime, sonra onlara..."
Yalancının mumu yatsıya kadar yanıyordu ama, o kadar azimliydik ki, binlerce yatsı zamanlar tükettik, ama yalanlarımızı tüketemedik.
Önce işe kendimizle başladık, ve hatayı da zaten burada yaptık.
Tepeden tırnağa ürpertinin semah yolculuğunun içsel huzuru, içsel arınması.
Elbet bildiniz; salt itaat etme değil, tapınma değil olanlara/olmuşlara. Bunlar bizim kandırmacalarımız, kendimiz olan ben'e.
Yalanlarımız tanrılara, semadaki olana, zikrin içinde olan samimiyetsizliğe, sevgili olan biçareye.
Güce tapınır adem evladı; güçten güç alarak.
Pek tabii aslını inkar ederek.
Ama bu mu gerçek?
Kandırdık mı onları içtenlikle?
Yalanlarımız kime?
Sana?
Hayır hayır ona...
Diğerine?
Belki de berikine...
Yok canım, ötelediğimiz diğerine (lere ).
Kandırmayalım; yalanlarımız kendimize.
Mutluluğu aradık esarette. Gömüldük kaldık asırlık evrimlerimize. Tepeden tırnağa yenilenmelerimizde, aslında eskileri devşirdik benzerlikleriyle, benzerliklerine. Önümüze konulan hep aynıydı, sırtımıza yüklediklerimiz bir sonrakinin hep bir öncesiydi. Değişmedi, değişmeliydi de, beceremediklerimizdendi bu.
Kandırdık hep. Kimi?
Kendimizi...
Önce bundan başladık, ikinci tekil şahıs yaparak benliğimizi.
Öteledikçe kendimizi, o kadar çok savurduk yalanlarımızı. Her uzaklaştırmada kimliğimizi bedenimizden, o kadar rahat ettik söylediğimiz yalanlarımızla. Her yalanımızda, bir o kadar uzak kaldık ruhumuzdan; kimlik artık koca bir boşlukta sallanan sonbahar yaprağı. Düştü düşecek misali...
Yanlışı en başta yapmanın handikabı ile, düştük ucu bucağı olmayan yollara. Kaybettiklerimizi ise hiç sorma! Ne söyleyecek cesaret kaldı dilimizde, ne de hatırlamak isteyecek hafıza.
Mutlulukları aradık işte bunlarda.
"Çaresi olacaksa", dedik ki içten içe; "ona da amenna!"
"Huzura ereceksem, savururum savurabildiğim kadar yalan önce kendime, sonra onlara..."
Yalancının mumu yatsıya kadar yanıyordu ama, o kadar azimliydik ki, binlerce yatsı zamanlar tükettik, ama yalanlarımızı tüketemedik.
Önce işe kendimizle başladık, ve hatayı da zaten burada yaptık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar